Hz.Ali'nin yalnızlığı nasıl bir yalnızlıktı?

Ömer Noyan ile ‘Nehcü'l Belâğa ve İmam Ali’ incelemesini ve Hz.Ali’nin büyük yalnızlığını konuştuk..

Hz.Ali'nin yalnızlığı nasıl bir yalnızlıktı?

Ömer Noyan Nehcü'l Belağa

Hz. Ali’nin derdini bir nebze de olsa hissetmek ve hissettirmek adına Ömer Noyan tarafından hazırlanan Nehcü’l Belâğa ve İmam Ali, O’nun eseri olan Nehcü’l Belâğa’nın bir incelemesidir. Nehcü’l Belâğa’da yer alan hutbelerin, mektupların, sözlerin üzerinde yapılmış olan derslerin notlarından ve araştırmalarından oluşmuş. Düşün Yayıncılık’tan yeni çıkan kitabın genç yazarı Ömer Noyan ile kitabı üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Nehcü'l Belâğa ve İmam Ali kitabının nasıl ortaya çıktığından ve içeriğinden bahseder misiniz?

Öncelikle çocukluğumdan beri kitaplığımda olup sürekli göz göze gelmeme rağmen beni bu çalışmaya sürükleyen, üzerinde düşünmeme ve incelemeler yapmama sebebiyet veren durum; asıl iki yıl önce Mustafa İslamoğlu Hocamız ile başladığımız bir dersti. O derste okuduğumuz ilk metinlerden biri Hz. Ali’nin Nehcü'l Belâğa adlı eseriydi. Tarihî seyri içinde ve çok ayrıntılı bir inceleme ile büyük bir mirasla karşı karşıya olduğumuzu gördüm. Tüm bunlara rağmen maalesef bu eser, tarihimiz için kaynak olabilecek iken, kütüphanelerin tozlu raflarında unutulmuş gibidir. İnanıyorum ki eser, günümüzün birçok problemini çözebilecek derinlikte ve güncelliktedir. Bahsettiğim o dersin, bu mirasın duyurulması sorumluluğunu benim boynuma yüklediğine inanmıştım ve böylece başlayan bir seyirle kitabın ortaya çıktığını söyleyebilirim.

Bize kısa bir İmam Ali portresi çizebilir misin, yani O'nu nasıl ifade edebiliriz?

Hırkasını sırtına alıp oturmak yerine, sırtına ömrü boyunca bırakmayacağı cihadı kuşanmış biri… Bunların yanında, O’ndan söz ederken aynı zamanda acılardan, yalnızlıklardan, sancılardan da söz etmeyi gerekli kılan bir dava adamı…

Ali Şeraiti, Ali adlı eserinde Hz. Ali’den söz ederken O’nun iki türlü acıya sahip olduğunu söylüyor: Birincisi İbn Mülcem’in kılıcının zehrinden başında hissettiği acı, ikincisi ise O’nu yalnızlığı ile baş başa bırakan ve inleten acı… Bu tasnifi yaparken, bizim sadece O’nun o birinci acısına ağladığımızı söyler fakat Ali’nin derdi o birinci acısı değildir. “ Böylesine büyük bir ruhu inleten dert, bizim tanışık olmadığımız ‘yalnızlıktır’” diyerek, bizim de asıl bu derdi tanımamız gerektiğine dikkat çeker.

İmam Ali portresi denince Şeriati’nin bu ayrımı hatırıma düşmektedir sürekli.  Kısacası derdi, davası olan bir Allah adamı zihnimde canlanır.

Ömer NoyanKitabınızda da yer alan Ali Şeriati'nin bahsettiği "Ali'nin Yalnızlığı" konusundan bahseder misiniz?

Hz. Ali’yi düşündüğümüzde O’nun yaşadığı zamanda anlaşılmadığı, konuşunca da, sustuğunda da suçlandığını görmekteyiz. O’nun en büyük sıkıntılarından birisi de O’nun düşünce ve değerlerinin o zamanın ve o zeminin üzerinde olmasıydı. O dönemde O’nun takipçileri O’nun bu derinliğinin ve ferasetinin anlaşılması gerektiğinin farkında değillerdi.

Ali, kendi sıkıntılarından dolayı acı çekmeyecek kadar büyüktür. Bu O’nun yüreğindeki aşkınlığın göstergesidir. Bildiğimiz kadarıyla Ali’nin feryadının hiçbir zaman eksik olmadığını görüyoruz. Hatta O’nun sükûtu da dertlidir. Bir ömür boyu şecaat ile savaşmış ve büyük bir adayış süreci gerçekleştirmiştir. Fedakârlıklarda bulunmuş ve toplumu gücü ve cihadıyla ortaya çıkarmıştır. O, tüm bunlara rağmen başarıya ulaştığı zamanda yalnızdır. Karanlık gecelerde Medine’yi terk edip hurmalıkların orada kuyuların başında feryat ettiğini bu sebeple görüyoruz. Zira, “Bir ruhta yalnızlık ve aşk hissi, bu ruhun gelişmişliği oranında daha güçlü, daha şiddetli ve daha ıstırap verici olur.”

Bakar mısınız, Medine’de… Gecenin en karanlığında… Hurmalıklarda… Bir kuyunun içine doğru… Neden çığlıklar, hıçkırıklar ve gözyaşları döküyor… Sessizce… Kimse duymadan… Kimse görmeden… Hem de her gece…  Bu yaşanan yalnızlığı ne anlatır ve nasıl çözümleriz tam olarak bilemiyorum… Hz. Ali'nin büyük yalnızlığını anlatışı vardır ya Ali Şeriati'nin... O yalnızlığı ruhumuzun derinliklerinde hissetmemiz gerekiyor.

Elemlerinin tam ortasında, sancılarının başucunda… Umutlarının başlangıcında, hayallerinin doruklarında, fikirlerinin en hoyratında hissetmek ve görmemiz gerekiyor… Düşün ki; anlatmakta aciz kalsın kelimeler, düşün ki; titreme sarsın, düşün ki; ateşler bassın her tarafı… O çöllere uzan ki, duyulsun sevgili yârin çığlıkları bir hurmalıkta, karanlık olunca, bur kuyunun başında… Bu sahraya varmak, bu tınıya varıp bu ahenge ulaşmak kolay değil elbette.

Bizler Ali’yi tanımak, O’nun gözeticisi olmak zorundayız. Bunun sorumluluğunu en özelimizde hissetmek durumundayız ki tarihin büyük kırılma anlarından birinin karanlığını çözme kudretinde bulunup geleceğimizi aydınlatalım. Bu, insanlığı bilinçlendirme sorumluluğudur. O’nu takip ederek işe başlamalı, O’nun derdiyle azık torbamızı doldurmalı ve yola öyle çıkmalıyız. Biz onun gerçek takipçileri olmalıyız. Bu ise, O’nunla hemdert olmak ve sancılara ortak olmak demektir.Nehcü'l Belağa

Hz. Ali konusunda, O'nu doğru anlatan ve okuyucularımıza da tavsiye edebileceğiniz, önereceğiniz kitap ve çalışmalar hangileridir sizce?

Öncelikle Nehcü'l Belâğa; eseri diye bilinen, kendi hutbeleri, mektupları ve sözlerinden oluşturulmuş olan kitabı söyleyebilirim. Ali Şeriati’nin Ali ve Ali Şiası ve Safevi Şiası adlı iki kitabı da İmam Ali ile ilgili önemli yere sahiptir. Muhammed Ebu Zehra’nın Mezhepler Tarihi kitabından yine İmam’ın olduğu bölümü ve İhsan Süreyya Sırma’nın İslami Tebliğin Örnek Halifeler Dönemi kitabını önerebilirim.

Düşün Yayıncılık "Klasik Okumaları" dizisinde, Nehcü'l Belâğa ve İmam Ali kitabından sonra hangi çalışmalarınız olacak?

“Klasik Okumaları” kategorisinde El-İktisad Fi’l-İtikad ve İmam Gazali, Mukaddime ve İbn Haldun, Huccetullahi’l Baliğa ve Şah Veliyullah Dehlevi, Tarikat-ı Muhammediyye ve İmam Birgivi gibi âlimlerimizin eserleri üzerinde çalışmalar yapmayı hedeflemekteyim.

 

Muhammet Furkan Gümüş konuştu

 

 

Güncelleme Tarihi: 13 Mayıs 2016, 10:58
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13