Her Yıl Yeni Bir Kütüphaneyi İstanbulluların Hizmetine Sunuyoruz

İBB Kütüphane ve Müzeler Müdürü Ramazan Minder, kitaplar ve kütüphaneler çevresinde Şakir Kurtulmuş'un sorularını cevapladı.

Her Yıl Yeni Bir Kütüphaneyi İstanbulluların Hizmetine Sunuyoruz

Ramazan Minder, İstanbul Büyükşehir Belediyesi bünyesindeki tüm kütüphanelerin başındaki sorumlu genel müdür… Kitaba duyduğu ilgi, saygı, bir kültür adamı olarak sahip olduğu bilgi birikimi, Kütüphaneler Müdürlüğü’ndeki çalışmaların zenginleşmesi ve güzelleşmesine zemin hazırlıyor. Taksim’deki Atatürk Kütüphanesi’ne her defasında günün değişik saatlerinde geldiğim halde her zaman salonların dolu olduğunu, girişte kuyrukta bekleyen öğrenciler olduğunu gördüm. Salonlar okuma için çok güzel ortamlar olduğu gibi, araştırmacıların da ilgiyle kullandığı mekânlar.

Bir zamanlar kütüphanelerin çoğunun kapılarının kilitli olup kullanılamadığını hatırladıkça bugün Atatürk Kitaplığı olsun, diğer kütüphaneler olsun, buraların yararlanılan mekânlara dönüştürüldüğünü görmek, hatta kütüphanenin 24 saat açık olduğunu düşünmek büyük heyecan veriyor. Kitaba ilginin azaldığının ileri sürüldüğü bir zamanda öğrencilerin, kitap dostlarının kitapla olan yakınlığına şahit olduğumuz bir mekanda İBB Kütüphane ve Müzeler Müdürü Ramazan Minder’le kitaplar ve kütüphaneler çevresinde güzel bir söyleşi gerçekleştirdik.

Kapıları kilitli, kullanılmayan, önünden geçerken içimizi acıtan kütüphanelerden, 24 saat açık kütüphaneler dönemine geldik hamdolsun. Bize bu güzel serüveni anlatır mısınız önce. Nasıl oldu, nasıl sağlandı bu başarı?

Atatürk Kitaplığı, “Hiç Kapanmayan Kütüphane” sloganıyla 7 gün 24 saat hizmet veren ülkemizin ilk ve tek halk ve araştırma kütüphanesi olma özelliğine sahiptir. Eylül 2015 tarihinden beri 24 saat hizmet veren kütüphanemiz günün her saati yoğun olarak çalışmaktadır. Hafta içi gece saat 24.00'ten sonra okuyucularımıza ücretsiz sıcak çorba ve çay ikram etmekteyiz. 24 saat uygulamamızdan sonra Atatürk Kitaplığı günün her saatinde yoğun bir ilgiyle karşılandı. Kütüphane önünde bu kuyrukları görmek mümkün. Aslında bu kuyruklar da bizi üzmekte. Hiç bir gencimizin burada beklemesini arzu etmeyiz fakat oturma kapasitesinin üzerinde talep olunca yapacak bir şeyimiz yok. Kütüphanelerin mesai saatleri içerisinde çalışması, akşam ve hafta sonları kapalı olması okuyucularımızın haklı şikayetlerine sebep olmaktadır. Bu nedenle müdürlüğümüze bağlı tüm kütüphanelerimiz hafta içi 20.00’a kadar açık olup hafta sonları da çalışmaktadır.

İBB bünyesindeki kütüphanelerin kullanımı ile ilgili neler söylemek istersiniz? Dileyen herkes dilediği zaman kullanabiliyor mu?

Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü, merkezi Atatürk Kitaplığı olmak üzere 21 kütüphane ve 5 müzeden oluşmaktadır. Her yıl yeni bir kütüphaneyi açarak İstanbul halkının hizmetine sunmaktayız. Beykoz'dan Tuzla'ya, Başakşehir'den Sefaköy'e kadar kütüphane hizmeti vermekteyiz. Bu hizmetlerimiz haftanın yedi günü akşam saat 20.00'a kadar devam etmektedir. Tüm kütüphanelerimizde bir yoğunluk söz konusudur. Halkımızın kitap okumadığı, kitaba mesafeli olduğu kocaman bir yalandır. Devlet bugüne kadar ciddi bir kütüphanecilik hizmetini sunmadığı için bu oranlar düşük olabilir. Ama her yeni açtığımız kütüphane halkımızın yoğun ilgisiyle karşılaşmaktadır. En son Sultangazi'de açtığımız Hacı Bektaş Veli Kütüphanesi’ni Mayıs 2016 tarihinde 20 bin kişi kullanmış. Bu çok büyük bir sayı. Tüm kütüphanelerimizden 2015 yılında bir milyondan fazla kişi yararlanmış.

Kütüphanelerimizden yararlanmak için herhangi prosedür ve ücret söz konusu değildir. Ödünç kitap almak için basit bir üyelik işlemimiz var o kadar.

Bu genel bilgilerden sonra asıl eski eserler konusuna gelmek istiyorum. İBB bünyesinde pek çok değerli eser biriktirdiğinizi biliyoruz. Bunlardan söz edelim istiyorum. Nerden başladınız, bugün geldiğiniz nokta nedir? Şu anda ne kadar eser mevcut kütüphanede?

Müdürlüğümüzce her yıl Atatürk Kitaplığı dermesini zenginleştirmek için nadir eser alımları yapmaktayız. Kütüphane bünyesinde oluşturduğumuz bilirkişi ve fiyat takdir komisyonumuz Atatürk Kitaplığı’na alınacak nadir eserlere karar vermekte, fiyat takdirleri yapılmakta ve satın alma süreçleri başlatılmaktadır. Bu yolla her yıl binlerce nadir eser ve özel arşivler kütüphane dermesine ilave edilmektedir.

Son yıllarda satın alımlarla koleksiyonlarımıza ilave edilen arşivler şunlardır; Tiyatro ve sinema sanatçısı Asuman Arsan Arşivi, İbnü’l-Emin Mahmud Kemal Arşivi, Ernest Mamboury Arşivi, Celal Esad Arseven Arşivi, Ali Sami Aközer Arşivi, Milli Mecmua’nın Sahibi Mehmed Mesih Arşivi, Üçüncü Kolordu Kumandanı Mirliva Abdülkerim Paşa Evrakı, Çandarlı Gazi Halil Hayrettin Paşa Vakfı Evrakı, Medine Müdafii Fahreddin Paşa Evrakı, Pertevniyal Valide Sultan Evrakı, 57. Tümen Komutanı Şefik Aker Arşivi, Eski Başbakanlardan (1 günlük başbakanlık yapmıştır) Ahmet Fikri Tüzer Arşivi, Gazi Ahmet Muhtar Paşa Evrakları, Ruşen Eşref Ünaydın Arşivi, Turgut Şevket Paşa Arşivi, Abacı Mustafa Ağa Vakfı Evrakı, İzzet Günay Film Fotoğrafları Arşivi, Ali Fuat Cebesoy Arşivi ve Osman Ergin Arşivi.

Bu kişi arşivlerinin yanında binlerce el yazması, yabancı dilde nadir kitaplar, fotoğraflar, haritalar, Osmanlıca matbu kitaplar, yerel gazete ve dergi koleksiyonları da satın alınmış ve kütüphane dermemize ilave edilmiştir. Son yıllarda çoğalttığımız bu alımlar sayesinde 60 binin üzerinde nadir eseri kütüphanemize kazandırdık.

Hâlâ sürüyor eski eserleri toplama çalışmalarınız. Bir yerde bir kitap haberi aldığınızda hemen irtibata geçip onu alıp envantere mi geçiriyorsunuz?

Mirasımızı koruma ve gelecek kuşaklara aktarma sorumluluğumuzun bir gereği olan bu çalışmamız devam edecek. Kütüphanelerimize zaten yeni çıkan yayınları alıyoruz. Ama nitelikli ve bizde bulunmayan matbu kitap olunca onları da satın alıyoruz. Özellikle Osmanlıca matbu eserleri topluyoruz. Bu konuda Türkiye'de bir ilk olmak arzumuz var. 1728-1928 yılları arasında basılmış tüm kitapları Atatürk Kitaplığı'nda toplayacağız. Tüm koleksiyon maalesef tek bir kütüphanede yok. Toplamında bunların azami 40 bin olduğunu tahmin ediyoruz. Tabii el yazmalarını da ihmal edemeyiz. Hatırı sayılır el yazmalarını da son yıllarda satın aldık, almaya devam edeceğiz. Atatürk Kitaplığı dermesi ülkemizin en zengin dermesi olacak. Bu gayretimiz devam edecek.

Kütüphane envanterinin internet ortamına taşındığını biliyoruz. Her tür kitaptan yararlanma imkânı bulabiliyor muyuz? Kıymetli, eski eserlere ulaşmak istendiğinde nasıl kullanabilir okuyucu? Biraz da bu internet ortamında kitaplardan nasıl yararlanılabileceğini konuşalım. Sadece araştırma yapanlar için mi bu eserler yoksa normal okuyucu da yararlanabiliyor mu?

Atatürk Kitaplığı, 2012 yılı içinde İstanbul Kalkınma Ajansı’na “İBB Kütüphane ve Müzeler Müdürlüğü'nde Bulunan Osmanlı Dönemi Nadir Eserlerin Kataloglanması, Dijital Ortama Aktarılması ve Elektronik Ortamda Kullanıma Sunulması” adlı proje ile müracaat etmiş ve proje desteğe hak kazanmıştır.

Bu projeyle Atatürk Kitaplığı’nda bulunan Osmanlıca, Arapça, Farsça ve yazma kitaplar ile Pertevniyal Valide Sultan, Muallim Cevdet, Muhsin Ertuğrul Evrakı gibi koleksiyonlar sayısallaştırılmış ve internetten ücretsiz olarak hizmete sunulmuştur. Bu projeden sonra yine İSTKA projesi olarak 1928 öncesi süreli yayınların sayısallaştırılması işine başlanmış ve 2015 tarihinde hizmete sunulmuştur. Bu iki proje sonunda 6 milyon görüntü (imaj) internetten ücretsiz olarak okuyucu hizmetine sunulmuştur. Şu anda 10 bini aşkın üye internetten bu sayısal arşivi kullanmaktadır.

Çağdaş kütüphaneciliğin bir gereği olan sayısallaştırma ile çoklu ve yerinden erişim imkânı sağlanmakta, ayrıca eserlerin kullanımdan kaynaklı tahribatlarının önüne geçilmektedir.

Bu kaynaklar herkese açıktır. www.ataturkkitapligi.ibb.gov.tr adresine giren herkes sisteme üye olarak bu kaynaklara erişebilir.

Bu ilgi, bu gayret kitap dünyasına yakınlığınızla ilgili sanıyorum. Neler söylemek istersiniz bu kitap aşkıyla ilgili olarak?

İlk emri "oku" olan, hokkaya, kaleme ve satırlara yemin eden bir dinin mensupları olarak hepimiz "ehl-i kitab"ız. Bizim medeniyetimiz kitap üzerine kurulmuş. Kitaptan ayrı kaldığımız son asırlarda başımıza neler geldiğini biliyoruz. İlim ve irfan medeniyetinin mensupları olarak yitik malımız olana tekrar sahip olmak birinci vazifemizdir. İnsanımızı hor ve hakir görmeden onu kitapla ve kütüphaneyle buluşturmak bir idareci olarak bizim vazifemiz. Maalesef bazı kimliksiz aydınların(!) Türk halkını aşağılamaları, onları aptal, göbeğini kaşıyan, bidon kafalı gibi görmeleri beni derinden üzüyor. Siz bu topluma ne verdiniz de ne istiyorsunuz. Bugün halen kütüphane sayılarımızın yetersiz olması yılların ihmalindendir. 2001 yılında 10 binlerde olan yıllık kitap basımı bugün 50 binlerdeyse halkımız okuyor demektir. Ülkemizin geleceğinden umutlu olmak için bile sadece bu veri yeterlidir.

 

Konuşan: Şakir Kurtulmuş

Yayın Tarihi: 08 Haziran 2016 Çarşamba 13:06 Güncelleme Tarihi: 13 Haziran 2016, 10:17
YORUM EKLE

banner19

banner36