Her şey güzel kitaplar basılsın diye!

Münir Üstün’ün Basın Yayın Birliği’nde başkanlığa seçildiğini duyurmuştuk, kendisiyle bir röportaj yaptık.

Her şey güzel kitaplar basılsın diye!

 

Kitap deyince akla ilk gelen isimlere imrenmemek elde değil. Bu alanda çalışan, bütün zamanını kitaplar için harcayan bir isim de Münir Üstün. Kendisinin kitap dünyasına dair haberlerini Dunyabizim’den de takip ediyorduk. Aklımıza takılanları özel olarak soralım dedik ve ortaya güzel bir röportaj çıktı.

İsminizi sıkça duyuyoruz ve sizi biraz da olsa tanıyoruz. Fakat siz, yaptığınız işler dışında nasıl tanımlarsınız kendinizi? Bir röportajınızda "kitap kokusunu çok seviyorum" demiştiniz. Neleri sever, nelerden hoşlanırsınız?

Çok teşekkür ederim. Uyumayı çok severim ama hayatımda uyku maalesef yok. Yeni insanlar tanımayı, yeni insanlarla tanışmayı, spor ve özellikle Galatasaray hakkında yazmayı, eşimle ve arkadaş grubumla Galatasaray maçlarına gitmeyi, fuar dışında yurtdışına gidip gezmeyi, kitap kokusunu ve en büyük eserlerim Bülent Emin ve Halit Eren’i çok seviyorum.

İbrahim Tenekeci “basılacak” derse, tamamdır

Birun Yayınları, Mavi Ağaç ve Profil Kitap. Kurucusu olduğunuz bu yayınevlerinin farklı bir çizgisi var. Sevilen, bilinen yazarların iddialı kitapları basıldı bu yayınevlerinde. Bazı güzel isimlerin yazarlıkta ne kadar başarılı olduğunu ilk bu yayınevleri ile fark ettik. Yayıncılık anlayışınızı merak ediyorum. Yani, popüler olma kaygısı gütmeden, "bu kitap basılmalı" dediğiniz eserler mi oluyor?

Yayınevi olarak genel yayın yönetmeni sevgili kardeşim Cem Küçük ile birlikte anlayışımız şu: Kitabın içi iyiyse basarız. Kitabın türü ne olursa olsun, edebiyat, tarih, sağlık, psikoloji fark etmiyor. Kitap iyiyse, yazar ayrımı yapmadan basıyoruz. Şiir kitaplarına İbrahim Tenekeci karar veriyor. İbrahim abi “bu kitap basılacak” dedi mi, o kitap bizde basılıyor.

Dünyabizim'de yazılarınız var. Dünyaya Yenisöz gazetesinde de yazılarınızı görmüştük. Herkesin bir yazma nedeni var. Sizin nedenleriniz nedir?

Yayıncılıkla ilgili yazı yazmamın tek sebebi İbrahim Tenekeci’dir. İbrahim abi “sektörle ilgili köşe yazan yok, yazmalısın” dedi ve yazmaya başladım. İlk başlarda çok teknik yazıyordum. Sonraları biraz daha duygu katarak ve renklendirerek yazmaya başladım. Dünyaya Yenisöz yayın hayatına son verince sevgili kardeşim Asım Gültekin dünyabizim.com’da yayıncılık yazılarına devam etmemi istedi. Asım zor bir editör. Bazı yazılarımı geri gönderiyor ve tekrar yazmamı istiyor. Bu benim yazı gelişimim açısından çok doğru bir strateji diye düşünüyorum. Yazma konusunda beni İbrahim Tenekeci ve Asım Gültekin tetikledi diyebilirim. İyi ki yüreklendirdiler ve çok sevdiğim bu sektör hakkında yazılar yazıyorum. İkisine de çok teşekkür ediyorum.

‘Kitap’ dokunursan çarpmaz!

Yazı ile dünya değişir mi sizce? “Yazarların çağrısına bir gün kulak verilecek ve savaşlar bitecek” der misiniz mesela?Münir Üstün

Elbette değişir. Ama sadece yazmak yetmiyor. Yazılanların okunması ve içselleştirilmesi de gerekiyor. Popüler olduğu için değil, bir anlam ifade ettiği için okumak gerektiğine inanıyorum. İnsanlar Kur’an okudukları ve uyguladıkları gün ne savaş kalır, ne de keder. Bu sözü tribünlere oynamak için söylemiyorum. Samimi bir itiraf bu. Kitap’tan uzaklaştıkça hüzünleniyoruz. İşler karmakarışık bir hâl alıyor. Kutsal kitaplar okunmak içindir ama biz en tepeye koymuşuz, sarıp sarmalamışız, ‘aman dokunma çarpar’ diyoruz. Kur’an okuduğu için çarpılan adam yoktur. Tam tersine, okumadığı için çarpılan adam sayısı daha fazladır…

İnsan ne zaman yazar olur? Okunduğu zaman mı, yazdıkları okuyucuda bir karşılık bulduğu zaman mı, bu yolla bir değişimi sağladığı zaman mı?

Çok güzel bir soru. Bunu örneklerle cevaplandırabilirim. İnsan Necip Fazıl olduğu zaman, Nazım Hikmet olduğu zaman, Ahmet Hamdi Tanpınar olduğu zaman, Mustafa Kutlu olduğu zaman, İbrahim Tenekeci olduğu zaman, Cahit Zarifoğlu olduğu zaman yazar olur. Bu saydıklarım ve sayamadığım bazı isimler hem okunuyorlar, hem karşılık buluyorlar hem de değişimi sağlıyorlar…

Kitap fuarları hakkında biraz konuşsak.. Bu konuda farklı eleştiriler duyuluyor artık. Fuarlar neyi amaçlıyor? Bu fuarların okuyucu üzerinde nasıl bir etkisi var?

Kitap fuarları Türkiye’de iyi bir yolda. Bazı aksaklıklar ve arızalar olmuyor mu? Elbette oluyor. Hareket olan yerde, başarıya aç olan yerde hata olur. Önemli olan bu hataları en aza indirmek. Yaklaşık 8 yıldır Türkiye ve dünyadaki kitap fuarlarında hem ziyaretçi hem de katılımcı olarak bulunuyorum. Dünyanın en büyük profesyonel kitap fuarı Frankfurt, Londra ve Bologna kitap fuarlarıdır. Bu üç fuarda da son bir iki gün hariç satış yapmak yasak. Hatta Londra Kitap Fuarında satış olduğunu görmedim desem yeridir. Satışlı fuarlara gelince Tahran, Moskova, Selanik, Barcelona ve Paris kitap fuarlarında satış var. Aynı bizim Tüyap ve Diyanet’in Beyazıt Kitap fuarlarında olduğu gibi. Ülkemiz bir an evvel profesyonel fuarlar yapmak istiyor ama henüz bu tip girişimler için çok erken. Çok çalışmamız gerekiyor. Öncelikle Uluslararası bir kitap fuarı nasıl organize edilir, neler yapılır, kimlerle çalışılır, bunları öğrenmemiz ve uygulamamız gerekiyor. Okuyucu özelinde herhangi bir problemin olduğunu düşünmüyorum. Sadece Tüyap’ın uzaklığı herkes için büyük bir mesele. Burada dikkat edilmesi gereken nokta şu: Tüyap Tepebaşı’nda 5000 m2 yerde fuar yapıyordu. Beylikdüzü’nde bu sene kullanılan alan 27.000 m2. Fuar büyük gelişim göstermiş. Bu gelişimi nasıl göstermiş? Kahraman okuyucular ile… Bütün okuyuculara teşekkür ediyoruz… Daima…

Kitap okumayı, kitap dünyasını çok seviyorsunuz. Sevdiğiniz yazarlar da çoktur haliyle. Ama sizden birkaç isim alsak. Başucu kitaplarınız nelerdir?

Tarık Tufan’ı çok severim. İbrahim Tenekeci ve Furkan Çalışkan benim için özeldir. Jean Cristophe Grange’dan vazgeçmem. Çantamda Paul Auster mutlaka vardır. Marquez okumaya çalışırım. Ayfer Tunç, Hakan Günday, Perihan Mağden severim. Emrah Serbes’e “Seviyorum Merkez” derim. Bir gün belki Elif Şafak’ın “Kem Gözlere Anadolu” isimli ilk kitabını yayımlamayı isterim…

Kişi başına 7.2 kitap!

Okuyucu nasıl seçici olabilir? Hangi kitabı okuyacağımıza nasıl karar verebiliriz? Bu aşamada kitabı basan yayınevini ve ilkelerini bilmek önemli gibi sanki..

Türkiye’de okuyucu profili kendini ispatlamış durumda. Bunu nereden anlıyoruz derseniz; %35 çeviri kitap yayımlayan bir ülkeyiz. Global seslere ve düşüncelere çok açığız. ABD’de çeviri oranı ise %1; çünkü dünyaya çok kapalı bir toplum. Düşünün Türkiye’de kişi başına 7.2 kitap düşüyor. Bu rakamı nerden çıkardın demeyin, verilerle konuşmayı severim. Ekim 2011 sonu itibariyle yayımlanan kitap sayısı 250 milyon, MEB’in öğrencilere dağıttığı kitap sayısı 200 milyon. Bu rakamları topladığınız zaman çıkan rakamla ilgili konuşuyorum. Türkiye’de her yıl %12-15 civarında üretim ve kitap okuma oranlarında artış var. Bunun yanında, bence ilkeleri yayınevleri değil, okuyucular belirler.

Basın Yayın Birliği'nde çok güzel çalışmalara imza attınız. 10. kurulda da başkan seçildiniz. Neler yapmayı planlıyorsunuz?

Basın Yayın Birliği’nde yapmadığım görev kalmadı. 2004 yılında muhasip üyelikle başlayan serüven ara dönemde 6 ay Başkanlık, Genel Sekreterlik ve Başkan Yardımcılığı ile devam etti. Son olarak Genel Kurul Yönetime, Yönetim Kurulu da Başkanlığa layık gördü. Bize bu görevi emanet eden yayıncı üyelerimize çok teşekkür ediyorum. Çok genç ve tecrübeli bir ekip iş başına geldi. Stratejik planlarımızı yaptık. Öncelikle yayıncı odaklı çalışmayı düşünüyoruz. Çünkü yayıncıların çok sorunları var. Arkadaşlarımızın dertlerini, sıkıntılarını öğrenip neler yapabileceğimizi planlıyoruz. Bu güne kadar yapılan büyük işleri sürdürmek ve çıtayı yükseltmek bizim ekibimizin en büyük hedefi. Dijital Yayıncılık, Yayıncılık standartları, 6. Ulusal Yayıncılık Kongresi, Yurtiçi ve Yurtdışı Fuar Organizasyonları ve özellikle Afro Avrasya Yayımcılık Forumu’nu yapmak, dünyanın ilgi odağı olmak gibi hedeflerimiz var. Bölgenin yayımcılık alanında lider ülkesi olmayı amaçlıyoruz.  Ayrıca 2023 vizyonu çerçevesinde Cumhuriyet’in 100. yılında cirosu 10 milyar dolar olan bir sektörün planlarını yapıyoruz.

Sohbet için çok teşekkür ediyoruz. Bizlere yayıncılık anlamında güzel müjdeler verdiniz.

Ben teşekkür ederim.

 

Sümeyye Karaarslan sohbet etti

Güncelleme Tarihi: 04 Ocak 2012, 22:56
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ünsal Ünlü
Ünsal Ünlü - 8 yıl Önce

Münir Bey'e yayıncılık sektörüne verdiği emekten ve gösterdiği özveriden dolayı teşekkür ediyorum. Yayıncılar Birliği Başkanlığı'ndan dolayı kutluyorum. Daha güzel iişler yapılmasına öncülük edeceğine inanıyorum. Hayırlı olsun. Yayıncılık üzerine yazılarının zenginleşerek devam etmesi dileğiyle...

banner19

banner13