Her harfin derinliğine varabilmek işi bu!

Hat sanatçısı Filiz Nur Atalan Hanımefendi ile bir söyleşi gerçekleştirdik.

Her harfin derinliğine varabilmek işi bu!

 

 

Filiz Nur Atalan için hat sanatı nedir?

Hat sanatı, sabır imtihanını geçebilmek için, her harfin derinliğine varabilmek, her daim talebeliğe devam etmektir benim için.

Hat sanatına nasıl başladınız? Ya da şöyle sorayım, hattatlığı diğer sanat dallarından farkını söyler misiniz?

“Hat, her ne kadar maddi aletlerle meydana gelirse de o, ruha ait bir hendesedir.” Öklid’in söylediği gibi, hat, sözün veya ruhta cereyan eden fikir ve duyguların, alfabe ve yazı vasıtaları ile resmedilmesidir. Hat sanatının hem maddî hem de manevi boyutu vardır ki bu, her an yenilenmedir. Çok uzun yıllar emek ve göz nuru ile sanatınızı icra etmeye çalışırsınız. Ruh hendesesinin olduğu müthiş bir sanattır.

Hattatlık, hakikati arayışınızda nasıl bir rol oynadı?

Muhterem Hocam hattat Kâmil Nazik, “Sanat; insanla yaratıcı arasında yürünen bir yol, sonra geçilen bir köprüdür. Yolu bu köprüye uğramamış insanlar kâinatı algılamadan doğar ve ölürler” der. Muhterem hocamın bu sözü beni çok etkilemişti. Sabretmeyi, azmetmeyi, ruhuma dokunmayı, hakikî mânâyı bulmayı bu san’atı öğrenme yolunda bildim. Ve hâlâ da devam etmekteyim.

Kimlerden, hangi hocalardan ders aldınız? Bilhassa ismini zikretmek istediğiniz?Filiz Nur Atalan

Kâmil Nazik Hocam ve Imad Mahhouk Hocam’dan dersler aldım. Her iki hocam da çok güzel eserlere imzalarını atmışlardır. Hem yurt içinde hem de yurtdışında (Londra, Suriye, Arabistan, Mısır, Kazakistan’da) eserleri sergilenmiş, cami hatlarının yazılmasında çalışmışlardır.

Hat sanatında hayat ve ölümü neye benzetirsiniz?

Vav” harfine…

Biraz açar mısınız?

“Vav” harfi kulu temsil eder. Anne karnındaki çocuğa da benzer. İnsan, cenin halindeyken Vav formunda hayata gelir. Yaşamı boyunca da “Elif” olur. Sonra tekrar “Vav”a döner. Hayatının başlangıcında da bitiminde de “Vav” gibi eğilir bükülür. Aslımız “Vav”dır ve hiç bir zaman “Vav” olduğumuzu unutmamamız lâzımdır! Bir de çok estetik bir hâl vardır “Vav”da. Diğer Arap alfabesindeki harflerle kıyaslandığında o, ayrı duruşuyla ötekilerinden farklıdır.

Türkiye’de hat sanatını nasıl görüyorsunuz? Osmanlının mirasına sahip çıkabildik mi? Ülkemizde hat sanatına gereken önem ve destek veriliyor mu?

Hat sanatı, birkaç yıldır altın çağını yaşıyor diyebilirim. Hem kurs merkezleriyle, değerli hocaların vermiş olduğu derslerle, artık sadece koleksiyonlarda, camilerde ve müzelerde görmek yerine, usta –çırak ilişkisinin devam etmesine fırsatlar doğmuştur. Sanat ve sanatkârlar adına çok güzel bir durumdur bu. Geleneksel sanatımızdan olan hat sanatını, birçok ilimizde sergilerde görmeyi, hattat adaylarının emeklerini ve sabırlarını izlemeyi, onlara ulaşabilmeyi büyük bir nimet olarak görüyorum. Bazı dönemlerde üzerindeki ilgiyi kaybeden ve azalan hat sanatı günümüzde yeniden hatırlanmaya, ilgi kazanmaya başlamıştır. Ev süslemeleri, dekoratif anlamda mimaride kullanılan hat sanatı artık her yerde karşımıza çıkmaya başlamıştır.

Hat sanatının dünya ölçeğinde ve ümmet coğrafyasında geleceğini ve imkânlarını nasıl görüyorsunuz?

"Kur'ân Hicaz'da nazil oldu, Mısır'da okundu, İstanbul'da yazıldı" denilmiştir. Hat sanatını dünyanın her yerinde ve ümmet coğrafyasında görmek, nadide eserleri temaşa etmek, bu sanatın her daim yeniliklerle ve geleneksel yazımlarla geliştiğini, çoğaldığını, kıymetinin artığını göstermiş oluyor.

Latin alfabesi kullanıyor olmamız, İslamî kökenlerimize ulaşmamızda ne gibi sorunlar ortaya çıkarıyor? Şunu demeye getiriyorum, Türkiye Latin alfabesi retoriğiyle 21. yüzyılda ümmet coğrafyasının öncülüğüne soyunabilir mi?

Şunu kabul etmek gerek ki Latin alfabesi bugün uluslararası bir nitelik kazanmıştır. Kabul etsek de etmesek de dünya üzerinde en çok kullanılan alfabe Latin alfabesidir. Ancak bu alfabe, kullanmaya başladığımız günden beri, bizim seslerimizi ifade etmeye, şekillendirmeye yetmemiştir. Birçok sesi Latin alfabesine transkript yaparak uyarlayabilirsiniz. Yani dilimizdeki zenginliğe karşılık, Latin alfabesi yeterli değildir.

Şurası da bir gerçektir ki bugün uluslararası iletişim Latin alfabesi ile sağlanmaktadır. Yani dünyaya entegrasyonun bir göstergesi olmuştur Latin alfabesi. Bizim bu alfabeye geçişimizle birlikte mazinin bütün birikimiyle bağımız koparılmış, binlerce eser Latin alfabesine geçişle okunamaz duruma sokulmuştur. Ancak bugün o kaynaklarımızın hemen hemen tamamı Latin alfabesiyle yeniden yayımlanarak kültürümüze kazandırılmıştır. Keşke böyle bir süreç yaşamasaydık, keşke ümmet coğrafyasında ortak alfabe olarak Kur’ân alfabesini kullanmayı başarabilseydik. Elbette ki bu çok muazzam bir birlikteliği de yanında getirirdi.

Hat sanatımız açısından böyle bir problem söz konusu değildir. Zira hat sanatının alfabesi daima Kur’ân alfabesidir.

Son olarak gelecekte hat sanatıyla ilgili plan ve projelerinizi soracağım?

Şu an hâlâ devam eden kurslarımız var. Sürekli yazıyorum. Sergilerimiz oldu ve olmaya da devam edecek.

 

Faik Öcal konuştu

Güncelleme Tarihi: 13 Mayıs 2016, 11:21
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13