Hayır, internet geldi dergicilik bozulmadı

İnternetin dergiciliğe olumsuz yönde bir etkisi mi oldu yoksa durum sandığımız kadar vahim değil mi? Yazar ve şairlere sorduk..

Hayır, internet geldi dergicilik bozulmadı

 

“İnternet geldi dergicilik bozuldu”, “dergicilik artık kaybolan zanaatlar arasında sayılmalı” gibi fikirler telaffuz edildiği kadar çok kişinin paylaştığı fikirler değil… Konu ile ilgili bazı yazar ve şairlerin görüşlerini aldık.

Mehmet Nuri Yardım: “İnternet değil, kötü hazırlanmış dergiler dergiciliğe zarar verir”Mehmet Nuri Yardım

İnternetin gücü elbette ki çok büyük. Ancak bütün dergilerin, gazetelerin ve kitapların sonunu getireceği düşüncesine katılmıyorum. Dergicilerde olduğu gibi bazı yayıncılarda da böyle bir panik başladı. Telâşa mahal yok.

Eskiden düzenli olarak günlük gazeteleri pek almazdım, şimdi her gün beş gazete alıp okuyorum. Bütün bu gazeteleri internet ortamından okumak da mümkün. Ama gazete olarak elinize alıp okumanızın farkı ve tadı başka. Bunu bilen biliyor. Dergiler de öyledir. Üstelik şansları daha yüksek. Çünkü dergiler internet ortamında zaten yok. E-dergiler var. Ama e-dergiler, dergilerin yerini hiçbir zaman tutamaz ki... E-gazeteler, gazetelerin yerini tutmadığı gibi.

İyi hazırlanmış bir derginin yerini hiçbir şey tutmaz, hiçbir güç seviyeli bir mecmuanın önünü kesmez. Yeter ki, dergiyi hazırlayanların heyecanı, inancı ve kararlılığı olsun. Elbette dergiler çok fazla satmıyor. Geçmişte de böyleydi. Edebiyatımızda bir döneme adını veren Servet-i Fünun dergisi topu topu Osmanlı İmparatorluğu’nun son döneminde sadece 500 adet satmış. Ama bir döneme mührünü basmış, edebiyatçı nesli yetiştirmiş. O dergiden yetişen şairler ve yazarlar öncü olmuş, üstat olmuş ve okunmuş.

Demek istediğim şudur ki, edebiyat sanat dergileri hiçbir zaman çok fazla ilgi görmemiştir bu toplumda. Ama etkili olmuşlardır. “Kemiyet” olarak zayıf kalsalar da “keyfiyet” olarak güçlerini göstermişlerdir. Bu bakımdan ben dergi çıkaracakların azimlerini, inançlarını kaybetmemeleri gerektiğini düşünüyorum. Yalnız şuna dikkat çekmek isterim ki, dergi çıkarmaya heveslenenlerin bir kısmı maalesef bu işe önce kendileri tam inanmıyor. Bu yüzden birkaç sayı çıkarıp kapatıyorlar. Bu konuda yazılar yazdım bir süre önce. Sanatalemi.net’te okundu ve ilgi gördü.

Dergiler her zaman yaşayacak

Hiç kimse dergi çıkarmak zorunda değil. Ama dergi çıkaracakların bu işi iyi hesap etmesi lâzım. Kâğıdını, baskısını, mizanpajını, masrafını düşünmesi lâzım. İki üç sayılık malzemeyle yola çıkılmaz. En azından bir yıllık yazı olmalı elinizde. Dosyalar hazır bulunmalı. Derginin yazarları belirlenmiş, maddi boyutu çözülmüş olmalı. O zaman önünüzde değil internet hiç kimse duramaz.

Kısacası benim kanaatim odur ki, dergiler hep yaşayacak, ama ömürleri az ama çok… Zaten bir ülkede çok fazla dergi çıkacağına nitelikli dergi çıkması daha iyi değil mi? Böylece ucuz heveslerin ürünü olan dergiler de ortalığı kaplamamış olur. Siz ‘mektep’ olmuş, ‘okul’ hüviyeti kazanmış bir dergi hazırlayın, görün o zaman ilgiyi, sevgiyi. Bu bağlılık yıllar boyu sürer gider… Geçmişte Varlık böyleydi, DirilişEdebiyatMâvera bu tür karargâh dergilerdi. Bugün de Türk Edebiyatı, Dergâh, Hece ve Kubbealtı Akademi Mecmuası neredeyse 30’lu, 40’lı yılları devirmiş edebiyat ocaklarıdır artık.

Sözün özü, internet değil, kötü hazırlanmış dergiler dergiciliğe zarar verir. Zaten bu konuda müktesebatı olanlar, piyasaya çıkmış her dergiyi hemen almıyor, düzenli takip etmiyor. Bütün mesele yaptığımız işe inanmak ve topluma iyi ürünler sunmaktır. Gerisi kendiliğinden gelir. İnternet, bugün birçok kitabın satılmasını sağladığı gibi mükemmel dergilerin tanıtımına da katkıda bulunuyor ve daha fazla okuyucuya ulaşmasını temin ediyor. Demek ki sanal âlem, kültür dünyasının yaygınlaşmasını ve zenginleşmesini sağlayabilir. Ben buna inanıyorum.

Furkan ÇalışkanFurkan Çalışkan: “İnternet, dergileri okurla buluşturuyor”

İnternetin dergileri güçlendirdiğini düşünüyorum. Çünkü son beş yılda gördük ki, internette yapılan edebiyat yayıncılığı tutmadı. Tutmadı çünkü editöryal disiplini internet mecrasında sağlayamazsınız ve editör marifeti olmayan bir yayın faaliyeti başarılı olamıyor. Hal böyleyken dergiler ve edebiyat muhitleri interneti, dergilerini ve yaptıkları işleri tanıtmak maksatlı kullanmaya başladılar. Bu durum da, daha önce ulaşamadığı büyük bir kitle ile dergilerin buluşmasını sağladı.

Mustafa Uçurum: “Dergi dediğin kağıt kokmalı”Mustafa Uçurum

Hayatımıza giren bir yeniliğin eskiye olan rağbeti azaltması, hayatımızdan biraz da olsa uzaklaştırması kaçınılmaz sondur. Bunu engellemek zordur çünkü yeni olana meyletmek insanın doğasında olan bir şeydir. Artık hayatımızın başköşesine kurulan internet de birçok alanda bizi kuşattı ve kuşatmaya devam ediyor. Elbette edebiyatın her alanı da bundan nasibini aldı.

Edebiyat dergiciliği dendiği zaman şöyle bir durup daha sıkı düşünmek gerek. Söz söylenecek alan, edebiyatın bel kemiği, edebiyatın yaşayan en önemli can damarıdır. Dergisiz bir edebiyat düşünmek imkânsızdır. Dergiler çıkar ve biz edebiyatın soluk alıp verdiğini dergilerden anlarız.

Hiçbir teknoloji, dergilerin yerini tutamaz

İnternetin yaygınlaşmasıyla birlikte internet dergiciliği denen bir alan da edebiyat dünyamızda boy göstermeye başladı. Hatta bazı internet dergileri her şeyiyle bir dergi gibi çıkmaya da devam ediyor. Elbette bir yere kadar. Dergi demek, kâğıtla kurulan bir ünsiyet, yazılanlara dokunmak, uzaklardan uçup gelen bir haber demektir. Hiçbir internet sitesi gerçek bir derginin yerini tutamaz. Böyle bir tehlike baş gösterseydi şimdilerde hayatımızda yer eden dergilerin sayısının azalması gerekirdi ya da yazan çizen kişilerin dergilere ilgi göstermemesi lazımdı. Fakat bakıyoruz ki sayısı üç yüzlü rakamlara ulaşan dergilerimiz hâlâ büyük bir coşkuyla çıkmaya devam ediyor ve yeni yeni dergiler yine aynı heyecanla aramıza katılıyor.

Hiçbir teknoloji, dergilerin yerini tutamaz. İnternet ortamı, çabuk tüketilen, hızlı değişen bir özelliğe sahip olduğundan, bugün gördüğün bir yeniliğe yarın ulaşman bir derginin eski sayısını karıştırmak kadar kolay değildir. Ayrıca, internetin başında saatlerce bir öykünün kapısını aralamaya ya da bir şiirin dünyasına süzülmeye ne vakit yeter ne de insan sağlığı buna izin verir. Dergiler her zaman var olacaktır ve her ay dergilerin yolunu gözleyen gözlerin sayısı artmaya devam edecektir. Dergilerimiz hep var ve hep de var olsunlar.

Mustafa CelepMustafa Celep: “Belirleyici olan dergilerdir”

İnternetin dergilerin asaletine, onurlu duruşuna bir halel getirdiğini söylemek mümkün değil. Çünkü çıkan dergilerin bünyesinde somut olarak bir insan, dolayısıyla bir yazar şahsiyeti yer alır. Dergilerin sonunu ilan etmek, sanal yani sahte gerçekliğin hükümranlığını kabullenmek anlamına gelir. Maruz kaldığımız sanalite yanıltıcı da olsa bu sanal ve oldukça illüzyonist gerçeği de, gündelik hayatımızın birçok alanını işgal eden etkisini ve olumlu-olumsuz tüm yönleriyle muhaberatı kolaylaştıran taraflarıyla görmezden gelemeyiz.

Gerçek bir şair, sahici bir yazar, sanaliteye yenik düşmez. İnterneti, bir paylaşım ve duyuru vesilesi kılabiliriz. Zaten olan da budur.

Tüm zamanlarımızı sanaliteye hasretmek de bir hastalık türüdür. İnterneti nasıl kullandığımız ve bizi internetin kullandığına dair ayık bir bilince sahip değilsek, idraksizliğin tavan yaptığı zamanlardayız demekteyiz. Pekala, internet de insanı kullanabilir. İşte orada sanalitenin egemenliğinden bahsedilir. Orada bilinç sanal bir bilinç, ilişkiler de sanal ilişkilerdir.

Sahici olan, dergiler ile internet arasındaki muvazene noktasını denge ve istikrar adına sağlıklı bir işleyişle, ciddi ve asli olanla irtibatı koparmadan tesis etmektir.

Burada ciddiyet ve asliyet, gerçek hayatın yani dergilerin somut gerçekliğini ıskalamadan internetin muhaberata yönelik imkânlarından faydalanmaktır.

Belirleyici nedir diye soracak olursanız, belirleyici olan dergilerdir. Dergiler olmaya devam edecektir.

 

Suavi Kemal Yazgıç soruşturdu

Güncelleme Tarihi: 02 Kasım 2012, 10:01
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER