Hattat Mustafa Cemil Efe ile Çalışmaları Üzerine Konuştuk

Hattat Mustafa Cemil Efe, yeni açtığı galerisinde hat sanatı, verdiği dersler, talebeleri, açtığı sergiler ve hat sanatının zorlukları üzerine Şakir Kurtulmuş'un sorularını cevapladı.

Hattat Mustafa Cemil Efe ile Çalışmaları Üzerine Konuştuk

Hattat Mustafa Cemil Efe, hüsn-i hat eğitimine rika dersleriyle başladı. Selçuk Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Bölümü Hat Ana Sanat Dalı’ndan mezun oldu. Hamid Aytaç silsilesinden icazetli olan Prof.Dr. Fevzi Günüç’ten aldığı sülüs-nesih yazı icazeti ile çalışmalarını ilerletti. İstanbul’a yerleşti ve burada Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Geleneksel Türk Sanatları Hat Ana Sanat Dalı’nda yüksek lisans eğitimine devam etti. Eserleriyle Türkiye, Japonya, Nijerya, Vatikan, İran, Suriye, Irak, Sırbistan ve ABD olmak üzere pek çok ülkede düzenlenen yüzden fazla ulusal ve uluslararası sergide yer aldı.

Hattat M. Cemil Efe, hüsn-i hat çalışmaları yanında edebiyat dergilerinde yazarlık ve editörlük görevlerini sürdürdüğü gibi, ayrıca profesyonel olarak grafikerlik ve görüntü yönetmenliği de yapıyor. Üsküdar’daki atölyesinin üst katında açtığı yeni bir salonda yaptığı eserleri sergiliyor, sanatseverlerin ilgisine sunuyor. Hat sanatının en zor sanat dallarından birisi, meşakkatli ama güzel bir yolculuk olduğunu kaydeden hattat Mustafa Cemil Efe yaklaşık 6 yıldır ders veriyor ve burada derslere devam eden öğrencilere icazet veriliyor. Her yaştan ilgililerin bu derslere katılabileceğini belirten Efe, en iyi katılım yaşının 15 yaşını dolduranlar olduğunu söylüyor. Geçtiğimiz ramazan ayında düzenlenen ‘Güzeli Bulmak’ isimli sergisinde yine birbirinden güzel eserlerin sergilendiğini kaydeden hattat Cemil Efe, hat sanatının nadir eserlerini ortaya koyarken, talebe yetiştirmenin de güçlüklerine katlandığını, tek düşüncelerinin bu sanat dalında yeni usta hattatların yetişmesine katkı sağlamak olduğunu ifade ediyor. Bir talebeye icazet vermeden önce onlarca hoca ile istişare edip görüşlerini aldıklarını belirten M. Cemil Efe, mirasımıza zarar vermeden az fakat özgün talebeler yetiştirmeye çalıştıklarını söylüyor.

Hüsn-i hat sanatının silsile yoluyla Hz. Ali’ye kadar uzandığını kaydeden hattat Mustafa Cemil Efe ile yeni açtığı galerisinde hat sanatını, derslerini, talebelerini, açtığı sergileri ve hat sanatının zorluklarını konuştuk.

Üsküdar'da bulunan atölyenizde uzun yıllardır çalışmalarınıza devam ediyorsunuz. Şimdi atölyenizin üst katında yeni bir galeri açtınız, hayırlı olsun. Öncelikle yaptığınız çalışmalar hakkında bilgi alalım isterseniz. Neler yapıyorsunuz burada?

Teşekkür ederim. Sizin de bahsettiğiniz gibi uzun zamandır, yani yaklaşık beş senedir atölyemde çalışmalarımı sürdürüyordum. Aslına bakılacak olursa günümüz klasik sanatkârlarının atölyelerine göre oldukça geniş bir çalışma alanım vardı. Fakat zamanla bazı konularda tecrübe elde ediyorsunuz. Özellikle dünya ülkelerinde gözlemlediğim ve çok önemsediğim bir konu vardı ki o da şudur: Her sanatkârın bir atölyesi bir de galerisi olmalı. İşte bu gerçekten hareketle ve gerekli istişareleri, çalışmaları tamamladıktan sonra bir üst katımda yer alan, seksen metrekarelik bir alana sahip mekânı kiralayarak talebelerimin de yoğun destekleriyle burayı modern bir galeri haline getirdik.

Şöyle açalım. Şimdi bu mekânı sizin çalışma ofisiniz, hat çalışmalarınızı yaptığınız özel bir mekân mı yoksa galeri olarak, yaptığınız eserleri sergileyeceğiniz mekân olarak mı görmeliyiz?

Sanatımız klasik olmasına rağmen, teşhir edileceği yerin göz alıcı ve günümüz anlayışına dönük bir mekân olmasını arzu ettik. Allah'ın yardımıyla tamamladık. Sizin sorunuza tam anlamıyla cevap olabilmesi için şöyle söyleyebilirim. Sanatçının atölyesi yani eserlerini ürettiği mekân -çok özel dostları hariç- mahrem bir alan olmalıdır. Sanatkâr, kimsenin görmediği bir sessizlikte çalışmalıdır. Bu gerçekten hareketle gizemli mekânda üretilen sanat eseri teşhir için galeriye çıkar ve hem sanatkâr hem de sanatsever için seyirlik bir mekân oluşur. Böylelikle galeride sürekli yeni eserlerin izlenme imkânı doğar. Benim asıl gayem, sanatseverlerin istedikleri zaman gelip hüsn-i hat eserlerini seyredebilmelerini sağlayacak bir sistem kurmaktır. "3. Katta Sanat" sloganıyla bu yeni mekânı değerlendirmek istiyoruz.

Hat dersleri verdiğinizi biliyoruz. Burada hat dersleri alan öğrencilere neler söylüyorsunuz?

Evet, yaklaşık altı senedir hat dersleri veriyor ve talebe yetiştirmeye çalışıyorum. Öğrenmesi oldukça zor bir sanat olduğu için çok fazla talebe geldi gitti. Sabredip kalanların arasından şu sıralarda dört tane talebemize icazet vermeyi planlıyorum. Ciddi şekilde çalışarak başarı gösteren bu talebelerimi bu vesileyle bir kere daha tebrik etmek isterim. Ayrıca onların peşinden gelen birkaç öğrencimiz daha var, inşallah onlar da daha fazla gayretle başarılı olacaklardır.

Bendeniz öğrencilerle konuşurken her zaman çok çalışmalarını tavsiye ediyorum. Çünkü ciddi motivasyon isteyen bir sanatla uğraşıyoruz. Tüm şartları oluşturup meşk çalışmaya başlamak için epeyce mücadele verilmesi gerekiyor. Sessizlik, sakin bir ruh hali, dinlenmiş bir beden, uyku istemeyen gözler, berrak bir zeka, keskin bir bakış, bakışı kavrayış ve kavradığını nakış şeklinde özetleyebilirim. Bunları sürekli surette, bıkmadan usanmadan talebelerime anlatmam lazım ve ben de böyle yapıyorum. Elbette bunun yanında sanat tarihi, şiir, felsefe gibi sanatımıza katkı sağlayacak tüm ilimlerden faydalanılması gerektiğini de ısrarla söylüyorum.

Bu dersleri almaya gelen öğrencilerin giderken heybelerini doldurarak gittiklerini söyleyebilir miyiz rahatlıkla?

Maalesef rahatlıkla söyleyemeyiz. Açık konuşmak gerekirse bu tamamen talebeye bağlı. Mecburi olarak her öğrenciye özel bir müfredat takip etme zorunluluğu var. Aynı anda aynı yazıyı yazmaya başlayan öğrenciler üç ay sonra başka başka yazılar yazıyorlar. Bunun sebebi bazen tembellik bazen isteksizlik bazen de kavrama noksanlığı oluyor. Bir öğrenci on meşki iki ayda tamamlarken başka bir öğrenci bir meşki iki senede geçemiyor. Bunlar hat sanatının zorluğuna birer delildir. Siz hoca olarak ne kadar yoğun bir çaba gösterseniz de talebeniz ne kadar gayretliyse o kadar dolduruyor heybesini.

Herkes alabilir mi bu dersleri?

Geçmiş dönemlerde yaşamış ustalarımız, on beş yaşını doldurmuş olanların hat derslerinde daha başarılı olabileceklerini söylüyorlar. Bendeniz de böylesinin uygun olacağını bizzat tecrübe ederek öğrendim. Sekiz yaşında bir talebem olmuştu ama maalesef bu genç arkadaşın yazının ağırlığını kaldırabilmesi mümkün olmadı. Bu sebeple bence on beş yaşını doldurmuş her insan hat dersi alabilir ve yazı sanatını öğrenebilir. Burada şunu da özellikle beyan etmeliyim ki "istisnalar kaideyi bozmamaktadır."

Hat sanatının gelişmesi için neler yapılmalı sizce? Bu dersler hat sanatının gelişimine ne kadar fayda sağlıyor?

Aslına bakılacak olursa hat sanatı, gelişimini büyük ölçüde tamamlamış bir sanattır. Ufku son derece açık ve her zaman yenilik bekleyen bir sanat olmasına rağmen, harf anatomileri özellikle 18. ve 19. yüzyıllarda inanılmaz bir güzelliğe ulaşmıştır. Muhakkak her yeni şey gelişime fayda sağlamaktadır ama bazen de tam tersi olabilir. Günümüzde her şeyin sahtesi olduğu gibi hat sanatının da sahteleri ortaya çıkıyor. Öylesine zarar veren insanlar var ki inanın o şahısların elinden bu imkânlar alınsa ve bir daha böyle sahtekârlıklara kalkışmasalar bence sanatın gelişimi adına en büyük katkı yapılmış olacaktır. Maalesef bu ve buna benzer meseleler bizim kanayan yaramız.

Hüsn-i hat ciddi ve titiz bir çalışma sonucunda öğrenilen, kuralları ve geleneği olan bir sanattır. Silsilesi kesintisiz olarak Hz. Ali'ye kadar uzanır. Bu noktadan bakıldığında icazet geleneğinin ne kadar önemli olduğu da ortaya çıkmaktadır. Bence bizler gibi klasik usulde eğitim görmüş ve icazeti silsileye dayanan hattatların verdiği derslerin hat sanatına çok büyük katkıları vardır. Bizler yetiştirdiğimiz talebelere icazet vermeden önce onlarca hattatla istişare ediyor ve ancak o zaman icazetnamesini veriyoruz. Bu konuya bu kadar hassas bir şekilde eğiliyoruz. Bu sebeple az ama öz talebeler yetişiyor. Varsın dünyada yüz tane hattat olsun ama yeter ki ortaya çıkartılan eser, eşsiz mirasımıza zarar vermesin. Sonuç olarak ben bu derslerin çok faydalı olduğunu düşünüyorum.

Ramazan ayında Beyoğlu Belediyesi Sanat Galerisi’nde bir serginizi gezme fırsatı yakalamıştım. "Güzeli Bulmak" isimli bu serginiz çok etkileyiciydi, nasıl doğdu bu sergi? İnsanlar güzeli gerçekten bulabildiler mi?

Teşekkür ederim. Etkileyici bulmanız bendeniz için en büyük ödüldür. Sergiler, eserlerimizi insanlarla buluşturmamıza olanak sağlıyor, bu sebeple çok önem verdiğim bir konu. Her sene birkaç sergide yer almak hem bizim motivasyonumuz için hem de sanatseverlerin eserlerin orijinallerini yakından inceleme fırsatı yakalayabilmeleri için çok mühim.

Tophane'deki Kumbaracı4 İslam Sanatları Galerisi'nin teklifi üzerine sadece koleksiyon eserlerden oluşan bir sergi yapma planı doğdu. Daha önce yine aynı galeriyle Esmâü’l-Hüsnâ sergimizi açmıştık ve çok şükür ki inanılmaz bir ziyaretçi sayısına ulaşmıştık. 2016 senesi Ramazan ayında gerçekleşen serginin ismini özellikle "Güzeli Bulmak" olarak bendeniz seçmiştim. Bence insanların güzel olanı aramakla ilgili problemleri var. Hele İstanbul'da müthiş bir koşuşturma içinde yaşayan insanlar, değil güzel olanı bulmak, kafalarını kaldırıp etraflarına bile bakamıyorlar. Güzeli bulmak için önce güzeli aramak gerektiğini bildiğimden, kimsenin de bu zahmete girmediğini fark ettiğim için -muhakkak sanatseverleri ve arayanları tenzih ederek- arayarak bulduğum bir güzeli onların önüne getirdim. Aslında bu benim bulduğum bir güzeldi.

Ramazan ayı olması ve sergi salonunun saat 17.00'dan sonra kapalı olması sebebiyle maalesef ziyaretçi sayısı beklentimizin altında kaldı. Yani biraz da sergi salonunun azizliğiyle pek fazla kimsenin güzeli bulabildiğini söyleyemeyeceğim. Tabi ki Kumbaracı4 İslam Sanatları Galerisi ve küratör Ebubekir Mete yapılabilecek en güzel şekilde organizasyonu yaptılar ve açılışta ciddi bir kalabalıkla birlikteydik. Daha güzel günlerde nice sergiler yaparız inşallah. 

İnşallah diyelim biz de. Teşekkür ediyorum. Kolaylıklar diliyorum.

Asıl ben size nezaketiniz ve ağabeyliğiniz için çok teşekkür ediyorum. Sizin gibi usta bir şairin sorularını cevaplamış olmanın heyecanını yaşadım. Sizler gibi mütevazı şairlerin ve sanatkârların çoğalması dileğimle. Allah (c.c.) ne güzel vekildir.

 

Röportaj: Şakir Kurtulmuş

Yayın Tarihi: 19 Eylül 2016 Pazartesi 14:24 Güncelleme Tarihi: 23 Eylül 2016, 14:08
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26