banner17

Hasan di Tiro, özgürlük hareketlerine ilham oldu

Hasan di Tiro’nun ardından, hakkında kaleme alınan en önemli çalışma diyebileceğimiz 'Hasan Tiro: Açe Barışı’na Giden Uzun Yol' hakkıında, yazarı Murizal Hamzah, Mehmet Özay'ın sorularını cevaplandırdı.

Hasan di Tiro, özgürlük hareketlerine ilham oldu

Hasan di Tiro’nun yaşamını yitirmesinin ardından, hakkında bugüne kadar kaleme alınan en önemli çalışma diyebileceğimiz eser 2014 yılı Kasım ayında yayınlandı. Eserin ikinci baskısı ise bu yılın Şubat ayında kitapçı dükkânlarında yerini aldı. Hasan di Tiro’nun (HT) vefanının beşinci yılı nedeniyle bu eseri kaleme alan gazeteci Muhrizal Hamzah ile yaptığım röportajı paylaşmak isterim. Böylece HT’nin beşinci ölüm yıldönümü vesilesiyle bu eser üzerinden onun yaşamına ve hareketine kısmen de olsa değinmiş olacağım.

Hasan Tiro: Jalan Panjang Menuju Damai Aceh” (Hasan Tiro: Açe Barışı’na Giden Uzun Yol) başlığını taşıyan eser gazeteci Murizal Hamzah’ın uzun yıllar süren araştırmaları, tanıklıkları, görüşmelerinin ardından kitap haline getirilerek kamuoyunun ilgisine sunuldu. Giriş yazısını Açe Valisi Dr. Zeyni Abdullah’ın kaleme aldığı bu eser 679 sayfa ve ‘Bandar Publishing’ tarafından yayınlandı. Eserin hemen başında, HT’nin yaşamı kronolojik olarak veriliyor. Üç ana bölümden oluşan eserin ilk bölümü HT’nin 11 Ekim 2008’de yaklaşık 30 yıl aradan sonra Açe’ye dönüşüyle başlıyor. Çalışmanın birinci bölümü, HT’nin Açe’ye dönüşünü ele alıyor. Aslında bu bölümün, son bölüm olması gerekirken, önceye alınmasının sebebi, HT’nun vatan topraklarına dönüşünün oluşan barış ortamını desteklemesi gibi ‘sembolik’ bir anlam içermesinden olsa gerek. İkinci bölüm, HT’nun doğumundan Endonezya’nın Birleşmiş Milletler’deki temsilciliği, Dar’ul İslam Hareketi’ne katılımı ve bu hareketin ABD’deki elçisi oluşu ve evliliği ele alınıyor. Üçüncü bölüm ise, başarılı bir iş adamı olarak sahip olduğu serveti, ünü bir tarafa bırakarak atalarından devraldığını ifade ettiği sorumluluğu yerine getirme adına Açe’ye dönüşüyle başlayan süreç kayda değer tüm boyutlarıyla ele alınıyor.

HT’nun doğumundan vefatına kadar olan süreyi ve bu sürede ortaya çıkan başat sosyo-politik süreçlere tanıklığı ve iştirakı akademik denilebilecek bir özenle gündeme getiriliyor. Bu çerçevede, yazar Murizal Hamzah'ın, 1990’lı yılların sonundan yakın geçmişe kadar bizzat içinde yer aldığı süreçlerde, gerek Açe Özgürlük Hareketi içerisinden gerekse dışından yaklaşık yüz kişi ile yaptığı mülâkatların yanısıra, dört yüz civarında kaynağı elden geçirmesi bu çalışmanın önemini ortaya koyuyor. Yazarın, bu kitap hazırlığıyla ilgili tüm dökümanların, 26 Aralık 2004 tarihindeki tsunamide ‘payına düşeni alması’, bu çalışmanın bugüne kadar gecikmesine sebep olduğu gibi, en azından bazı belgelerin, fotoğrafların, kayıtların geri gelmemecesine kaybolması anlamı taşıyor. Bu kaybın HT’nun yaşamını tümüyle anlamamıza ne kadar engel teşkil ettiğini hesap edebilmek ise şimdilik mümkün değil.

Daha önce, Haikal Afifa tarafından Açece’den Endonezyacaya tercüme edilen “Aceh di Mata Dunia” adlı eserin tanıtımını yapmıştım. Mahruzal Hamza’nın eseri ise hiç kuşku yok ki, Hasan di Tiro’yu geniş bir çerçevede ele almasıyla dikkat çekiyor. Esere giriş yazısı yazan Vali Dr. Zeyni Abdullah’ın dile getirdiği üzere bu kitap yeni nesillere HT’nun keskin fikirlerinin aktarılmasında ve geçmişle gelecek arasında bir köprü olma vasfı taşıyor (s. 12). Bu çalışma, sadece Açe değil, modern Endonezya tarihine ‘Açe perspektifinden’ ışık tutarken, aynı zamanda yazılı gelenekle ilişkisi sınırlı bir coğrafyada, 19. yüzyıl son çeyreğinden itibaren başgösteren savaşlar, çatışmalar ve mücadele süreçlerinin bir devamı olarak ortaya çıkan ve küresel anlamda bir siyasi/dini hareket olarak gündeme gelen GAM’ın lideri konumundaki kişi hakkında bugüne değin belki de mitsel addedilebilecek unsurların tarihi referanslarla, tanıklıklarla gerçeklikle bağı ortaya konuyor.

Yazar hakkında kısa bilgi vermekte fayda var. Yazar, yani Muhrizah Hamzah, uzun yıllar gazetecilik yapmış bir Açeli. Hasan di Tiro’nun yaşamını incelemeye yaklaşık 14 yıl önce başlamış. Bu süreçte, sadece Açe’de ve Cakarta’da değil, Malezya, Avrupa ve ABD’de kimi şehirlerde çeşitli kişilerle yaptığı mülâkatların bu eserin ortaya çıkmasında önemi büyük. Ayrıca, sözlü anlatıları destekleyecek mahiyette dört yüz civarında belge, kitap, makaleyi taramış olması da bu çalışmanın bir ölçüde akademik bir çalışma olarak değerlendirilmesini sağlıyor.

Hasan di Tiro, Açe Özgürlük Hareketi (Gerakan Aceh Merdeka – GAM) lideri olmanın dışında elli bir yaşındayken bu hareketi bir deklarasyonla kamuoyuna ilân ettiği 4 Aralık 1976 tarihi öncesinde eğitimi, iş adamlığı, Endonezya Cumhuriyeti’nin Birleşmiş Milletler’deki elçisi ve ardından Dar’ül İslam Hareketi’nin ABD’deki temsilcisi olmaklığıyla öne çıkan siyaset adamlığı, kaleme aldığı eserlerle yazarlığı dikkate alındığında önemli bir dava ve hareket adamı olduğu görülür. Sizi bu röportajla başbaşa bırakıyorum.

Mehmet Özay: Bu çalışma şu ana kadar Hasan di Tiro (HT) ve hareketini konu alan eserler arasında en kapsamlısı olma özelliği taşıyor. Bununla birlikte, bu eserin HT’nin siyasi yaşamını kapsadığını söyleyebilir miyiz?

Muhrizal Hamzah: Hasan di Tiro hakkında var olan bilgi ve belgelerin tamamına bu eserde yer verdiğimi söyleyemem. Onun sadece bir hareket ve dava adamı değil, aynı zamanda bir iş adamı, yazar, hukukçu, diplomat, karizmatik lider, vatansever vb. olduğunu dikkate aldığımızda yaşamının pek çok yönü henüz yazılmadı. Bu çalışmanın onun hayatının ve içinde yer aldığı hareketin sadece yüzde ellilik bir bölümünü kapsadığını ifade etmek isterim. Bir eleştirmenin kitabı okuduktan sonra benimle paylaştığı bir yorumunda olduğu gibi, bu çalışmanın ikinci cildinin yayınlanmasını gerektirecek kadar geniş bir çerçeve bulunuyor. Öyle ki, sadece “Özgürlüğün Bedeli” adlı çalışması dahi tek başına dini, savaş taktikleri vb. alanlarda ayrı ayrı ele alınmayı hak edecek öneme sahip.

Bu çalışma için kaç kişiyle röportaj yaptınız? Bu anlamda hayatta bulunan tüm tanıklara ulaştığınız söyleyebilir misiniz?

Toplam yüz kişiyle mülâkat yaptım. Görüşme yaptığım kişilerden örneğin Hasan di Tiro (2010), Tengku Muhammad Osman Lampoh Awe (2008) vefat etti. Tabii ki, mülakatlarda en önemli kişi hiç kuşku yok ki, Hasan di Tiro’ydu. Ancak geçirdiği kalp krizi nedeniyle konuşma yetisini büyük ölçüde yitirdiğinden, kendisiyle 2008 yılında Malezya’nın Selangor Eyaleti’nde yaptığım mülâkat oldukça az bir süreyi kapsıyordu. Ancak bu mülâkat sırasında yanında bulunan ve bugünkü Açe Valisi Dr. Zeyni Abdullah’ın katkısıyla mülâkatı tamamlama imkânı buldum. Bu noktada, 1947 yılından başlayarak 1990’lara kadar çok çeşitli eserlere imza atmış olması dolayısıyla eserleri önemli bir başvuru kaynağı oldu.

Buna ilâve olarak Hasan di Tiro’ya yakınlığıyla tanınan kişilerden Dr. Husaini Hasan, Yusuf Daud, Musanna Tiro ve Tengku Fauzi Tiro’yu saymak isterim. Öte yandan, Hasan di Tiro’yla yakın arkadaş olan Doğu Timor liderlerinden ve ilk başbakanı Al-katir ile Dili’de mülakat yapma şansı buldum. Ayrıca, 1950’li yıllarda Hasan di Tiro’yla ABD’de bulunmuş İbrahim Abdullah ve o dönem Açe’de Hasan di Tiro ile Semangat Merdeka adlı gazetede çalışan Teuku Ali Basyah Talsha ile de görüştüm.

Böylesine önemli bir liderin hayatı ve hareketi noktasında şüphesiz ki farklı görüşler var. Bu bağlamda, mülakatlarınızda bu farklı yaklaşımlara rastladınız mı?

Elbette. Mülâkatlar sırasında o güne kadar örneğin Hasan di Tiro hakkında olumsuz diyebileceğim ve kimi çevrelerin bilinçli olarak negatif propaganda olarak ürettiğini düşündüğüm bazı hususlarla çelişen anlatılara tanık oldum. Örneğin bunlardan en dikkat çekeni, Hasan di Tiro’nun bağımsızlık hareketini başlatma sebebinin 1970’li yıllarda Lhokseumawe’de bulunan petrol ve doğal gaz kaynaklarıyla ilgili yatırımlarda kendisine imkan tanınmaması olduğu gelir. Ancak bu çalışmada detaylı bir şekilde görüleceği üzere HT’nin bu hareketinin çok daha farklı kökleri vardır.

Eseri kaleme alma sürecinde zorluklarla karşılaştınız mı?

Evet. Özellikle mülâkatlar sonrasında ortaya çıkan anlatılar arasında birbiriyle çelişen ifadelerin olmasıydı. Bu noktada, yazılı referanslara başvurma yolunu seçtim. Çalışmada açıkça görüldüğü üzere makale, kitap vb. dokümanlar şeklinde dört yüze yakın yazılı belge taradım. Tabii bu noktada, şunu da ifade etmek isterim. Uzun yıllar edindiğim dokümanları 26 Aralık 2004 tarihindeki tsunamide Banda Açe’deki evimin sular altında kalması nedeniyle maalesef kaybettim. Şayet bu çalışmayı eksik addedeceksek bu doğal afetin bir etkisi olduğunu söylemek isterim. Ayrıca, Açe’de çatışma döneminin sürdüğü, özellikle 1990-1998 ve 2003-2005 yılları arasındaki dönemde, güvenlik nedeniyle Hasan di Tiro ailesinin sahip oldukları bazı eserleri yakmalarının da belge ve bilgi noksanlığında olumsuz bir etkisi olacağına kuşku yok.

Hareketin bayrağının Türk bayrağına benzerliği biliniyor. Bununla ilgili ne söylemek istersiniz?

Erken dönemde hareketin önemli liderlerinden biri olan Dr. Husaini Hasan’la yaptığım mülakatta, hareketin bayrağının bizzat Hasan di Tiro tarafından seçildiğini öğrendimi söylemekle yetinmek istiyorum.

1980’li yılların ortalarında Türkiye’de Hasan di Tiro ile bir röportaj yayınlandı. Bu röportajı yapan gazeteciyle görüşme imkanınız oldu mu?

Söz konusu gazeteciyle görüşmeyi çok isterdim. Ancak kitap çalışmam sırasında böyle bir imkân olmadı. Bu çalışmanın Hasan di Tiro’nun tüm yaşamını kapsamadığına yukarıda değinmiştim. Bu çerçevede önümüzdeki dönemde eserin yeni baskısında veya ayrı bir kitap çalışması bağlamında diğer bazı kişiler gibi, bu kaynak kişiye ulaşmayı isterim.

Modern Açe tarihinde iki önemli hareket adamına rastlıyoruz. Birincisi “Dar’ül İslam Hareketi”nin öncü ismi Daud Beureuh ve Hasan di Tiro. Hasan di Tiro, aynı zamanda Daud Beureuh’ın öğrencisi. Bu iki liderin hareketleri arasında nasıl bir ilişki var?

Açıkçası başında bulundukları hareketler noktasında büyük bir fark görmüyorum. Bu noktada örneğin Hasan di Tiro’nun Açe’de ‘Açe İslam Devleti’ kavramını işlediğini, yurt dışında ise ‘Açe-Sumatra Özgürlük Hareketi’ (ASNLF) üzerinden bir çalışma yürüttüğünü görüyoruz. Tabii burada, bu adlandırmanın uluslararası arenada geliştirilen bir stratejinin ürünü ve amacın Açe’nin coğrafi ve tarihi konumunu ortaya koymak olduğunu söylemek isterim. Yoksa, tüm Sumatra Adası’nın bağımsızlığına yapılan bir atıf söz konusu değil. Açe’nin ‘özgürleşmesi’ noktasında Daud Beureuh ve Hasan di Tiro’nun nihai hedefte aynı yerde durduklarını söylemek isterim. Daud Beureuh, Endonezya Cumhuriyeti’nin temelleri olan ‘Beş İlke’ (Pancasila) yerine, İslam devleti kurma çabasına karşılık, Hasan di Tiro, merkezden bağımsız olmayı yeğliyordu. Dile getirilmesi gereken bir başka açı var ki o da, Daud Beureuh’ın Hasan di Tiro hareketine maddi ve manevi katkısıdır.

Hasan di Tiro, hareketi uzun yıllar İsveç’ten yönetti. Bu süreçte Avrupa’da Birleşmiş Milletler olmak üzere çeşitli uluslararası ve Avrupa ülkeleri nezdinde girişimleri biliniyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz?

Evet. Hasan di Tiro hareketi, merkezi Hollanda’da olan “Temsil Edilmeyen Milletler ve Halklar Organizasyonu” (Unrepresented Nations and Peoples Organization-UNPO) üyesiydi. Bir siyaset adamı ve entellektüel olarak di Tiro'nun, diğer özgürlük hareketlerine ilham kaynağı olduğu anlaşılıyor. Tabii bu noktada, hareketin bu yapı içerisinde Papua, Doğu Timor, Patani, Mindanao vb. özgürlük hareketleriyle görüş alış verişinde bulunduğu görülür.

Hasan di Tiro, hareket ve dava adamı olmaklığının yanı sıra üretken bir yazardı. Açe’de bu yazma geleneğinin devam edeceğini söyleyebiliriz miyiz?

Hasan di Tiro’nun vefatının ardından, onun kaleme almış olduğu eserlerden sadece biri, Açece kaleme almış olduğu “Aceh di Mata Dunia” adlı eser Endonezyaca diline tercümesi 2013 yılında yayınlandı. Bunun dışında Hasan di Tiro’nun yayınlanmayı bekleyen onlarca eseri bulunuyor. Ancak, önümüzdeki dönemde, Hasan di Tiro’nun çalışmalarının bir ilham kaynağı olacağını ve Açe hakkında yazma geleneğini sürdürecek yeni yazarların çıkacağını söyleyebilirim. Bu noktada, Hasan di Tiro’nun 1958’de yayınlamış olduğu ve federatif bir yönetim yapısını dile getiren ‘Demokrasi’ adlı çalışmasının, aradan geçen uzun bir süre sonrasında günümüzde Endonezya’da bir karşılık bulmaya başladığını da ifade etmek isterim.

Kıymetli vaktinizi ayırdığınız için çok teşekkür ederim.

Ben de teşekkür ederim.

 

Mehmet Özay konuştu

Güncelleme Tarihi: 06 Haziran 2015, 14:00
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20