Genç sanatçı hangi dergiyi niye seçer?

Hece dergisi dosya editörlerinden Hayriye Ünal ile editörlük anlayışını konuştuk.

Genç sanatçı hangi dergiyi niye seçer?

Editöryal sorumluluktan ne anlıyorsunuz?

Editörün alanına, derginin türsel sınırlarına hâkim oluşuyla sınırlıyorum bu sorumluluğu. Editöre bilgili olmak yetmeyecektir, daima değişen dinamik bir danışma kuruluyla edebî anlayışının sınamasını yapması gerekir. Aksi halde bağışlanmayacak yanlışlar çıkıyor ortaya, görüyoruz örneklerini.

Yazarına danışmadan editöryal müdahalenin doğru olup olmadığı konusunda düşünceleriniz nelerdir?

Ben zaman zaman dosya editörlüğü yapıyorum. Dosyada müdahale edeceğim yazı olunca yazarla daima fikir alışverişinde bulunuyorum. Yazara danışmadan müdahale etmek söz konusu yazarı reşit kabul etmemek anlamına gelir. Bunu uygun bulmuyorum. Daha evvel bir yayınevinde kitap editörlüğü yapmıştım. Yazı alanında sınırlı deneyimi olan çalışanlarla ortak çalışmalar yapıyorduk. O zaman bile muhatabın telif sınırına azami saygı gösterdim.

Bir yazarın veya şairin ürünü size ulaştığında eser sahibinin ismine mi bakarsınız, eseriHecen niteliğine mi?

Sıklıkla Hece dolayısıyla, nadiren Edebistan için, bazen de kendi blogum için şiir ve yazı gelir bana. Ancak Hece’nin yayın yönetmeni Hüseyin Su. Dosyalar dolayısıyla yaptığımız toplantılarda birlikte karar verdiğimiz konular var, ancak yayımlanan yazı ve şiirlerin sorumluluğu tümüyle ona ait. Ben yayımlanabilir nitelikte olanları aktarırım kendisine. İsme bakmamayı tecrübe etmedim, ismi gördüğüm anda görmüş oluyorum ve görmeme durumundaki yargımı bilemiyorum. İsim de metinlerin ürettiği bir şeydir. Tam anlamıyla önemsiz olduğu söylenemez. İsmine sahip çıkması gereken kişi ismin sahibidir. İsim şu bakımdan önemlidir. Hiç duymamış olduğunuz bir ismin size gönderdiği metnin genel nitelikleri üzerinde görünür fakat bunlar tesadüfî olabilir. Genelde ek olarak biyografi ve başka şiirler, mümkünse düzyazı istiyoruz. Kusur veya güzelliklerin tesadüfîliğini ancak bu telafi edebilir. Fakat çoğunlukla metin esastır. Hece dergisi bahsinde özellikle metin esastır, geri çevrilemeyecek isim yoktur.

Özellikle genç şair ve yazarların ürünleri geri çevrildiğinde ne tür tepkilerle karşılaşıyorsunuz, bu durum karşısında sağlıklı editör tavrı nasıl olmalıdır?

Bana dergi dolayısıyla olmasa bile şiirine dair fikir danışan her genç arkadaşa detaylı yazı-mail yazıyorum. Bazen bu uzun mektuplaşma süreci sonunda geri çevrilmek yerine birlikte ilerliyoruz. Ancak “yayımlanma hedefi” esas olunca ve başka yerlerde kolayca yayımlanınca benimle ilerleme sıkıcı gelebiliyor. Şiir gönderip yokluyor mesela, fikrimi öğrenince bu ona yetiyor. Olumsuz kanaat belirttiğimde bazen bana küsüp menfi düşünceler geliştirebiliyor. Şunu da belirtmek isterim, bu fikir danışma meselesinde de hiyerarşik düşünmüyorum, şiir eksperliğine inanmıyorum. Bu, uzmanlaşılacak bir iş değil. Yanılmak çok olası. Her geçen gün başka tür bir şiirle karşılaşmak da olası. Dolayısıyla ancak edebiyat konusunda heyecanlarını koruyan bir editör baş tacıdır.

Sizce genç şair ve yazarlar ürünlerini göndereceği dergileri belirlerken, ne tür kıstaslar çerçevesinde hareket ediyorlar?

Herkesin çevresine göre bir muteberlik algısı var. Buna göre “gözde sayılan” dergide yer almak istiyor. Mizaç da belirleyici, polemik seven gençler Fransızların “petite revue” dedikleri çığır dergisi denebilecek dergileri tercih ediyor, bir aradalığın tadını da verir bu dergiler. Belli bir edebiyat görüşünü dayatmaları bir risktir. Ancak mücadele havası ve teyakkuz havası hep sürdüğü için gelişmeye, geliştirmeye müsait görünür bu dergiler. Orada yazdıkları tek şiirle günlerce gündeme gelebilir genç bir şair. “Grande revue” denilen türse eser vermeye yönelik ilgisi ağır basanların tercih ettiği dergilerdir. Buralarda yaşlı kimseler de eser yayımladığı için gençler ikinci planda kalabilir. Kurumsal görüntüleri gençlere sıklıkla itici gelebilir. Onaylanmışlığı pekiştiren havası nedeniyle bu dergilerde tek şiirle konuşulmak zordur. Genç şairin böylesi dergilerde kalıcı olması, kendine sağlam inanmasına ve bir başınalığı göğüsleyebilmesine bağlıdır. Aidiyet duygusunu vermez büyük veya merkez tabir ettiğimiz dergiler, buralarda edebiyata aidiyet söz konusudur olsa olsa. Bu temel ikisi arasında yer alan onlarca dergi tipi var. Hepsine şiir yollayan genç insanlar da yok değil. Yani kıstas arayışı bazı az sayıda kimse için gerekli. Öyle görünüyor.

Son olarak, sizce ideal editör tasavvuru nasıl olmalıdır?

İlk beş soruda dile getirdim. “İdeal, sağlıklı, mükemmel” gibi sıfatlar zorlayıcı. Editör, iyi bir hekimin veya iyi bir müteahhidin sahip olması gereken meslekî erdemler neyse onlara sahip olsa yetecek. Var mı bir edebiyatçı yemini?

Mustafa Celep sordu

Güncelleme Tarihi: 12 Şubat 2012, 19:08
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER