Filistin için gittiler!

Geçen hafta, Dayanışma Vakfı güzel bir eyleme imza atmıştı; İsrail katliamını protesto için bir konvoy oluşturmuştu.

Filistin için gittiler!

Dün Bosna, Bugün Filistin İçin! 

 

Sevgili Yusuf Armağan, İsrail vahşetini protesto etmek için, Dayanışma Vakfı bir konvoy  oluşturdu geçen hafta. Bu konvoyda siz de vardınız ve siz bu eylemin sözcüsü konumundaydınız. Yola çıkarken yaşadığınız duyguları bizimle paylaşır mısınız biraz?

 

Malumunuz olduğu üzere Dayanışma Vakfı Bosna soykırımı zamanında Bosna Dayanışma Grubu adıyla faaliyet göstermiş büyük yararlılıkları olmuştu. O tarihlerde 1993 yılında bu grubun organizasyonuyla İstanbul'dan Edirne'ye kadar bir konvoy gitmiş ve sınırda miting düzenlenmişti. Bu eylemin tekrarlanması hususunda Hüsnü Kılıç, Nezir Dinler ve Ramadan Öztürk tarafından bir görüş ortaya atıldı 2 Ocak akşamı. Ramadan Öztürk beni telefonla aradı ve düşündükleri eylemi açıkladı. Telefonda; “Ne dersin? İlgi görür mü?” diye soruyordu.

 

İlk tepkimin “süper!” şeklinde olduğunu hatırlıyorum. O akşam bunu Meksika Sınırı programında izleyiciye tepki ölçmek maksadıyla duyurduk. Çok iyi tepkiler geldi. Kendi içimizde bunun nasıl olacağının hesaplarını yaparken Hakan Albayrak'ın “niçin Suriye sırınırına kadar gidiyoruz, Suriye'yi de işin içine katalım ve Golan'a kadar gidelim” teklifi eylemi daha farklı bir boyuta taşıdı. Ve ilk olarak internet sitelerive Gazze konusunda duyarlılıklarıyla bildiğimiz bazı tv. kanallarında, çarşamba günü kamuoyuyla eylemi paylaştık. Hareket Ocak ayının 9'unda Vatan Caddesi'nden olacaktı. Herşey diğer STK'larla da paylaşılmasına rağmen alabildiğine sivil, münferit ve spontane olarak akıp gidiyordu.

 

Bu eylemle hem Gazze konusundaki, Filistin konusundaki milletçe sergilediğimiz tavır Anadolu sathına yayılmış olacaktı hem de işin içine Suriye de dahil edilerek eyleme uluslararası bir boyut kazandırılacaktı. Bizler sınırları haritalarda değil de ayaklarımızın altında çiğnenesi bir konumunun olmasını arzu eden insanlarız. Bu açıdan hadiseyi, Türkiye toprağının ayrılmaz bir parçası olarak gördüğümüz Suriye toprağına karıştırmış olacaktık. Bu, tabii işin en heyecan verici kısmıydı. 9 Ocak sabahında Vatan Caddesi'ndeydik ve attığımız adıma binlerce araçla karşılık bulmamız gurur vericiydi. Ve bu heyecanla konvoyumuz start almış oldu. Araçların camlarından göğe doğru yükselen Türkiye ve Filistin bayraklarıyla boğaz köprüsünden geçerek Anadolu'ya adım atmış olduk; besmeleyle, duayla ve selamla...

 

Hakan Albayrak, Yasin Aktay ve Murat Kekilli de Konvoydaydı.

 

Yol boyunca karşılaştığınız önemli olaylar oldu mu hiç? Mesela, güzergâh üzerindeki şehirlerden geçerken halkın tepkisi nasıldı? Bir de, tanıdık isimler var mıydı konvoyda?

 

Konvoy İstanbul'dan sonra Gebze'den ve İzmit'ten de katılımcılarını alarak yoluna devam etti. Adapazarı'nda küçük bir şehir turu yaptık. Evlerinin camlarından sarkarak bize el sallayanların, dükkânlarının önünden bize zafer işaretleri yapanların dudaklarındaki duâyı ve selamı okuyabiliyorduk. Her uğradığımız yerleşim yerinde, güzergâhımızdaki her kavşakta emanetimizin ağırlaştığını hissediyorduk. Herkesin kardeşi için omuzlarımıza bıraktığı bir emanet vardı. Ankara'ya birkaç yüz araçla vardık. Katılımın şehirlerarası yollarda düşecek olması söz konusuydu evet. Lakin bu eylemin hızlı gelişmiş olması insanların sonu görünmeyen bir plana dâhil olmalarının önünde engel teşkil etti anlaşılan. Ankaralılar tarafından Göksu Parkı'nda çok iyi karşılandık. Sonrasında onların oluşturduğu binin üzerinde bir araç konvoyuyla Konya'ya doğru uğurlandık. Ankara yollarında gecenin bir vakti Gazze hatırına yanan flaşörleri görmeliydiniz. Muhteşemdi.

 

Konya'ya geceyarısı olmasına az kala ulaştık. Konyalılar bizleri evlerinde misafir ettiler ve sabah bizi Adana'ya doğru uğurladılar. Burada Konyalılar tarafından bu eyleme iyi bir katkı olmadığını söylemem gerekiyor. Ama Adana'ya vardığımızda muhteşem bir kalabalık ve muhteşem bir organizasyon bizi bekliyordu. Ses sistemleri ile organize ettikleri konvoylarıyla bizi alarak İncirlik'te bir eylem planladılar. Hepimizin erzaklarını, yolluklarını hazırlamışlar. Hepsiyle kucaklaşarak yola koyulduk. Güneydoğu ve Akdeniz'den konvoyumuzu karşılamak isteyenler otoban üzerinde İskenderun gişelerinde bize katıldılar. Bir anda, İçel, Urfa, Gaziantep, Adıyaman, Kilis, Erzurum, Malatya, Batman gibi illerden gelen araçlarla karşılaştık burada.

 

İskenderun'a girdiğimizde yine bin kadar araç olmuştuk. Sonrasında Türkiye'deki son durağımız olan Reyhanlılılar, Antakyalılar, Kırıkhanlılar tarafından yolun bir kavşak noktasında daha durdurulduk. Böylece 6-7 kilometreye varan bir konvoyumuz oldu. Bu konvoyla sınırımızdaki son nokta olan Reyhanlı'ya girdik. Reyhanlı Belediye Başkanı Hüseyin Şanverdi'ye özel bir yer açmam gerekiyor burada. Emin olun Hüseyin Şanverdi Bey olmasaydı bu organizasyon bu şekilde güzel olmayacaktı. Bütün Reyhanlı'yı seferber etmiş. Bizleri evlerinde misafir ettiler. İkramlarda bulundular. Her türlü ihtiyacımızı gidermek için elbirliğiyle yarıştıklarına şahit olduk.

 

O gece benim TV. NET'te yayımlanan Yeryüzü Notları isimli programımı Reyhanlı belediye binası önünden canlı olarak gerçekleştirdik. Programıma, yine konvoya katılan, Murat Kekilli, Hakan Albayrak, Hüsnü Kılıç, Yasin Aktay, Hüseyin Şanverdi konuk oldular. Temel olarak sınırların kaldırılmasını konuştuk programda. Reyhanlılıların Gazze için yaptıkları tezahüratları eşliğinde tamamladık programı. Planımız sabah saatlerinde Cilvegözü sınır kapısından geçmekti. Ancak pasaportsuz olarak gelen insan sayısı o kadar fazlaydı ki şimdi bizi yeni bir girişim bekliyordu; tıpkı El İttihat – Fenerbahçe maçında olduğu gibi, tıpkı bayramlarda olduğu gibi insanları kimlikleriyle Suriye tarafına geçirmek!

 

Bir sonraki günün gecesi saat 23.00'e kadar bekledik. Ama bürokrasiyi aşamadık. Bu esnada sınır kapısındaki bekleyişin nasıl olduğuna dair birkaç ipucu vermeliyim. Hava soğuktu, havada dolunay vardı. Üşüyorduk. Etraftaki çalı çırpıyla, kâğıt parçalarıyla ateşler yakarak ısınmaya çalışıyorduk. Ama ateş hep zayıf kalıyordu. Yine Reyhanlılılar imdadımıza yetişti. Odun falan getirdiler. Eski araç lastikleri getirdiler. Ateşimizi büyüttük. Hatay'dan İbrahim Önder'in güzel sesiyle söylediği eski marşlarımıza, ezgilerimize eşlik ettikçe hava daha bir başkalaştı. Ama olmadı işte önemli bir kalabalığı Reyhanlı'da bırakmak durumunda kaldık. Kucaklaşarak ayrıldık herbiriyle. Ağlayanlar oldu. Duâlarını ve selâmlarını emanet ettiler bize. Yola düştük yeniden.

 

Suriye"de Baas"ın Olumsuz Etkisi Hâlâ sürüyor

 

Konvoya başka ülkelerden katılım var mıydı peki?

 

Konvoyumuza Suriye sınırından sonra Suriye'den katılımlar oldu. Ancak Suriye'deki katılımlar biraz çekingenlikten dolayı sınırlı kaldı. Baas'ın düzenlediği organizasyonlar dışındaki organizasyonlara katılmak sanırız burada hâlâ sorun oluşturuyor. İnsanların zihinlerinde geçmişte kalan bazı prangalar olduğu belli. Meselâ bizi selamlamak isteyenler ellerini dilediklerince kaldıramadan selamlayabiliyor ve etraflarına kendilerini izleyen birinin olup olmadığını kontrol etmek durumunda kalıyorlardı. Ama şunu söylemeden geçmeyeyim; Suriye'de korna çalmak yasaktır ve 50 Suriye Lirası cezası vardır. Ama biz bu yasağı konvoy olarak deldik ve geçtiğimiz her yerde de Suriyelilerin bu yasağı doya doya deldiklerine şahitlik ettik. Bu da yetti zaten...

 

Hedefimiz Golan Tepeleri"ydi.

 

Hedefiniz neresiydi, varmak istediğiniz son nokta yani? Bu hedefe ulaşabildiniz mi?

Hedefimiz Golan Tepeleri'ne varmaktı. Malum Golan İsrail'in 1967'de işgal ettiği Suriye topraklarından. O yıl Sina'yı, Gazze'yi, Batı (Yaka) Şeria'yı, Doğu Kudüs'ü de işgal etmişlerdi. Bu yüzden biz sembolik olarak İsrail'i buradan protesto etmek ve buradan mesajımızı dünyaya iletmek istedik.

 

Hedefe tam manasıyla ulaşamadık. Şam'a yakın olan bu bölgeye ne yazık ki gidemedik. Çünkü bizim oralarda bulunduğumuz günlerde bu bölgeden İsrail'e yapılan bazı saldırılardan ötürü BM'nin bu bölgeyi tahkikat maksadıyla çevirdiğini öğrendik. Buraya giden yollar kapatılmıştı. Bu konudaki Suriye hükümeti nezdindeki tüm girişimlerimize rağmen başaramadık. Sanırız Suriye Hükümeti de çekindi biraz. Ama onun yerine Suriyeli kardeşlerimiz bizleri Yermuk mülteci kampına ve Hamas'ın Şam'daki merkezine götürdüler. Yermuk'ta 1 milyon Filistinli mülteci yaşıyor. Oraya vardığımızda Yermuk'taki Filistinlilerin sevgi gösterileriyle karşılandık. Pencerelerinden bize el sallayanlar, caddelerde önümüzü kesenler... Muhteşemdi! Her şey gerçekten çok muhteşemdi! Türkiye ve Filistin bayrakları ile bu sokakları arşınladık. Burada bizim için toplanan halka yönelik konuşmalar yaptık.

 

El Cezire, Suriye Televizyonu, İran Televizyonu çekimler yaptılar. Anadolu Ajansı, Cihan Haber Ajansı, İhlas Haber Ajansı oradaydı. Sonrasında Şam'da önemli bir yerde Suriye parlamento binası önünde bir gösterimiz oldu. Parlamento başkan vekili de bizzat bu gösterimize nezaret etti. Suriyeliler Suriye bayraklarıyla katıldılar aramıza. ile bir görüşmemiz oldu.

 

Hamas Zaferden Çok Emin.

 

Hamas'daki gözlemleriniz nelerdi?

 

Bir defa morallerinin en üst düzeyde olduğunu gördük. Zaferden eminler. Şöyle diyor meselâ Muhammed Nezzal; bize gelen yardımları iki şekilde kullanacağız. Bir, şu anki durumdaki acil ihtiyaçlarımız için; iki, zaferimizden sonra Gazze'yi imar etmek için. O kadar emin ki zaferden, hele bir zaferi kazanalım sonrasına bakarız gibi bir cümlesi yok adamın. “Moralinizi bozmayınız. Onlar bize askeri olarak üstünlük sağlayabilmiş değiller ve de sağlayamazlar” dedi. “Onların tek başarısı sivilleri vurmaktır. Onlar da bizim için kayıp değildir çünkü onlar şehittirler” dedi. Düşünün biz adama moral olsun diye oradayız adam bize moral veriyor. Bu çok önemliydi.

 

Çok Önemli İki Organizasyon Daha Var Önümüzde.

 

Peki, Türkiye'deki eylemleri nasıl karşılıyorlar?

 

Türkiye'deki İsrail Konsolosluk kuşatmasını çok önemsiyorlar. Çağlayan mitingine iki kez vurgu yaparak teşekkür etti. Ve bizim konvoyumuzun Anadolu'nun tüm sathına yayılmış bir eylem olmasından ötürü tebrik etti. Türkiye'deki sivil eylemlerin özellikle masada ellerini kuvvetlendirdiğini söyledi. Bu önemli tabii! Çünkü bu eylemler hükümeti buna zorluyor. Hükümetin arkasında böyle bir itici gücün olması Hamas'ın işine gelen bir şey. Türk halkını ve Türk hükümetini aldıkları insiyatiften ötürü ve bu insiyatifi genişletmek istemesinden dolayı selâmladığını birkaç kez söyledi. Eylemlerin tüm Türkiye sathına yayılması gerektiğini ve her kesimden insanın katılımıyla sürmesi gerektiğini söyledi Nezzal. Bu arada avukatlardan Livni, Barak, Olmert gibi isimlere uluslararası mahkemelerde soykırım suçundan dava açılmasını istedi. Sanırım buna ilişkin bir girişim de var Türkiye'de. Eylemlerin tabana yayılması ve her kesime hitap edici hüviyete bürünmesi hususunda da Dayanışma Vakfı'nın verdiği bir söz oldu. Bu sözün ne olduğunu şimdi açıklayamam ama çok önemli iki organizasyon var önümüzde.

 

Adem Turan yazdı

Güncelleme Tarihi: 10 Haziran 2011, 11:22
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
m. fatih kutan
m. fatih kutan - 11 yıl Önce

bekir fuattan uzun uzun ve renkli ayrıntılarıyla dinledim bu yolculuğu. türkiye'nin ağırlığını görmek gerçekten ferahlatıcı, malum, piyon olmaktan yorulduk. golan'a da gideceğiz bir gün, elbet.

Cihad Meriç
Cihad Meriç - 11 yıl Önce

Yazıyı okudum. Konya ile ilgili bölüme itirazım var. Konya'ya gece 23 civarı varıldı. Ve millet o geç vakte rağmen evlerine konuk almak için bekliyordu. Kumanyada hazılanmıştı. Sabahta 8:30 da yine erken vakit olmasına rağmen ilgi vardı.

Bence problem yolculuğun güzergah değişikliğidir.Konya planda yokken sonradan programa alınmıştır. Ve buna rağmen hızlı iletişim ile o gece konaklayacak kardeş aile bulunabilmiştir.

Konya başkentlik yapmış köklü geleneği olan bir şehirdir.Konuşurken Dikk

R  öztürk
R öztürk - 11 yıl Önce

Bu yazıda Filistin için bende varım konvoyunu Konyada karşılayanlara laf yok bence (ev sahipliği yapan erkezden Allahrazı olsun) ertesi sabah konvoya eşlik etmekte duyarlı Konyalıların gelmemesine bir sitem var bence

Cihad Meriç
Cihad Meriç - 11 yıl Önce

Son güne kadar Konya yol planında yoktu. Bu yüzden sabah konvoya katılamazdı kişiler; çünkü bilmiyorlardı. Aslında cumartesi gündüz Havaalanın yanına gidilip protesto edildi. Daha önce haber olsaydı iki program birleştirilirdi.
İyi düşünüp konuşmak lazım.
Herkes hemen her şeyden haberdar olsun, bu kadar hızlı bir bilgi akışı henüz kurulamadı.

banner19

banner13

banner26