Fethi Güngör ile Büyük Çerkes Sürgününü Konuştuk

Doç. Dr. Fethi Güngör, Çerkeslerin kim olduğundan anayurtları Kafkasya’nın durumuna, Rusya’nın sürgündeki rolünden Çerkeslerin taleplerine, Yusuf Tunçbilek'in sorularını cevapladı.

Fethi Güngör ile Büyük Çerkes Sürgününü Konuştuk

Büyük Çerkes Sürgünü’nün üzerinden tam 152 yıl geçti. Yani bu gösteriyor ki bizler 152 senedir Çerkeslerle birlikte yaşıyoruz. Onların kim oldukları, nereden ve niçin göç ettikleri ise hâlâ muğlaklığını koruyor.

Bu muğlaklığı gidermek ve hafızamızı tazelemek adına Kafkasya ve Çerkesler hakkında uzman bir isimle, Doç. Dr. Fethi Güngör ile bir röportaj yaptım. Röportajda Çerkeslerin kim olduğundan anayurtları Kafkasya’nın durumuna, Rusya’nın sürgündeki rolünden Çerkeslerin taleplerine kadar birçok önemli meseleye değinildi.

Şu belirtilmeden geçilmemeli ki Türkiye toprakları geçmişten bu yana mülteci akınına uğradı. Son iki yüzyılda sırasıyla Kafkasya, Balkanlar, Kırım ve son olarak Suriye’den milyonlarca Müslüman buraya göç etti. Araştırıldığında açık bir biçimde ortaya çıkan şu ki bütün bu sürgün ve soykırımların baş sorumlusu Rusya’dır.

Çerkes/Kafkas sürgünü asla unutulmaması gereken bir olay; çünkü biz Müslümanlar görüldüğü üzere acılarımızı unuttuğumuz zaman yeni acılara maruz kalıyoruz. Şehit olan Çerkeslere rahmet, bizlere ise feraset diliyorum. İyi okumalar...

Çerkesler kimdir, biraz açabilir misiniz?

Çerkesler, yedi bin yıldır Kafkasya’da yaşayan, tarihin kadim halklarından biridir. “Çerkes” ismi Osmanlı Devleti’ne gelen tüm Kafkas halkları için ortak bir isim olarak kullanılmakla birlikte, “Muhâcirîn-i Çerâkise” dendiğinde Dağıstan’dan Abhazya’ya kadar tüm Kafkas halkları anlaşılıyor. Bununla beraber Kafkasya’da her kavim kendi özgün adını kullanmakta, “Çerkes” adı Karaçay-Çerkes Cumhuriyeti’ndeki Adıgeler için kullanılmaktadır. Çerkesler bölgede “Adıge” ve “Kabardey”, Abazalar “Abhaz”, İnguşlar “Galgay”, Çeçenler “Nohçi”, Dağıstan halklarının en kalabalık nüfusa sahip olanı Avarlar ise “Ma’rul” adıyla anılmaktadır. Otokton, yerli Kafkas halkları Dağıstan, Çeçen-İnguş ve Çerkes halkları olmakla birlikte, miladi 4. asırdan itibaren Kafkasya’ya gelip yerleşen Kumuk ve Nogay gibi Türk halkları ile Osetler gibi İran kökenli halklar da yerlileşmiş Kafkas halklarıdır.

Anayurtları Kafkasya?

Kafkasya dendiğinde tarih literatüründe anlaşılan, bugün için “Kuzey Kafkasya” denen merkezi Kafkasya’dır. Dağıstan, Çeçenistan, İnguşya, Osetya, Kabardey-Balkar, Karaçay-Çerkes, Adıgey ve Abhazya Cumhuriyetleri bugün için merkezi Kafkasya’yı oluşturan devlet ve toplumlardır. Azerbaycan, Ermenistan ve Gürcistan’ın yer aldığı ve Kafkas sıradağlarının güney kesiminde yer alan bölge tarih literatüründe “Transkafkasya”, “Mâverâ-yı Kafkas”, “Zakavkaz” gibi isimlerle anılmaktadır. Pratik kullanım kolaylığı sebebiyle Rusların kasıtlı olarak ürettiği “Kuzey Kafkasya” ve “Güney Kafkasya” isimleri yaygın olarak kullanılmaktadır. Son yıllarda bir de Kafkasların tamamı için bir yeni isim üretilmiştir: “Güney Rusya”! Bu yeni ismin ne tarihi ne coğrafi ne de sosyolojik bir karşılığı olup, Rusya’nın yayılmacı emellerinin bir göstergesi olmaktan öte bir anlam ifade etmemektedir.

Sürgüne giden süreç neydi? Rusya neler yaptı? Çerkesler nasıl direndi?

‘Çarlık Rusyası’nın Deli Petro döneminde başlayan ve halen devam etmekte olan “sıcak denizlere inme” ve bu şekilde cihan hâkimiyetini elde etme stratejisi, Kafkasya bölgesinin bu yolda önemli bir engel olarak görülmesine yol açtı. Bu engeli kaldırmaya yeltendiğinde ise, uzun yıllar boyunca sürgün yeri gibi gördüğü Kafkasya’nın esasında ne kadar muhteşem bir coğrafyaya ve zenginliklere sahip olduğunu keşfetti. Tabii ki Rusya, dünya kamuoyuna başka yalan gerekçeleri servis ediyordu. “Commers, Christianity, Civilisation” kelimelerinin baş harfleri sebebiyle “3C” formülüyle ifade edilen “ticaret, hıristiyanlık ve medeniyet” getirme iddiasıyla geldiği bölgede Ruslar kendilerinden çok yüksek bir medeniyetle karşılaştı. Rus ordusunda görev yapmış olan Puşkin, Lermontov gibi entelektüellerin, raportörlerin ve İngilizler başta olmak üzere Avrupa’dan gelen seyyahların yazdıkları bu tespitin delilidir.

Nitekim, ormanların ve ekinlerin yakılmasına, çoğu köylerin bütünüyle yıkılmasına, çok ağır kayıplar verilmesine rağmen Çerkeslerin bu vahşi saldırılar karşısında direnç gösterebilmesinin bir nedeni de medeniyet açısından kendilerini Ruslardan çok daha üstün görmeleridir. Müslüman olmaları itibarıyla daha üstün bir inanca sahip bulunduklarının bilincinde olan Çerkesler, aynı zamanda Ruslardan çok daha ileri bir medeni hayat ve seviyeli sosyal ilişkiler sistemi geliştirdiklerine inandıkları için kendilerinden aşağı gördükleri Ruslara teslim olmayı kesinlikle düşünmemişler, kanlarının son damlasına kadar direnmişlerdir.

Soykırım ve sürgün nasıl oldu?

Ruslar önce çeşitli soykırımlar yaptı. Kafkasya’nın sadece insanını öldürmediler, hayvanlarını da itlaf ettiler, ekinlerini ve ormanlarını yakarken ekolojik katliam yaptılar. Hayatta kalabilenleri de yedi bin yıllık özyurtlarından sürerek kültürel katliam yaptılar. Ardından çoğunluğunu Çerkeslerin oluşturduğu Büyük Kafkas Sürgünü gerçekleştirildi. Üç asır süren Rus-Kafkas savaşlarının, ne Osmanlı Devleti’nden ne İngiltere’den ne de başka bir ülkeden destek alabilen Çerkeslerin kesin mağlubiyetiyle neticelenmesinden sonra sürgün süreci başladı.

Esasında 1830’lu yıllardan itibaren ferdi hicretler vuku bulmuştur. Hatta İstanbul’un fethine katılan Çerkes İslam Bey’in kayıtları Osmanlı Arşivi’nde mevcuttur. Ancak yoğun nüfus hareketleri Rus-Kafkas Savaşı’nın yenilgiyle sonuçlandığı 21 Mayıs 1864 tarihinden başlayıp 1878 yılına kadar devam etmiştir. Bu süre zarfında 2 milyonun üzerinde Kafkas insanı, cennet gibi anavatanını terk ederek dönemin Osmanlı coğrafyasına dağılmıştır. Bu hicret sürgün formatında gerçekleşmiştir. Zira, Çar’ın Kafkasya Naibi olarak atadığı kardeşi, “bir ay zarfında bu topraklar terk edilmez ise esir muamelesi göreceklerini” tebliğ etmişti. Normal insani muameleleri bile çok sorunlu olan Rus yönetiminin esir muamelesine tahammül edemeyeceklerini bildikleri için, Çerkesler başta olmak üzere hemen tüm Kafkas halklarından 2 milyon civarında büyük bir nüfus yollara düşmüştür.

Yollarda neler yaşandı? Şehit olan Çerkes sayısı neydi?

Bugünkü gelişmiş ulaşım ve iletişim imkânlarına rağmen geniş kitlelerin bir ülkeden başka bir ülkeye sığınması çok çeşitli ve yıpratıcı sorunları beraberinde getirmektedir. Çerkesler de zulmün, mağduriyet ve mahrumiyetin bin bir çeşidini yaşadılar. Soçi ve Trabzon limanları başta olmak üzere sürgün edilen halkların yoğun olarak yığıldığı sahillerde her gün yüzlerce insan hayatını kaybetmiştir. Rus raportör ve konsolosların kendi kayıtları bile vahşetin boyutlarını göstermek için yeterlidir. Evini barkını, köyünü yurdunu terk eden insanların bir kısmı daha teknelere binemeden, bir kısmı denizde, bir kısmı da geldikleri Varna, Köstence, Samsun, Sinop, Trabzon gibi sahil kentlerinde hayatını kaybetmiştir.

İlk iskân edildikleri yerlere varamadan ölenleri ve ilk iskân aylarında ölenleri de hesaba kattığımızda, 2 milyon muhacirin en az yarısının yollarda hayatını kaybettiğini söyleyebiliriz. Yeşilırmak, Kızılırmak, Adapazarı gibi bölgelerde iskân edilen muhacirlerden önemli bir kesimin de bataklık ve sinek yüzünden hastalanarak öldüğü de tarihen sabittir. Arşivde rastladığım ve toplu halde hayatını yitiren muhacirlerin ailelerine binlerce top kefenlik kumaşın dağıtıldığını belirten kayıtlar, bu ölümlerin sağlam bir belgesidir.

Hayatta kalanlar hangi coğrafyalara dağıldılar?

Hayatta kalabilen, Osmanlı Devleti’nin ve Müslüman toplumun yardımlarıyla hayata tutunabilen Kafkasyalı muhacirler, dönemin Osmanlı topraklarının dört bir yanına dağıtılmıştır. Balkanlar, Libya, Ürdün, Suriye ve Irak; Çerkesler başta olmak üzere birçok Kafkas halkına vatan olmuştur. Ancak diğer Kafkas halklarından ayrı olarak Çerkeslerin Kafkasya dâhil olmak üzere tüm dünyada en yoğun yaşadığı yer Türkiye’dir. Samsun, Sinop, Tokat, Amasya, Sivas, Kayseri, Afyon, Düzce, Sakarya, Kocaeli ve Balıkesir başta olmak üzere Türkiye’nin 40 kentinde Çerkesler, Abazalar, Çeçenler, Karaçay ve Balkarlar, Nogaylar, Avarlar, Lezgiler gibi Kafkas halkları yaşamaktadır.

Rusya ya da başka ülke soykırımı kabul etti mi?

Rusya Federasyonu henüz soykırımı da sürgünü de kabul etmiş değil. Sadece Gürcistan Parlamentosu’nun Çerkes Soykırım ve Sürgünü’nü tanıyan bir kararı söz konusudur, ancak, Tiflis’te dikilen sürgün anıtı dışında bu kararın somut bir yansıması da henüz görülmüş değildir.

Çerkeslerin Rusya’dan talepleri nelerdir?

Çerkesler Rusya’dan bir özür beklemekte, haklarının ve itibarlarının iade edilmesini, isteyen tüm Çerkeslerin ve diğer Kafkas halklarının rahatça anayurtlarına dönebilmesini, çifte vatandaşlık uygulamaları sayesinde doğup büyüdükleri şimdiki vatanlarıyla da bağlarını sürdürmeyi istemektedir.

Son sözlerinizi alalım. Kafkasya için, Çerkesler için Müslümanlara bir çağrınız var mı?

“Çerkes Soykırımı ve Sürgünü” sadece Çerkeslerin, hatta sadece Müslümanların değil tüm insanlığın bir meselesidir. İnsanlık ailesinin en kadim üyelerinden biri olan ve yedi bin yıldır doğal vatanlarında yaşayan, başkalarının yurtlarına göz dikmeyen, medeni bir hayat inşa edebilmiş Çerkeslerin maruz kaldığı tarihi mezalim, bir “insan hakları” sorunu olarak ele alınmalı, diğer tüm mazlum, mağdur ve mehcur halklar gibi hakları ve itibarları iade edilerek kendilerinden özür dilenmelidir. Bu insani neticenin tahsil edilebilmesi için uluslararası katılımla bir “Soykırım ve Sürgünleri Araştırma Enstitüsü” kurularak, insanlık kendi büyük suçlarıyla yüzleşmeli ve bundan böyle kıyamete kadar bu gibi insanlık suçlarının tekrar etmemesi için kalıcı sağlam tedbirler alınmalıdır.

Umarım bu proje hayata geçer. Teşekkür ederim. Sağ olun.

Ben teşekkür ederim.

 

Konuşan: Yusuf Tunçbilek

Yayın Tarihi: 23 Mayıs 2016 Pazartesi 11:00 Güncelleme Tarihi: 28 Nisan 2018, 10:05
banner25
YORUM EKLE

banner26