Fayrap geliyor!

Hakan Aslanbenzer ile Fayrap'ı, 2009'u, şiirini konuştuk. Bakın neler dedi.

Fayrap geliyor!

 

 

MSN denilen teknoloji curcunasının arada bir hayırlı işlere vesile olduğunu anladım bugün. Bir cumartesi günü, canım sıkkın bilgisayarın camına yansıyan boş bakışlarımla konuşurken, ekranın altında turuncu bir parlaklık belirdi. Asım Gültekin"in, “Arslanbenzer"le, Fayrap"ın aylık nasıl olacağını MSN"de konuşur musun?” dediğini gördüm. Bu kavgacı, oyunbozan adamla ne konuşabileceğimi tam tartmadan kendimi bir sanal sohbetin ortasında buldum.  “Merhaba abi.” diyen iki cümle aşağıdaki deli dolu sohbeti çıkardı ortaya. Hoş oldu, sevgili okur. Bu site bir özel haberciliğe imza attı bugün. Hakan Arslanbenzer"in 2009"da yayımlayacağı manifestosunun haberini bizden duyun ilk. Hadi buyurun. Teşekkürler Hakan Arslanbenzer. Asım abi sen de sağol.  (Yakup Öztürk)

 

Hakan Arslanbenzer:

Katılıma açık bir beyanname yazmak istiyorum.”

 

Yeni Fayrap'ta değişen ne olacak?

Öncelikle hız.

 

Yeni neler göreceğiz

Fayrap ismine yakışır bir dergi olacak. Daha hareketli yazılar, siyasi şiirler  daha çok ve çeşitli hikayeler. Uzun sıkıcı teorik yazılar yerine  okuyucuyla alışveriş olan konuşkan yazılara yer vereceğim.

 

Sayfada bir artış olacak mı?

Sayfa sayısı 48. 

 

Gençlerle aran nasıl olacak dergide, belki cesaret eder yazı yollarım sana…

Süper zaten, supra olacak. Yollarsın, yollamaman için bir neden yok.

 

Hikaye deyince  ben de hikayeyle uğraşıyorum…

Ne güzel…

 

Devam edeyim, ilkesel bir değişiklik olacak mı dergide?

İlkelerimiz oldukça eski sayılır, 15 senedir oluşan şeyler. Temel ilkelerimizde bir değişiklik yok. Ama bir program ve planımız var 2009 senesi için.

 

Nedir abi?

Kültür kavramıyla edebiyat sanatları arasında bir kopukluk var. Siyaset ve ekonomiyle de kültür arasında mesafe uzak olabiliyor. Biz siyaseti kültür ve sanatın içinde görüyoruz. Eskiden beri.  Bunu belirginleştirmek istiyoruz 2009"da… Her şiir siyasi şiirdir. Açık veya örtük olarak! Lirik şiirler de siyasidir ama örttüktür.  Biz setre sevmiyoruz. Her şey açıkça konuşulmalı.

 

Okuduklarımı hatırlattın bana eskiden daha iç içeydi değil mi bu kavramlar?

80'lere kadar Türk şiirinde ve edebiyatta genel olarak; siyaset edebiyatın içinde anlaşılırdı. Hatta yeni siyasi fikirler önce şiirde ortaya çıkmıştır bizde. Son otuz yıl içinde bireysellik öne çıktı. Bir tür zevkçilik haline geldi edebiyat. Okuyucuya ne önerdiğinden çok bir metnin, keyif verip vermediğine bakılmaya başlandı. Bu edebiyatı güdükleştiriyor, insan sözünü ufaltıyor. Oysa insan ne ise onu konuşur, konuşmalıdır.

 

Araya gireyim mi abi?

Tabii. Kesmiştim zaten. 

 

Bu durum modern zamanla ortaya çıkmadı mı?

Hayır! 

 

Yani sadece edebiyatta mı bu böyle? Herkeste yaşam derdinden bir bireysellik arzusu var zaten.

Modern zaman, siyaseti insan hayatında başrole taşımıştır. Gazete okuyan yetişkin erkek ilk modern pozu verir 19. yüzyıl ortalarında İstanbul"da. Modernliğin sonu siyasetin de sonu gibi. Post-modernlik denilen hususiyet.

 

Dergide nasıl yer alacak bu? Dergiye mı yayılacak, bir bildiri gibi mi olacak?

Biz bu dediğimi nasıl yansıtacağız? Bir kere,  siyaset ayrı, şiir ayrı kaziyesini inkar ediyoruz. Bu her satırımıza siniyor. Şiir olsun yazı olsun her şiir aşağı yukarı bir bildiridir ve her yazı, her hüküm, her tespit, her tasvir... Hikaye biraz geriden geliyor açıkçası.

 

Haklısın. Hep öyle oldu zaten, hikaye için.

Yayımladığımız hikâyeler ya gerçekçi hikayenin izinde ya da varoluşçu. Biz hümanizm ve varoluşçuluğu da reddediyoruz. İnsan tek değildir. Soyut bir varlık değildir. 

 

Eyvallah.

Somut ve yaşayan bir varlıktır. Allahsız, adaletsiz, güvensiz bir şey varoluşçuluk, en temelde. Biz sonunda iyilerin kazanacağı bir dünya hikâyesine inanıyoruz. Edebiyatta da…

 

Hikaye meselesini seninle hususen konuşuruz inşallah bir gün…

İnşallah. 

 

Fayrap"a dönecek olursak, ekipte bir değişiklik var mı?

Nurcan Toprak hikâye editörümüz. Mehmet Fatih Çelikkaya yayın koordinatörümüz. Dosya editörlerimiz olacak ayrıca. Çıkan sayılara göre. Mesela Meşrutiyet Devri Şiiri konusunda yazılan yazıların editörü genç arkadaşımız Murat Sözer. Fayrap sorumluluk paylaşma kavramı üzerine oturacak inşallah 2009'da. Bunu ben 1995'ten beri pişiriyorum açıkçası. Galiba bir noktaya gelmeyi başardık. 

 

Peki abi senin gibi eleştiride sıkı argümanları olan bir adam aylık bir dergiye koymak için, iyi şiir iyi hikaye iyi metin bulma kaygısı çekmiyor mu?

O kaygı olmazsa rutine döner. Diğer dergiler gibi geleni basıp geçersin. Ben her metni defalarca okuyorum hala. Mükemmel olması gerekmiyor ama tutacağım bir tarafı olmalı. Savunamayacağım hiçbir metni yayımlamadım 

 

Tahmin ediyorum o yüzden sordum…

Bir iki istisna hariç beğendiğim hiçbir metni yayımlamaktan da imtina etmedim.  Ben ararım. Bütün dergileri okurum. Lise dergilerini bile. Mükemmelci değilim ama, süreç ve gelişme önemli bana sorarsanız. Bir yazar iyi olabilir ama kendini değiştirmiyor ve geliştirmiyorsa ben sıkılıyorum ondan. Okuyucu olarak da editör olarak da! Bazı adamlar var, 15 sene önce şık ve kaliteliydiler. Şimdi gene şık ve kaliteliler ama benden uzak, Allah"a yakın olsunlar. 

 

Söyleyeceği kalmayan adamlar var, ama kalem onları bırakmıyor galiba. Ya da rutine döndü, yazıyorlar.

Biçime, duyguya, benliklerine tutunuyorlar.  Şiirde benlik parçalanmalıdır.  Şair şiir yazarken benliğini tanımaz. Tecrübe ve siyaset girmezse tamtakır olur yazılanlar.

 

Yazmakta böyle bir handikap var ama. İnsanın yazarak söyleyeceği, bir süre sonra tükeniyor. Peki böyle adamlar kimler abi sence, hala yeni bir şey söyleyebilen?  

Olumlu manada mı?

 

Evet.

Ahmet Güntan 55 doğumlu ama çoğu zaman 20 yaşındakiler kadar temiz ve taze bakabiliyor dünyaya, Türkiye"ye, tanıdığı gördüğü insanlara. Fazıl Baş az yazıyor ama benim için yeni fikirler ve yeni imgeler var yazdıklarında. “Bir Günün Siyaseti” şiirini basmıştık en son. Başlık bile çekici. Üzerinde düşünmeye değer bir şey; “Bir Günün Siyaseti” Murat Sözer palas pandıras girdi şiirimize. Ali Düz ise daha ekonomik ve düşünceli bir edayla geliyor. Eren Safi geçen birkaç yılda öyle şeyler söyledi ki yerimizi değiştirdi diyebilirim hepimizin. Hem güzel yazıyor Eren Safi. Söz söyleme biçimi hoş, yakın, esprili. Hem de tespitleri fikrinizi değiştirebilir. Esma Toksoy direkt siyasete fazla girmese de  kişinin kaderi ve kendi kendisi hakkındaki imgelemi üzerinden yazıyor. Seveni de çok benim şairlerimin onu söyleyeyim, popülist olduğumuz için. 

 

Aklıma şiir yıllığın geldi. Onu da konuşalım daha sonra.

Okuyucuyla samimiyiz de.  Bazen biraz itişsek de… 

 

Ama bu arkadaşlar daha çok Fayrap çevresinden. İstanbul"la aran nasıl?

Başka çevre var mı? Dürüstçe ne düşünüyorsak söylemeliyiz.

 

Yok mu abi?

Ayıp olmasın diye isim eklemeye gerek yok. Hiç yok değil ama zaten kendine güvenen herkes bize geliyor bir şekilde. Bak Ahmet Murat ve İsmail Kılınçarslan. 10 seneden fazladır tanırım ikisini, sevişiriz. Ama Şehrengiz ve Atlılar'a bulaşmamadaki ısrarlarını şimdi bozuyorlar. 

 

İsmail Kılıçarslan"la Mostar dergisi için söyleştim. Ahmet Murat da iyidir.

Ben kötü demedim zaten. İyi olduğu için şiirlerini Fayrap'ta basmayı hep istedim ve şimdi de oluyor işte. 70-80 tane iyi şair sayabilirim sana. Mesele o değil. Ama bir araya gelip mücadeleye giriştiğinizde  bazıları arka bahçeye dönüp gül yetiştirmek isteyebilir. Şiirde ona da yer var ama… Cenap Şahabettin de Cenap Şahabettinliğini kabul etmeli!

 

Bu lafların tartışılır.

Kim tartışacak? 

 

Bir şey daha soracaktım bu noktada…

Tartışma insanlıktır. 

 

Bu söylediklerinin anlaşıldığını düşünüyor musun?

Fayrap"ta 40-50 kişi yazıyor ve birkaç yüz okuyucumuz var. Galiba ben kişi olarak Fayrap"tan da kitaplarımdan da daha popülerim.

 

Katılırım.

Okuyanların, bizde yazanların onda biri anlasa kârdayım demektir. Popüler figür olarak beni bilenler hiçbir şey anlamıyor orası kesin.

 

Ama düşünenler çoktur, anlamasalar da bu adam bir şey diyor diyen çoktur.

Orda şarkıcılarla şairlerin bir farkı yok. Bir tür şöhret yarışı ve biz sonuncu gelmekten haz duyarız o yarışta.

 

İstanbul"da mı?

Almanya"dan Van"a kadar diyelim.

 

Peki abi. Ben başta dediğine döneceğim. Siyaset-kültür meselesini şiirimde zaten anlatıyorum diyorsun. Bunu müstakil bir yazıyla anlatmayı düşünmüyor musun? Yani şöyle bir tartışma başlasın, o metin kalıcı olsun mesela. Yıllar sonra da bir grup şair bu metni yazdı desinler.

Bir manifesto yazıyorum. Kısa kesin bir şey olsun istiyorum. Kalıcı mı olur bilemem. Beyan etmek bize düşen. İmza toplayabileceğim.

 

Yani 2000"li yıllarda sanat siyasetten kopuktu ama buna itiraz eden şairler vardı densin…

Katılıma açık bir beyanname yazmak istiyorum. Fayrap"ın aylık yayımı belki bunu sağlayabilir işte evet.

 

Evet abi ben de bunu kastetmiştim.

Evet evet… 

 

Duyduğuma sevindim bunu.

Bu bir eylem haline de gelebilir ama.

 

Şiir yıllığına geleyim mi? Nedir son durum ne zamana yayımlarsın.

Şubat içinde inşallah. Gençleşiyor yıllık onu söyleyeyim. Daha çok genç şairlere yer veriyorum her sene.

 

Farkındayım. Dergiyle mi verilecek? Yoksa ayrı bir kitap mı olacak yine?

Ben promosyon olmasını istemiyorum. Bu bağımsız bir kitap olarak anlaşılmalı. Bütün sene emek veriyorum çünkü.

 

Memnun muydun 2008"den?

2008 güzelliklerle birlikte sıkıntıları olan bir seneydi. Dünyaya bakınca dehşete kapılıyor insan.  Ama karşı koyma azmi de oluyor. O azmi yaşadım 2008'de ama kendimi biraz da yalnız hissettim. 2009'da kriz var diyorlar, savaş bütün hızıyla devam ediyor, tek taraflı, salt zulme dönüşen savaş, ekonomik durgunluk, milletlerin birbirine karşı derin kibri, Türkiye içinde inanılmaz bir gevşeklik, buna tepki vermek istiyorum pek çok insan gibi. Fayrap bunun ifadesi olacak.  Sonuçta ben yazan biriyim.

 

Eyvallah abi.

Elimle yapamıyorum, o zaman dilimle yapmalıyım.

 

Bir şey daha soracağım. Devletin protokolü edebiyatçılara açıldı bu sene. Nasıl bakıyorsun devletin bu davetlerine… Rasim Özdenören gibi isimler ağırlandı köşkte. Memnun musun bu durumdan?

Köşke onur getirir, e tabii yazara da onur getirir.  Devleti gayri meşru saymadığınız sürece  baştaki adamlara muhabbetiniz olsa da olmasa da bu tür şeylere yakınlık duyarsınız. Şahsi bir şey değil. Beni pek ilgilendirmiyor ama devletin yazarı, edebiyatı, kültürü  görme çabası. Takdir edilebilir.  Sıkıntı yok yani. Rasim abi köşke çıkınca eserinin kıymeti artmaz eksilmez ama siyaseti bir nebze o onurlandırmış siyaset de toplum adına onu onurlandırmış olur. Yanlış bir tarafını göremiyorum. Bundan fazlası ve etkilisi olmalı. Şairleri çiçek gibi görüyorlar galiba. Yok! Hayır! Şair, yazar zekadır, muhakemedir, akıldır ve namus adamıdır. Siyasi toplum şairden hiçbir şey almıyor şair de sivil topluma dönüyor bu yüzden. 

 

Eyvallah abi. Biraz da merakımdan sorayım. Fayrap haricinde neler yapıyorsun abi? Yayıncılık mı?

Büyükharf Yayınları"nda editörüm. İki tane çocuğum var. Babalık yapıyorum senin anlayacağın.

 

Allah bağışlasın.

Allah razı olsun. “Yap bir babalık” denir ya... Benim günlük vazifem onu yapmak.

 

Asım Gültekin araya girer: Fayrap"ı okur nerelerde bulacak sorusunu da unutmayalım. Yeni tanıyacaklar için önemli...

Dergi satan bütün kitabevlerine ulaşmaya çalışıyoruz ama fayrap.blogspot.com adresinden de abone koşulları öğrenilebilir… 

 

Yıllık ne kadar olacak abi?

Fiyatı mı?

 

Evet.

12 liraydı. Buna yakın bir fiyatı olur. 200 sayfa civarı, ortalama bir fiyat.

 

Hayırlı olsun. (Ben Fayrap"ın abone yıllık ne kadar diye kastetmiştim. y.ö.) 

İndirimli almak isteyen olursa…

 

Evet?

Fayrap"a abone olsun derim. Öyle daha ekonomik olur. Biz müşteri değil de okuyucu istediğimiz için her tür desteği veririz okuyucularımıza... Matbaa bizden para almasa biz de dergiyi kitabı bedava verirdik zaten. 

 

Eyvallah. İyi bir sohbet oldu.

Valla pratiksin Yakup, konuşkansın. Beni de açtı konuştuklarımız. Allah"tan hayırlısı.

 

İstanbul"dan bakınca Ankara biraz puslu görünüyor.

Puslu evet. Kapalı.

 

Demek ki insanı yakından tanımak gerekiyor. Atlılar"dan beri takip etmeye çalışıyorum seni. Biraz uzaktım açıkçası şiirine.

Eyvallah. 

 

Yaptığın eleştirilere…

Evet. 

 

Bugün daha iyi anladım bir derdin var ve ortaya bir şey koymak istiyorsun… 2009 için düşündüğün bildiri bir okur olarak benim için önemliydi. Bunu biri dillendirmeliydi. Edebiyat sahipsiz değil bu ülkede bir ağırlığı var.

Evet.

 

Sağolasın abi ağzına sağlık.

Öyle.  Sen de sağol Yakup.

 

Yakup Öztürk yazdı

Güncelleme Tarihi: 10 Haziran 2011, 11:18
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Cihan Sarısoy
Cihan Sarısoy - 11 yıl Önce

abonelik için

mehmet fatih çelikkaya, yayın koordinatörü (nirengi kitap)

tel: 0505 290 5867 - 0534 960 16 95
email: [email protected]

posta çeki: 5155770
akbank: 354 80692
yapı kredi: cinnah/ankara şubesi 83119795

yıllık (ocak-aralık 2009; 12 sayı) abonelik ücreti olan 60 tl'yi hesaba yatırdıktan sonra isim, adres ve telefon bilgilerinizi yayın koordinatörüne bildiriniz; böylece aboneliğiniz o saat o dakika başlatılmış olsun.

iyi okumalar...

banner19

banner26