Faslı bayan gazetecilere sorduk!

Faslı gazeteci Sanaa Elaji ve Nadia Lamlili ile gelenek, modernleşme, İslam ve Fas'ı konuştuk..

Faslı bayan gazetecilere sorduk!

Geçen yıl Ak Partili Beyoğlu Belediyesinin marifeti ile liseliler Fas ve Yunanistan'a gitmişlerdi. Fas'a giden ekipteki (kendini modern gören) gençlerimizden izlenimlerini sorduğumda çok şaşırdıklarını, İslamın kurallarına uyan bir toplumla karşılaşmayı beklerken fazla batıcı, Avrupai bir ülke ile karşılaştıklarını söylemişlerdi. Bu onlar için çok harika ve beklenmedik bir şeydi. Çünkü onlara göre bir Müslüman toplumun dini yaşantısını terk etmesi devrim niteliğinde hayırlı bir şeydi(!)

Bizdeki Modernleşmenin, batılılaşmanın benzeri bir zihin ve bilinç değişimi yaşanmıştı  Fas'ta. Aşağıda okuyacağınız söyleşileri Fas'ın başarılı iki gazetecisi ile yaptık. Söyleşileri, başarılı haberleri okurlarımızca takdirle karşılanan arkadaşımız Sümeyye Sel yaptı. (GYY'nin notu)
 


Sanaa Elaji. Sena Hanım Fas’ta ünlü bir gazeteci. Aynı zamanda yazar. Birçok yayın kuruluşunda görev almış. İslam ve Fas geleneklerine dair söyledikleri nedeniyle, çalıştığı dergiye 2 ay kapatma cezası verdirmiş.

11081Bir gazeteci-yazar olarak, Kuzey Afrika’nın diğer Müslüman dünya ile irtibat halinde olduğunu düşünüyor musunuz?

Öncelikle, Müslüman dünya mı yoksa Arap Müslüman dünya mı demeliyiz bunu sormak lazım? Çünkü bütün hepsini Müslüman dünya olarak düşünmemiz gerekiyorsa, ben sorunuza Hayır olarak cevap veririm. Arap Müslüman dünya derseniz Kuzey Afrika kesinlikle diğer ülkelerle irtibat halindedir; hem de Maşrik ve Magrebliler arasındaki olaylarda bir bölünme söz konusu olsa bile. Maşrik ve Magreb derken doğu ve batıyı anlayın lütfen.
 
Kuzey Afrikalı  gazeteci-yazarlar, Müslümanların birleşmesi bütünleşmesi hareketlerini gerekli görüyor mu? Birleştiriciliğe bütünleştiriciliğe nasıl bakıyorsunuz?

11085Ben Müslüman dünyanın birliğini tasvip etmiyorum. Çünkü dinin kişisel olduğunu düşünüyorum. Dinden yola çıkarak, sadece içsel ve kişisel olan şeylerle ilgili bir Birlik oluşturulabilir. Oysa birlik objektif alanlarda olmalı yani ekonomi, politika gibi.

Kuzey Afrika gençliği hakkında neler söyleyebilirsiniz? Onların sosyal, politik, kültürel hayatları hakkında. 

Kuzey Afrika gençliğinin homojen bir yapısı yok. Ama gençlik çok coşkulu çok heyecanlı. Gittikçe artan şekilde toplumun dogmalarına karşı çıkan bireyler de yetişmekte.  Ama maalesef, özellikle Fas gençliği politikayla yeteri kadar ilgilenmiyor. Daha ziyade sanatla (şu an moda olan müzikle mesela) alakalılar ama kamusal şeylere ilgileri yeterli değil maalesef. 

Düşünme, yazma özgürlüğü açısından ülkenizde düşünen yazan biri olmak zor mu?
 
Kişisel olarak cevaplamam gerekirse, yazılarım sansüre maruz kalmadı. Ben sansürün insanların daha ziyade zihinlerinde olduklarına inanıyorum. Çoğu kişi düşündüğü şeylerle yüzleşmeye onları yazmaya korkuyor. Böylece gerçek sansür olan oto sansürle karşılaşıyoruz. Bence entelektüeller karşıt çıkışlar sergilemeye cesaret etmeli ve bir takım sosyal, politik, dini tabulara meydan okuyabilmelidirler. 

Dindar olmak, dini pratikleri yerine getirmek ülkenizde zor mu?

Kesinlikle Hayır. Özellikle Ramazanda bazı pratikler açısından aksi olabiliyor. 


Nadia Lamlili, Fas’ın ve dünyanın tanınmış gazetecilerinden. Fas’ta bir derginin yazı  işleri müdürü. 2005’te Amerikan kanalı CNN’in yaptığı  bir yarışmada hazırlamış olduğu "Büyüyünce göçmen olacağım" başlıklı anketle ödüle layık görüldü. Ülkesinin geleceğinin laiklikte olduğuna inanıyor. Bakalım görelim Fas’ın laik kesimi Fas’a dair neler söylüyor:

11082Biraz kendinizden bahseder misiniz? 

Ben bir gazeteciyim. Ekonomi ve Özel Girişim adlı aylık bir derginin yazı işleri müdürüyüm. 35 yaşındayım, evliyim ve küçük bir Mehdi’nin annesiyim.

Siz gerek Fas’ta gerekse dünyada tanınmış birisiniz. Bize ünlü bir gazeteci olma serüveninizi anlatır mısınız? Ülkeniz sizin bu başarınıza önem veriyor mu sizce? 

Bir gazetecinin başarısı  zihniyetinin açık olmasına ve mesleğine duyduğu saygıya bağlı. 12 senelik kariyerden sonra, Fas’ın geleceği için birçok girişimde bulundum ve birçok konuyu masaya yatırdım. 2005’te, Amerikan kanalı CNN tarafından ‘Gizli Göç’ hakkında yaptığım bir anket dolayısıyla ödüle layık görüldüm.

Bu prestijli ödül ilk defa bir Faslıya veriliyordu. Doğal olarak bu, öncekinden daha çetrefil hale gelen mesleğimde ilerlemem konusunda beni cesaretlendirdi.  Fas Medyası, 6. Muhammed’in başa gelmesiyle inkâr edilemez bir gelişme yaşamasına rağmen hala olması gerektiği kadar iyi değil. İfade özgürlüğünde büyük adım atmış bulunmaktayız. Ama aktüel olarak, etkili bir düşüş yaşıyoruz. Birçok gazete iktidar tarafından cezalandırılıyor. Gazeteciler hapse atılıyor, birtakım cezalarla tartaklanıyor. Medyanın durumu kırmızıçizgiler kaldırılmadıkça düzelemiyor. Kırmızıçizgiler dürüstlükle tanımlanmıyor ve Yargı, bir güç olarak bağımsız olmalı diye düşünüyorum.  

11086Sizin ‘Yeni Müslümanlar’ başlıklı İslamiyet’i yeni kabul etmiş insanları konu edinen bir araştırmanız yayınlandı. Bu tür araştırmalar Fas Medyasında geniş yer tutuyor mu?  

Evet, Fas medyası özellikle ilerlemeci olanlar, dini konulara çok değiniyor. Fas Müslüman bir halka sahip, Kral inananların kumandanı durumunda. Siyasi ve dini bir güce sahip yani. Din çok hassas bir konu çünkü insanın bütün yaşam tarzını belirliyor.

Ben Fas’ın geleceğinin laiklikte olduğuna inanıyorum. Dahası, dinin uygulandığı tarz tekrar gözden geçirilmeli aynı zamanda dini metinler de tekrar yorumlanmalı. Sadece derinden bir oto-kritik çalışması yaparak kendiyle barışık, son derece hoşgörülü ve dışarıya açılımı olan bir toplum inşa edebiliriz. 
 
Bir söyleşinizde, Herkesin Avrupa’ya göç etmeyi istemesini dramatik olarak değerlendirmiş ve küçüklerin pilot, doktor, öğretmen olma hayallerinin artık bittiğini yeni popüler mesleğin göç etmek olduğunu söylemişsiniz. Sizce Avrupa’ya Göç etmenin bir meslek haline gelmesi niçin dramatik?

11087Ben bunu söylerken birçok Faslının, Avrupa’nın hala Altın Ülkesi Eldorado olduğuna inandığına değinmek istemiştim. 

Ama şunu belirtmeliyim ki Faslılar göç etmeyi sevdikleri için değil; kendi ülkelerine güvenleri kalmadığı için göç ediyorlar. Fakirlik, eğitimdeki başarısızlık, arızalı bir sosyal asansör …. bütün bunlar insanları Avrupa’ya yönlendiriyor. Avrupa’ya orada hayatlarını kazanmak ve ailelerini ekonomik olarak geçindirmek için gidiyorlar. Entelektüel ve ekonomik sefalet onlarda bu göç etme ihtiyacını ve böylece kendi ülkesinden başka ülkede değer arama ihtiyacını yaratıyor.

Umudu kalmamışlar için göç, hayatı idame ettirme yoludur. Büyük gelişme, demokratikleşme süreci yaşayan Kuzey Ülkeleriyle, halkının düzeyini yükseltmeye çalışmaktan yorulan güney ülkeleri arasında baş döndürücü bir çukur ortaya çıkardı. Bu nedenle diyebilirim ki göç insani ve baskıcı olmayan bir yaklaşıma göre yapılmalı. Çünkü göç temelde, Güney ülkelerde, fakirlik problemine ve demokrasi eksikliğine bağlıdır. 
 
Fas gittikçe modernlik savunucuları ile İslami yeniden yorumlamak isteyen muhafazakârların arasındaki parçalanmışlığa sahne olmakta şeklinde yorumlar okumaktayız. Bu parçalanmışlık hakkında ne söyleyebilirsiniz?

Bu parçalanmışlık, Devlet bazı yasaları ve sosyal kuralları modernleştirmezse artma riskini beraberinde getiriyor. Kadın ve Erkekler arasındaki eşitliğe değinen ‘Fas Aile Hakkı’ yasası (Moudawana: Faslının kişisel durumunun kodu, 2004’te Kral 6. Muhammed tarafından resmi olarak yayımlanan bir hak) bir devrim niteliğindedir.

11088

Fakat yargı sistemi tarafından kötü uygulanmaktadır. Bazı köylerde, 18 yaşın altında kızlar zorla evlendiriliyor, hem de bu tür evliliklerin istisna başlığı altında bile yapılmaması gerektiği bilinse bile. Bazı hâkimler bu yasanın yeniliklerini uygulamıyor ve erkek egemen bir zihniyetle yollarına devam ediyorlar.

En kötüsü de, Fas medyasından Tel Quel ve Fransız Le Monde gazetesinin yaptığı bir referanduma göre halkın kendisi de bu yeni hakkı benimsemiyor. Erkekler bu yasanın, kadınları daha güçlü hale getirdiğini ve erkek iktidarını tehlikeye soktuğunu düşünüyorlar. Aslında, Fas Aile Hakkı yasası (Moudawana) geniş bir duyarlılıkla karşılanmadı ve onun cinsiyet eşitliğini öngören mesajını tamamıyla bozan bazı geri kalmış çevrelerde uygulanması bu yasayı hepten kötü hale getirdi.

Fas ikili bir şekilde yoluna devam etmektedir. Bir taraftan, Devlet derinden yaptığı reformlarla sosyo-politik alanın modernleşmesine uğraşırken; diğer taraftan İslami hareketlerin baskısı altında ve İslam’ın uluslararası alanda gözden düşmesiyle radikalleşen bir halk bulunmakta. Bu ikili yapı iki tip popülâsyonu olan sosyal bir çukur oluşturmaktadır:  Bir tarafta, bazen muhafazakâr eğilimlerle engellenen eğitimli, modernlik taraftarı bir azınlık diğer tarafta ise sosyal olarak daha az avantajlı olan tamamıyla İslami tezlerin savunucuları diğer tip popülasyon bulunmaktadır.  
 
Bir röportajınızda Fas basınının politik olduğundan bahsetmiş ve çok az yayının derin Fas ile ilgilendiğinden şikâyet etmişsiniz. Bizi bu bahsettiğiniz derin Fas hakkında bilgilendirir misiniz?

Evet, bu hala yaşamakta olduğumuz politik geçişin bir sonucu. II. Hasan’ın ölmesinden sonra, Fas kendisi ile ilgili yapılan politik, sosyal, ekonomik bütün planlara açık olan bir şantiyeye dönüştü.

Devlet tarafından büyük reformlar gerçekleştirildi. Ama bu reformlar süreç içerisinde biraz titrek kaldı. Hatta basın özgürlüğü, insan hakları gibi direk İktidara bağlı bazı dosyalarda gerileme yaşandı. Böylece biz yapılanma veya yeniden yapılanma durumunda olmuş oluyoruz. Bizim önceliğimiz güçlü demokratik ve otonom kurumları yerleştirmedir. Bu kurumlar siyasi partiler, parlamento, hükümet ve adli kurumlardır. 

Güncel durumda biz henüz hedefe ulaşmış değiliz. Karşılıklı konuşma-anlaşma Fas’ta çok politik kalmakta ve aynı zamanda polemik oluşturan bir durum da yaşanmakta. Çünkü biz kurumlarımızla ve bizi temsil etmek zorunda olan organlarla hala bir uzlaşma yakalamış durumda bulunmamaktayız. Bu uzlaşma olsaydı, biz ancak o zaman yurttaşlık yaşamımızla, haklarımızla, yurttaşlık ve ekonomik ödevlerimizle, ne tükettiğimizle ne yiyip ne içtiğimizle daha çok ilgilenebilirdik. 

11089

Fas’ın Tunus, Cezayir, Lübnan, Libya, Moritanya gibi diğer Müslüman ülkelerle ilişkileri nasıl? Bu ülkelerle aranızda bir uyuşmazlık var mı? Örneğin Faslılar Cezayirlileri sever mi? 

Fas genel olarak Müslüman ülkelerle iyi ilişkiler içerisinde. Çünkü kendisi de bir İslam ülkesi ve Kral VI. Muhammed dini bir meşruiyete sahip. O peygamber soyundan gelmekte. Ama politik düzeyde her şey bu kadar açık değil. Fas’ın, Sahra dosyasıyla ilgili olarak Cezayir ile ciddi problemleri var. 1975’ten beri süre gelen bu çatışma, Kuzey Afrika Arap birliğini tamamıyla baltalamakta ve hala bölgenin sükûnetini tehdit etmeye devam etmektedir.

Son soru olarak, çalışma hayatında Fas’ta kadınlara pozitif ayrımcılık uygulanıyor mu?

11090Faslı kadınlar Arap hemcinslerine göre hatırı sayılır bir özgürlük seviyesine ulaşmış bulunmaktalar. Fakat hala bir takım aktivitelerde sosyal mekanizmanın kurbanı olmaktalar. Örneğin politik olarak, kadınlar kendilerine seçimlerde seçilmek için bir kota ayrılması fikrini kabul ettirmek için mücadele vermek zorunda. En üst düzeyden en alt düzeye kadar kadınlara karşı şiddet durumlarıyla karşılaşmaktayız.  Kadının başlıca düşmanları okuma yazma bilmeme ve fakirlik.

Eğer kızlarımız okutulur ve onlara belli bir geliri olan iş ayarlanabilirse, problem yaşamaksızın haklarını arayabilirler. Ve daha da iyisi, bayanların kendi çocuklarını kız-erkek eşitliği temelinde yetiştirmesi olacaktır. Çünkü kadının ikinci planda olmasına dair olan zihniyetten korunmak lazım çünkü bu cinsiyete dayalı zihniyet bizim toplumumuzu etkisi altına almış durumda. Bazı erkek çocuklar anneleri tarafından bütün eleştirilerden azade Erkek-Kral’lar olarak yetiştiriliyor. Böylece kadın aşağılanması yine kadının eliyle olmuş oluyor.

 

Sümeyye Sel Araplarla bir Türk olarak fransızca konuştu

sumeyyesel at gmail.com 

Yayın Tarihi: 27 Ocak 2010 Çarşamba 16:54 Güncelleme Tarihi: 30 Ocak 2010, 21:21
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Melih Koşucu
Melih Koşucu - 11 yıl Önce

Sömürgeleştirilmek hakikaten kötü şey imiş. Bu tarz bayağı düşünceli kişilerden daha ne çok vardır kim bilir sömürülen ülkelerde...

Gülnihal Bimahal
Gülnihal Bimahal - 11 yıl Önce

Modern Faslı Kızlar fotosuna baktım da.. Modernlik streç tesettür mü? Belli ki Fas'ın geleneksel kıyafetlerinden bıkmışlar.. değişik giyinmek modernlik olmuş. Türkiye'den tesettür modasını oraya ihraç edelim derim.

Her "değişik" olmak modernlikl değildir.

Enes Albay
Enes Albay - 11 yıl Önce

Hala bu türden kompleksli insanların İslam memleketlerinde elini kolunu sallaya sallaya dolaşmaları çok üzüntü verici. Bu sözde "aydın" takımının kafaları İslam'ı anlamamak için ne kadar direnç gösterecek bilmiyorum. Bu türden insanları daha fazla görmemek için müslümanların kendi tedrisat kurumlarını kurmaları şart. Allah müslümanları cahil, batıcı, kompleksli "aydın"lardan korusun. Amen:)

Ayşe Bâlâ
Ayşe Bâlâ - 11 yıl Önce

Bu gazeteciler modernlerden fazla modern geldi bana, üzüldüm doğrusu, en kötüsü de bu kimselerin etkin kimseler olmalarının yanında bu düşüncelerini kendi ögün fikirleri olduğunu SANARAK halkı bu AYDINLATMALARI....

Tam Tetematiyle
Tam Tetematiyle - 11 yıl Önce

Onların modern sandığı şeyi bizimkiler 60'lı yıllarda sanıyorlardı. Bu Faslılar çok geriden geliyorlar. Orada ilkokul mezunu olan gazeteci, lise mezunu olan genel müdür, üniversite mezunu olan da cumhurbaşkanı oluyordur herhalde.

Nora Tataryan
Nora Tataryan - 11 yıl Önce

çok güzel bir röportaj olmuş ellerinize sağlık, fas cephesinde durumun nasıl olduğunu anlamak açısından oldukça bilgilendirici olduğunu düşünüyorum. kendi adıma teşekkür ederim.

zihni çokbilir
zihni çokbilir - 11 yıl Önce

modernlikten laiklikten yana insanlar, islamı baskı rejimi olarak gördükleri için müslümanın sesi olmaktan çok batının sesi olmaya bakıyolar.
bu söyleşinin dunyabizimde ne işi var anlamadım. bir gyy not düşmüş temenna etmiş. bişicik anlamadım bu işten.

Lale Yılmaz
Lale Yılmaz - 11 yıl Önce

İnsan bu tür yazıları okuyunca bir müslüman olarak dünyadaki diğer müslünan ülkelerden nasıl bi-haber olduğumuzu dahi iyi anlıyor. Ne diyelim inşallah bu röportajlar ve bizim müslüman ülkelere olan ilgimiz artar.


banner26