banner17

Farsçayı en iyi öğreten kurum üniversitelerdir

Farsça üzerine vermiş olduğu eserler ile yol açıcı bir isim olan Prof. Dr. Mehmet Kanar, genel olarak Farsçanın tarihi, Türkiye’de Farsça eğitimlerinin dünü ve bugünü üzerine Sefa Toprak'ın sorularını yanıtladı.

Farsçayı en iyi öğreten kurum üniversitelerdir

Farsça ve Türkçe yüzyıllar boyunca birbirleri ile iç içe yaşamış ve birbirlerini etkilemiş iki dildir. Günümüzde yabancı dil denildiğinde maalesef ki insanların aklına sadece belli başlı birkaç Batı dili gelmektedir. Bir zamanlar bizim için çok önemli olan Farsça, günümüzde öğrenilmek istenilen öncelikli diller arasında değiller. Peki neden? Kültür ortaklığı yaptığımız bu dile karşı ilgisizliğimizin birçok sebebi vardır elbette.

Bu dile olan uzaklığımız onun hakkındaki bilgi eksikliğimizden de kaynaklanıyor olabilir. Biz de bu bilgi eksikliğinin farkında olarak Farsçayı tanımaya ve hatırlatmaya yönelik olarak küçük bir söyleşi gerçekleştirdik. Farsça üzerine uzun yıllar çalışma yapan ve bu alanda vermiş olduğu eserler ile Farsça üzerine yol açıcı bir isim olan Prof. Dr. Mehmet Kanar hoca, genel olarak Farsçanın tarihi, Türkiye’deki dünü ve bugünü üzerindeki sorularımızı cevapladı. Yapılan görüşmeyi sizlere sunarken burada verilen cevapların Farsça üzerindeki ilgi ve alakayı arttırmasını temenni ederiz.

Genel olarak Farsçanın tarihi süreci ve konuşulduğu coğrafyalar hakkında kısa bir bilgi alabilir miyiz?

Farsçanın İran’ın Horasan bölgesi ile Güneybatı İran’da geliştiği bilinir. İranlılar Kuzeybatı Hindistan’dan İran’a gelmiş (milattan önce sekizinci-dokuzuncu yüzyıl), Medlerin (Keyânîlerin/ Kayânîler’in yani Kaylar) [bk. Prof. Dr. Mehmet Bayrakdar, Bilinmeyen Bir Türk Ulusu, Kayâniler; aynı yazar; Medler ve Türkler] devletini bir şekilde ele geçirerek Pers devletini kurmuşlar, zamanla bu devlet büyük bir imparatorluk haline gelmiştir. Çok zengin bir coğrafyaya yayılan Farsça, Hint-Avrupa dil grubu üyesi olmakla birlikte Hint-Avrupa dillerinde bulunan eril, dişil, nötr kelimelerin bulunmaması, Türkçe sözdizimine çok benzemesi, ancak –ki’li cümlelerde Hint-Avrupa dil grubu özelliğini yansıtması bakımından Türkçeden de etkilendiği anlaşılmaktadır.

Uzun ve kısa heceleri olan Farsça birçok dönem geçirerek bugünkü zengin halini almıştır. Arap saldırılarından sonra zorla Müslüman olan Persler (Farslar) Arapçadan çok sayıda kelime aldığı gibi bu dile de pek çok kelime vermiştir. Türklerle Perslerin tarihleri öyle bin sene gibi dar bir zamana değil, hemen hemen üç bin yıla dayanır. Bugün Farsça İran, Afganistan, Tacikistan’da kısmen Hindistan ve Pakistan’da konuşulmaktadır.

Bugün yabancı dil denildiğinde insanların aklına sadece İngilizce gelmektedir. Bu algının sebepleri sizce nelerdir?

Bu tamamen emperyalizmin ve sömürgeciliğin bir sonucudur. Buna, Rönesansı ve sanayi devrimini de eklemek gerekir. Bilimde, teknolojide güçlü olanlar kendi dillerini dayatmıştır. Buna da şaşmamak gerekir.

Farsçanın Osmanlı döneminde Türkçeye çok büyük bir etkisi olmuştur. Bu etkileşim tarihi süreç olarak nerede başladı ve nasıl gelişti? Bunun izini günümüz Türkçesinde görmek mümkün müdür?

Başta da belirttiğim gibi Türklerin Perslerle (Farslarla) teması çok önceye dayanır. Hele hele son bin yıldır etle tırnak olmuştur bu iki millet. Selçuklu döneminde padişahın ailesi arasında Türkçe, devlet mekanizmasında Farsça konuşması, zamanla Osmanlı devletine etkisini yitirerek geçmiş, ne var ki Fatih dönemine kadar bütün devlet yazışmaları genellikle Farsça tutulmuştur. Sadece Firdevsî’nin Şahname’si bile Osmanlıda şahnamecilik makamının, mesleğinin, bu alanda Farsça ve Türkçe manzum tarihlerin yazılmasını gerektirmiştir.

Din ve bilim dili Arapça, edebiyat dili Farsça olduğu için eğitim kurumlarında elsine-yi selâse (Türkçe, Farsça, Arapça) zorunlu olarak okutulmuş, bu durum yirminci yüzyılın başlarında da devamlılık göstermiştir. Daha sonra üniversitelerde bu dilin ve edebiyatının kürsüleri kurulmuştur.

Farsçanın Türkçeyi etkilediği her zaman söyleniyor. Peki, Türkçenin de Farsçayı etkilediğini söylemek mümkün müdür?

Bu soruya yukarıda cevap vermiştim. Türkler asker millet olduğu için harp sanatı ile ilgili kelimeler, fiiller başta olmak üzere birçok kelime Farsçaya girmiştir. Bugün İran’ın nüfusunun hemen hemen yarısını Türkler oluşturur. Türklerle Farslar birbirinden kız alıp kız vermiştir. Bu durum devam ediyor. Diller arası etkileşim halen devam etmektedir.

Günümüzde insanların Farsçaya olan ilgisi ne durumda? Bu dili öğrenmek isteyen bir çoğunluktan bahsedebilir miyiz?

Eskiden ilgi daha azdı. Bu oran şimdi fazlalaştı. Farsçanın yabancı dil olarak İngilizceyle eşdeğer tutulması, özellikle akademik camiada ilgiyi artırdı. Zamanla bu ilgi daha da artacak gibi görünüyor.

Günümüzde Farsça öğrenmek isteyen bir kişinin gidebileceği kurslar var mıdır, varsa nerelerdir?

İstanbul ve Ankara’da kurslar var. Sanırım, İzmir’de de açılacak. Bazı belediyeler ve vakıflar da öncülük etmekte bildiğim kadar. Ancak şunu belirtmeliyim ki, Farsça Üniversite’de öğrenilir. Çünkü filolojisi, eski ve yeni edebiyatları öğretilir.

Günümüzde Farsça yayınların (Gramer, sözlük, hikâye, şiir vb.) durumu nedir ve hangi yayınevleri takip edilmelidir?

Farsça-Türkçe, Türkçe-Farsça Sözlük ben İstanbul Üniversitesi’nde öğrenci iken İbrahim Olgun ile Cemşid Drahşan’ın hazırladığı yirmi beş bin maddelik sözlüklerdi. Bir de Arif Etik’in hazırladığı daha az hacimli bir sözlük vardı. Bu alandaki büyük açıklık üzerine akademik hayatımda zor bir karar verdim. Sözlük, gramer, ders kitapları, çözümlü metin kitapları gibi dil öğrenimine ağırlık verecek şekilde altyapı çalışmalarına yöneldim. Sözlüklerimi çevirdiğim eserlerden tarama yaparak hazırladım. Halen Türkiye bendeniz tarafından hazırlanan Farsça-Türkçe, Türkçe Farsça sözlükleri kullanmaktadır. Sözlüklerimi genişlettim. Say’da basıma hazırlanıyor.

Hikâye, şiir, vb. edebi türlerdeki eserlerin yayını hususunda ise YKY, Say, Şule, Ayrıntı öncü yayınevleridir.

Gerek klasik dönem olsun gerekse çağdaş dönem Fars edebiyatına ait ürünlerin Türkçe çevirileri yapılıyor mu? Bu çevirilerin sağlamlıkları ne durumda?

Son otuz yılda Farsçanın klasik ve modern eserlerinin çevrilmesine hız verildi. Ankara’dan Prof. Dr. Mürsel Öztürk daha çok Farsça yazılmış Türk tarihlerinin çevirisini yaptı. Abdülbaki Gölpınarlı Fars edebiyatı çevirilerinde bizim öncümüzdür. Ben de çeviriye modern İran edebiyatı dönemi eserleriyle başladım. Çünkü o konuda doktora yapmıştım. Sadık Hidayet başta olmak üzere birçok İranlı hikâyecinin eserini çevirdim, çevirmeye devam ediyorum. Klasiklerden Mevlana’nın Mesnevi’si ile Hafız’ın Divan’ını manzum olarak, ayrıca latinize edilmiş Farsça metinleriyle birlikte yayımladım. Bu iki çalışma Türkiye’de bir ilke imza atmıştır. Ardından Esrarname, İlahiname, Vîs ile Râmin geldi. Gülistan’ın en iddialı çevirilerinden biri de bana aittir. Prof. Dr. A. Naci Tokmak da Bûstan’ı çevirdi. (Bostan denilmesi çok yanlış. Kavun karpuz tarlasına bostan derler. Bûstân kokular bahçesi demek.)

Yeni İran şairleri, hikâyecileri, romancıları artık Türk çevirmenlerin ve yayıncıların gündemindedir. Yayıncılar arasında YKY öncülük etmiştir. Bunu Şule, Say, Ayrıntı izlemiştir. Birkaç yayınevi de artık Fars dünyasına açılmaya kararlıdır. Çevirilerin içinde üniversite hocası konumunda olup çeviri dersleri veren hocaların çevirileri çok başarılıdır.

Farsça öğrenmek isteyen bir kişi nasıl bir yol izlemelidir, neler tavsiye edersiniz?

Farsça, daha önce de belirttiğim gibi, üniversitede öğrenilir. Kursların yardımı olur. Dile yeteneği olanlar kendi kendilerine tarafımdan hazırlanan kitapları çalışarak belirli bir yere kadar gelir. Bunu Türkiye’de veya İran’daki kurslarla destekleyebilir. Son bir iki yıldır dil öğrenimi ile ilgili kitaplar çıkmaya başlamıştır. Hepsi de yararlı çalışmalardır.

 

Sefa Toprak konuştu

Güncelleme Tarihi: 02 Kasım 2015, 13:46
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner20