banner17

Evliyanın hayatı çizgi romanda

İstedim ki Anadolu insanını gerçekçi yönlerini ele alarak çizgiyle anlatayım. Anadolu insanını görenler sanatın gücünü de görsünler….

Evliyanın hayatı çizgi romanda

Ressam - yazar Osman Aytekin ile resim, şiir ve Nevşehir üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik.

Osman Aytekin kimdir diye başlasak?

20 Ocak 1959 Derinkuyu -Nevşehir doğumluyum. Nevşehir Lisesi mezunu emekli memurum. GESAM ve TYB üyesiyim. Evli ve üç çocuk babasıyım. Çeşitli gazete, dergi ve kitaplarda desen, makale, deneme, röportaj ve incelemelerim yayınlanmaktadır. Ayrıca kartpostal ve kitap kapağı çalışmalarım bulunmaktadır.

Bugüne değin yazı ve desenlerimin yer aldığı gazete ve dergiler şunlardır:

Türk Edebiyatı, Tarla, Erciyes, Tırpan, Genç Kardelen, Seviye, Nisan Bulutu, Sabır, Palandöken, Ozan, Güneysu, Horon, Nilüfer, Divit Sanat, Nene Hatun, Kültür Dünyası, Çemen, Çınar, Berceste, Dikili Ekin, Bizim Külliye, Kümbet, Alkış, Akpınar, Nevşehir Tarih ve Kültür Araştırmaları.

Ortadoğu, Hergün, Yeni Düşünce, Milli Gazete, Yeni Devir, Türkiye, Zaman, Yeni Hafta, Gündüz

Osman AytekinDört adet yayınlaşmış eserim bulunmaktadır. Nefesimiz Gül Bahçesi (2000), Ozan'ın Şairliği ( şiir tahlilleri - 2002),  Dünden Bugüne Derinkuyu(2006), Gül Baba ve IV. Murat  (2009)  

Galiba sizi ressam – yazar diye tanımlamak lazım. Önce resimden başlayalım. Resim yapmaya nasıl başladınız?

Resme merakım çocukluk yıllarımda başlar. Çocukluk yıllarıma gidince gözlerimizin önüne geçmişin izleri gelip oturuyor. Her davranışın bir nedeni olduğu gibi resim çizmenin de bir nedeni vardır elbette. Çocukluk yıllarımızda öğretmenimin bir davranışı resme yönelmemi sağlamıştır. 

Hangi davranışı?

Sanırım ilkokul  2.sınıftaydım Her ilkokul öğrencisi gibi ben de resim çizmeyi çok seviyordum. Duvarda asılı duran renkli bir  resmi öğretmenimiz çizmemizi istedi. Çok güzel çizmiştim ama her nedense bir hâkimin oğlu resmi benden daha güzel çizmediği halde benden daha yüksek bir not almıştı. Bu olayı hiç unutamadım ve kendimi hep resim ve desen çizmeye verdim. 

İlk desenleriniz nerede yayımlandı? Neler hissettiniz?

 İlk desenim 1977 yılında Hergün Gazetesi’nde yayınlayınca büyük bir heyecan yaşamıştım. O anki heyecan ve sevincimi anlatamam. Bu ve sonrasındaki neşredilen desenler beni inanılmaz derecede teşvik etmiştir. Sanat yaşamımda iki gazetenin önemli bir yeri vardır. Bunlardan ilki Hergün Gazetesidir. İkincisi ise Milli Gazete’dir. Milli Gazete’de desen ve karikatürlerim yayınlanırken, resim veya karikatürden birine yönelmem konusunda bir tercih yapmam gerekiyordu, resme ve desene yönelip, karikatüre son verdim.  

Size resim ya da desen yaptıran duygu nedir? Bize bu duygularınızı açar mısınız?

Sanat içine girilince insana daima yeni kapılar açan ancak sonu bir türlü gelmeyen dipsiz kuyular gibidir. Bu uğraş insanın içine bir kez yerleşmeyi görsün… Daima üretmek istersiniz. Bu çabanızın bir sonu da yoktur aslında. Resim sanatına ilgi duyunca kendi toplumumuza bir şeyler vermek istedim. İstedim ki Anadolu insanını gerçekçi yönlerini ele alarak çizgiyle anlatayım. Anadolu insanını görenler sanatın gücünü de görsünler istedim.

Ürünlerinizi sergileme ortamı bulabiliyor musunuz? Sergilere toplumun ilgisi nasıl oluyor?

Kayseri(2 kez), Maraş, Elazığ, Ankara, Konya ve Nevşehir de olmak üzere 7 kişisel ve çok sayıda karma sergiye katıldım.Son açtığım sergiye gereken ilginin gösterilmiş olması beni çok mutlu etmiştir. Ancak resim sanatına ilgi ülkemizde yeterince gelişmiş değil. Sanatçılara gereken desteğin ve ilginin verilmesi,  sanatçılarımızın ve sanatımızın evrenselleşmesi açısından halkın duyarlı olması gerekir. 

Nefesimiz Gül Bahçesi’ ilk kitabınız. İlk kitap ilk çocuk gibi midir? Yayınlanma sürecinde neler hissettiniz?

Nefesimiz Gül Bahçesi çeşitli dergi ve gazetelerde yayınlanmış makale, deneme, inceleme ve tahlillerden oluşan farklı içeriğe sahip bir kitaptır. Nitekim bazı yazar dostlar muhtevası nedeniyle “çeşitlemeler dizisi”nden bir kitap olarak ifade ettiler bu kitabı. Sanatçı dostlarımız yazdığımız ve çeşitli yerlerde neşredilen yazılarımızı bir kitap haline getirmemi benden istediler. Doğrusu biz de bir bakıma kitaplı bir toplumuz. Bir kitabımız olsun istedik. Kitap ile ilgili heyecanımı şair – yazar ustamız Bahattin Karakoç yerinde bir tespitle “bu kitap Aytekin’in doğum sancısıdır” demiştir. Ürettiklerinin kalıcı olmasını kim istemez ki… 

Osman Aytekin‘Nefesimiz Gül Bahçesi’ ve ‘Ozan’ın Şairliği’ genel olarak şiir üzerine denemelerden oluşuyor. Şiir yazmayıp da şiir üzerine yazmak, şiir tahlilleri yapmak nasıl bir duygu?

Güzel bir soru. Şiiri anlamak, bilmek farklıdır, şiir yazmak farklıdır. Abdurrahim Karakoç bir sohbetinde “şiir tahlil eden biri mutlaka şiir yazacak diye bir şey yok. Önemli olan şiiri ve şairi iyi bilmesidir” demişti. Şiirden anlarsınız ama iyi şiir yazamayabilirsiniz. Nesir şiire göre kolay bir sanat dalıdır. Üstelik Karakoç nesiri sanat olarak görmüyor. Şiir bana göre sanatların içinde en zor olanıdır. Yeteneğiniz varsa resim yapabilirsiniz. Üstelik her resim bölümünden mezun olanlar ressam veya sanatçı da değildir. Bu işin eğitimini alırlar. Yani bir şeyi bilmek ayrı onu icra etmek ayrıdır. Şiir zor sanatlardan biridir, zira binlerce ve beklide mübalağa olmasın onbinlerce sözde şair var ülkemizde. Her şiir yazan şair olamaz. Gerçek manada sivrilen, yükselen şairleri geçen şairler çok azdır. Şiirlere bakıyorsunuz hep taklit. Oysa şair özgür şiir özgün olmalıdır. Eğer siz gerçekten de şiirin tam içindeyseniz ve şairin neler hissettiğini kavrayabiliyorsanız, yakalayabiliyorsanız bu güzel bir duygudur. Bazı genç şairlerin şiirlerini zaman zaman derinlemesine ele aldığımda bana “benim düşündüklerimi hissettirdiniz” diyorlar. Yaptığınız tahliller hedefine vardığında siz de sanki bir tabloyu bitirmiş gibi rahat ve sükun içinde oluyorsunuz. 

Şiir tahlillerinin şiire zarar verdiğini düşünenler var. Tahlil yazılarının şiire kattığı bir şey var mıdır? Bu konuda neler söylersiniz?

Her türlü düşünce olabilir tabi. Şiir tahlilleri, şiire nasıl zarar verebilir ki? Bu şöyle olabilir; şiirin tanımı üzerine tartışmalar var. Bazı sanatlar gibi tanımı yapılamıyor. Nitekim bazı şairler ve münekkitler şiirin kapsamı hususunda farklı görüşler taşımaktadırlar. Bu nedenle de bazı şairler şiirin müphemiyet içinde olması gerektiğini savunmaktadırlar. Tahlil şairi açığa çıkarmada veya şairi ve şiiri yetersiz kılmada bir etken de olabilir. Bu durum şairin kendisini sorgulamasına neden olabilir. Kapalı şiir yazanlar bu nedenle böyle şiir yazıyor denilebilir belki. Mesela bir Sezai Karakoç’u herkes anlayabiliyor mu? Ama her kesim de Karakoç’u, şiirlerini anlamasa da bir usta olarak görüyor. Bir de tabi şöyle bir durum var; yazdığı şiirlerinden dolayı hiçbir sanat kaygısı gütmeyen ama iyi şiir yazan şairlere tahlillerin bir katkısı olamaz. Abdurrahim Karakoç’tan bir örnek vereceğim yine. Karakoç, “bugüne kadar beni eleştiren bir eleştirmen görmedim” diyor. Gerçek şairler eleştirmenlerin üzerindeyse tahlillerin şaire bir şey vermesi elbette mümkün değildir. Bir de ülkemizde iyi münekkitlerin olmadığı ifade ediliyor. Her şairin bir çıkarlık dönemi olduğunu düşünürsek yeni şairler için tahlillerin menfi ve müspet yönleri vardır. 

Dünden Bugüne Derinkuyu’ Derinkuyu üzerine yapılmış derli toplu bir inceleme. Bu çalışma hangi ihtiyaçtan doğdu ve nasıl karşılandı?

Derinkuyu ilçe halkı  il genelinde kendini daima yalnız hissetmiştir. Benimkisi bu konuda bir bakıma bir çıkış gibidir. Ancak ilçenin tarihi, kültürü, ekonomisi, folkloru maalesef bugüne kadar yeterli bir araştırmaya tabi tutulabilmiş değildir. Yazılı kayıtları hemen hemen yok gibidir. Ancak hem ilçenin yaşlı sakinleriyle görüşmelerimizi hem de yazılı basını tarayarak, görerek, gezerek, araştırarak bir eser meydana çıkarmaya çalıştık. Bu çalışma 18 yıllık bir çalışmadır. Keşke bizden önce birileri çıkıp ortaya bir kaynak bırakabilseydi. Ölenler gidiyor geriye geçmişten fazla bir şey kalmıyor. Biz kendi kültürümüzü araştırıp ortaya koyamaz isek yabancılar kendi düşüncelerine göre kendi kültürlerini topluma sunarlar.

Hal böyle olunca da Muşkara’ya  Nyssa veya Kapadokya, Derinkuyu’ya da Melagobia veya Malakop derler. Bu kitap hem ilçede hem de ilde oldukça iyi karşılandı. Kitabın gördüğü ilgiden memnunum. 

Gül Baba ve IV. MuratGül Baba ve IV MuratÇocuklar ve gençler için düşünülmüş farklı bir çalışma. Neler söylemek istersiniz?

“Gül Baba ve IV. Murat” isimli çizgi roman çalışmamız Niğde’de kaldığım bir buçuk yılın şu anda bir hatırası niteliği taşıyor. Gazeteci Timuçin Mert Ağabeyimin bana Niğdeliler çizdiğin çizgi romanda kendilerini görsünler demesiyle başladı. Niğde’nin manevi mimarlarından Güllüceli Misali Baba adıyla anılan Gül Baba’yı özellikle genç kuşaklara anlatmak ve tanıtmak adına hayırlı bir girişimimiz olduğuna inanıyorum. 

Nevşehir deki kültür – sanat ortamı nasıldır? Bu şehirde yaşıyor olmanın zorlukları nelerdir?

Nevşehir’in turizm nedeniyle bir avantajı vardır. Eğer Nevşehir’de peribacaları, yeraltı şehirleri, ören yerleri ve vadiler olmasaydı etkinlikler de çok kısıtlı olurdu muhakkak. Doğal plato yerli yabancı birçok insanı büyülüyor. Bu nedenle sinemacılarda buraları doğal plato olarak görmektedirler. Sinema ve fotoğrafçılık açısından harika bir yer. Ancak Nevşehir küçük bir kent, kaldı ki büyük kentlerde bile yazarlar, şairler ve sanatçılar pek fazla bir araya gelemiyor. Kültür sanat ortamı bakımından yazar ve şairler açısından bakıldığında çok verimsiz. Belediye, üniversite ve özel kuruluşların katkısıyla kültür-sanat ortamı daha da hareketlenebilir. 

Nevşehirli şair ve yazarlar üzerine bir araştırma yapıyordunuz. Kimlere ulaşabildiniz, araştırmanız ne aşamada?

Böyle bir çalışma içine girdik ancak yerel gazete çıkarmamız şimdilik bu çabamızı akamete uğrattı. Ancak epeyce bir isime ulaştığımı ifade edebilirim. İlk fırsatta bu çalışmayı bitireceğimi ümit ediyorum.

Teşekkür ediyor, çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

Bana bu imkânı verdiğiniz için ben size teşekkür ederim.

"Osman Aytekin" çizimleri için tıklayınız.

 

İbrahim Yolalan konuştu.

Güncelleme Tarihi: 04 Ocak 2010, 08:38
YORUM EKLE
YORUMLAR
Cevat Akkanat
Cevat Akkanat - 9 yıl Önce

Osman Aytekin ve İbrahim Yolalan... Nevşehir'in iki kalem-i güzidesi... Selam sizlere...

metin cantürk
metin cantürk - 9 yıl Önce

osman aytekin, değeri anlaşılmamış bir gönül adamıdır...

banner8

banner19

banner20