‘Evlilik Kader Midir?’ Mehmet Yıldız’a sorduk

Mehmet Yıldız ile Hayykitap etiketiyle yayımlanan son kitabı “Evlilik Kader Midir?” üzerine konuştuk. Mehmet Yıldız, “Bu kitapla okuyucumuz tırnağımı nasıl kesmeliyim, sakız orucu bozar mı, dişlerimi hangi marka misvağı kullanmam lazım, vb. gibi meselelerden daha ziyade ve daha önde imanî ve itikadî meselelerin olduğunu anlayacaktır kanaatindeyim.” diyor. Deniz Demirdağ’ın röportajı.

‘Evlilik Kader Midir?’ Mehmet Yıldız’a sorduk

Mehmet Yıldız kimdir? Bize biraz kendinizden, yolculuğunuzdan bahsedebilir misiniz?

İkinci mesleği matematik öğretmenliği olan birinci mesleği ise Allah’ı tanımak ve tanıtmak, bilmek ve bildirmek, sevmek ve sevdirmek olan Mersinli bir tantuni severim. Bizim buraların ağzıyla hızlı bir hayattan gelen, kalbinde hissettiği birkaç manevi hastalıkla kâinata geliş amacını sorgulayan bir yolculuktu benimkisi. Konu ne ara buralara geldi inanın hiç bilmiyorum…

“Hayalhanem İlim ve Kültür Derneği”nden bahsedebilir misiniz bizlere? Nedir, kimler tarafından kuruldu, ekipte kimler var, nasıl ortaya çıktı, neler yapıyorsunuz?

Kuruluşunun ilk ekilen fidanı birkaç çocukluk arkadaşımla birlikte oldu. Sürekli okuduğumuz sahabe hayatlarından, özellikle Halid Bin Velid’in ölmesine az zaman kala vücudunda yara almadık bozuk para kadar yer kalmamasına rağmen “Beni ayağa kaldırın, bir deve gibi burnumun üzerine düşüp ölmek istemiyorum.” demesi bize ibret oldu ve yatakta ölmekten korktuk. Yapbozun parçaları misali, bizimle aynı duayı eden başka gönüller de vardır elbet diyerek Mersin Pozcu’da küçük bir daire kiralamış ve her gönüle girmesi ihtimal olan karanfil kokulu esrarengiz çayımızı demlemeye başlamıştık. Sizin ekip dediğiniz, bizim ise cibili kardeşten öte bir Mâbeyn-i Hümâyun dediğimiz arkadaşlarla birlikteliğimiz böyle başladı. Şimdi Mersin’de ve İstanbul Beşiktaş’ta açtığımız medreselerle önce kendi imanımızı muhafazaya sonra başkalarının imanına kuvvet olmaya çabalıyoruz.

Sizin bu topluluktaki göreviniz nedir?

Hani önemli işler yapmak için etrafına toplanılan masanın bir ayağı kısa kalır ve masa sallanır da altına bir parça kayıt koyarlar ya benim vazifem tam o kâğıt gibi işte. Sürekli içerde aktif bulunan arkadaşların rahatlarını, düzenlerini, dengelerini, gelişimlerini takip ederken, günlük Risale-i Nurdan tefsir dersleri yapıyorum ve kalan vakitlerde de kitap çalışmaları yapıyorum.

“Hayalhanem”in ulaşmak istediği hedef kitlesi kimler?

Bir demiri dövebilmek için öncelikle demirin sıcaklığa ihtiyacı vardır. Isısını almış demir artık dövülmeye müsaittir. Biz de aynen öyle soğuk bir hâlde değil de sıcak bir hâldeki demir gibi ihtiyacını hissetmiş, yediden yetmişe her kitleye hitap etme çabasındayız. Çünkü insan dünyada her şeyin bir alternatifine rastlayabilir. Mesela, çok ciddi servetlerden iflas etmiş bir insanın kısa bir süre sonra tekrardan toparlandığına şahit olabilirsiniz, otobanda son sürat giderken kaza yapan bir arabadan burnu bile kanamadan çıkan bir insana şahit olabilirsiniz, belki kafasına kurşun yiyip şaşırtıcı bir şekilde hayatta kalan bir insana şahit olabilirsiniz ama imanı olmadan cenneti kazanan bir insana şahit olmamız imkânsızdır. Biz de bu yüzden en kıymetli gördüğümüz iman hakikatleri dersine ihtiyacı olan her insana ulaştırma çabasındayız, kitlemiz de bunlardır.

Gençler tarafından çok sevilmenizin en büyük sebebi nedir? Bu ilgiyi neye bağlıyorsunuz? Sizleri ve çalışmalarınızı farklı kılan nedir?

Öncelikle tahmin ediyorum birileri tarafından çok sevilmeyi temel mesele olarak beklemediğimiz zannındayım. Zira insan Allah’ın vereceği bir payeyi başkacalarından beklediği anda ahiretini dünyada yiyebilir. Ama tahmin ediyorum ki bizim de geldiğimiz hayat tarzları, bizi izleyen genç kardeşlerin birçoğunun hayat tarzına benziyor ve “Evet, bizim gibi insanlar bu hayattan dönüp Rabb’ine mülaki olabiliyorlarsa biz de olabiliriz.” diye onlara ümit veriyor. Bir de bence en temel ve en önemlisi fıtri ve doğal olan şeyler, fıtri ve doğal fıtratlarda karşılık bulur diye düşündüğümüzden içerde oluşan ekibin sıcak sevecen doğallığı karşıdaki insanların gönül dünyasında bir etkide bulunuyor diye düşünüyorum. Sizi farklı kılan nedir derseniz, olabildiği kadar normal kalma çabamız belki de bir farklılık oluşturuyor diyebiliriz.

Programlarınızda meselelere mizahi unsurlar kattığınızı görüyoruz. Bu tavrınız özellikle gençler açısından çok seviliyor. Bu konuda neler söylemek istersiniz? Hakikati anlatmayı amaç edinmiş kimseler olarak bu farklı metodoloji sebebiyle olumsuz eleştiriler de aldığınız oluyor mu?

Bizim ulaşmaya çalıştığımız insanların büyük bir çoğunluğu bizleri tanımıyor ve şimdiye kadar İslâm’a karşı ön yargı oluşturulmuş insanlar. Mesela gözünüzün önünde bir atı öldürseler, siz buna şiddetle karşı çıkabilirsiniz ama bu atın önce hasta olduğuna sizi ikna etseler, bu hastalığın size de bulaşacağına sizi inandırsalar sizler o atın ölmesine artık ses etmezsiniz. Ben İslâmı “İşte, hasta, öldürülmeye çalışılan at budur.” metaforu gibi görüyorum. Bu yüzden de insanların inandıkları Allah’tan ve sahip oldukları dinden bir miktar istemsizce de olsa soğutulduğu kanaatindeyim.

Bizler insanların nazarı dikkatini çekebilmek için videoların başlarında yine bizim günlük hayatımızda kardeşlerle atışmalarımız, çekişmelerimiz ve birbirimize takılmalarımızın olduğu kesitleri yayınlamamızın, onlar tarafından İslâmi normalleştirme ve sindirme sürecinde katkısı olacağı kanaatindeyiz. Bunda eleştiri aldığımız zaman zaman oluyor. Tarihte de halef ile selef arasında bu tür meseleler hep olmuştur. Selefler tarafından eleştirilmek bizim yol haritamıza daha dikkatli adımlar atmamızı sağlıyor. O yüzden eleştirenlerden de Allah razı olsun.

Peki, sizin serüveninizde yazarlık, ne ifade ediyor, neye tekabül ediyor?

Aslında bakarsanız hiçbir şey ifade etmiyor. Hatta gündemimde bile olduğunu söyleyemem. Bir gün, ailemle birlikte ticaretle de uğraştığım için bir ticaret yapmaya gitmiştim, anlaşırken orada bir garanti istediler ve kâğıtta benim ne meslek yaptığım soruldu. Orada bile matematik öğretmenliği ve yazarlık yaptığımı unutmuştum. Bu cihette bana bakan yanıyla pek bir şey ifade etmiyor. Ama karşı tarafa bakan yanıyla bizi duyar duymaz çok antipati ile yaklaşma ihtimali yüksek bir insanın bir kitapçıda sıcak bir başlık ve güzel görselli bir kapak ile o kitaba dokunup bizi tanıma yolculuğu yazarlığı önemsememi sağlayan en kuvvetli sebeptir.

Yolculuğunuzda özellikle etkilediğiniz, birikiminizde kilometre taşı niteliğinde diyebileceğiniz şair/yazar/düşünce adamları kimlerdir?

Ben şöyle inanıyorum; bir insan çok fazla eserden istifade edebilir ama harekât tarzını oluşturmak ve omurga yapısını kurmak için sağlam adımlarla giden bir metodolojiye tabi olsa yol istikameti daha güvenli olur. Ben kendi yolculuğumda, bu temel omurga yapısı niteliğinde, müellifi Bediüzzaman Said Nursi olan Risale-i Nur eserlerini benimsedim. Onun haricindeki ismini sayamayacağım kadar düşünce adamı ve yazardan da çok istifade ettim.

“Evlilik Kader Midir?” kitabını kaleme alışınızın temel dinamiği neydi? Bu kitabın bir hedef kitlesi ve belli bir alt metni var mı?

Evlilik Kader Midir?” kitabının alt metni var. Bizim her Cuma günü kendi aramızda yaklaşık yedi sekiz saat boyunca bir buçuk yılda yaptığımız kader ile ilgili olan tefsir derslerinin en yalın diliyle kaleme dökülmüş hâlidir. Toplumda birçok arkadaşla konuştuğumuzda inanıyorum dedikleri kader, aslında Allah’ın inanmayın dediği kader olduğunu görüyoruz. Belki bunun düzeltilmesinde ufak bir katkımız olur düşüncesiyle yazdık.

“Evlilik Kader Midir?” kitabında okuyucunuz neler bulacak?

“Evlilik kader Midir?” kitabında okuyucumuz tırnağımı nasıl kesmeliyim, sakız orucu bozar mı, dişlerimi hangi marka misvağı kullanmam lazım, vb. gibi meselelerden daha ziyade ve daha önde imani ve itikadi meselelerin olduğunu anlayacaktır kanaatindeyim. Bir binanın temelini atmadan balkonunu, avizelerini, duvarını, konuşmak ve yapmaya çalışmak ne kadar saçmaysa, bir bünyede de diğer tali meseleleri konuşmak o kadar gereksiz olabilir. Umarım bu kitapta temel meselenin ne olduğuna dair insanların dikkatini çekebiliriz.

Kitap çalışmalarınızın hazırlanış sürecinde ne gibi ne gibi ön çalışmalar yapıyorsunuz? Bu süreç nasıl gelişme gösteriyor? Çalışmalarınız sırasında sizi en çok zorlayan konu ne oluyor?

Kitap çalışmalarım, günlük hayattaki çalışmalarımın derlenmiş hâli olduğundan dolayı içerik noktasında bir zorluk ve problem yaşamıyorum. Ama ahir zamanda dikkati çok dağınık insanların dikkatini çekebilecek bir alternatif kapak, bir alternatif başlık, bir alternatif söz bulma konusu ise bizi en çok zahmete sokan konu oluyor. Yani pastanın tadı değil de görüntüsü biraz daha zahmetli oluyor diyebiliriz.

Sizin adımlarınızı takip eden ve sizi severek okuyan genç kardeşlerimize bu yolda özellikle neyi önerirsiniz? Nelere yakın, nelere uzak dursunlar?

Enaniyetin, benliğin, bencilliğin, bireysel yaşamın, ayrımların, tefrikanın yüksek olduğu böyle bir asırda bu ayrımlara düşmeden gönüllerini, gönlün esas sahibine sunarak herkese gönüllerinde oturabilecek bir iskemle bırakmalarını arzu ederdim. Ben hayatımda konuştuğum konu, okuduğum yazı, muhabbet ettiğim insanların açısından şu serlevhayı baz alıyorum; acaba kabrime ne faydası var? Onlara da bunu önerebilirim.

Geleceğe yönelik yeni projeleriniz ve düşünceleriniz var mı?

Geleceğe yönelik yaklaşık iki bin yıllık daha projem var. Tabii bunu gerçekleştirebilecek nefes var mı orası meçhul… İnsanlara kitap ve konferansla ulaşma kısmının önemli de olsa kolay olduğu kanaatindeyim. Ama bu işin devamında o insanların sosyal hayatlarında Allah’ı tanıyabilecek bir alternatif bulmak ve onların gelişiminin sürekli takip etmek, onları bir dava adamı gibi yetiştirmek gibi kısımların ise çok fazla zahmetli olduğunu düşünüyorum. Bugün çocuk yetiştirenler bilebilir, bir bebeği, ergenliğini geçirip evlendirdikten sonra bile mesuliyetini bırakamazken biz bu cihette sayısız genç kardeşle açtığımız medreselerde uğraşıyoruz. Ve en büyük projem zahmete olan bu talebimin devamlı olmasıyla onların gelişimini daha kaliteli bir hale getirebilmektir.

Son olarak sizden aşağıda yer alan her soruya birer kelimelik cevaplar vermenizi istirham ediyoruz.

-Kullanmaktan en çok hoşlandığınız deyim nedir?

Ah şu maçı bitirip bir imanlı ölebilsek.

-En son bitirdiğiniz kitap nedir?

Evlilik kader midir?

-Sizi kendine hayran bırakan bir sanat eseri var mı?

İnsan makinesi

-Hissetmeyi en sevdiğiniz duygu hangisi?

Çaba

-En sık kullandığınız kelime?

Kirve

-Ruhunuzu yansıtan renk nedir?

Antrasit

-Çocukluktan tadı hala damağımda dediğiniz lezzet nedir?

Tantuni

-Size mutlu ve huzurlu anları hatırlatan koku nedir?

Portakal kokusu

-Hangi tıp hekimi ile arkadaş olmak isterdiniz?

Eşim (O da doktor)

-Yaşamayı en sevdiğiniz şehir hangisi?

 Mersin

-Okumayı en sevdiğiniz sure hangisidir?

 Duha

Güncelleme Tarihi: 13 Temmuz 2020, 16:32
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26