Espri yüzünden davalık olmadım

Recep Demirkaynak ile konuştuk..

Espri yüzünden davalık olmadım

Recep Demirkaynak 800'den fazla sahne gösterisi yapmış bir sanatçı. İnsanları güldürüyor ve klişe bir tabir ile söylersek güldürürken düşündürüyor. Recep Demirkaynak ile konuştuk. İlgiyle okuyacaksınız.

Sizi stand-up’cı olmanız konusunda kimler yüreklendirdi? Nasıl başladı bu serüven?

Aslında ben zaten yürekliydim ama o sıralar beni teşvik edip destek olan Özgül Çiçek, Bekir Bilgili ve Mehmet Şeker ağabeyimin emeklerini asla unutamam.

En çok ne gibi tepkilerle, zorluklarla karşılaştınız?

Genelde güzel tepkiler aldım. Zorluklara gelirsek, hangi birini sayayım bilmiyorum. Bizim camia biraz sanatçısına uzaktır. Pek kıymet de bilmez. Yanlış anlaşılmasın çok kıymetli olduğumu iddia etmiyorum ama en azından biraz saygı, yaptığımız işe biraz daha ciddiyetle bakılması derdimiz. Hani bir ucundan tutulsa bu işlerin, çok güzel işler çıkardı ortaya. Bakın 12 yıldır sahnelerdeyim ben. Başka mahallelerde bu kadar sene sahnede kalmışsanız duayen diye anılıyorsunuz. Fakat bizi daha fark etmediler bile.

Recep DemirkaynakMenajeriniz olmadığını biliyoruz. Bu durum değişti mi yoksa hala tek tabanca olarak mı devam ediyorsunuz? Öyle ise şayet zorlanmıyor musunuz?

Benim seçimim değil menajersizlik. Bizim camia bu konuda, kurumsallaşıp profesyonelleşmedi. Bu yüzden yalnız çalışmak zorunda kaldım. Tabi yalnız çok zor oluyor, bizim işi yapanların bir ekipleri var. Ayrıca asistan, menajer, basın danışmanı vs. Bizim böyle bir lüksümüz hiç olamadı. Bunları karşılayacak, böyle tam teşkilat çalışacak kadar para kazanamadık henüz. Biraz da benim pasif davranmam etken tabi. Kimseye gidip beni oraya yaz buraya yaz diyemedim hayatımda. O kadar yıldır bu işi yaparım ama ne bir belediye başkanı ne bir kültür müdürü tanırım. Böyle olunca hatıra gelmiyorsunuz doğal olarak. Eh bu da benim hatam fıtrat işte …

Evde eşinize ve çocuklarınıza da espri yapıyor musunuz yoksa sadece sahneye mi saklıyorsunuz performansınızı?

Öyle bir ayrım yapmıyorum. Evde de yaparım, arkadaşlar arasında da. Espri bu kontrol edemezsiniz zaten. Hapşırık gibidir espri geldim mi tutamazsınız.

İşiniz insanları güldürmek, eğlendirmek. Peki, bir şovmeni güldürmek kolay mıdır? Nelere gülersiniz, sizi en çok ne güldürür?

Ben biraz zor gülerim. Bide herkesin çok güldüğü şeylere ben pek gülemiyorum. Bir arıza mı vardır nedir bilmiyorum. Ben daha çok anlık gelişen ani olaylara çok gülüyorum. Bir olay karşısında verilen anlık tepkiler veya mimikler çok güldürür beni.

Yaptığınız espriler nedeniyle davalık oldunuz mu hiç?

Hayır hiç olmadım. Hatta 28 Şubat döneminde ben radyo ve sahnede en ağır eleştirileri yapıyordum. Buna rağmen bir çok arkadaşımın o dönemde DGM 'lik  olmasına rağmen ben uyarı bile almadım. Giydirme mevzuunda biraz ustayımdır yani.

Statlarla, stand-upları bir tutar olduk ülkemizde. Küfür yarışına tutuşulmuş gibi. Bu durumun nedenini neye bağlıyorsunuz?

Kolaycılık ve sığlık. Sebep bu. Ya o muhabbetlerden başka şeye kafası basmıyordur ya da kolayına geliyordur bunu yapanın. Adamın mankenler, popçular ve hatunlardan başka dünyası yoksa ne anlatacak ki. Bir şey anlatmak gibi bir derdi de yok zaten. Fakat bana göre derdi olmayan adamdan sanatçı olmaz.

Recep DemirkaynakStat demişken bir futbol müsabakasına binlerce insan gidiyorken, tiyatrolara, şiir gecelerine, resim sergilerine velhasıl sanatın sergilendiği yerlere çok az kişinin teşrif ettiğini görüyoruz. Bu duruma yol açan temel faktörler nedir sizce? Neler yapılmalı?

Birincisi biz sanat dediğimiz şeyle henüz tam tanışamadık toplum olarak. İkincisi ise seyirciyi çekecek kaliteli işler çok az. Hala tiyatrolar da yüz senelik oyunlar oynanıyor. Hele mizah konusun da tam bir faciayız. Kaliteli ve iyi işler her zaman müşterisini bulur. Zamanına göre çok iyi hazırlanmış olan Deve Kuşu Kabare kapalı gişe oynuyordu. Yasaklar, deliler vs. kasetlere çekilip piyasalara sürülmüştü. Demek ki iş hakkıyla yapılınca müşteride geliyor. En önemlisi de ailece gidilip izlenecek oyunlar yok artık komedide.

Mizah zeki adam işi denir toplumda. Doğru bir söz müdür? Tüm mizah yapanlar zeki midir, hele ki günümüzde?

Bunu anlamak için yaptığı işe bakmak lazım. Bazı oyunlar var zeka seviyesi ilk okul üç. O da sorarsan mizahçıyım diyor. Yaptığı işe bak zekayı anlarsın yani.

Formunuzu korumak için neler yapıyorsunuz? Ruhunuzu, gönlünüzü, beyninizi ve ruhunuzu ne ile besliyorsunuz?

Çok fazla öyle formumu koruyayım diye bir derdim, bir programım, formülüm yok. Sahneye çıkmak yeterince formda tutuyor beni. Ruhumu neyle beslediğime gelirsek sadece muhabbet diyebilirim. Beyin ve bedene gelince onları henüz dinlendiremedim.

 ‘İlham’ var mıdır size göre? Üretirken yaptığınız özel şeyler var mı?

İlham tabiî ki vardır. Fakat öyle anlatıldığı gibi oturup beklemenizle birden gelivermez. Siz gayret edersiniz uğraşırsınız ve o gayretin bereketi ile geliverir ilham. Yoksa akşama kadar oturup beklemekle gelmez bişey. Allah size ilham eder ve siz paylaşırsınız. Ha bu arada olan her şeyi kendinizden bilip ilham edeni unutursanız, o ilhamın sahibi bir gün alıverir oyuncağınızı elinizden kalakalırsınız. Sonra bekler durursunuz o ilham bir daha gelse diye…

Kötü programlar izlemek mizah anlayışımızın bozulmasına yol açar mı? Korunmak için ne yapmalı?

Tabiî ki . Bakın kaliteye alışmak nasılsa kalitesizliğe de alışır insan. Sonra kaliteli bir şey yapsanız da istemez artık. Kalitesizliğe ve basitliğe o kadar alışır ki, kalite ağır gelir artık ona. Seçici olmak lazım. Kaliteye alıştırmak lazım bünyeyi.

Recep DemirkaynakAvrupa’nın ve Amerika’nın mizaha bakış açısı nasıldır? Bizdeki mizah ile kıyaslayacak olursak...

Tam demin ki soruya da cevap bu işte. Bakın Amerikan halkı belki de dünyanın en cahil halkıdır. Kendi ülkesinden, kasabasından başka bir yeri bilmez. Hakikaten biraz yavaş işler kafaları. Bir de bize bakın. Herkes zehir gibidir, her şeyden az biraz anlarız. Kafamız çalışır, gerçekten zeki bir milletiz. Fakat bakın show programlarına, bakın komedi programlarına, aramızda fersah fersah fark var. Amerikalılar mizahta bizi yirmi kere katlar televizyon ve sinemada. Nasıl oluyor bu, biz akıllıyız ama yaptığımız mizahı bırakın dünyayı kendimize bile beğendiremiyoruz. Öte yandan Amerikalıların mizah programları tamamen zeka ürünü ve dünyaya seyrettiriyorlar. Mesele onların kaliteli mizaha alışmaları, seviyesiz sığ mizaha halkın alıştırılmamış olmasıdır.

 “İnsanların karakterlerinin en iyi ölçüsü, onların nelere güldükleridir.”der Goethe. Bu çerçevede, karakterini sağlamlaştırmak ve kültürünü geliştirmek için neler yapmalı bir insan?

Okumalı, dinlemeli ve izlemeli. Tabiî ki sonra da seçmeli.

Çok konuşan, az dinleyen –hiç dinlemeyen mi deseydim- bir toplum halini aldık. Bu hale gelmemizdeki sebepler nedir sizce?

Okumamak, dinlememek ve izlememek. Tabiî ki seçici olamamak.

Beğenerek izlediğiniz film ya da dizi var mı?

Var. Uğur Yücel’in Canım Ailem dizisini ailecek takip ediyoruz. Eski Türk filmleri tadı var biraz, sıcak geliyor bize.

Kimleri severek dinlersiniz?

Valla saçmalamayan herkesi dinlerim ben.

Recep Demirkaynak yakında sahne alacak mı? Yeni planlar, projeler?

Alacak. 24 Aralık’ta Pendik Yunus Emre Kültür Merkezi'nde gösterimiz var. Yeni proje ve planlar devam ediyor hayata geçtikçe haber veririz inşallah..

Recep Demirkaynak ile... Tıklayınız

 

Eyyüp Akyüz konuştu.

Yayın Tarihi: 18 Aralık 2009 Cuma 16:57 Güncelleme Tarihi: 24 Aralık 2009, 12:31
banner25
YORUM EKLE

banner26