banner17

Ersan Urcan: İlim yolu çetrefillidir

Türkçeye ilk defa çevrilen “Sükûtun Zarafeti” kitabının çevirmeni Ersan Urcan ile kitap ve yazar hakkında konuştuk. Havva Tarhan’ın röportajı.

Ersan Urcan: İlim yolu çetrefillidir

Türkçeye ilk defa çevrilen “Sükûtun Zarafeti” kitabının çevirmeni Ersan Urcan ile kitap ve yazar hakkında konuştuk. Urcan, “İlim yolu maalesef zor ve çetrefillidir. Bu yolun taliplisi çok ancak müdavimi azdır. İmam-ı Şafiî’ye ait olduğu söylenen bir söz vardır: Âlim olmak için üç şey gereklidir. Birincisi boş zaman, ikincisi bol kaynak, üçüncüsü de bitmek bilmeyen öğrenme arzusudur. Şahsımın örnek aldığı âlimlerden olan İmam-ı Zehebi, İmam-ı Nevevi, İbnu’l Cevzi, İbn Hacer ve daha niceleri hep bu metot üzerine çalışmışlardır.” diyor.

Ersan Urcan’ın daha önce çevirisini yaptığı kitaplardan bazıları şöyle: Günümüz Meselelerine Fetvalar-Risale Yayınları,Cennetin Sıfatları-Ziyaeddin El Makdisi-Risale Yayınları, Resulullah Efendimizin Fetvaları-İbn Kayyım El-Cevziyye- Risale Yayınları, Günahların Kefaretine Dair Allah Resulünün (s.a.) Müjdeleri- İmam Ezrai el-Kabuni-Risale Yayınları.

Sizi tanımak ve yayıncılığın en zor dallarından biri olan çevirmenlik üzerine konuşmak isteriz, neler söylemek istersiniz?

1976 Elazığ doğumluyum. 1999 yılında Fırat Üniversitesi İlahiyat Fakültesi’nden mezun oldum. 2001 yılında Diyanet İşleri Başkanlığı’nda göreve başladım. 2005-2006 yılında Almanya-Stutgart bölgesinde; 2008 ve 2011 yıllarında Suudi Arabistan’da muhtelif görevlerde bulundum. Hâlihazırda Milli Eğitim Bakanlığı’nda öğretmen olarak görev yapmaktayım. İlk kitabımızı 2012 yılında neşretmiştik. Yazdığımız eserlerden bazıları kendimize aittir; bazılarını ise Arapçadan dilimize kazandırmaya çalıştık.

İlim yolu maalesef zor ve çetrefillidir. Bu yolun taliplisi çok ancak müdavimi azdır. İmam-ı Şafiî’ye ait olduğu söylenen bir söz vardır: “Âlim olmak için üç şey gereklidir. Birincisi boş zaman, ikincisi bol kaynak, üçüncüsü de bitmek bilmeyen öğrenme arzusudur.” Şahsımın örnek aldığı âlimlerden olan İmam-ı Zehebi, İmam-ı Nevevi, İbnu’l Cevzi, İbn Hacer ve daha niceleri hep bu metot üzerine çalışmışlardır. Âcizane aklıma: “Biz dinimiz adına ne yapabiliriz?” sorusu gelmişti. Sonra din adına yapılabilecek en güzel şeyin onu öğrenmek ve öğretmek olduğu cevabı geldi. Sonrasında yukarıda bahsetmiş olduğumuz vasıflara haiz olan âlimlerimizin eserlerini dilimize kazandırmak için dua edip bu yola girmek istedik. Cenab-ı Hak da bu fakirin duasını kabul etti ve İslâm ümmetinin kandilleri olan o zatların eserlerinden bazılarını dilimize kazanmayı nasip etti.

Genelde paylaşılan şeyler azalırken, ilim bu kaidenin dışında kalır ve paylaştıkça çoğalır. Her insan bu dünyadan göçüp gittiğinde geride bir sadaka-i cariye bırakmalıdır, kanaatindeyim. Efendimizin (sas) hadislerinde de sadaka-i cariyenin sadece üç şeye münhasır olduğu zikredilmiştir. Onlardan biri Allah yolunda yapılan cami, okul, çeşme, köprü vs. umumun istifade edebileceği mekân ve yapılardır. İkincisi; kişinin yetiştirdiği salih evlattır. Öyle ki kişi çocuğuna Kur’an okumayı, dini ilimleri vermiş, güzel bir şekilde terbiye etmişse bu kişi vefat ettiğinde geride devletine ve milletine faydalı olan ve kendisine dua eden salih bir evlat bırakmış olur. Üçüncüsü (ve bana göre en önemlisi) ise ilimdir. Kişi arkasında sahih olan dini bilgiler bırakmışsa, öğrenci yetiştirmişse, kitaplar telif edip insanların karanlıktan aydınlığa ulaşmasını murat etmişse ve bunda da niyeti halis ise hiç bir emeği zayi etmeyen Allah Teâlâ bu emekleri de zayi etmeyecek ve mutlaka karşılığını verecektir. Bu itibarla biz günahlarımızın çokluğuna ve hatalarımızın büyüklüğüne rağmen Allah’tan ümidimizi kesmiyor; bu çalışmalarımızın hem kendimiz hem de Müslüman kardeşlerimiz için sadaka-i cariye olmasını Zat-u Zu’l Zelal’den niyaz ediyoruz.       

“Sükûtun Zarafeti” kitabı ilk kez Türkçeye çevrildi, kitap ve yazar hakkında sizden bilgi rica ediyoruz…

İmam-ı Suyuti çok sayıda eser okudu. Genç yaşta tefsir, hadis, fıkıh, nahv, meani, beyan, bedi, lügat ve daha birçok dalda ihtisas sahibi oldu. İlk eserini on yedi yaşında yazdı. Hadis ve Arabi ilimler alanında zamanın önemli âlimlerinden kabul edilen Takiyüddin Şibli el-Hanefi’den dört yıl boyunca ders aldı. Yine allamelerden Muhyiddin Kafiyeci’nin yanında on dört yıl kaldı. Hocasından, tefsir, usul, Arapça, meani ve diğer alanlarda dersler okuyarak icazet aldı.

Genç yaşta Şam, Hicaz, Yemen, Hindistan ve Sudan’ı gezdi. Hac farizası için gittiği Mekke’de bir süre kaldı. Bunların dışında Dimyat, Feyyum ve İskenderiye gibi Mısır’ın bazı bölgelerini de dolaştı. Hadis alanında önemli bir birikime sahip olduktan sonra ders vermeye başladı. Hocalığının yanında birçok eser de yazdı. Ömrünün sonuna kadar eser yazmaya devam etti. Bu maksatla Nil nehri adacıklarından biri olan Er-Ravza’daki evinde adeta inziva hayatı yaşadı. Celaleddin Suyuti’nin eserlerinin sayısının üç yüzden fazla olduğu bilinmektedir. Bazıları, elimize ulaşmayan eserlerini de dâhil ettiğimiz takdirde bu sayının 600’e kadar çıktığını söylemişlerdir. 

Kitap çevrisi yaparken hangi noktalara dikkat ediyorsunuz? Ve yakın zamanda başka hangi projeler içerisinde yer alacaksınız?

Kitap çevirmeden önce hangi kitabın toplumun ihtiyaç sıralamasında önde olduğuna bakarak başlamanın daha isabetli olacağı düşüncesini taşıyorum. Zira yazılan eser ne kadar değerli olursa olsun, toplumun ihtiyaçlarına cevap vermiyorsa toplumun kalbinde makes bulamaz. Başka bir husus da özellikle içinde bulunduğumuz ahir zamanda, itikat ve iman alanlarında sorun varken; ibadetlerimizde hassasiyetten yoksunken, umursamazlık mevcutken, bu tür konulara eğilmenin daha evleviyet içerdiği fikrindeyim. Mesela, unutulan hasletlerimizden biri olan komşuluk hakkı...

Hz. Peygamber (sas) komşuluk hakkı ile ilgili o kadar tavsiyede bulunmuş ki, sahabeler komşunun komşuya mirasçı olacağı endişesini taşımışlardı… Buradan yola çıkarak İmam-ı Zehebi’ye ait olan “Komşuluk Hakkı” adlı eserini dilimize çevirdik.  Genel anlamda çalışmalarımız bu tür özgün ve mutena eserleri dilimize kazandırmaktır.

Bundan sonraki süreçte de Allah nasip ederse toplumun ihtiyacını gözeterek benzeri eserleri dilimize kazandırmak arzusundayız. Bunun yanı sıra kendi yazdığımız “İnsanların En Mutlusu Olmak İstiyorsan”, “Cehennem Ehlinin İtirafları”, “Üç boyutlu Düşünmek”, “Allah'ın Gölgesindeki Yedi Zümre”, “Allah ile Kulları Arasındaki Diyaloglar”, “Müslümanın Müslüman Üzerindeki Altı Hakkı”, “Cebrail ile Hasbihal” tarzında eserlere de devam etmeyi düşünüyoruz. Niyaz bizden muvaffakiyet Allah'tandır.

Ersan Urcan: İlim yolu çetrefillidir, Kitabın Ortası dergisi, Ekim 2018, sayı 19.

Güncelleme Tarihi: 29 Ekim 2018, 17:18
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20