Eric Broug: Geometrik desenler bünyelerinde muazzam bir ilmî zenginliği barındırıyorlar

"Geometrik desenler sadece belli kural örgülerine sahip örüntüler olmalarının çok ötesinde bünyelerinde muazzam bir ilmî zenginliği barındırıyorlar." Hacer Yeğin'in söyleşisi.

Eric Broug: Geometrik desenler bünyelerinde muazzam bir ilmî zenginliği barındırıyorlar

 School of Oriental and African Studies’ta (SOAS) İslâm sanat tarihi ve mimarisi üzerine master eğitimi alan Broug, yaklaşık 25 yıldır İslâm sanatında geometrik desenler ile ilgileniyor. Yorkshire’da çağdaş İslâm sanatı üreten Broug, Atelier for Islamic Architecture ile Arts and Crafts’ı işletmektedir. İslâm Sanatında Geometrik Desenler, çeşitli ülkelerde yürüttüğü projelerin yanı sıra konuyla ilgili çeşitli atölye ve eğitimler de veren Broug’un ilk kitabı. Kendisiyle kozmopolit geçmişi, İslâm sanatlarında uzmanlaşma serüveni, kitapları, atölye çalışmaları ve ailesini konu alan keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik.

Bize biraz kendinizden bahseder misiniz?

Kendim hakkında söyleyebileceğim şey; aslen Hollanda’dan olduğum, şimdi İngiltere ve Yorkshire'da yaşıyorum. Evliyim ve 11 yaşında bir kızım var. Birleşik Krallık’taki Princes of Traditional Art Okulu’na İslâmî Geometrik Tasarımı okumak için geldim. Bir yıl boyunca oradaydım ama bir yıl sonra ayrıldım çünkü hayal ettiğim eğitimi vermiyordu sonra yüksek lisansımı Londra'da çoğunlukla Afrika çalışmaları yapan bir okulda yaptım. Tüm yetişkin yaşamımı İslâmî geometrik tasarımlarına adadım. Yirmi beş yıldır vaktimin çoğu, İslâm sanatları ve geometrik tasarımlarla geçti. Ancak bu tutkum dışında bir işim de olmak zorundaydı, çoğunlukla yayıncılar için çalıştım. Yaklaşık üç yıl önce, 50. doğum günümde, bir doğum günü hediyesi olarak işten ayrıldım ve kendimi İslâmî geometrik tasarıma tam zamanlı adamaya karar verdim. Şimdi buradayım ve kendi işimi yapıyorum; öğreniyorum, üretiyorum, öğretiyorum.

Asıl uzmanlık alanınız farklı olsa da İslâm sanatında uzmanlaşmak nasıl mümkün olabildi?

İslâmî sanatlarda uzmanlaşmanın imkânı nedir? Fedakârlık ve metot seçimidir. Bu; hep yapmak istediğimdir. İslâmî geometrik tasarım, İslâmî sanat ve mimarisi ile ilk karşılaştığımda bana çok ilginç geldi. Bunu en iyi şekilde anlamaya çalıştığım zaman ciddi bir mesai harcadım. İlk on yılda, kendime farklı açılardan bakmanın önemini öğrettim. Ayrıca sanatsal takip, workshoplar ve kitaplar aracılığıyla da öğrendiklerimi aktarmaya çalıştım. Bundan sonra neyi, nasıl yapmam gerektiği konusunda bu; önemli bir seçimdi.

İslâm sanatlarına ilginiz nerede ve nasıl başladı?

Fas’ta teknik bir gezideyken çok eski dönem İslâm sanatlarına ilişkin klasik bir esere tesadüf ettim, kitabın adı; Neticet’ül Fetava idi. O andan itibaren İslâm sanatları ve mimarisi hakkında daha çok okumaya, gözlem yapmaya ve sırf bu ideal özelinde seyahat etmeye başladım. İkinci kez Amsterdam’dayken denk geldiğim J. Bourgoin tarafından yazılmış “Arabic Patterns” isimli kitap, bu alanda verilmiş en yetkin eserlerden biriydi. Süsleme sanatlarının görünür olmasının esasında çok iyi bir iskelet ve konstrüksiyon üzerine tatbik edildiğinde mümkün olduğunu anlatıyordu. Benim temel eğitimimin Makine Mühendisliği üzerine olduğu düşünülürse bu husus, beni doğru yerden yakalamış oldu.

Geometrik desen tasarımlarını, modern sanat figürlerinden ayıran şey nedir?

Geometrik desenler sadece belli kural örgülerine sahip örüntüler olmalarının çok ötesinde bünyelerinde muazzam bir ilmî zenginliği barındırıyorlar. Bu bilgi birikimi yüzyıllar boyunca aktarılan kültürel kodların, farklı medeniyetler tarafından katkılarıyla harmanlanarak zirve olgunluğa eriştikleri noktada İslâmî sanatlar olarak esere dönüşmüş oluyor. Öyle bir havuzdan bahsediyoruz ki hem muazzam genişlikte hem de bir o kadar sofistike dolayısıyla bizim ondan anladığımız; sadece bir damla nispetinde oluyor. Ben, üzerinde çalıştığım eserlerden her gün yeni bir şey öğrenirken bir taraftan da ne kadar çok şey bilmiyor olduğumu fark ediyorum. Bu durum çağdaş sanatlarda rastlanacak bir durum değildir, temel farkın bu olduğunu düşünüyorum.

Sizce tarihte geleneksel İslâm sanatındaki en yüksek medeniyet hangisidir ve neden?

Bu sorunun cevabı oldukça göreceli ve subjektif olmakla birlikte geometrik tasarım konusunda benim de eser bazında favorilerim var şüphesiz. Anadolu Selçukluları, benim açımdan en yetkin eserleri veren medeniyettir daha sonra Mısır medeniyetinden Memlüklüler, bu alanda fantastik kurgulara sahip olan İran’dan İlhanlılar ve gayet tabi bütün dünyanın önünde eğildiği Osmanlılar geliyor. Favori listelerinden ziyade karşıma çıkan muazzam eserlerin detaylarıyla büyüleniyorum ve hepsine kalbimde ayrı bir yer açıyorum.

Arap, Selçuklu ve Osmanlı süsleme stilleri arasındaki farklar sizce nelerdir?

Araplar, Osmanlılar ve Selçuklular arasındaki tarz farkını kelimeler yoluyla açıklamak zor. Bunu açıklamak için kalem, kâğıt ve çizim araçları gerekir. Fakat kısaca benim açımdan farkları şöyle açıklanabilir:

  • Selçuklular; fazla süsleme ve renk olmadan taşlarda geometrik desen işlemekte -istisnalar olmakla birlikte- gerçekten iyiler. Taş işlemede çok fantastik işler çıkartmışlar aynı zamanda kompleks ve yenilikçi kompozisyonlar oluşturmuşlar.
  • Osmanlılar ise ahşapta çok usta olmakla birlikte küfeki taşı ve mermeri kullanarak çok sofistike, çok rafine işler yapmışlar.
  • Araplar ise kendi topraklarında yaşamış olan ustaları farklı kökenlere mensup sanatçıları himaye etmekte çok mahir oldukları için farklı coğrafyalardaki malzemeleri de iyi işliyorlar. Çini, seramik, Taç Mahal’de olduğu gibi mermer ve taşın güzel örneklerine Arap coğrafyasında rastlamak mümkündür.

Keşif sürecinizde Anadolu’da en çok etkilendiğiniz eser neydi ve neden?

Anadolu’daki en etkileyici yapı hangisidir? Bana göre, bu sorunun cevabı tek bir yapı değil; yapılar kategorisidir.

Selçuklular tarafından kırsal bölgelerde inşa edilmiş kervansaraylar, hanlar kesinlikle şahanedir. Ve bunlar; yapının lokasyonu, şekli ve amaçlarıyla itibariyle gerçekten ilginçler. Keşif sürecimde özellikle beni büyüleyen unsurlar; Selçuklu zanaatkârları tarafından bu yapılarda kullanılan muazzam geometrik kompozisyonlar (compositions) oldu.

Bunlarla ilgili harika bulduğum şey ise bu kervansaraylar, hanlar ıssızlığın ortasında, kimsenin bilmediği diyarlarda (in the middle of nowhere) inşa edilmişler. Ve onları güzelleştirmek için inşalarında üstün bir gayret ve zaman harcamışlar. Hiçbir gösteriş ve tanınma tutkusu olmadan böylesi bir emeği sadece hizmet gayesiyle harcamak, bence gerçekten büyüleyici.

Dış cephe tasarımında verilen eserler açısından İstanbul ve Anadolu'daki kentleri ayıran önemli bir fark var mı?

İslâmî sanatların önemi, kişiden kişiye değişmektedir.

Tezyinat; İslâm sanatının en az strüktür, konstrüksiyon ve cephe tasarımı kadar önemli bir parçasıdır. İslâm medeniyeti kurucuları, yüzyıllar boyu biriktirdikleri irfanı, eserlerinin tezyinatında en üst seviyede göstermişler ve ruhun inceliğine bu yolla sürekli atıfta bulunmuşlardır. Ruhun, grafik sanatlarla ilişkisinin görülebileceği en güzel yer; bu yapıların cephelerinin süslemelerinde gizlidir. Bu açıdan başşehirler devletlerin marka değeri olarak yapıların mükemmel örneklerine ev sahipliği yapmışlardır. Anadolu ve İstanbul arasında bariz bir fark olmamakla birlikte Selçuklu’nun muazzam eserlerini; Konya, Sivas, Kayseri, Erzurum, Amasya ve Kütahya’da görüyorken Osmanlı’nın ustalık ürünlerini İstanbul, Bursa, İznik ve Edirne’de görürüz.

Günümüzde de İslâmî sanatlar için oluşmuş bir kültürel miras ve müzayede havuzu bulunmaktadır. İnsanlar, güzel bir sanat ürününü özellikle de hat sanatı ürünlerini evlerinde görmek istiyorlar. Yine İslâmî sanatları ellerinden geldiğince orijinaline sadık kalarak (as faithfully as possible) yeniden oluşturmaya (re-create) çalışan, kreatif bir insan grubu da mevcut.

Tabi ki Türk Hükümeti Kültür Bakanlığı’nın ayırdığı fonla düzenlediği müzelerde, çok zengin İslâmî sanatlar bölümleri var.

Bir Batılı olarak İslâm sanatını ve Doğu medeniyetlerini nasıl görüyorsunuz? Oradan nasıl görünüyoruz?

Bu çok güzel bir soru. Sorunun ilk kısmı için cevabım; evet, ben bir Batılıyım, Hollandalıyım ve İngiltere’de yaşıyorum ama aynı zamanda ben Endonezya’da büyüdüm. Öte yandan yıllarca Avustralya’da yaşadım.

Çocukluğumdan beri Afrika’dan kan bağının çok ötesinde yakın bulduğum Afrikalı dostlarım sayesinde kendimi dünya vatandaşı gibi hissediyorum. Kendimi belirli bir kültüre ait olarak tanımlamıyorum; rafine bir kültüre mensup olmak benim için çok önemli bir kriter olmadı. Benim için kolektif kültürlerden ve milliyetlerden ziyade kişiler ve şey’ler önemlidir, Tanrı’nın sanatını gördüğüm her eser ilgimi çeker.

Yapmak zorunda olmadığım müddetçe kendime herhangi bir şeyle ilgili değer yargısı sınırı koymadan, o ırmağa dâhil olmaya çalışıyorum. Bu bağlamda; Doğu medeniyeti, dünyanın önemli bir parçası ve insanların belli bir şekilde hayatlarının devam ettikleri bir coğrafyada hüküm sürüyor. Bunun illaki bir parçası olmayı istemesem de bununla yakın ilişki kurmayı seviyorum. Ve bu; temelde beni motive eden şey oldu.

Birçok kişiye ilham olanİslâmî Sanatlarda Geometrik Desenler” (Islamic Geometric Patterns) kitabınızdan bahseder misiniz? İçerik nedir?

Son kitabın adı; “İslâmî Sanatlarda Geometrik Desenler” ancak buna dair üç kitabım bulunmakta. Aslında benim dünyamda ve ufkumu açan hâliyle İslâm sanatları, ilk bakıldığında kendisini hemen teslim etmeyen o mahrem anlayışın içine girildikçe sonsuzluk vaad eden dünyasının girizgâhı oldu. Sanki ötelerden bir davet geldi, ben de icabet ettim ve hikâye başladı. Herkesin hikâyesi kendisine özeldir ancak beni Konya’daki bir medrese; İnce Minareli Medrese; çok derinden etkiledi ve bu uğurda emek vermenin çok değerli bir şey olduğunu hissettirdi. Ondan sonra bu kıymetin modern zamanlarda pek de iyi anlaşılamadığını fark ettim ve bu uğurda bir gönüllü olmaya karar verdim. Kitaplarım, bu sanatların yeni nesiller tarafından en kolay ve pratik şekilde nasıl çözümlenebileceği konusunda bir kullanma klavuzu, rehber kaynak olarak tasarlandı. Öte yandan bu kulvarda yürümek isteyenlere bir şifreler cetveli de sunuyor.

Türkiye'deki çalışmalarınızdan nasıl geri bildirimler alıyorsunuz?

Türkiye’de yaşayan ve yaşamayan yakın Türk arkadaşlarım var. İnsanlar sosyal medyayı etkin bir şekilde kullanıyorlar ve hemen bağlantıya geçiyorlar. Kitaplarımın hem İngilizce hem de Türkçe versiyonlarıyla Türkiye’de basılması; benim için harika bir şey ve Tanrı’nın bir lütfu (blessing).

Bu açıdan beni motive eden bir sürü geri bildirim alıyorum ve hoşnut/gönlü tok insanların kullanacağı doğru şeyi yapmaya çalışıyorum. Ve genelde çalışmalarım) değer görmekte.

Aldığım en iyi geri bildirim aslında insanların benim kitabımı kullanarak çizdikleri ve süsledikleri geometrik desenleri, yaptıkları çalışmaların görsellerini benimle paylaşmaları oluyor. Kitaplarımın katkısıyla nasıl ilerlediklerini anlatıyorlar bana, bu da benim açımdan aldığım en değerli geri bildirim.

İslâm sanatçılarından hayran olduğunuz isimler ve eserleri nelerdir?

Aslında gönlümde özel yer verdiğim pek çok çalışma olmakla birlikte; Emevi yazlık sarayı (Ummayad Summerpalace) ile Taç Mahal’i çok beğeniyorum. Çünkü bu saray, İslâmî geometrik desenler açısından çok önemli ve muazzam bir manevi atmosferi var.

Daha önce de söylediğim gibi Anadolu’daki Selçuklu medreseleri, hanları, kervansaraylarına özel bir hayranlık duyuyorum.

Anadolu Selçuklu Sultanı Alaeddin Keykubat tarafından İpek Yolu üzerinde hem konaklama hem de ticaret yolunun güvenliğini sağlamak amacıyla sekiz asır önce yaptırılan Türkiye’nin ve dünyanın en büyük kervansarayı olan Sultan Hanı, çok muazzam bir eserdir.

İran’da da harika ve güzel türbeler var, örnek olarak Abdulsamet Türbesi’ni verebiliriz.

Ayasofya'yı hem uzmanlık alanı hem de evrensel değerler açısından yorumlayabilir misiniz?

Ayasofya; Türkiye’ye her geldiğimde özel bir zaman ayırdığım mekândır. Benim için burası her defasında başka bir özellik keşfettiğim, üzerinde bir ömür mesai harcanması gereken; tarihini, Konstantin tarafından ilk yapılışını, camiye çevrilmesini, bütün o süreçlerden geçiş evreleriyle incelenmesi gereken bir yapıdır.

Bir Hristiyan olarak da benim için önemli bir değere haiz ve ibadet mekânı olarak çok şey anlatıyor. Konsept, düşünce, böyle muazzam bir ölçekteki bir yapı aracılığıyla ibadet etme isteği, büyük hayranlık uyandıran bir şey.

Şu anda üzerinde çalışmakta olduğunuz bir proje var mı? Kısaca bahsedebilir misiniz?

Her zaman üzerinde çalıştığım farklı projeler olmasına karşın, şu anda üzerinde çalıştığım ve güzel bir ürün ortaya çıkarmaya çalıştığım bir yeni bir kitap projesi var. Yeni kitap, Kahire’deki 19. yy eserleri üzerine olacak.

Bunun yanında üzerinde çalıştığım; birkaç tane kamu sanatı projesi var. Ümit ediyorum ki bu projeler, biri New York, biri Hamburg biri de Londra olmak üzere olumlu bir sonuca ulaşacaklar, faydalı olacaklar.

Tabi her zaman bana gelen ve benim de üzerimde çalıştığım yeni fikirler ve projeler mevcut.

Gelecek için düşündüğünüz ya da hayal ettiğiniz ürünler var mı?

Üzerinde çalıştığım kitapları daha da detaylandırarak devam ettirmek ve İslâm sanatlarını olabildiğince geniş kitlelerin erişimine açmak hayallerimden biri. Bu alanda on-line bir eğitim merkezi ve ev okulu açmayı çok istiyorum; bu merkez, çocukları erken çağlarda İslâm sanatlarıyla tanıştıracak ve çok amaçlı olarak; matematik, tarih, geometri, astronomi dersleri de verecek. Şu anda beni geleceğe dair heyecanlandıran projeler bunlar.

Nihayet son bir soru daha… Eric Broug bir baba ve eş olarak nasıldır, bu açıdan kendinizi tanımlar mısınız?

On üç yıldır evliyim ve on bir yaşında bir kızım var. Eşim Zambiyalı bir çocuk doktoru dolayısıyla ikimiz de İngiltere’de yabancıyız.

İyi bir baba olmaya çalışıyorum. Kızımla güzel zaman geçiriyorum. Kızımı cesaretlendirmeye çalışıyorum. Kendisi kreatif ve sanat ruhlu olduğunu erken çağlarda gösterdi. Sürekli bir şeyler üretmeyi ve onları satmayı seviyor; elbise, kalemlik gibi şeyler tasarlıyor. Aynı zamanda kâğıtları katlayıp onları dikmek suretiyle el emeği kitaplar üretiyor.

Tüm babalar gibi ben de iyi bir baba olmaya çalışıyorum. Mutlu bir ailemiz var ve bu Tanrı’nın bir lütfu gerçekten.

Son olarak; Makas Dergisi’ne bana böyle bir imkân verdikleri için teşekkür ediyor, ekibine başarılar diliyorum.

Röportaj: Hacer Yeğin

Makas Dergisi, Aralık-Ocak, 11. Sayı

 

Güncelleme Tarihi: 23 Aralık 2019, 20:10
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26