banner17

En genç Ortadoğu muhabiri!

Samet Doğan, Türkiye'nin en genç Ortadoğu muhabiri. Kendisiyle söyleştik.. Ortadoğu haberlerini gece-gündüz demeden bildirmeye devam ediyor..

En genç Ortadoğu muhabiri!

Samet Doğan’ı kendi cümleleriyle tanıyabilir miyiz? Kimdir, nedir, nerde doğdu, kaç numara ayakkabı giyer?

Samet Doğan
(+)

Yozgat’ta, Mehmet amcanın kıraathanesinin yamacına düşen ahşap bir evde dünyaya geldim. Babaannemin horoz ve tavuklarını yemleyerek büyümeye başladım. Sokaklarda arkadaşlarımla tekerlek yuvarladım, bilye oynadım, toprakta ellerimi kanattım ve elbiselerimi çamura boyayıp annemden azar işittim. Liseyi bitirene kadar Yozgat’tan hiç ayrılmadım. İlk varoluşsal sancıyı lise son sınıfta duymaya başladım.

Nasıl bir yaşam sürmem gerektiğini de yine lise döneminde idrak ettim: Ben bir doğuluydum ve yapacak çok işim vardı. Gerçi tembel bir öğrenci olmama rağmen zaman zaman iyi işler de yapabiliyordum. Hızlı bir okuma sürecine girdim ve dünyayı kitaplardan, dergilerden tanımaya başladım. Ayrıca Muntazar Ez-Zeydi’yle aynı numara ayakkabı giyiyorum.

Bu Ortadoğu merakı nerden başladı peki?

Lise döneminde, gazetelerde gördüğüm o tanklara taş atan çocuklar bizlere çok benziyordu. Onlardan biriyle konuşmayı, tanışmayı çok isterdim o zamanlar. Kutsal bir heyecanı onlarla birlikte duymak gibi mesela… Ailemden birçoğunun Avrupa’da bulunmasına rağmen ben Ortadoğu’yu seçtim ve eğitimime devam etmek için Suriye’ye gittim.

Lübnan'a namlu doğrultmuş İsrail tankıNeden Ortadoğu?

Misak-ı Milli ayırdı bizi

Çünkü biz aynı kaynaktan beslendik asırladır; Anadolu ile Ortadoğu arasında sosyolojik, psikolojik, geleneksel ve her çeşitte bir bağ ve ortaklık bulabilirsiniz. Dedelerimiz, onların misafiri oldu, onlar da bizim misafirimiz. Sonra Misak-ı Milli diye bir sınır anlayışı insanımızın zihnini abluka altına alınca ayrılıverdik, yüzyıllardır aynı kaynaktan beslenen, aslında bir ama ikiye ayrılan coğrafya insanları birden birbirini tanımaz hale geldi ve hatta düşman kesildi. Birileri çıkıp bu iki coğrafyayı tekrardan gönül bağıyla bağlamalıydı. Her ne kadar siyasi bağlar, iki devlet arasındaki diplomatik ilişkiler etkili olsa da iki coğrafya çocuklarının birleşmesi kadar güçlü bir bağ kurulamayacağına inandığım için gittim oralara. Bizimle aynı duyguları taşıyan arkadaşlarımızdan da bu samimiyeti beklememiz gerekir. Bir adım ötemizdeki insanlara yabancı kalmak, bir bakıma kendimize yabancı kalmak anlamına gelir.

Oralara gidince aslında içimdeki bu hissiyat tam anlamıyla netlik kazanamıyordu. Eğitim meşgalesi ve kişisel sorunlarım, bu gibi hassas meselelerle ilgilenmeme zaman bırakmıyordu. Bu böyle sürüp giderken, eğitim aldığım okula bir gazeteci geldi. Gerçek Hayat dergisinin dış haberler sorumlusu Adem Özköse. Onunla tanışmam, içimdeki bu samimi duyguların tekrar tezahür etmesine neden oldu. Adem ağabeyle röportajlara gittik, yeni insanlar tanıdım. Mesela gerçekten o sapan taşlı çocuklarla tanıştım. Filistinlilerle birlikte oturup kalktım. Savaş sonrası ülkelerini terk etmiş nice insanla dertlerini paylaştık. Bu noktada coğrafyamızın birbirine ne kadar güçlü ve keskin bağlarla bağlandığını daha iyi anladım. Bizim aynı kaptan yemek yememiz için pek çok nedenimiz vardı.

Irak'tan bir El Kudüs MilitanıPeki, son süreçte bir takım bağların kurulduğuna inanıyor musun?

Ayıboğan düğümü atmalı

Elbette, geçmişte kopan bağları tazeleme noktasındayız. Yalnız bu, bağların tekrar kopamayacak kadar sağlam olduğu anlamına gelmiyor. Çünkü biz bu işin henüz çok başındayız. Siyasi bir ortam sağlanması, bu işin bittiğini ifade etmiyor. Siyasi ilişkiler bozulunca bizim halk olarak kopmayacak kadar ilişkileri güçlendirmemiz icap eder. Yani Anadolu tabiriyle ‘ayıboğan düğümü’ atmalıyız. Bize gerçekten büyük görevler düşüyor.

Sence ne yapmalı bu konuda?

Bu konuda söz söyleyebilecek kadar derinlikte değilim. Ancak bilindik şeyler var; Mesela Arap gençleri, Aziz Nesin ve Orhan Pamuk’tan başka bu coğrafyayı anlatan bir yazarımızı tanımaz, ayrıca insanlar Türkiye’den ihraç edilen o soğuk dizilerin yansıttığı kadar tanıyabiliyor bizleri. Yoğun bir kitap tercümesine gidilmeli. Roman, hikâye ve şiir çıkış noktası olmalı. Çünkü coğrafya insanının psikolojisi, ancak bu sanat dalları iyi bir şekilde ifade edebilir. Yüzlerce güçlü ve fikir üretebilen yazarımız var. Biz o coğrafyadan tercüme fikirlerle Türkiye’nin bir neslini bozduk. Oysa biz önce insanını, kültürünü ve hatta sıkıntılarını tanımak, anlamak uğrunda çalışsaydık saha sağlıklı şeyler elde edebilirdik diye düşünüyorum: Artık tersini yapmanın vakti geldi, bunun iyi değerlendirmeliyiz.

Arkadaşlarımız, özellikle gençler bu ülkelere sefer düzenlemeli. Gidip, görmeli ve orada gördüğü samimiyeti içine işlemeli. İnsanın bir tanıdığının ölmesiyle, herhangi birinin ölmesi hiç bir olur mu? Kaygı duyacak seviyeye gelmek için samimiyetin artması gerekiyor.

Hizbullah lideri Hassan Nasrullah'ı destekleyen modern! kızlarOrta Doğu’daki meseleler hakkında genel bir değerlendirme yapacak olursan ne diyebilirsin şimdi?

Daha düne kadar insanımız büyük bir travma geçiriyordu. Çünkü ortaya konulan stratejiler, açılan yaraları sarmıyordu. Şimdi insanımız reel siyasetle tanıştı. Orta Doğu’da da pek çok fikir akımı, bu çıkışı örnek alamaya başladı. Atılan adımlar daha bir hesaplı ve sağlam gibi görünüyor. Bu coğrafyadaki değerlerimiz yağmalanıp tükenene kadar büyük dünya devletlerinin saldırıları sona ermeyecek. Halkımıza boyun eğdirmek isteyen bu güçler, karşılarında bir birine kenetlenmiş güçlü bir coğrafya insanı bulmadıkça, yakamızdan düşeceklerini sanmıyorum.

Doğu ve Batı diye bir harita çizecek olursak Ortadoğu bu haritanın ortasına düşmüş bir kan lekesidir diye bilir miyiz?

Maalesef, tüm acıları içinde barındıran bir coğrafya. Ama şöyle bir şey var; biz onur, şeref, din ve toprakları için savaşan bir toplumuz. Asırlardır özgürlüğü için kılıç sallamış bir medeniyetin torunlarıyız. Bunu şimdi de yüzlerimizde görebilirsiniz. Bu topraklar bizim ve işgalciler terk edene kadar bizim kanımızla sulanmaya devam edecek. O kan, o çocukların kanı bir heyula gibi katilinin boğazına sarılacaktır:

“Kudüs'ü savunmak, Gerçek bağımsızlığı savunmaktır."

"Kutsal inadı olanlar gerekli, Bir kalbi daha olanlar gerekli."

"Her cümlenin vebali ağırdır."

"Her insan kendi çağından sorumludur."

"Bildiğim herşeyden sorumlu olmazsam, nasıl hak edebilirim yaşamayı?"

"Kutsal inadı olanlar gerekli, Bir kalbi daha olanlar gerekli." 

"İnsan! Seni savunuyorum; sana karşı!"

Kudüs sokaklarında "Dear unique JERUSALEM, I love you” diyor Nuri Pakdil. Bize Kudüs hakkında neler diyeceksin?

Kudüs, bana göre bir ‘yaşam savaşı’ değil, bir fikir savaşıdır. Bizim için, kutsalımız olan Kudüs’ün tarihi bir anlamı var. Mesela hiçbir savaş, Kudüs savaşımız gibi net olmamıştır. Bu çok önemli bir nokta:

Kudüs’te tüm İslam âlemi birleşebiliyor, hiçbir zaman bir araya gelemeyecek yüzleri, bu uğurda omuz omuza görebiliyorsunuz! Bu; hem özgürlük, hem ahlak, hem de milli bir savaştır bizim için. Ayrıca dünya genelinde bizim kadar Kudüs’ü önemseyen bir halk yok gibi. Feth-i Mübin gelene kadar mücadeleye hem fikr hem de beden gücüyle devam edeceğimize inanıyorum.

Oralarda yaşadığın bir anını anlatabilir misin?

Anlattığım meseleleri daha iyi izah edebilecek bir örnek vereyim öncelikle: Türkiye’de Darbelere Karşı 70 Milyon Adım isimli bir protesto gösterisi düzenlendi geçtiğimiz günlerde. Arap haber sitelerini gezerken, Arap dünyasının takip ettiği büyük bir internet sitesi bu protestoyu yazmış, görselinde ise MHP’nin bir kongresinin fotoğrafını kullanmıştı. Fotoğrafta göstericilerin elinde MHP bayrakları ve Bahçeli’nin fotoğrafları çok net görünüyor.  Altında da “Türkler Darbelere karşı tek yürek oldu” yazıyordu.

Necip Fazıl KısakürekOralarda yaşadığım bir anıma gelince,  Cebel-i Kasyon dağında yaşayan bir arkadaşımı ziyarete gitmiştik. Yan mahalleden bir misafiri de bizi görmeye gelmişti; adam iki üniversite mezunu olduğu halde mahallenin televizyon ve radyolarını tamir ederek geçimini sağlayan nur yüzlü bir hacı dedeydi. Sohbetimiz esnasında bize Üstad Necip Fazıl’ın Sakarya şiirini okudu. Çok şaşırdık. Türkçe biliyor musun diye sorduğumuzda ise, iyi bilmediğini ifade etti. Sonra da hikâyesini anlatmaya başladı:

Eskiden, Abdulhamit Han Hz.’lerinin trenleri Arabistan’a hacı taşımaya devam ettiği dönemlerde, ailesiyle birlikte hacca gidiyorlarmış. Babası Bilad-ı Şam’daki ilim meclislerini görünce çocuğunu buraya bırakmak istemiş ve hac dönüşünde henüz 7–8 yaşlarında Şam’a bırakmışlar ve o yaştan itibaren orada yaşamaya başlamış. Evlenmiş barklanmış, şimdi ise torunlarını seven bir ihtiyar. Bizleri gördüğünde hatıraları aklına geliyor ve hüzünleniyordu. Oralarda bu gibi yüzlerce hikâyeleri dinleyebilirsiniz…

Kaç senedir bu işle uğraşıyorsun?

Henüz çok yeni sayılırım: 2–3 yıl kadar oldu sanırım. Önce, dediğim gibi Özköse’yle röportajlara gittim. Fotoğraf çekimiyle başladım diyebilirim. Sonra Arap basınını ise Orta Doğu’da yaşayan önemli bir gazetecimiz olan İsmail Yaşa’nın yardımıyla tanıdım. Sağolsun büyük ağabeylerin yönlendirmeleriyle de haber yazmaya başladım.

Nerelerde yazdın?

Önce Vakit gazetesinin dış haberler servisinde çalışamaya başladım. Birçok haber sitesinde kendi imzamla haberlerim ve tercümelerim yayınlandı. Şimdi ise HaBertaraf.com’u kurduk.

HaBertaraf.com sitesinde yazmaya başladın. Oradaki görevin nedir? Habertaraf hakkında biraz bilgi verir misin?

HaBertaraf’ta dış haberler editörü olarak devam ediyorum. Ayrıca özel haber ve analizler yazıyorum.  HaBertaraf, bir gurup gazetecinin kurduğu haber sitesi. Farklı kesimlerden insanların oluşturduğu bir nüveye sahip.

Projelerin var mı? Yakında neler yapmayı düşünüyorsun?

Bazı televizyonlar için hazırlamaya çalıştığımız yarım kalan belgeselleri tamamlamaya devam edeceğiz. Ayrıca yeni ve faydalı her materyali bu topraklara taşımaya, doğru ve özgün işler yapmaya devam edeceğiz.

Yolculuk var mı yakınlarda?

Evet, öncelikle Fas’a bir çıkartmamız olacak ve Allah izin verirse Nisan ayında da Gazze’de olacağız.

Sen bir ara hikâye ve şiire de meraklıydın. Devam ediyor musun?

Edebiyattan kopamayız, edebiyattan koptuğumuz takdirde rikkatimizi yitirir, düşünce ve hayal gücümüzü kaybederiz. Bu yüzden Arap dünyasında yaşadığım anı ve ilginç olayları hikâyeleştiriyorum. Yani bir öykü kitabı hazırlığımız var. Şiir konusunda bir iddiam yok, sadece bazen kendim için karalarım.

Takip ettiğin yazarlar kimler?

Medya alanında Arap dünyasından, Fehmi Hüveydi, Abdulbari Atwan ve Ahmet Zeydan gibi birçok değerli yazarı takip ediyorum. Mihail Nuayme, Cibran, Tevfik El- Hâkim ve Taha Hüseyin gibi yazarların kitaplarını da çok değerli buluyorum.

 

 

Bilal Can konuşturdu

Güncelleme Tarihi: 11 Mart 2010, 16:54
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
emrah kartal
emrah kartal - 9 yıl Önce

Samet Beyi tebrik ediyorum, böyle genç kardeşlerimizin başarısı bizleri mutlu ediyor... başarılar...

Ersin altınok
Ersin altınok - 9 yıl Önce

samet beyi internet dünyasında haber yazmaya başladığından bu yana takip ediyorduk ve böylesi bir röportajı da bekliyorduk açıkçası... teşekkürler dünyabizim.com...

hiç
hiç - 9 yıl Önce

böyle gençleri teşvik etmek lazım... ortadoğuya gidip gelen ve sadece gördüklleriyle kalan birçok genç var... samet gibi gençler teşvik edilmeli ve oradaki tecrübelerini üzerine birçok şey katarak türk kamuoyuna birinci ağızdan ulaştırmalı... oraların nabzını şarkiyatçılardan değil böyle arkadaşlardan öğrenmeliyiz... tebrik ediyorum seni samed... ayrıca dünyabizim'i de tebrik ediyorum böyle arkadaşları tanıttığı için...

Kuşcu
Kuşcu - 9 yıl Önce

Genç gazeteci kardeşime medyada başarılar dilerim. İnşaallah çok daha iyi işler çıkarır.

kutlu esen
kutlu esen - 9 yıl Önce

daha genç bir kardeşimiz samet doğan, heyecanını muhafaza etmesi kendi yararına olacaktır elbet. başarılar.

Hayra LâL
Hayra LâL - 9 yıl Önce

öncelikle teşekkürler;bir nebze de olsa Samet Beyi tanıma imkanımız oldu bu röportaj vesilesiyle..Samet Beyi haberlerinden gazeteci kimliğiyle tanıdım..ayrıca bir internet sitesinde kaleme aldığı hikayeleri okuma şansım oldu;böylelikle edebiyatçı yönünü de görmüş oldum..başarılı bir gazeteci,harika bir kalem..tebrik ediyorum kendisini..başarılarının devamını diliyorum..

sema
sema - 9 yıl Önce

tebrikler yürekten... basari yakisir arkadasimiza...

kamuran
kamuran - 9 yıl Önce

ben de Şam'a gitmeyi düşünüyorum. güzel insanlar var orada sanırım


banner8

banner19

banner20