Emir Rıfat Işık: Çocukken her harfin bir ruhu olduğuna inanırdım, gerçekten öyle

Hat sanatına modern bir yorum getiren Emir Rıfat Işık’ın modern hat sanatına getirdiği yorum herkesin ilgisini çekiyor. Emir Rıfat Işık ile mesleğe başlama hikâyesini, başarılarını ve hedeflerini konuştuk.

Emir Rıfat Işık: Çocukken her harfin bir ruhu olduğuna inanırdım, gerçekten öyle

Hat sanatına modern bir yorum getiren Emir Rıfat Işık, resimleri ile büyük ilgi çekiyor. Işık’ın modern hat sanatına yorumu kadar resimlerin yanına iliştirdiği tasavvufi yorumlar da herkesin ilgisini çekiyor. Emir Rıfat Işık ile mesleğe başlama hikâyesini, başarılarını ve hedeflerini konuştuk. Işık, “Çocukluğumdan beri manayı içinde taşıyan biri olarak sadece madde dünyasında varlığını sürdürmek, hırs, ego, rekabet ve pazarlama dünyasının içinde bulunmanın ruhuma iyi geldiğini söyleyemem. O döneme dair pek çok şey ve manevi işaretlerimi izleme hâlim zamanla kendimi kendimden ileriye taşıdı.” diyor.

Emir Rıfat Işık kimdir? Bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

1987 Manisa doğumluyum. Çocukluk yıllarından başlayan güzel sanatlara eğilim üniversite için İstanbul hayali kurmamla hayata geçti ve Marmara Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Endüstri Ürünleri Tasarımı Bölümünü bitirdim (2006-2010). O dönemde kendimi en iyi ifade eden mesleğin içindeydim. 2007 de aldığım “İlk Tasarım” ödülünden sonra ilk profesyonel işimi Los Angeles’ta bir teknoloji firmasıyla hazırladım. Yılların devamında Türkiye ve dünya çapında toplam 9 tasarım ödülü aldım. Projelerimden biri Cambridge Üniversitesinde ders kitaplarına girdi. Endüstriyel tasarım ile başlayan macera zaman için pek çok marka ürün kişi ve hizmetin kreatife ve tasarım direktörlüğünü yapmamla devam etti.

Endüstriyel tasarım ile başlayan maceranız nasıl oldu da hat ve resim sanatıyla buluştu? Bu alanlarda ayrı bir eğitim aldınız mı?

Çocukluğumdan beri manayı içinde taşıyan biri olarak; sadece madde dünyasında varlığını sürdürmek, hırs, ego, rekabet ve pazarlama dünyasının içinde bulunmanın ruhuma iyi geldiğini söyleyemem. O döneme dair pek çok şey ve manevi işaretlerimi izleme hâlim zamanla kendimi kendimden ileriye taşıdı. Başkalarının peşinden gittiği detaylar benim için anlamını yitirdi. Beş yıl önce iç dünyamda görünür biçimde maddeden manaya yolculuk başladı. İnsanın ruhuna bir mana tohumu emanet edilmişse ne yaparsanız yapın o sizi uyandırıp değiştirip dönüştürüyor zamanı geldiğinde. Harflerin kıvrımları ve estetik duruşları çocukluğumdan beri gözüme takılırdı. Her harfin bir ruhu olduğuna inanırdım ve gerçekten öyledir. Yaptığım şey hat sanatı değil tabii, hat dersek klasik hat sanatı ustalarına saygısızlık etmiş oluruz.

Eserlerinizi tasavvufi içeriklerle besliyorsunuz. Tasavvufa ilginiz, sanat ve tasavvufu bir araya getirme fikri nasıl ortaya çıktı?

Hat sanatının tipografik öğelerini figür ile birleştirdiğim ve bunu da paylaşırken anlık altına yazdığım cümleler ile pekiştirdiğim bir ifade biçimi. Sadece bir görsel öğe olmanın ötesinde gönül tellerine dokunan durumlar yarattı. Dedelerim dergâh kökenli ve tasavvuf yolunda hakkıyla yürüdüklerini düşündüğüm insanlar. Yaş olarak onları hatırlamıyor olsam da emanetleri hep ruhumdaydı. Ailede manayı bu kadar dışarıya taşıran yolculuna insanları da ortak eden tek kişi ben oldum. Plansız ve hedefsiz ve ansızın… Çocukluğumun mana işaretlerini ruhumun sesini takip ettim ve gönül iklimlerimden geçerek şuan ki yansıyan Emir haline geldiğimi gördüm. Rüyalarım, daima yol göstericim ve ilham kaynağım oldular. Yolculuk gelişim ve dönüşüm devam ediyor. Çok şükür sahibimiz hem kalem hem kelam verdi… Allah verdiğini kulunun üzerinden görmek istermiş, hepsi bir emanet umarım hakkıyla taşımak nasip olur bundan sonrasında da.

Eserlerinizde renk ve konu seçimlerini nasıl yapıyorsunuz, nelere dikkat ediyorsunuz, ne tür boyalar kullanıyorsunuz?

Bu çalışmalar için Hollanda’dan özel plaka ve kâğıtlar getirtiyorum. Genelde akrilik mürekkep kullanıyor zaman zaman kanvas üzeri akrilik boya da ekliyorum. Siyah kontrastı, ifadeyi güçlendiriyor ve yalın. Yaradana dönüşü vuslatı anlatıyor benim için siyah. Zaman zaman mavi rengi kullanmayı da tercih ediyorum. Mavi bence huzurun rengi…

İnsan da bir sanat eseridir. İçine sevgi, emek, erdem, merhamet konulursa bu sanat eseri daha da değerlenir. Siz sanatınızı ne ile yoğuruyorsunuz?

Çok güzel söylediniz. An içinde çıkıyor işareti, bir rüya ya da doğada tefekkür hâlindeyken bir his ile başlıyor. Çoğu zaman gayb bilgisi taşıyor üstü kapalıda olsa. Bir eserin ortaya çıkması gerekiyorsa onu tamamlayacak bir önceki öğe bir sonrakinin referansını ruhen hissettiriyor. Allah ve O’na ayna olan insan ve diğer canlılar, ilhamda temel taşları oluşturuyor. Her bir insan bir evren ve her insanın münasebette bulunduğu canlı, hikâyenin bir parçası. Her canlıdan ve varlıktan da Yücelerin yücesini görmek özü. Neyin nereye geleceğini yaşadığım hâl olarak nitelendirebilirim. İnsanın kendi olması, hissettiği gibi olması, benim kurallarım ve özgünlüğüm Yaratıcının açtığı mana idraki penceresi kadar, bana müsaade ettiği kadar.

Eserlerinizi oluştururken özel bir mekân arayışınız oluyor mu? Ya da çalışmaya başlamadan önce özel bir rutininiz var mıdır?

Çalışmalarımı genelde İstanbul’da ki ev atölyemde gerçekleştiriyorum. Bunun dışında sık sık seyahatler yapıyorum. Birçok taslağımı bu seyahatler esnasında hazırlıyorum. Döndüğüm de taslaklarım orijinal ebatlarda hayata geçiriyorum.

Bir tabloya başlamadan önce bitimine ilişkin belirlediğiniz bir süre oluyor mu? Bir eseri bitirmek ne kadar vaktinizi alıyor?

Süreç tamamen çalışmanın yoğunluğu ve belirlediğim ebada göre değişiyor. En hızlı on beş gün en uzun üç ay sürüyor.

Etkilendiğiniz veya örnek aldığınız sanatçılar var mı? En çok beğendiğiniz Türk sanatçılar kimler ve neden?

Kendime referans edindiğim verebileceğim belli isim ya da isimler yok, global olarak da klasik ve çağdaş sanat üzerinden genel incelemeler yapıyorum. Huruf, harf ilmi üzerine de hazırlanmış çok eski kadim kitapları bilgi ve belgeleri inceliyorum.

Bunların dışında nasıl bir okursunuz? Okurken nelere dikkat edersiniz?

Dağınık bir okuyucuyum, sistemli bir şekilde başlayıp bitirebilmem için satırların gönül telime gerçek anlamda dokunması gerekiyor. Kitabın ortasından rast gele açıp okudum zamanlar sıklıktadır.

Son zamanlarda okuduğunuz ve beğendiğiniz birkaç kitap ismi verebilir misiniz bize?

“İslâm’ın Mistik Boyutları”, “Jung”, “İbn Arabi Zaman ve Kozmonoloji”

Bir başucu kitabınız var mı?

Şehbenderzade Filibeli Ahmed Hilmi’nin “Amak-ı Hayal” eseri.

Yakın gelecekte hayata geçirmeyi planladığınız yeni bir projeniz var mı?

Evet, beni heyecanlandıran şuan ki yansımaları biraz daha farklı bir platformda sunacağım 2 yeni projem var. Bunlardan birincisi kitap projesi, diğerini ise henüz açıklayamıyorum çünkü hâlâ üzerinde çalışıyoruz. Vakti geldiğinde duyurusunu yapacağım.

Mahi Çelik, “Ruhumun Sesini Takip Ettim”, Kitabın Ortası dergisi, Ağustos 2019, sayı 29.

Yayın Tarihi: 05 Ekim 2019 Cumartesi 12:00 Güncelleme Tarihi: 04 Ekim 2019, 12:41
banner25
YORUM EKLE

banner26