banner17

Eleştiri şiir için ne kadar gerekli?

Celal Fedai ile de bilhassa 'felsefe ve şiir' meselesini konuştuk.

Eleştiri şiir için ne kadar gerekli?

Edebiyat Mevsimi’nde, bu kadar çok edebiyatçıyı bir arada görünce, sorularımızı yöneltelim demiştik ve üç bölümlük bir dosya hazırlamıştık. Bugün bu dosyamızın son bölümünü yayınlıyoruz.

Edebiyat Mevsimi FestivaliCelal Fedai anlatıyor:

Felsefe ile şiir arasındaki bağı kavramsallaştırırken “felsefik şiir” diye bir tanımlama yapmak yanlıştır. Felsefi olmayan bir şiir mi var şimdi? Yücel Kayıran’la ilgili olarak söylüyorum; “Felsefi Şiir” adında bir kitabı var mesela. Kitabın yarısı zaten daha önceden yazılmış bir kitabın oraya konmasından ibaret. Ön bölümde ise şiir ve felsefe ilişkisine dair bir poetika denemesi yapılmıştır. Burada felsefi bir şiirden Yücel Kayıran’ın anladığı şey; şiirde birtakım anlam derinliklerinin olması. Ama zaten bu olan bir şeydir.  

Yalnız 15-20 yıldır Türkiye’de şairler arasında şöyle bir şey yerleşti: Kendi yazdığı şiirinin bir poetikası olursa ve onun adına “görsel şiir” , “deneysel şiir” , “çok sesli şiir” ya da “neoepik şiir” derse kendisinin şiirde daha geniş bir alan açacağını zannediyor. Böyle demekle bu poetikasıyla şiirde yer edinebileceğini düşünüyor. Hâlbuki şairler poetikalarıyla değil, şiirleriyle şiirde yer edinebilirler.

(Poetika’nın ne bağlamda önemli olduğunu sorduk)

Poetika şu bağlamda önemli; şiir yazmanın ötesinde şiire, dünyaya ilişkin endişemiz olduğu anlamına gelir bu. Ama bu arkadaşların yazdıklarında ise bu endişeyi yapay buluyorum, zorlama bir felsefe arayışı olarak görüyorum. Son on yıldır bu tür fırkalar var. Şiiri yazmak lazım. Şiir kuram değil de “kılgı” der İsmet özel mesela. Kılgıyı görmek lazım. 

Celal FedaiBizim kelimelerle irtibatımız koparsa var oluşumuzla ilgili de irtibatımız kopar. Şiirle felsefe, resim hepsi her zaman yan yanadır. Fakat bunu ‘felsefî şiir’ diye niteleyip bir sürü dayanaksız spekülasyonla zihin karıştırmanın ve “ben işte felsefik şiir yazıyorum...” gibi bir havalara girmenin bir manası yok.  

Celal Fedai soruyor: Eleştiri şiir için ne kadar gerekli? 

Eleştiriyi çok mühim bir şeymiş gibi algılamayalım. Mesela Roman, öykü eleştirmenleri emin olun ki şiirin gelişmesine ciddi katkıları olmuş insanlar değillerdir. Bir şaire eleştirmenden bahsetmek; bir köpeğe köpekle ilgili çoban yıldızına konuşmak gibi bir şey derler. Eleştirmene haksızlık yapıyormuşum gibi gelebilir ancak şair de eleştirmenin yazdıklarından çok da bir şey almaz. Eleştirmen kimdir ki şaire bir şey söylesin... (Bir şair aynı zamanda eleştirmen olamaz mı?) Asıl eleştirmen odur işte.  (Herkesin eleştirmen olması için şair olması mı gerekiyor?) Şiir için konuşuyorsak öyle.  

Celal Fedai, Derin Batırın IrmağaBir şiir mi göndermek istiyorsak dergiye...  

Şiir için doğru dergiyi tespit etmeniz gerekmektedir. “Patos” diye bir ifade vardır. İnsanın içindeki sıkıntı, yaratıcı hastalığımız, dünyayla uyumsuzluğumuz, yalnızlığımız... İşte o bizi

var oluşa götüren şeydir. Oradan patetik bir hal türer. Her dergide bir “patos” yani patetik bir

hal vardır, o sizi yaratıcı bir şeye sevk ederse çok iyi bir okur buldunuz demektir. O patetik

hal hastalığınızı daha da derinleştirmeye götürürse, bir-iki yıl bir şeyler söylersiniz, sonra

kabz olursunuz. Doğru dergiyi bulmak, doğru kişilerle irtibata geçmek çok önemli bu bakımdan. Ben bu hususta hep ölüleri seçtim. (“Hocam rabıta mı kuruyorsunuz?” diyoruz gülümseyerek...) Elbette... 

 

Hatice Algın sordu.

Güncelleme Tarihi: 23 Aralık 2009, 08:04
YORUM EKLE
YORUMLAR
şiirci
şiirci - 9 yıl Önce

fedai "kendisinin şiirde daha geniş bir alan açacağını zannediyor." diyerek niyet okumuş olmuyor mu acaba? yani belki öyle belki değil şairlerin niyeti. ortaya çıkan üründeki neyi değiştirir niyet?

m. fatih kutan
m. fatih kutan - 9 yıl Önce

celâl fedai'nin burada zikrettiği görüşlerinin detaylandırılmasına şahitlik etmek için 'spekülatörlere karşı şiiri savunmak' kitabını okumak lazım gerek.

cibran
cibran - 9 yıl Önce

şunu da kabul etmeliyiz ki şiir başka şeylere benzemez. şiir, yalnızca şiir içindir. bu sebeple, celâl fedai'in yaptığı niyet okuma değildir. şiiri, marjinalite rantı için yapanlarla verdiği savaşın izleridir onda gördüğümüz. şiir yazan kimse, bir ırmağa girer. şiirin bizatihi bir ırmaktır. bu yüzden bilimel icat yapmış gibi şiir sahası icat edilmemeli. bunu edebiyat tarihi yapar, şâir değil. şiirinin sesi çıkmayanların süslerle arzı endam etmeye çalışması ne kadar doğru? üstünde düşünmek lazım

banner19

banner13

banner20