Dünyanın ilk online Arapça öğrenme sitesini sorduk

Dr. Samir Sous, Ürdünlü bir Arapça hocası. Samir Hoca, Arapça eğitimi, Ürdün’de Arapça eğitimi, online eğitim gibi konulara dair Mehmet Erken'in sorularını cevaplandırdı.

Dünyanın ilk online Arapça öğrenme sitesini sorduk

Dr. Samir Sous, Ürdünlü bir Arapça hocası. Ma’hed Qutuf el Marife isimli bir eğitim merkezinin yöneticisi. Merkez, dil öğretimi ve dil öğretiminin öğretimi konularında uzmanlaşmış bir kurum. Arap dili öğreniminde ihtisas yapan Samir hoca, elektronik aletlerin dil öğreniminde kullanımı noktasında uzmanlaşmış ve liselerde Arapça öğreniminden Arap Açık Üniversitesi’ne kadar pek çok kurumda hocalık ve yöneticilik yapmış. Dil merkezleri ise bugüne kadar hem Türkiye’den hem de dünyanın farklı yerlerinden pek çok kişiyi ağırlamış.

Arapça ile hem akademik bağı hem de gönül bağı olan Samir Sous, şiirden belagata kadar pek çok konuda okuyan ve düşünen bir isim aynı zamanda. Arapçanın yanında ise gayet sıcakkanlı ve mükrim, yardım faaliyetlerinden Kur’an faaliyetlerine kadar pek çok sosyal aktivitenin içinde..

Şimdilerde merkezin yanında Suudi Elektronik Üniversitesi için Arapça öğrenim sitesinin hazırlanması üzerine çalışan Samir Hoca ile Arapça eğitimi, Ürdün’de Arapça eğitimi, online eğitim gibi konular üzerinden bir mülakat gerçekleştirdik.

Hocam yaklaşık 20 senedir Ürdün'de Arapça eğitimi ile ilgilisiniz. Ürdün'de Arapça eğitimin nasıl bir seyir izledi ve izliyor?

Bismillahirrahmanirrahim. Elhamdülillahi rabbil alemin vessalatü vessalamu ala resul allah.

Aslına bakarsanız Ürdün, Arapça öğrenmek isteyenler için muteber bir yer. Suriyelilerle veya Mısırlılarla kıyasladığımızda Ürdünlülerin lehçesi fushaya çok yakın. Son zamanlarda komşu ülkelerde yaşanan olaylar nedeniyle (Allah hepsinin yardımcısı olsun) insanlar dil öğrenimi için Ürdün'ü daha çok tercih etmeye başladılar. Bunların yanında Arapça öğrenimi için yeterli sayıda hoca mevcut. Üniversiteler de bu konuda çalışmalarını artırdı. Mesela Ürdün Üniversitesi, yabancılara dil öğrenimi konusunda master programı başlattı geçtiğimiz senelerde.

Ürdün, büyük bir ülke değil. Fakat son senelerde bu konulardaki önemi artıyor. Gelecekte daha da artacağını söyleyebiliriz. Bunun yanında, Ürdün bu artan ilgiyi kaldırabilecek kapasiteye sahip midir?

Tabi ki. Ürdün Üniversitesi mesela, Ürdün’ün merkez üniversitesi. Dil Merkezi'nde pek çok farklı ülkeden öğrenciler Arapça öğrenmek için bulunuyorlar. Avrupa'dan, Amerika'dan ve diğer ülkelerden. Tabi Ürdün Üniversitesi'nin yanında Al Albayt Üniversitesi, Zerka Üniversitesi gibi üniversiteler de var. Üniversitelerin yanında dil öğrenimine yoğunlaşmış pek çok merkez mevcut.

Bu kurumların tamamında aynı programın uygulandığını söyleyemeyiz tabi. Herkes kendi doğru kabul ettiği yöntemleri uygulayarak dil öğretmeye çalışıyor. Son yıllarda arttığından bahsettiğimiz ilgi, kurslar ve üniversiteler ek hocalar çalıştırarak ve ek dersler koyarak açığı kapatmaya çalışıyor.

Şu anda bir web sitesinin hazırlanması ile ilgileniyorsunuz. İnsanlar, özellikle bir yere gitmek imkanı olmayan insanlar bu siteye girerek dil öğrenmek imkanına sahip olacaklar. Bu web sitesinden biraz bahsedebilir misiniz?

Bu web sitesini Suudi Elektronik Üniversitesi (camia saudiyye'l elektroniyye) için hazırlıyoruz. Bu web sitesi, yabancı bir öğrencinin evinden Arapça öğrenmesi için hazırlanan bir site. Tabi ki internet sitesinde seviyeler var, 13 tane seviye var. Öğrencinin online olarak seviyesini tespit edecek sınavlar, ses kayıtları, videolar, örnekler, açıklamalar, resimler, vs. mevcut. Bu site, sadece Arap dünyasında değil, dünyada bir ilk olacak. Dünyanın ilk online Arapça öğrenme sitesi. Bu sitenin tabi ki öğrencileri olacağı gibi hocaları da olacak. Hocalar ile öğrenciler canlı veya banttan ders yapabilecekler. Öğrenciler sorularını hocalara gönderebilecek, onlar cevaplayacaklar yahut canlı olarak hocaları ile görüşerek sorular sorup cevap alabilecekler. Öğrenciler ödevlerini buradan gönderecek ve hocalar kontrol edecekler, vs... Derslerde maksimum 15 öğrenci olacak inşallah.

Hocam, farz edelim ki 20 yaşındasınız ve dil öğrenmek istiyorsunuz. Bu şekilde online bir ders mi tercih edersiniz yoksa o dilin konuşulduğu ülkeye gidip orada öğrenmeyi mi tercih edersiniz?

Önemli bir soru. Fakat öncesinde dil öğrenimi ile ilgili iki mevzuya değinmem lazım. Dil öğrenmek için başka bir ülkeye gitmek gerçekten önemli bir şey. Başka bir ülkeye gitmek, orada insanlarla buluşmak, konuşmak dil öğrenmek için en iyi yol. Bunun yanında kitap okumak, online derslere katılmak ve dil ile ilgili materyalleri kullanmak çok mühim. Özellikle uzakta olan biri için bu tür materyaller çok mühim. Aynı zamanda öğrenimi esnasında kişinin o dilin konuşulduğu ülkeye gidip, bir ay dahi olsa kalması çok mühim.

İkinci nokta, bugün blended learning diye isimlendirilen öğrenme şekli. Bu öğrenme şekli ilk maddede bahsettiklerimle doğrudan ilgili aslında. Blended kelimesi, mutfakta kullandığımız blender ile aynı kökten bir kelime. Blender ne yapıyor, içine koyduğunuz malzemeyi karıştırıyor ve size bir homojen karışım çıkarıyor değil mi? Mesela kokteyl yaparken blender'ın içine farklı meyveleri koyarsınız ve makine herşeyi karıştırır, ortaya bir kokteyl çıkar. Blended learning de farklı yetenekleri ve yöntemleri harmanlayarak oluşturulan bir yöntem ve bence dil öğreniminde gerçekten faydalı bir yöntem. Bu yöntemde bir şeyi tercih edip diğerini bir kenara bırakmak yok. Başka bir ülkeye sefer de bu öğrenimin içinde, kitap okumak da, internetten eğitim de, vs... Biz eğitimlerimizde blended learning'in nasıl olacağını anlatmaya çalışıyoruz. Tabi her öğrencinin farklı ihtiyaçları oluyor; bazıları daha çok konuşmaya, bazıları daha çok dinlemeye ve okumaya ihtiyaç duyuyor. Bu durum, öğrencinin seviyesine göre değişiyor. Fakat her şey bir arada.

Sizin online eğitim ile ilgili tecrübelerinizi sormak istiyorum.

Biliyorsunuz teknoloji artık her eve girmiş durumda, hepimiz bu aletleri sürekli kullanıyoruz. Mesela bilgisayarlar da artık daha az kullanılıyor ve insanlar telefon kullanıyorlar. Biz de mecburen bu mobil araçlarla öğrenimin nasıl olacağını, nasıl geliştirilebileceğini düşünüyoruz. Biz devamlı olarak iki kavramın ilişkisini düşünüyoruz: Pedagoji ve teknoloji. Bu iki terimin, meselenin ilişkisi arasında sürekli değişim yaşanıyor. Bilgisayarlardan telefonlara geçiliyor mesela, yeni yeni application'lar yüklüyoruz, bunlar çok faydalı oluyor. Pedagojik olarak da bu değişimleri düşünmek zorundayız. Biliyoruz ki herkes telefon kullanıyor. Bunu pedagojik olarak neden değerlendirmeyelim diye düşünüyoruz. Bu noktada pedagoji ve teknoloji bir araya geliyor. Haliyle, bu yolla, sahih bir eğitimin nasıl olacağını düşünüyoruz.

Burada şöyle bir soru çıkıyor, teknoloji bu denli geliştiği zaman kitap kullanmayacak mıyız, hocalara ihtiyaç kalmayacak mı? Biz burada hocanın veya kitabın olmamasını değil, bunların rollerinin değişimini düşünüyoruz aslında. Hocaya düşen vazifeler değişiyor veya kitabın yüklendiği vazifeler değişiyor. Eskiden hocalar tüm bilginin sahibi iken bu durum değişti, dolayısıyla hocanın da rolü değişiyor. Ama hocanın rolü her zaman çok önemli. Hatta bazı öğrenciler, biliyorsunuz, hocayı görmeden anlamıyorlar; bazıları ise internetteki materyallerden daha rahat öğreniyor.

Hocam Arapça dil öğreniminde önemsediğiniz üç kitaptan bahsedebilir misiniz?

En başta şunu söylemem gerekiyor: Dillerde, sadece Arapça da değil, bütün dillerde farklı maharetler var. Okuma, yazma, dinleme, konuşma ve bunların yanında nahiv var. İnsanlar genelde nahvi en önemli alan olarak ele alıyorlar. Bir sınıfa girdiğinizde ya da üniversitelerde hep nahiv öncelenebiliyor. Fakat benim görüşüme göre dil için nahiv, yemekteki tuz gibidir. Yani önemlidir fakat önemi azdır.

Benim görüşüme göre başlangıç düzeyinde biri için dinleme ve konuşma en önemli iki alandır. Yazı ise, en zor ve belki en son yapılması gereken şeydir. En başta öğrenciye dinleme ve konuşma talimi yapılmalı, sonrasında okuma ve yazmaya geçilmeli. Öğrencinin seviyesi ilerledikçe de dinleme ve konuşmanın yeri azaltılarak okuma ve yazmanın yeri artırılmalıdır. Benim kanaatime göre ilk başlayan öğrenciye gramer ya da okuma kitaplarından ziyade, dinleme ve konuşma gereklidir. Öğrenci ilerledikçe gramere ve sonrasında dilin belki de en üst seviyelerinden olan yazmaya geçilmelidir.

Bu konuda, bir bebeğin konuşmasını düşünebiliriz. Bebekler doğarlar ve bir sene boyunca etrafındaki sesleri dinlerler, sonrasında yavaş yavaş ve çoğu zaman düzenli bir şekilde konuşmaya başlarlar. Yeni bir dil öğrenmek de böyledir. Duyarsınız, duyarsınız, duyarsınız ve sonrasında siz de bu kulak dolgunluğu ile konuşmaya, anlamaya başlarsınız.

Hocam bize vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim. İnşallah siteniz de en kısa zamanda açılır ve bizler istifade ederiz.

İnşallah. Ben teşekkür ederim.

 

Mehmet Erken konuştu

Yayın Tarihi: 14 Nisan 2015 Salı 16:47 Güncelleme Tarihi: 24 Haziran 2015, 13:55
banner25
YORUM EKLE

banner26