Dücane Cündioğlu ve Ümit Meriç'le Konuştuk

Dücane Cündioğlu ve Ümit Meriç'le konuştuk. TV'de gösterimde olan "Bu Ülkenin Ruhu, Cemil Meriç Belgeseli"ni...

Dücane Cündioğlu ve Ümit Meriç'le Konuştuk

 “Ülkesinin geçmiş ve geleceğini yüklenen bir aydın: Cemil Meriç” belgeseli TV ekranlarında seyircisiyle buluşuyor.

Belgesel galasında 'Cemil Meriç' denilince akla ilk gelen iki isim; 'Dücane Cündioğlu' ve 'Ümit Meriç'le bu ciddi hizmetle ilgili kısa bir sohbet imkanı bulduk:

 

 

 

Dücane Cündioğlu

 

"Türkiye"nin Ruhu" belgesel film projesi sizin danışmanlığınızla yola çıkmış bulunuyor. Öncelikle bu proje nasıl oluştu, bundan bahseder misiniz?

 

Türkiye'nin Ruhu, Cemil Meriç'in TRT tarafından yapılan, vefatından çok az önce gerçekleştirilen bir belgesel aracılığıyla oldu. Belgesel esas itibariyle Cemil Meriç'in beyin felci geçirmiş halini resmettiğinden ben Ümit Hanım'a 'böyle bir belgeseli daha iyisiyle değiştirmek, hatıralara daha iyisini yerleştirmek mümkün değil midir?' diye sordum. 'Bu hiç aklıma gelmemişti, neden olmasın' dendi ve yola çıkıldı. Kültür Bakanlığı, Başbakanlık tanıtma fonlarına düşüncemizi açtık ve onlar da sağ olsunlar desteklediler.

 

İstanbul Belediye Başkanı Kadir Topbaş Bey, Üsküdar Belediye Başkanı Mehmet Çakır, Ümraniye Belediye Başkanı Hasan Can, Albaraka… birçok destekçi bizim projemize inandı. Yönetmemiz Şafak Bakkalbaşıoğlu ile birlikte Metin Tavukçuoğlu'nun senaryolaştırdığı metni sinemaya çektik.

 

 

Cemil Meriç'le ilgili kitaplar yazıldı, seminerler, sempozyumlar düzenlendi ve son olarak onu anlatan yeni bir belgeselle karşı karşıyayız. Sizce bu belgesel tam olarak Cemil Meriç'i izleyicilere anlatabilecek mi?

 

Biz Cemil Meriç'i sadece anlatmayı değil, yorumlamayı denedik. Filmin adından da anlaşılacağı üzere Türkiye'nin Ruhu Cemil Meriç'in peşinde olduğu şeyin adıydı. Türkiye'nin de peşinde olması gereken şey olarak, Türkiye'nin ruhunu önümüze koyduk. Cemil Meriç'in uğrunda yıllarını tükettiği ideali onun vesilesi ile anlatmayı denedik.

 

Dolayısıyla belgeselde bir 'Cemil Meriç anlatısı'ndan ziyade bir 'Cemil Meriç yorumu' bulunacak ve bu aynı zamanda Türkiye'nin yorumu olacak. Dolayısıyla sadece gençlerin değil bu ülkede düşünen herkesin Türkiye'nin ruhu meselesi etrafında Cemil Meriç'i yeniden görmeleri nasip olacak.

 

Bu proje bir bakıma Cemil Meriç'in fikirleriyle yeniden bir 'Türkiye ruhunu oluşturma projesi'dir denilebilir mi?

 

Türkiye'nin hafızasıyla problemi var, geçmişiyle sorunları var, kimliği ile ilgili sorunları var. Geçmişin, kimliğin kaybı zaman zaman ülkemizin birlik ve beraberliğinin kaybına da yol açtığı için Türkiye eğer ruhunu yakalayabilirse, geçmişiyle barışabilirse, kendisinden utanmaz bir hale gelirse, geleceğe daha umutla bakacak, birlik ve beraberliğine daha çok sahiplenecektir. Bu ülkenin yazarının dilinden, bu ülkeyi anlatmaya çalıştık diyebilirim.

 

 

Proje için kimlerle görüşüldü, hangi kaynaklardan yararlanıldı?

 

Cemil Meriç'in en yakın talebeleriyle görüşüldü. Birebir Cemil Meriç'e kitap okumuş, bugün Türkiye'nin önemli siyasi isimleri; hatta Türkiye'nin bugünkü entelejansiyesini teşkil eden birçok figürle röportaj, 200 saati aşkın kayıt yapıldı. Fakat belgeselde bu kayıtlar sıklıkla kullanılmadı. Paris, Elazığ, Hatay'a gidildi.

 

Cemil Meriç hakkında yazılmış metinler ve Cemil Meriç'in yazdığı basılı veya basılı olmayan binlerce sayfa gözden geçirildi. İlmi doğruluk ve titizlik için elden gelen yapıldı.

 

Cemil Meriç hakkında 3 kitap yazdınız. Bu belgeselde daha önce bilmediğiniz şeyler ortaya çıktı mı, onun hakkında yeni şeyler öğrendiniz mi?

 

Evet. Birçok sürprizle karşılaştık. Cemil Meriç'in aşklarıyla ilgili, özel hayatıyla ilgili tanıklardan çok farklı bilgiler aldık. Mesela Paris'te, ameliyat olmak için gittiğinde, yanında yatan Mösyö Fushia ve eşi Madam Fushia'nın fotoğrafları temin edildi. Bugün galada bu çiftin oğlu ve gelini de misafir olarak bulunuyorlar.

 

Dolayısıyla bu aileden aldığımız fotoğraflar bizim için heyecan vericiydi. Çünkü Jurnal'de Madam Fushia'dan Cemil Meriç sıklıkla söz eder. Başka isimler de var, onlardan söz etmeyeyim. Bunların bir kısmını belgeselde kullandık, kısa ve uzun versiyonlarını yaptık. Zannediyorum o zengin arşiv sadece bizim tarafımızdan değil, ileride gelecek nesiller tarafından da kullanılacaktır.

 

 

 

 Ümit Meriç

 

Ümit Hanım, belgeselin yapımında aktif bulunan biri olarak, bu belgeselin amacından bahsedebilir misiniz, bu yapımın Cemil Meriç'i anlatan diğer eserlerden farkı nedir?

 

Evvela ben bu geceyi Cemil Meriç'in bir yeniden doğuş gecesi olarak değerlendiriyorum. Cemil Meriç Türkiye'de bir fikir adamı olarak, eserleri binlerce okura ulaşmış olan bir kalem. Dolayısıyla Cemil Meriç zaten Türkiye tarafından biliniyor, seviliyor. 

 

Bu akşamın bence en önemli tarafı Cemil Meriç'in yakın çevresinde bulunan Cemil Meriç'in sekreterliğini, dostluğunu ya da bir şekilde arkadaşlığını yapmış olan insanların Cemil Meriç'le ilgili bilgi ve hatıralarının kayıt altına alınmasına bu filmin vesile olmasıdır. Yani film aslında drama tadında bir belgesel ama burada Cemil Meriç'in sadece kendisini bulmayacağız.

 

Burada 'Bu Ülke'yi yazan Cemil Meriç'i ve Cemil Meriç'e 'Bu Ülke'yi yazdıran Türkiye'yi tanıyacağız. Bu yüzden belgeselin adı 'Türkiye'nin Ruhu' oldu. Türkiye gerçekten de kendi kendisiyle tanışmak mecburiyetinde olan, kendi kendisini hatırlamak mecburiyetinde olan bir ülkedir ve bu film, bu mesajı eğer izleyicilerine verirse fonksiyonunu, görevini yerine getirmiş demektir.

 

 

 

Siz Cemil Meriç'in kızı olarak bu belgeselde Cemil Meriç hakkında yeni bilgiler edindiniz mi?

 

Hakikaten hayret edilecek bir şey, sadece bu belgeselde değil, bundan önce sevgili dostum Dücane Cündioğlu'nun hazırlamış olduğu 3 ciltlik eserde de, babam hakkında bilmediğim birçok şeyi öğrendim ve sevinçle itiraf etmeliyim ki, bu çalışma babamın eserleriyle, yazılarıyla, kimliğiyle benim bilmediğim bir veçhesiyle tanışmama vesile oldu. Dolayısıyla öğrenmenin sonu yok.

 

Çok iyi bildiğinizi sandığınız insanları bile, babanızı bile yeterince tanımamış olduğunuzu böyle bir çalışma yapıldıktan sonra sevinerek öğreniyorsunuz.

 

 

Projeye Cemil Meriç okurlarının ilgisinin büyük olacağı belli. Peki proje yapım aşamasında ya da şimdi, yayın aşamasında, devlet tarafından nasıl ilgi gördü?

 

Aslında bu proje Cemil Meriç'in Türkiye'de sadece toplum tarafından değil devlet tarafından  da benimsendiğinin belgesi olacaktır.

 

Çünkü başından itibaren gerek Başbakanımız; gerek o zaman Devlet Bakanı olan Beşir Atalay; gerek o zamanki Kültür Bakanımız Atilla Koç ve şimdiki Kültür Bakanımız Ertuğrul Günay Beyefendi, İstanbul Büyükşehir, Üsküdar, Ümraniye Belediyesi gibi belli bir ölçüde devletimizi ve toplumumuzu temsil eden birçok kuruluş da bu projeye büyük bir ilgi gösterdiler, sevinçle katılmayı kabul ettiler.

 

Bu, Cemil Meriç'in artık Türkiye'de sadece toplumun değil aynı zamanda, toplumumuzun bir üst kurumu olan, hepimizi çerçeveleyen devletimizin de Cemil Meriç'e sahip çıktığını gösterdi. Zaten Cemil Meriç bir süredir lise kitaplarına da girmiş bulunuyor.

 

 

 

Zehra Giray, belgesele dair yorumlarını aldı.

 

 

Belgesel hakkındaki önceki haberimiz için tıklayın.

 

Cemil Meriç'i ve dönemini kısaca tanıtan haberimize göz atın.

Güncelleme Tarihi: 07 Ekim 2010, 10:23
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26