Din afyonsa biz neden uyumuyoruz

Ankara Siyasallıların paneli 7 Mayıs 2011 Cumartesi günü. Paneli ve diğer meseleleri Sefer Dergisinden Öner Buçukcu ile konuştuk.

Din afyonsa biz neden uyumuyoruz

Bu paneli diğerlerinden farklı kılan bir öğede var ayrıca; konuşmacılar safkan talebe. Tabi talebeler her şeyi biz biliriz diyerek başına buyruk harekette etmemişler. Bir de konuyu toparlayacak, hataları düzeltecek, hasılı Ağabeylik edecek bir kapanış konuşmacıları var; Hüsnü Aktaş ya da namı diğer Yusuf Kerimoğlu.

Peki bu panel nereden icap etmiştir ve ne konuşulacaktır? Bu sorunun cevabını panelistlerden Öner Buçukcu’yla yaptığımız mülakattan öğrenelim.

Sizi Sefer Dergisinden de tanıyoruz. Bu organizasyonu da Sefer Dergisi ve fakülte talebeleri işbirliğiyle yapıyorsunuz. Bu Sefer nereden icap etti?

Sefer Dergisi gerçekten Mülkiye adına bir devrimdi. Mülkiye’de böyle şeyleri konuşmak bile yasak addediliyordu. Aşık birileri elbette vardı fakat sabrediyorlardı. Fakat biz sabır yetti Sefer zamanı dedik ve yola koyulduk. Esasında pek de matah şeyler söylemedik belki ama bizim için önemli olan evvela bir şeylerin yapılabilirliğini göstermekti. Bu sefer, yani bu panel nereden icap etti derseniz, bunun tek bir cevabı yok. Ama tarihle de ilintili sebeplerden birisini söyleyecek olursam o da Mülkiye’de kutlanan İnek Bayramı.

Siz geçen yıl Sefer’de de bu bayramla alakalı müthiş bir hiciv yazısı kaleme almıştınız. Peki nedir bu İnek Bayramı?

Bizim okulda garip adamlar barınır. Misal gelenek sözcüğünden huy kapan adam sayısı grafiklerde tavan yapar. Fakat bu Bayram’a gelenek demekten hiç de ar etmezler. Üstad Sezai Karakoç da aynı şeyden muzdarip olsa gerek. O da “ bu okula koskoca imparatorluktan gelenek namına kala kala İnek Bayramı adlı bir totemik şölen kalmış” der. Bu bayramda okulda ne kadar karşıt görüşlü adam varsa deyim yerindeyse “enternasyonal fitne” çatısı altında toplanırlar. Buna okul yönetimi de çanak tutar. Cuma sabahı dini motiflerle dalga geçilerek başlanır bu utanç vakıasına ve 2 gün boyunca içki oluk olur akar Cemal Gürsel Caddesinden aşağı. Biz ta en başından beri Müslümanlara, “bundan uzak durun” diye çağrıda bulunduk.

Bahsetmiş olduğunuz gibi geçen yıl bir yazı yazdık ve okulda dergiden ayrı olarak çoğaltıp dağıttık. Tabi fitne cephesinden yanıt gecikmedi, bu yazıyı muhakemeye taşımak istediler fakat hamdolsun sonuçsuz kaldı. Panele gelecek olursak, bu paneli biz zaten tertip etmek istiyorduk. Yani bu organizasyonun elbette İnek Bayramı’ndan çok daha ciddi sebepleri ve uzun uzadıya bir ardılı var. Fakat tarih konusunda müsebbip İnek Bayramıdır.

1. Gençlik ŞurasıBu ardıllardan ve sebeplerden kısaca bahseder misiniz?

Bize göre Türkiye’de bir şeyler 2000’li yıllarla birlikte garipleşmeye başladı. Bunu size şöyle özetleyebilirim. Malumunuz konferansımızın konu başlığı Modernizme Siyasal Reddiye. Biz bu konulara arkadaşlarımızla birlikte yaklaşık 1 yıldır çalışıyoruz. Arkadaşlarımızdan bir kısmı İslam iktisadı üzerine, bir kısmı İslam siyaseti üzerine, bir kısmı uluslar arası ilişkilerin İslam ile olan münasebetleri üzerine (ya da benzer konular üzerine) okuma yaptılar. Bunları bir yıl boyunca hemen hemen her hafta gerçekleştirmiş olduğumuz mutat toplantılarda değerlendirdik. Karşımıza tezlerimizin yanında garip bir sonuç çıktı. Okumuş olduğumuz ne kadar materyal varidiyse bunların basım tarihleri ya da bunlar eğer konferans metinleriyse bunların düzenleniş tarihleri 2000 öncesiydi. Yoğunluk 70’li 80’li yıllar olmakla birlikte en son 90’lı yıllarda bu tip şeyler konuşulmuştu. Biz bu hususta ciddi kafa karışıklıklarına ram olarak araştırmalarımızı devam ettirdik ve şu kanaate vardık; Müslümanların bu konulardaki çıkmazları devam etmektedir fakat her ne hikmetse 2000’li yıllardan sonra bu konular Müslümanların gündeminden çıkmıştır. Hem de öyle bir çıkmıştır ki, sanki bu alanlarda içtihatlar üretilmiş reçeteler ümmetin eline tutuşturulmuştur. Kimilerinin söylediği gibi sanki bir pasif devrim demek güç ama her şeye rağmen insan bunu demekten kendisini de pek alamıyor.

Çalışmış olduğunuz konular gerçekten çok çetrefilli konular. Bu konuları çalışmak sizin için biraz zor olmadı mı?

Zor olmak sözcüğü bence burada hatalı bir kullanım. Esasında bu konuları çalışmak bizim haddi zatımıza değil. Yani bir müslümanın klasiğe inemeden, Ebu Yusuf’un Kitab-ül Harac’ını  ya da Maverdi’nin Ahkam-u Sultaniyye’sini aslından okuyamadan sadra şifa bir söz edebilmesi mümkün değil. Fakat söylemiş olduğumuz gibi artık böyle şeyler pek konuşulmaz oldu. Müslüman gençler de ister istemez bu olumsuzluk karşısında kendilerini olur olmaz yerlerde buldular. Biz burada bu konuları seçerken ve bu konferansı tertip ederken sadra şifa olabilecek tek bir gerçek üzerinde durduk sadece, o da: samimi bir çığlıkla sesimizi Müslüman ulemaya ya da akademisyen topluluğuna duyurmak. Ya da Şeriati’nin meşhur serzenişini tekrarlamak;  yani tekrardan ‘Anne-Baba Biz Suçluyuz!’ demek. Bunun karşısında siz Allah’ın Krallığı Sendromu ya da ütopyalar diyerek işin içinden çıkamazsınız zannımca.

Mustafa Bilgin
Öner Buçukçu

Sanırım bu konferansta sizin hiçbir şey anlatmayacağınız anlamına gelmiyor?

Elbette gelmiyor. Benim az önce söylediklerim bir serzeniş ve davetiye niteliğindeydi sadece. Biz arkadaşlarımızla bir yıldır bu konuları tartışıp konuşuyorduk. Ayrıca arkadaşlarımızın her biri almış oldukları formasyon gereği bu konuların modern olan tarafına zaten aşikar. İşin İslam’la alakalı kısımlarına da sıkı hazırlandık. Yani haddi zatımıza olmasa da bir ihtimal işe yarar bir şeyler çıkabilir.

Hüsnü Aktaş onur konuğu ve kapanış konuşmacınız bunu es geçmeyelim.

Oturumlarımız moderniteyle direkt alakalı konulardan oluşmakta. Moderniteyse son birkaç asrımızı zindana çeviren bir şey. Zannımca din adamları da bundan nasibini aldılar ya da en azından bir zafiyet olarak yumuşak karın taşıdılar. Bu zafiyetlerden en belirginlerinden birisiyse Eklektizm denilen hastalık. Hatta bu hususta boyumuzdan büyük bir laf edecek olursak; bu felsefi mektebin babası Victor Cousin denilen adamcağızı toprağın altından bulsa getirseler bizdeki vakıa karşısında örtün üstümü diyebilir. Yani bizim burada işler giderek çorbalaşıyor. Bir Müslüman, İslam adına bir şeyler söylüyorsa ve hele hele eline modern mevzuları almış elekten geçiriyorsa, eklektikliğe düşmemesi için zannımca bir ayağının Selef’e ya da daha genelde klasik kaynaklara sıkı sıkıya basması gerekiyor. Hüsnü Aktaş bunun günümüzdeki ender örneklerinden birisi. İslam, Devlet, Siyaset gibi konular üzerine en ziyade zihinlerden birisi. Tabi harikulade tatlı, yumuşak üslup ve mizacı da cabası.

Mülakat için de çabalarınız için de Allah razı olsun. Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Anayasa-eşitlik-özgürlük paneli yapmıyoruz. Suya sabuna dokunmadan birbirimizi idare edebileceğimiz konuşmacılar ve dinleyiciler de bulmak değil derdimiz. Ve panel fotoğraflarımızı da facebookta paylaşmayacağız. Derdimizi anlatabiliyorum sanırım. Tüm muhataplarımızdan bu unsurları göz önünde bulundurmalarını istiyoruz. Allah cümlemizden razı olsun. 

Ayrıca panel 7 Mayıs Cumartesi saat 13.30’da Vakıflar Genel Müdürlüğü Konferans Salonunda. Konferans salon adresi Milli Müdafa Cad. no:20 Kızılay/Ankara.

 

 

Mustafa Bilgin konuştu

Güncelleme Tarihi: 01 Mayıs 2011, 22:11
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Öömür Buçukcu
Öömür Buçukcu - 9 yıl Önce

Birgün Jaspers Kant'tan bahsetmek üzere bir konferansa katılır, konuşurken bir Marx fetişisti ayağı kalkar ve bütün anlatılanları burjuva ideolojisi olarak yaftalar. Jaspers genç fetişi ve anlatılarını çürüttükten sonra cevabı yapıştırır; Biz Burada Kant'tan bahsediyoruz Marx'tan değil. Katılmayabilirdiniz. Sizi buraya zorla getirmedik. Fakat ne yazık ki fetişist nato mermer nato kafa olduğu için bunları(ezber ve afiş dışına çıkamaz bunlar) idrak etmekten yoksundur.

özhan
özhan - 10 yıl Önce

bu konuları konuşan gençleri canıgönülden tebrik ediyorum. 2000 sonrası söylediklerinin tümüne katılıyorum. paneldeyiz inşallah

osman
osman - 9 yıl Önce

belliki halen edebiyattan bihaber yaşıyoruz. konferans için seçilen başlığa saldırılmasın gerçekten tahammül edemedim. şunu bir türlü anlayamamışımdır bu ülkede kompleksli müslümanlar solcularla çay cigara muhabbetine sevdayı ne zaman bırakacaklar. Beyler yeter artık gavurdaki izzetleri aramaktan anamız ağladı. başlığa saldıranları Karakoç'un Hızırla Kırk Saat-1 şiirini okumaya davet ediyorum. Bu arada yabancılık olduğunu unutuverdim anlamayanlar olabilir. Sezai Karakoç; Gün Doğmadan(anlaşıld

ahmet
ahmet - 10 yıl Önce

Aferin Marx'tan bunu mu anlıyorsunuz?; 'Din afyonsa biz neden uyumuyoruz'...Allah akıl fikir versin size.

Engels
Engels - 10 yıl Önce

Hele şükür Marx'ı anlayan birisi var islamcılar arasında... Ben toptan burjuva sanardım onları

Marx üssü
Marx üssü - 10 yıl Önce

Altını okumadan başlıktan yorum yapan çok bilmişlerimiz ne de fazla... Hayır Marx'ı bilenlerimiz ya böyle atıp tutuyor ya da "Kur'anı okuduğumuz gibi Kapitali Kapital'i okuduğumuz gibi Kur'anı okumalıyız" gibi entel dantel altından kalkamayacakları laflar ediyorlar. Laf ola beri gele... Meydan yerine beyim meydan yerine...

Ömür Buçukcu
Ömür Buçukcu - 9 yıl Önce

Ey Engels reis;
"Yıllarca çürüttüğüm kütüphanede
Tek bir sözcük bile düşüremedim kemendime ben
Ama onlar
O beni, melankoliyi ve Cioran’ı tanıyanlar
Orada kadınlarını bile buldular" desem bilmem ki anlar mısın beni?
Ve Jaspers sana sesleniyorum; Her gün elini kolunu kaldırıp kendisini marksist, feminist, faşist ya da her neyse ondan zannedenlere katlanıyorum ben burada. Jaspers sanırsam son nefesini iman üzere vermedin, yani cehennemliksin. Fakat sen de sanma ki diriler her gün helva yiyi

Mülkiyeli
Mülkiyeli - 9 yıl Önce

Mülkiye'den böyle adamların çıkması mülkiye adına bir utanç vesikası


banner19

banner13

banner26