banner17

Dergisi kapanan sudan çıkmış balık gibi olur

Kardelen ve Düş Çınarı dergilerinin mutfağında bulunan Nurettin Durman’a sorduk, bir dergicinin dergisi kapanınca ne olduğunu..

Dergisi kapanan sudan çıkmış balık gibi olur

 

Eski dergicilere “Dergi çıkaran kişiler dergisiz kalınca ne yapar? Dergisiz kalmak bir boşluk oluşturur mu? Kendi dergisinde yazmakla başka dergilerde yazmanın farkları nelerdir, nasıl bir duygudur?” diye sorduk. Kardelen ve Düş Çınarı dergilerinin mutfağında bulunan Nurettin Durman’dan aldığımız cevapları sizlerle paylaşıyoruz.

Dergi çıkaran kişiler, dergisiz kalınca ne yapar?

Ne yapar? Aslında sudan çıkmış balığa döner. Bir müddet kıvranır, sağına soluna bakar acaba kimseler onun dergisiz kaldığının farkındalar mı yoksa dünya devridaimini çaktırmadan devam ettiriyor mu? Hani belki de öyle bir şüpheye duçar olur. Yahu ey erenler, acaba hakikaten bu dünya denilen oyun ve oyalanma yeri sahiden, essahtan yani gerçekten dönüyor mu? Dönüyorsa ben niye böyle yerimde sayıyorum da böyle yazı çizi toplama, edinme, bulma eylemini deruhte edip matbu bir hale getiremiyorum diye belki de amma eminim umumiyetle bir dönem elemli bir hakikat ile karşılaşmış olur ömrü hayatında.Nurettin Durman

Çünkü niye karşılaşmış olur? Çünkü artık alışılmış bir tiryakilik gibi bu dergi meselesi hep onunla birlikte yaşamıştır. Evinde, çocuklarının yanında, sofrada, odada, ne bileyim çiçeklerini düzenlemeye çalışırken, balkonuna çıkıp kumruları seyrederken bile dergi vardır yanında. Yani ayıramaz kendinden. Başka işi varsa da vardır ama illaki bu dergi bambaşka bir şeydir onun hayatında. Sanki sanki kendinden bir parçadır da kendisi farkında değildir onun. Yapışık, bitişik, yoksa psikolojik mi demeliydim.

Biraz da bunu değerli şair yazar Dr. Kemal Sayar Bey'e danışmak, fikir elde etmek güzel olur diyesim geliyor. Biraz öyle bir vak’a gibi geliyor bana… Yaşlı başlı seksenlik bir dergici, basın şeref kartı sahibi bir zatı muhteremi tanımıştım yıllar öncesinden. Dergim yokken yani. Yahu bu yaşta bu işlerle uğraşıyor demiştim o muhterem için… Öyle bir şey işte bu dergi çıkarmak meselesi, daha başka halleri de olan bir mesele yani…

Dergisiz kalmak bir boşluk oluşturur mu?

Bir şeyiniz eksik ise zaten bir boşlukta varsınız demek oluyor. Yani kanaatimce insan bir şeyin terkinde de kendini daha başka bir hal içinde saklar adeta. Biraz önemsemez gibi görünür; öyle bir vaziyet içinde kendini başka şeylere, başka dikkatlere yöneltebilecek bir şekle dâhil edebilir ama içinde bir yarımlık, bir eksiklik hali kalmış olur.

Nurettin DurmanDergisizlik aslında dergiciliğe bulaşmış biri için çekilmez bir şeydir. Bu durum eğer yeni bir dergi projesine doğru bir yol izlemiyorsa daha da çekilmez olur. Bir gün bir dergi diye düşündürür hep. Dergisizlik özlemi fena bir şeydir. Zaman geçer, “eski bir dergici” diye anılmaya başlar. Gene zaman geçer, ha falan yıllarda şöyle bir dergi çıkarmıştı diye anılmaya başlar.

Zaman zaman aklına gelir veya birileri aklına düşürür “bir dergi çıkarsak mı acaba?” Bakarsınız bir zaman gelir, “boş ver” der kendi kendine akıl verir gibi. Sen artık kendini düşün, yazını yaz, şiirini yaz, hikâyeni yaz; dergi mi yok sanki memlekette, yayınlarsın birinde olur biter. Bir de böyle bir eğilim gelmiş olur zamanla o eski dergi yönetmenine. Bu babda hiç rahat yüzü görür mü görmez mi onu ben de bilmiyorum doğrusu…

Kendi dergisinde yazmakla başka dergilerde yazmanın farkları nelerdir, nasıl bir duygudur?

Bu, bambaşka bir acıtmanın, bir başka kışkırtmanın sorusu olarak da epeyce su götürür taraflarının var olduğu bir halin haritasıdır adeta. Kendi dergisi olmak başka bir huzursuzluktur, dergisi olmamak ise başka bir huzursuzluktur. Bunlar belki uzun izahlara mecbur bırakır ama neticede kendinin olan bir şeyi vardır, bir de başkasının olan bir şeyi vardır ortada. Kendi bahçende kendine göre bir düzenleme metodun, bir yapılandırma, sergileme halin vardır. Karışanın yoktur. “Şu gülü şuraya dik” diyen olursa da umursamaz olur, bildiğin gibi yaparsın. Bahçenin istediğin yerinde istediğin söğüt ağacının, istediğin çınar ağacının altında oturur, çayını kahveni içersin. Lakin başkasının bahçesinde bir misafir olabilirsin ancak. İzin olursa içeri girersin, izin çıkmazsa dışarıda kalır elemler alırsın kendine.

Velhasıl insanın bir şeyinin olması iyidir. Hele o şeyi bir güzelce çekip çevirebiliyorsa ne mutlu o kişiye…

Soruşturmanın ilk kısmı için buyurunuz.

 

Mustafa Oğuz,dergiciler baş tacımızdır, onlar unutulmasın” diyerek sordu

Güncelleme Tarihi: 25 Ekim 2012, 19:39
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner20