banner17

Dergilerde dikkat çeken şairleri sorduk

Şiire yakın duran yayınevlerini, dergilerdeki parlak şairleri, şiirleri, şiirin gidişatını şairlere sorduk.

Dergilerde dikkat çeken şairleri sorduk

 

 

Dergiler çıkıyor, şiirler yayınlanıyor. Şiir programları ardı ardına gerçekleşiyor. Her dönemde şiirle ilgili olumsuz yaklaşımlar da bunların yanında sürüp gidiyor. Birçok yayınevi şiire kapılarını sonuna kadar açtı. Bu gelişmelerin yansımalarını şairlere sorduk. Nedir dedik edebiyat dünyamızda son günlerde olan biten:

1. Şiir kitaplarının ve yayınevlerinin hali malumunuz. Böyle bir ortamda gözünü karartıp şiire en çok yatırım yapan yayınevleri hangileridir?

2. Dergilerde şiir zenginliği ve kalitesi bakımından öne çıkan dergiler olarak hangi dergileri görüyorsunuz?

3. Bu sene dergilerde okuduğunuz ve en güzel bulduğunuz şiir ya da şiirler var mıdır?

4. Dergilerde boy göstermeye başlayan yeni, parlak şairlerden dikkatinizi çeken isimler oldu mu?

5. Bu sene şiir bakımından en güzel gelişme sizce ne olmuştur?

Hüseyin Akın:

1- Şayet reklâma kaçmayacaksa ilk aklıma gelenleri hemen söyleyeyim: Ebabil Kitap, Okur Kitaplığı, Ülke Yayınları, Birun Yayınları…

2- Yine reklâma kaçmayacaksa hemen söyleyeyim: Dergâh, Karabatak, Hece, Edebiyat Ortamı, Karagöz, Deve, Mühür, Fayrap ve İtibar.

3- Olmaz olur mu, tabii ki var. Ayşe Sevim’in Karabatak dergisinin 6. sayısındaki “Stop”, 7. sayısındaki “İkna” ve 8. sayısındaki “Mutlu Son” başlıklı şiirleri mesela. İbrahim Yolalan’ın Dergah dergisinin 280. sayısındaki “Saçlarını Tara Düğüne Gidelim” şiiri. Yine Mustafa Köneçoğlu’nun Dergah’ın 274. sayısında yer alan “Şiir Bahane” şiiri ve aynı sayıda Atakan Yavuz’un “Yorgunluk” başlıklı şiiri, Süleyman Unutmaz’ın Dergah’ın 278. sayısında “El Kızı” şiiri ve yine Dergah’ın 278. sayısında Orhan Tepebaş’ın “Eski Liman” başlıklı şiiri ilk aklıma gelenler.

4- Dergilerde dikkat çeken parlak isimler var elbet, mesela Bülent Parlak!

5- Bu sene şiir bakımından en güzel gelişme Mustafa Kutlu’nun Yeni Şafak gazetesindeki köşesinde yazdığı “Şiir Öldü” başlıklı yazısı.

Selçuk Küpçük:

1- Herhalde Okur Kitaplığı en çok şiir kitabı basan yayınevi oldu geçtiğimiz yıl içerisinde. Dolayısı ile birçok şair arkadaşın ürünlerini kitap bütünlüğünde görebildik. Ankara’dan Ebabil Yayınları’nı anabiliriz ayrıca. Profil’in dizisini ve yeni dönem Sütun’un çıkardıklarını… Geçtiğimiz yıl kurulan ve nitelikli bir yayınevi olma yolunda emin adımlarla yürüyen Granada Kitap’ın şiir dizisini de özellikle anıyorum.

2- Öne çıkan dergi bakımından ana damarları temsil eden yayınların pozisyonlarının pek değişmediğini söyleyebilirim. Dergah’ta her zaman dergiyi sürükleyecek şiirler çıkıyor. Yedi İklim’de de… Fayrap ve Karagöz kendi şiir damarlarını temsil eden ürünlerde istikrarlı biçimde varlık ortaya koydular. İtibar da öyle. Yeni çıkmaya başlayan Granada Edebiyat dergisi merkez dergi olmaya aday biçimde 2 önemli sayı çıkardı.

3- Hüseyin Akın’in şiirlerini her zaman okumaktan zevk alıyorum. Karabatak’a geçişi Karabatak açısından önemli olsa gerek. Serkan Ozan’ın, Servet Gündoğdu’nun yeni yayınladıklarını okumak güzel. Ahmet Murat’ı, Bünyamin K.’yı, İsmail Kılıçarslan’ı, Mustafa Celep’i, Ömer Yalçınova’yı ve daha başkalarını…

4- Düzenli biçimde birçok derginin yeni sayısını takip ediyorum. Yeni kuşak şair arkadaşların yazdıklarına da ilgiliyim. Değişen, dönüşen dilin farkındayım. Yeni bir bellek ile karşı karşıya olduğumuz kesin. Bir isim vermek hususunda çekincelerim var. Geleceğe kalacak isimler olduğunu görüyorum bu arkadaşlar arasında… Türk şiiri dinamizmini koruyor ve dünyayı kelimeler üzerinden anlamaya yetecek donanımda.

5- Bence şiir basma hususunda duraklama dönemine giren yayınevlerine karşın Granada’nın ve Sütun’un yeni dizisi umut vericidir.

Vural Kaya:

1- Şiire yatırım yapmak yayınevleri için delilik. Deli olan yayınevleri var tabii. Kaynak Yayınları yeni şiir dizisine başladı. Bu iyi bir delilik... Profil var, Pan var, Okur Kitaplığı var. Bunlar da iyi deliler. Bir süredir bu delilikte en istikrarlı davranan Ebabil Yayınları var. Zırdeli. Timaş şiire adım atıp atmamakta kararsız mesela, umarız bu deliliğini devam ettirir.

2- Şiir eksenli iyi dergilerimiz var. Özellikle 2012 şiirde çok iyiydi bana göre. Karagöz, Hece, Yedi İklim, Dergah, Fayrap, İtibar, Dil ve Edebiyat, Mahalle Mektebi, Edep, Edebiyat Ortamı, Ücra, Karayazı, Türk Edebiyatı, Karayazı gibi dergiler yolundan sapmadan ilerliyorlar. Hacı Şair iyi çıkış yapmıştı, duraksadı sanırım.

4- Betül Aydın, Mustafa Demir, Vasfettin Yağız, Ömer Avcı gibi isimler dikkat çekiciydi bana göre. Umarım işçilikleri ilerler.

5- Birkaç güzel gelişme oldu bence. Emre Öztürk, Zemçi Çetinkaya şiir ödülünü kazandı. TYB Kırgızistan’da dünyanın Türkçe söyleyen şairlerini buluşturdu. Karaman, Türk Dil Bayramı etkinlikleri çerçevesinde Türkçe Treni projesini yürüttü ve bu etkinlik kapsamında çok iyi şiir atölyeleri oldu.

Yunus Emre Altuntaş:

1- Şiir günümüzde adeta edebiyatın öksüz çocuğu... Bunu hepimizin kabullenmesi gerekiyor. Lakin bunun nedenlerinin sorgulanması, şiiri okunabilir hale getirmenin imkânlarını da konuşmamız gerekiyor. Maalesef günümüz şiiri kitlelere hitap etmeyen bir formata dönüştü. Tıpkı 1940’lı yıllarda doğan Birinci Yeni’de (Garip Akımı) olduğu gibi toplumsal sorunlara uzak, bireyin kendi iç dünyasını resmeden bencil şiirler yazılıyor. Kimin umurunda? Okumuyor hiç kimse ve dönüp bakmıyor bile. Çünkü herkesin kendince sorunları varken bir de para verip aldığı kitaplarda neden bohem takılsın ki millet? Birinci Yeni’nin ve özelde Orhan Veli’nin hakkını yemek istemem, onlar dahi espriyle de olsa ucundan kıyısından halkı resmetmeye devam ettiler. Dönemin şartlarını ve tek parti iktidarının baskılarını da göz ardı etmemeliyiz elbette. Ama asla önceki dönemdekiler gibi çağlamadı şiirimiz. Bunun bilincinde olan yayınevlerimiz genellikle Türk şiirinin klasikleşmiş eserleriyle topluma ulaşmaya devam ediyor. Bu konuda Yapı Kredi Yayınları Türk şiirinin bütün önemli isimlerini toplu şiirleriyle yayınlama geleneğini sürdürüyor. Bunu hem ticari anlamda hem de okuyucuya ulaştırma anlamında başarıyor diyebiliriz. Fuarlara gittiğimizde hazırlanan kitapların baskı kalitesini ve dizgi/tashihteki özeni görünce sevinmemek elde değil. Hem ilk dönem şairleri, hem Birinci Yeni, hem de İkinci Yeni şairlerini bünyesinde toplamayı başarmış. Gelin görün ki devamı yok. İşte tartıştığımız sorun da bu aslında. Modern dönem olarak adlandırabileceğimiz günümüz şiirinin okur kitlesi yayınevlerini cezbetmiyor. Tamamen ticari bir kaygıyla yola çıkacak olursa hiçbir yayınevi zannederim şiire yatırım yapmaz. Buna karşın günümüz şiirini belki de tarihi bir sorumluluk adına sırtlanan bazı yayınevleri de yok değil. Ebabil Yayıncılık bu yıla kadar yayınladığı yüzün üzerinde eserin büyük çoğunluğunu Türk şiirine ve poetikasına ayırdı. Yayınladığı kitaplar arasında günümüz sağ kesimin edebiyat dergilerinde yazan neredeyse bütün isimleri görebiliriz. Bu kitaplar pek çok yarışmadan da ödülle ayrıldı. En son geçtiğimiz mayıs ayında Ebabil Yayıncılık tarafından yayınlanan Emre Öztürk’e ait Kemik Yasası isimli eser “Zemçi Çetinkaya Şiir Ödülü”ne layık görüldü. Genç yeteneklerin yayınevleri tarafından sahiplenilmesi ve kaliteli yayınlarla ödüle layık görülmesi adına sevindirici bir durum. Bunun yanı sıra son dönemde şiir yayınlamaya başlayan Okur Kitaplığı, Mühür Kitaplığı, Sütun Yayınları gibi yayınevleri de bizleri sevindiren hamleler yapıyorlar. TİYO Yayıncılık (Tam İstiklâl Yayıncılık Ortaklığı), Dergâh Yayınları, Sel Yayıncılık, İletişim Yayınları, Everest Yayıncılık gibi yayınevleri de şiir bağlamında önemli çalışmalara imza atıyorlar.

2- Kemmiyyetten ziyade keyfiyete bakmak gerekiyor. Senede oniki sayı yayınlamak için kaliteden feragat eden dergiler piyasayı işgal etmiş durumda. Pek çoğu dergilerini çıkarabilmek için büyük fedakârlıklar yapıyorlar, bunu takdir etmemek elde değil, fakat yol ve yöntem yalnızca dergiyi çıkarmak üzerine kurulduğunda istenen neticeler alınamıyor. Bu iş para ile, patron ile cilalı dergiler çıkarma meselesi değil. Bu olmamalı zaten. Bu iş gönül meselesi, adanmışlık meselesi. Bu anlamda kendisini Türk şiirine adamış ve varlığını Türk şiirinin varlığı ile eş tutan dergilere daha fazla ihtiyacımız var. Karagöz dergisi bunun güzel örneklerinden biri. Üç ayda bir yayınlanmasına karşın 2008’den bu yana niteliğiyle ve özverisiyle Karagöz’ün Türk şiirine çok şey kazandırdığına inanıyorum. Görsel malzemelerinden tutun, grafik tasarımına, dizgisine, dağıtımına kadar dergi şairlerinin yoğun emeği bulunan Karagöz dergisi, herkesin takdir etmesi gereken bir işi başarıyor bence. Güzel sanatlar öğrencisi genç şairler çizimleriyle, grafiker şairler tasarımlarıyla, tecrübeli isimler ise ağabeylikleri ile derginin niteliğini artırma noktasında gayret gösteriyorlar. İçerik noktasında da Karagöz’ün Türk şiirinde önemli bir yeri olduğunu düşünüyorum. Elbette bu zamanla daha iyi anlaşılacak. Geçmişte Atlılar, Şehrengiz vb. dergiler bu yolu açmıştı. Şimdilerde o eski özeni ve samimiyeti bulmak güçleşti. İtibar dergisi de son iki yıldır Türk şiirinin gelişmesi adına gençlere alan açmasıyla dikkatleri çekiyor. Son yirmi yılın önemli isimlerini dosya konusu yaparak yeni nesillerin tanınmasına imkân sağlıyor. Poetik anlamda belirgin bir çizgisi olmasa da İtibar’ı yetenekli kalemlere fırsat tanıması bakımından önemli görüyorum. Dergâh, Aşkar Dergisi, Fayrap, Mahalle Mektebi, Edebiyat Ortamı, İzdiham, Kuyudaki Koro, Kertenkele, Hacı Şair gibi dergilerin de Türk şiiri bağlamında canlılığın göstergelerinden olduğunu düşünüyorum. Kimi yayınına ara veren bu dergilerimizin daha uzun yıllar genç kuşakların şiirlerine mecra olacağını kanaatindeyim.

3- Bu yılın hiç şüphesiz en dikkat çeken ismi Emre Öztürk. Karagöz’ün son sayısında yayınladığı “İniş Takımları Açılmayan Puma” ve yine Vural Kaya’nın Mahalle Mektebi’nde yayınladığı “Dayım Ölmedi Facebookta Yaşıyor”, Hakan Şarkdemir’in “Lokman Hekim Baladı” dikkatimi en çok çeken şiirler oldu.

4- Melih Tuğtağ, İrfan Dağ, Özgür İren Bayram, Emre Öztürk, Berat Bıyıklı, Emrah Tahiroğlu, Betül Aydın, Mehmet Bıyıklı dikkatimi çeken isimler. Bu arkadaşlar iyi çalışıyor. Ortaya koyduklarından bu anlaşılıyor.

5- Türkiye Yazarlar Birliğinin geleneksel ödülleri bu yılın belki en güzel gelişmelerinden biriydi. Her yıl veriliyordu belki ama iletişimin artmasıyla ödüllerin daha isabetli verilmesi noktasında saha araştırmasının ayrıntılı yapıldığı kanaati oluştu bende. Hem şiir hem de genel olarak edebiyat anlamında tutarlı bir ödüllendirme oldu. Mustafa Aydoğan gibi Türk şiirine hizmet eden bir şaire ödül verildi örneğin. İlki 2010’de gerçekleştirilen “Zemçi Çetinkaya” şiir ödülünün de Emre Öztürk gibi genç ve yetenekli bir şaire verilmesi de bence bu yılın en güzel gelişmelerinden biriydi.

 

Mustafa Uçurum sordu

Güncelleme Tarihi: 20 Mayıs 2016, 10:48
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20