Çocuklara öykü yazmayı seviyor

Çocuk edebiyatında en çok eser verenlerden biri olan yazar Hasan Kallimci ile konuştuk.

Çocuklara öykü yazmayı seviyor

Hasan Kallimci, çocuk edebiyatına seksenden fazla eserle katkı sağlamış bir yazarımız. Yıllarını  bu amaca harcamış. Çocuk edebiyatının dışında büyükler için kaleme aldığı araştırma ve denemeleri de var. Kendisiyle ikamet ettiği Denizli’de konuştuk.

Çocuk edebiyatı, edebiyatımızda öksüz bir alan, uğraşanı pek yok. Neden bu alanda emek veriyorsunuz?

Çocukluğumda, okuma yazmayı öğrendiğimde ilk karşılaştığım hikâyeler; Fareli Köyün Kavalcısı, Heidi, Pinokyo, Kırmızı Şapkalı Kız türünden yabancı kültürlerin eserleriydi. Çocuklarımız da bu hikâyeleri okuyarak yetiştiler. Torunlarımızı Harry Potter hikâye ve filmleri ile büyütmeye başladık. Bu durumda, eli kalem tutan bir eğitimci olarak, çocuklarımızı kendi hikâyelerimizle buluşturma görevini yüklenmekten daha tabii bir şey olamazdı. Burada şunu özellikle belirtmek istiyorum: Hiçbir millet, eğitim ve öğretimi, dünya vatandaşı insanlar yetiştirmek için yapmaz.

Emeğinizin karşılığını  aldığınızı düşünüyor musunuz?

Az okuyan, hiç  denecek kadar az yazan bir toplumda yazarın emeğinin karşılığını  alması düşünülemez. Bu tür çalışmalar, maddî  beklenti düşünülerek de yapılamaz. Sorunuza, Anadolu esnafının bu tür sorulara verdiği cevabı vereceğim. “Şükür… Allah bereket versin.” Sanırım bizim karşılığımız her zaman etrafımızda olan çocukların daha bilinçli büyümeleri olacak.

Hasan Kallimci, Dünya Sizlere EmanetEvet etrafınızda hep çocuklar var. Okullarda öğrencilerle buluştuğunuzu görüyorum. Çocukların ilgisi nasıl bir yazara karşı? Neler hissettiriyor?

Yazar, çocukların gözünde çok büyük bir insandır. Heyecanlanıyorlar, ilgiyle dinliyorlar. Çok güzel, yerinde sorular soruyorlar. Yapılan hizmetin önemini takdir eden eğitimci arkadaşlardan teşekkürler alıyorum. “Hasan bey, sayenizde öğrencilerimiz kitap okumaya başladılar.” sözünü çok işitiyorum. Çocukların yazarlarla ve eserleriyle buluşturulması, Cumhurbaşkanlığının başlattığı “Türkiye Kitap Okuyor” kampanyası çerçevesinde, büyük bir proje olarak, yurt sathında kesintisiz uygulanmalı. Okumama ve yazmama hastalığına ancak bu şekilde çare bulabiliriz. Ben, edebiyat sohbeti ve imza günü tertiplemek için aldığım bir yıl süreli vilayet olurları ile çocuklarımızla buluşmaya çalışıyorum. Burdur’da, merkez ilköğretim okullarından birine gitmiştim. Çocuklardan iki tanesi, bir yazarın okullarına kadar gelmesine ihtimal vermemişler. Benden kimliğimi göstermemi istediler, yazar rolü oynayan biri olmadığımı, gerçek Hasan Kallimci olduğumu anlayınca gülümsediler.

Öğretmenlik geçmişinizde var. Öğretmenlikten mi yazarlığa geçtiniz. Yani öğretmen olmadan da yazıyor muydunuz?

İlkokul 5. sınıftan itibaren yazmaya başladım. Ortaokul ve öğretmen okulunda öğretmenlerimden teşvik görmem, yazdıklarımın değerlendirilerek öne çıkarılması; öğretmen olduktan sonra çocuklarımızın ellerine kendi hikâyelerini kitap olarak verme arzum… Bunlar beni bugünlere getirdi.

Yazdığınız hikâyeler yaşanmış hikâyeleri andırıyor. Nasıl yazıyorsunuz?

Çevremizde pek çok olay yaşanır. Bu olayların durumuna göre sevinir, üzülür, üzerinde konuşur ve sonrasında unuturuz. Yazar, olaylara farklı bakar, onlardan farklı etkilenir, duygulanır. İçindeki sese göre, şiir, hikâye, roman gibi tarzlarda işler. Yazdıklarım arasında konuları gerçek hayattan olanlar önemli yer tutuyor; tabii ilhamla gelenler de var. Tarihimizden, kültürümüzden de faydalanıyorum. Türk dünyasının destanlarından bazılarını çocuklarımız için romanlaştırdım, 22 kitaplık bir set oluştu.

Hasan Kallimci

Kitaplarınızdan çizgi film yapılmaya da başlandı.  Süreç nasıl gelişti? Çizgi filmler yayınlanmaya başlandı mı?

TMC adlı film ve müzik yapımcısı firma, benden kitaplarımı istedi; okudular. Onlardan esinlenerek üç boyutlu, seri çizgi filmler planladılar. Benden de çizgi filmlerin hikâyelerini yazmamı istediler. Bir yıldır, TMC ile birlikte çalışıyoruz. Çizgi film, büyük emek ve zahmet isteyen bir iş, zaman alıyor.  Hikâyelerini yazdığım ürünler, sanırım önümüzdeki aylarda, firmanın ürünlerini sattığı televizyon kanallarında gösterime girecek.

Bu yıl  İstanbul kitap fuarının ana teması çeviriydi. Sizin de pek çok eseriniz var, çizgi filmler de çevriliyor. Başka bir dile çeviri söz kounusu mu? Yurtdışında da çocuklar var sonuçta?

Bugüne kadar, eserlerimden hiçbiri Türkiye dışındaki dil ve lehçelere çevrilmedi ama bir ilk çalışma olarak, TÜRKSOY’da görevli bir Başkurt Türk’ü olan Ahat Salihov tarafından yapılıyor. Zeki Velidi Togan’ı anlattığım “Büyük Ayrılık” adlı hikâyem, Başkurdistan’daki dergilerde yer alması için Başkurt Türk Lehçesine ve Rusça’ya çevriliyor. Çizgi filmler de yurt dışındaki televizyon kanallarına satılacak şekilde hazırlanıyor. Önümüzdeki aylarda ve yıllarda, bu alanda da gelişmeler olacağı düşüncesindeyim.

Sadece çocuk kitaplarıyla uğraşmıyorsunuz. Ahilikle ilgili eseriniz de var. Denizli Ahileri kitabınız 3. baskısını yapıyor. Ahiliği neden önemsiyorsunuz?

Bir çocuk edebiyatçısı  olsam da halk kültürü ile ilgili konulara ilgisiz kalamadım. Ahilik kültürünün Denizli insanı üzerinde bugünlerde bile etkili olduğunu gördüm. Birkaç yazı dışında Denizli Ahiliği ile ilgili çalışma yapılmamış olduğunu tespit ettim. Bu konuyu zaman ayırarak araştırdım. “Denizli Ahileri” adlı eser ortaya çıktı. Ayrıca, köy ve kasabalarımızdaki şakacı, nüktedan insanların hatıralarından derlediğim, “Denizli’nin Nasreddin Hocaları” adlı bir eserim daha mevcut. Bu tür araştırmalar da milletimize hizmet açısından önemli. Çünkü nice bilgi ve eserler, kültür değerleri zaman içinde yokluğa karışıyor…

Yeni çalışmalarınız var mı? 

Bir yıldır, çizgi film hikâyeleri üretmek dışında tek hikâye yazabildim. Tabii bu durum beni rahatsız ediyor. Ufak tefek kaçamaklar yapmaya, çizgi film hikâyesi dışında, planladığım fakat el sürmeye zaman bulamadığım konularda da yazmaya çalışıyorum. Bir de http://www.hasankallimci.com/ sitemize periyodik olarak yazılar yazıyorum.

Bize vakit ayırdığınız için teşekkür ederim.

Şahsıma, eserlerime, çocuk edebiyatına gösterdiğiniz ilgiden dolayı ben de teşekkür ederim.

 

Ömer Faruk Pekuz konuştu.

Güncelleme Tarihi: 13 Ocak 2015, 12:39
YORUM EKLE

banner19