banner17

Çocuk kitabıyla çocuk edebiyatı ayrı

Çocuk yayıncılığına kendisini adamış bir isim Melike Günyüz. Erdem yayınları editörü Günyüz ile çocuk yayıncılığını ve çalışmalarını konuştuk.

Çocuk kitabıyla çocuk edebiyatı ayrı

Biraz kendinizden bahsedebilir misiniz..?

Çocukların okuma kültürünü geliştirmek üzere bütün hayatını planlayan biriyim. Çocuk kitabı editörlüğü yapıyorum, çocuk edebiyatı dersleri ve seminerleri veriyorum. Çocuk kitapları tanıtmak üzere yazılar yazıyorum.

Çocuk edebiyatına hizmet veren Erdem Yayıncılık ne kadar süredir yayın hayatında?

1984 yılından beri yayın yapıyoruz. 1000 civarında eser yayınladık. Zaman aşımına uğrayan kitapları yayından kaldırıyoruz. Her yeni yayının bir öncekinden bir adım önde olmasına çaba harcadığımız için de çok hızlı yayın yapamıyoruz.

Neden çocuk edebiyatı, Türk edebiyatında çocuk edebiyatının eksikliği çok mu fazla?

Çocuk kitabı ile çocuk edebiyatını ayırmaksak bu alanın gelişmesine katkıda bulunma şansımız yok. Edebiyat herkes içindir. Bir çocuk kitabından bir yetişkin de zevk almıyorsa bu edebiyat değildir. Çocuk edebiyatı metninden, hangi yaşta olursa olsun herkes edebi bir lezzet almalıdır. Bu bakış açısı ile değerlendirdiğimizde yayınlanan binlerce kitabın kaçı edebiyat metni kaçı çocuk kitabı karar verebiliriz. Çocuk kitaplarında edebi kaliteyi artırmadıkça geleceğin iyi okurlarını yetiştirebilme şansımızın olmadığını düşünüyorum.

Çocuk edebiyatı kitap okuma grubunuz var. Neler yapıyorsunuz grupla? Amacınız nedir?

Yıllardır çocuk kitabı sektörünün gidişatını belirleyen unsurların başında fiyat rekabeti ilk sırayı alıyordu. Bu alan sadece fiyata endeksli ürün üretilebilecek bir alan değil. Zira Türkiye’de yavaş yavaş değişen bir öğretmen ve ebeveyn profili söz konusu. Tüketim alışkanlıkları, eğitime ailelerin ayırdığı bütçe, SBS sınavları, özel okullaşma oranı gibi pek çok etken aslında bu alanın dinamiklerinden bir kaçı. Öte yandan hem pazarı doğru okumak, hem çocuk edebiyatı alanını tanımak ayrı bir ihtisaslaşmayı mecburi kılıyor. Artık yayınevleri editörsüz iş yapamıyorlar. Editörlüğün bir okulu yok. Bu işi yapabilmek için adanmış bir gönül ve adanmış bir ömür gerekiyor. Hem dünyadaki trendleri yakından tanımanız, hem ülkenizin beklentilerini bilmeniz hem de kendi müşteri profilinizi iyi analiz etmeniz gerekiyor ki doğru ürünü çıkartabilesiniz. Pazarın büyüklüğünden daha fazla ürün üretiliyor. Bunu nereden mi anlıyoruz. Üç ya da beş yıl içinde ikinci baskısı yapılamayan kitaplardan.

26022Bilim Sanat Vakfı’ndaki çocuk edebiyatı okuma programları tam da az önce ifade ettiğim şartların bir sonucu olarak ortaya çıktı. Bu grubun tohumları bundan beş yıl önce çocuklara yönelik dergi çıkaran bir ekibin, çocuk edebiyatı alanını tanımak için benden kılavuzluk etmemi istemesiyle başladı. Bu arkadaşlarımla çok sıkı okumalar yaptık. Çocuk kitaplarının ötesine taşınan zevkli okuma saatlerimiz oldu. Başka arkadaşlardan gelen istekler çalışmalarımızı bir merkezde toplama ihtiyacını doğurdu. Bilim Sanat Vakfı’nda aslında bir atölye kurmak istiyorduk. Alanı az çok bilen bir ekiple özellikle çocuk edebiyatı teorisi üzerinde çalışmayı istiyordum fakat müracaat eden arkadaşların yabancı dil eksiklikleri nedeniyle projeyi şimdilik erteledik ve düzenli çocuk kitapları okuma şekline dönüştürdük. On beş günde bir yaptığımız bu programlarda yazar odaklı metinler okuyoruz. Eserlerinin çokluğuna ve derinliğine göre bir yazarı bir ya da iki hafta içinde her yönüyle (dil, kurgu, tema, mesaj, alt mesaj, çocuk algısı…) değerlendiriyoruz. Derslerimizin ses kaydını da alıyor ve daha sonra da raporluyoruz. Okuma grubumuzda editörler, yazarlar, anneler, Türkçe edebiyat öğretmenleri, okul öncesi öğretmenleri ve öğrenciler var. Ekibimiz, bu alanda okunacak daha ne kadar çok kitabın olduğunun farkında. Acele etmeden, sindire sindire ve yaptığı işten büyük bir zevk alarak okumalarını sürdürüyoruz. Ben bu ekibin içinden iyi editörlerden ziyade iyi yazarların çıkacağına inanıyorum.

Bir de MÜSİAD üyeliğiniz var..

Evet, eğitim komisyonunda görevliyim. Şubat ayında Mesleki Eğitimde Yeni Açılımlar Çalıştayı düzenledik. Mesleki eğitimle ilgili Türkiye’de son beş yıl içinde çok ciddi değişimler söz konusu. Bu süreç sadece MEB’in dahil olduğu bir süreç değil. Çalışma Bakanlığı, iş adamları, Mesleki Yeterlilik Kurumu bu değişimin içinde. MÜSİAD olarak biz de nitelikli ara eleman ihtiyacının nasıl sağlanabileceğini tartışmak, son değişiklikleri daha yakından takip edebilmek ve bu süreçte eksik kalan kısımların nasıl tamamlanabileceğiyle ilgili bir bilgi oluşturabilmek için organize ettiğimiz çalıştaydan çok verimli sonuçlar elde ettik. Önümüzdeki aylarda çalıştay kitabını yayınlayacak ve kamuoyu ile de paylaşacağız.

Bunların dışında yaptığınız başka uğraşlar var mı? Kadın olan, anne olan, eş olan Melike Günyüz için bütün bu işleri bir arada yürütmenin zorlukları ve güzellikleri nelerdir?

Türk çocuk kitaplarının yurtdışına pazarlanması konusunu çok önemsiyorum. Yayıncılarımız bu konuyu gündemlerine aldıkları anda uluslar arası kalitede kitap üretmekle kalmayacak, yazarlarını zorlayarak uluslar arası nitelikte eserler ortaya koymalarına zemin hazırlayacaklardır. Kendi masal kitaplarımı beş ülkeye sattık. Üç dilde baskısı gerçekleşti. Ulusal komitede görevliyim. Bu komite Kültür Bakanlığı başkanlığında Türkiye Yayıncılar Birliği, Basın Yayın Birliği, Yazarlar Birliği ve Yazarlar Sendikası’ndan birer yetkilinin görev aldığı bir komite ve özellikle Türk edebiyatı eserlerini ve Türkiye’den eserleri yurtdışı fuarlarda tanıtmak amacıyla görev yapıyor. Ben de bu komitede çocuk kitapları yayıncılarını temsilen bulunuyorum. Mart ayının sonunda ulusal stant görevlisi olarak Bologna Çocuk Kitapları Fuarı’nda idim. Ülkemizden birkaç yayıncı da bu fuarda eserlerini satmak için büyük bir çaba harcadı. Bunlardan biri de benim kurumum olan Erdem Yayınları idi.

Üretmek bir yaşam biçimi haline gelince zihniniz sadece bu yönde çalışıyor. Her an alanınızla ilgili yeni fikirler üretiyorsunuz. Bu meslekte on altı yıldır çalışınca çok ciddi bir bilgi birikiminin yanı sıra üretim alışkanlığı da ediniyorsunuz. Ama her şey sonuç itibarıyla işi sevmekle ve disiplinli çalışmakla ilgili. Çocuklarda bu disipline alışıyorlar.

Ne gibi projeleriniz var, yayıncılık adına?

Bunları şimdi burada söylersem rakiplerime bilgi vermiş olurum. Ama nihai hedefim Türkiye’de yayımladığım kitapları yurtdışında da yayınlayabilmek.

“Çocuk” desek, aklınıza ilk ne gelir..?

Sabır. Çocuklara karşı sabırlı olmazsak hiçbir sonuç alamayız. İkincisi de saygı. Çocuğuna saygı gösterirsen, saygı görürsün.

 

 

Zeynep Delav konuştu

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2016, 14:24
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20