Cannes'daki Medine-i Münevvere Mescidi'nin Kurucusuyla Konuştuk

Mustafa Dali, Cezayir asıllı bir Fransız. Cannes’daki Medine-i Münevvere Mescidi'nin kurucusu olan Mustafa Dali, Fransa’da Müslümanlar’ın yaşadığı problemler ve Cannes’daki camiyi açma serüvenine dair Mehmet Erken ve Cankat Kaplan'ın sorularını cevapladı.

Cannes'daki Medine-i Münevvere Mescidi'nin Kurucusuyla Konuştuk

Mustafa Dali, Cezayir asıllı bir Fransız. Eski bir aktör. Sonrasında ihtida etmiş ve Fransa’nın Müslüman isimleri ile ilişkiler kurmuş. Cannes’da “Medine-i Münevvere” mescidinin kurucusu. Eski bir aktör olan Mustafa Dali, 1980’li yılların başında ihtida etmiş ve farklı sufi gruplar ile ilişki içine girmiş. Paris’de başlayan hayatını Cannes’da sürdüren Mustafa Dali, pek çok zorluk sonrasında Cannes şehrinde bir cami açmaya muvaffak olmuş. Kendisi ile Fransa’da Müslümanlar’ın yaşadığı problemler ve Cannes’daki camiyi açma serüvenine dair kısa bir söyleşi gerçekleştirdik.

Nerede doğmuştunuz?

Cezayir topraklarında doğdum fakat o zaman bizim topraklarımız Fransız toprağı idi. Dolayısıyla Fransız vatandaşı olarak doğdum. Babam da tam bir Fransızdı. Arapça bilirdi ama bütün diplomaları Fransız diplomasıydı. Ben 6 yaşında Paris’e geldim. Diğer Cezayirlilerden farkım, bir muhacir olarak Fransa’ya gelmemiş olmam. Bir Fransız vatandaşı olarak doğduğum için bana muhacir muamelesi yapamıyorlar. Zaten Arapçayı da sonradan öğrendim. Fakat adım Mustafa. İşte bu, işleri karıştırıyor. Fransız halkı ırkçıdır. Sevmez. Kötü bakar…

Fransa’da yaşayan Müslümanlardan bahsedebilir misiniz biraz?

Fransız Müslümanlar kendilerini biraz gizlerler. Daha görünür olan gruplar genelde Vahabilerdir. Bunlar da yeni Müslüman olmuş, internet üzerinden bazı gruplar ile iletişim kuran ve bunu göstermeye başlayan insanlardır. Fransız hükümetinin radikal grupları görmezden geldiğini ve önlerini açtığını düşünüyorum. Fransa’da Vahabi İslam’ı yükseliyor, hükümet tasavvufi akımları istemiyor.

Fransa’da ne kadar sufi grup var peki?

Çok fazla var fakat görünür olmadıklarını söyleyebilirim. Genelde evlerinde buluşurlar. Ben mesela Michale Valsan’ın takipçileri ile bir evde tanışmıştım, 1982 yılıydı. Michael Valsan vefat etmişti. Onun takipçileri büyük bir villada her cumartesi meclis düzenliyorlardı. Valsan vefat ettikten sonra gelenekselciler kendi aralarında farklı gruplar halinde toplanmaya başladılar. Chodkiewicz, Ahmed al-Alavi’nin tarikatını takip eden Müslümanlar veya Roty ailesi bu manada önemli isimlerdir. Tabi ki Türkiye’den Şeyh Nazım Kıbrısi’nin de takipçileri vardır.

Siz yerleşmek ve faaliyette bulunmak için neden Cannes şehrini seçtiniz?

Cannes’ın ilginç bir özelliği vardır. Küçük olmasına rağmen uluslararası ilişkilerin yoğun olduğu bir kenttir. Fransa’da bu özeliğe sahip iki şehir vardır zaten. Bir tanesi Paris, diğeri de Cannes. Paris çok büyük, çok fazla siyaset var, herkes orada, orada bir şey yapmak çok zor. O nedenle ben Cannes’a yerleşmeyi tercih ettim. Burası küçük, uluslararası bir kent.

Camiyi açma sürecinizi biraz anlatabilir misiniz?

Ben, daha önce kurduğum İbn Haldun Derneği’ni faaliyete sokmak için bir yer kiraladım. Bir avukat tuttum. Çünkü hükümetin bu konularda çok detaylı bir nizamnamesi mevcut. Her şeyi en ince ayrıntısına kadar kontrol ediyorlar. Bir kültür merkezi açmak istiyorsanız, bunun onlarca kuralı var. Bu kültür merkezinin arkasında başka bir şey olduğunu tahmin ediyor ve işi yokuşa sürüyorlardı. Bunların hepsini ayarladım. 2001’de bir tane daha dernek kurdum, bu dernek sadece İslam ve İslam’ın pratik alanda uygulanması ile ilgiliydi. Sonra bu dernek, benim ilk derneğimden bir oda kiraladı. Bu yol, Fransa’da kanunun yanından dolaşmanın bir yolu, başka yolumuz yoktu. Fransa’da, yaptığınız bir iş kanuna aykırı ise veya ufacık bir eksiğiniz varsa, bitersiniz.

Peki Fransa bir cami açılmasını kanunen nasıl yasaklıyor?

Hayır, kanun bunu yasaklamıyor. Benim bir Fransız vatandaşı olarak bunu açmak hakkım var. Onların yaptıkları işi yokuşa sürmek.

Biz cami açmak için niyetlendiğimizde bir finansör bulmaya çalıştık. Arap birisiydi. Şehrin merkezinde bir cami açmak istiyordu. Bu işin zannettiği kadar kolay olmadığını anlatmaya çalıştım. İşi bana bırakmasını istedim ve bütün hukuki mevzuatı hallederek, camiyi 1-2 sene içinde açacağımın güvencesini verdim. Fakat beni dinlemedi. Sonrasında 2001 yılında bu işe giriştik.

Şu an düşündüğüm şey ise, şehrin merkezinde yer alacak, içinde park, bahçe, binalar ve konferans salonlarının olacağı çok daha büyük bir proje. Hükümetle bununla alakalı görüşmeler halindeyiz fakat kabul ettiremiyoruz. İş Müslümanlarla ilişkilere gelince, kanunun çok da işlemediğini söylememiz lazım. Fransa’da anayasa vardır, kanunlar vardır, her şeyin üstündedir ama Müslümanlarla ilişkilerde bu kanunlar işlemez genelde…

 

Konuşan: Mehmet Erken - Cankat Kaplan

Yayın Tarihi: 05 Mayıs 2016 Perşembe 11:11 Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2016, 11:11
banner25
YORUM EKLE

banner26