Bulgaristan'da müftü krizi bitti!

Balkanları dolaştık. Bulgaristan durağımızda Yüksek İslam Enstitüsü öğrencisi Ayşe Halil ile konuştuk.

Bulgaristan'da müftü krizi bitti!

Sofya’da neler oluyor?

BURA’nın (Boğaziçi Üniversiteliler Derneği) -geçen ayın sonu, bu ayın başında- düzenlemiş olduğu Rumeli gezisine iştirak etmiştim. Beş gün boyunca güzel bir hatta seyran ettik. Filibe, Sofya, Üsküp, Priştina, Prizren, Kalkandelen, Struga, Kırcaali... Kâh sınırlar geçtik kâh şehirleri dolandık. Bereketli bir seyahat oldu, elhamdülillah. Şerefü’l-mekan bi’l-mekîn, denir; mekanın şerefi mekanda bulunanın şerefiyledir. Bunu bir kez daha tecrübe ettim.

İlk gün akşamüzeri Sofya’ya vardığımızda bir iki saatlik şehir turundan sonra (müftüyü makamında ziyaret edip namazı müteakip grupça yemeğe geçtik.) Ayşe Halil’le tanıştık, hasbihal ettik. Ayşe, Bulgaristan’da doğup büyümüş. Yüksek İslam Enstitüsü üçüncü sınıfta okuyor. Ona Bulgaristan’ın ahvalini sorduk.

Ayşe, kendinden ve ailenden bahseder misin?

Bulgaristan’ın yeşillikler diyarı olarak tanınan Kırcaali bölgesinde doğdum ve büyüdüm. İsmim Ayşe Halil. Dedemin söylediğine göre bize Tiryakiler denirmiş. Köyümüz Geren’de, dedem daha sekiz dokuz yaşlarında iken yani yaklaşık olarak 1908 yılında sadece dört beş aile yaşıyormuş. Kuzenimin araştırmasına göre büyük dedelerimiz Osmanlı’dan önce Konya bölgesinden göç ederek Bulgaristan’a yerleşmişler. Hatta bazı eski mezarlarda “Urfalı filanca kişi” yazıyormuş. Yani ailem o zamandan beri Bulgaristan’da yaşıyor.

Bulgaristan Yüksek İslam Enstitüsü öğrencisi Ayşe Halil
Bulgaristan Yüksek İslam Enstitüsü öğrencisi Ayşe Halil

Hangi okullarda okudun ve hedeflerin neler?

Ben Mestanlı İmam Hatip mezunuyum. Sonra bir yıl İstanbul’da eğitim gördüm. Şimdi ise Sofya Yüksek İslam Enstitüsü’nde üçüncü sınıf öğrencisiyim. Mezun olunca inşaallah Konya’da yüksek lisans sonra da İstanbul’da doktora yapmak istiyorum.

Bulgaristan'da Müslümanlara karşı yapılan zulümlerle alakalı neler söyleyebilirsin?

Halkımız totaliter rejim döneminde birçok işkenceye maruz kalmış. Mezar taşlarındaki isimler de dahil olmak üzere bütün isimler değiştirilmiş. Din dil tamamen yasak olup Türkçe konuşanlar tespit edilip “Belene” denilen hapishaneye... Oradan sağ çıkabilenler de sürgün ediliyorlarmış. Kadınları mini etek giymek için zorlanmışlar ve bunun için ölenler dahi olmuş. O dönemde yaşanan olaylar çok kötü olmakla birlikte günümüzde özellikle de gençler üzerinde hala etkileri görülmektedir.

Bulgaristan’daki İmam hatip liseleri ve Sofya’daki Yüksek İslam Enstitüsü hakkında -müfredatları, öğrenci kapasitesi, halkın rağbeti... Bu gibi konularda- biraz bilgi verebilir misin?

Bulgaristanda üç İHL var ama burda onlara ''İlahiyat lisesi'' deniyor. Bir öğrenci sınırlaması yok. Bu okullarda İslami bilgiler ( Kuran, Hadis, Fıkıh, Tefsir, İlmihal...) ve genel kültür ( Tarih, Coğrafya, Felsefe, Fizik, Kimya, Resim...) dersleri ile dil ( Türkçe, Bulgarca, Arapça, İngilizce) dersleri veriliyor. Her üç lisede de öğrenci sayısı ortalama elli ile yüz arası değişebiliyor. Mezunları sadece imam, vaiz, olarak müftülükte görev aldıklarından dolayı halkın rağbeti pek olmuyor. Fakat diğer yönden mezunlar iki diploma aldıkları için istedikleri her üniversitede okuyabiliyorlar.

Yüksek İslam Enstitüsü, İlahiyat Fakültesi benzeri bir kurum. Ders olarak felsefe, din sosyolojisi, psikolojo, pedagoji- metadoloji, Osmanlıca, İslam Türk Edebiyatı vs..  dil olarak Türkçe, Bulgarca, Arapça, İngilizce ve din dersleri. Mezun olunca müftü, vaiz, imam, okullarda din dersi öğretmeni ve Kuran kursu öğretmeni olunuyor. Enstitünün öğretim kadrosu çoğu Bulgaristan vatandaşı olmak üzere değişik üniversitelerde yetişen hocalardan oluşmaktadır. Rektör, Bulgar vatandaşı olmak zorundadır. Rektör yardımcısı ise Türkiye’deki bir İlahiyat Fakultesi hocası olmaktadır. Rektör yardımcısı aynı zamanda öğrencilerin iaşe ve ibadesini sağlayan finans kaynaklarıyla ilgilenmektedir. Tefsir hocamız Ürdün mezunu olup doktorasını Türkiye’de tamamlamış. Arapça hocamız Medine mezunudur.  İslam tarihi hocamız Ürdün mezunu olup Selçuk Üniversitesi’nde yüksek lisansını tamamlamıştır. Din dersleri dışındaki dersler Sofya Üniversitesi hocaları tarafından doldurulmaktadır. İngilizce ve Türkçe Türk hocalar tarafından verilmektedir. Enstitümüzün ders müfredatı Türkiye’deki ilahiyat fakültelerine çok benzer.

Bulgaristan'daki Türklerin okuma oranı, ilgi ve alakaları nasıl?

Türkler arasında okuma oranı düşük ama Bulgaristan’ın hemen her Üniversitesinde okuyanlar mevcuttur.

Sofya’da kaç cami var, cemaati ne kadar?

Sofya’da şu an faaliyette olan sadece bir cami var. Yaklaşık olarak sabah namazı için on beş yirmi, diğer vakitlerde kırk elli kişi...  Ama cuma namazlarında bin kişiyi bulur, hatta camii yetmez cemaat yola taşar.

Bulgaristan'da ne kadar Türk var? Hangi bölgelerde daha yoğunlar? Müslümanların hepsini Türkler mi oluşturuyor?

Müslümanları sadece Türkler oluşturmayıp aynı zamanda Pomaklar, Araplar, Çingeneler ve Bulgarlardan Müslüman olup da gizlenenler var. Yakın zamanda yapılan bir sayım yok. 2007 yılındaki sayıma göre Türk sayısı 7500. En çok Türk olan bölgeler Kırcaali ve Hasköy (Haskovo). Deliorman bölgesi, Şumnu (Şumen), Rusçuk (Ruse), Dobruca (Dobriç)’da Türkler Bulgarlarla birlikte yaşamaktadır. Bulgaristan’ın diğer bölgelerinde Türkler toplu halde yaşamayıp sayıları azdır.

STKlarla bir irtibatın var mı?

Maalesef yok.

Müftülük krizi ilgili ne demek istersin? Elhamdülillah sorun çözüldü. Sofya'da makamını teşrifinin ertesi günü müftüyü ziyaret de ettik.    

Müftülük krizini iki üç yönden değerlendirmek mümkün. Bir Müslüman halkının şuursuzluğu, iki devletin Müslümanları ezmeye çalışıp vakıflara sahip olmak isteyişi ve son olarak da gerek baş müftülük gerekse diğer müftülüklerin işini gereği gibi yapmadıklarıdır. Fazla detaylara inmeden bunu Allah’tan hepimize inen rahmet tokadı olarak değerlendiriyorum. Ve her şeye rağmen hâlâ “uyanmadık” ve var gücümüzle “uyumaya” devam ediyoruz.

Bulgarların Müslümanlara bakışı ve genel hava hakkında... Mesela biz yolda bir hanıma rastladık ve bizi Bulgaristan’da okuyan Türk öğrenciler zannedip evini kiralamak istedi. Çünkü Türkleri iyi ahlakı ile tanımış. Oysa yolda terörist diye haykıran tipler de varmış. Bunu nasıl açıklarsın?     

Bulgaristan’da sünneti yaşamaya çalışmak ya da en azından dindar hayatı yaşamak zor. Ben (tesettürlü biri olarak) hemen hemen her gün sözlü saldırılara maruz kalıyorum. Psikolojik açıdan bunlara alışmış durumdayım. Zor da olsa onlara tebessüm ve hidayet dualarıyla karşılık veriyorum. Onlara karşı kendimi daha da mes’ul hissediyor ve aklıma Peygamberimiz (sav) sözleri geliyor:  “Onlar bilmiyor ya Rabbi”, bu sözlerle teselli ve güç buluyorum. Bu saldırılar sadece Bulgar halkından gelmiyor. “Müslümanım.” diyen insanlardan da geliyor. Aynı zamanda genç Bulgarlar tarafından iltifatlar gelmiyor da değil fakat bunlar binde bir. Bazı Türkler ise ''Müslüman'' olduklarını söylüyorlar fakat tesettürlü bir hanım ya da genç bir imam gördüklerinde utanıp kaçıyorlar. Kuran’dan bir ayetin mealini söylesem bana ''Sen büyücüsün çünkü bu sözler çok güzel'' diyorlar. Her yerde her türlü insanla karşılaşmak mümkün. Açıkçası ben her insanın içinde bir “çocuk” yattığına ve o “çocuğa” sevgi ve hoşgörüyle yaklaşılırsak yeni yeni fetihler olacağına inanıyorum. Saldırılara karşı güler yüzle cevap verdiğim zaman karşımdaki insanın ne kadar mahcup olduğunu görebiliyorum.

Kıymetli vaktinden aldık, çok teşekkür ederim.

 

 

Suleyha Şişman sordu

Yayın Tarihi: 27 Mayıs 2011 Cuma 15:52 Güncelleme Tarihi: 26 Ocak 2012, 12:00
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26