Bosna'nın en eski kültür kurumunu konuştuk

Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi, Bosna Hersek'in sürekli faaliyet halinde olmuş en eski kültür kurumu. Hacer Kor, bu kütüphaneden Hamza Lavic ile kütüphane hakkında konuştu..

Bosna'nın en eski kültür kurumunu konuştuk

Geçtiğimiz ay gerçekleştirdiğim beş günlük Saraybosna turunda, dikkatimi çeken en önemli kurumların başında Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi de vardı. Saraybosna Milli Kütüphanesi'nin henüz tadilatı bitmediği için ziyarete kapalıydı. Alternatif bir kütüphane sorduğumda Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi tavsiye edildi. Ziyaretim sırasında edindiğim bilgilerin anlam ve ehemmiyetinin yoğunluğu, Hamza Lavic Bey'in de teklifimizi geri çevirmeyip değerli vaktini ayırmasıyla bu önemli ve keyifli söyleşi ortaya çıkmış oldu.

Bize kendinizi tanıtır mısınız? Çok güzel Türkçe konuşuyorsunuz, nerede öğrendiniz?

İsmim Hamza Lavic, Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi'nin Osmanlı Arşiv Bölümü'nde çalışıyorum. Savaş zamanı bir süre Türkiye'de kaldım, ilkokul dönemlerimdi o yıllar. Sonrasında kendi ülkemde Şarkiyat Dilleri bölümünü bitirdim. Bu bölümde Osmanlıca da öğretiliyor ama daha çok kütüphanede çalışırken geliştirme imkanım oldu.

Kütüphanenin tarihinden ve bugüne geliş sürecinden genel hatlarıyla bahsedebilir misiniz?

Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi, Bosna Hersek'in sürekli faaliyet halinde olmuş en eski kültür kurumudur. 1537 senesinde Gazi Hüsrev Bey Vakfı'nın bir parçası olarak kurulmuş. Biliyorsunuz, Gazi Hüsrev Bey Bosna Hersek'in sancak beyiydi. Etrafta gördüğünüz hemen hemen bütün bu vakıf yerleri, Gazi Hüsrev Bey Vakfı'na aittir.

Tabi ilk önce Gazi Hüsrev Bey Camii kuruluyor, ardından karşısında gördüğünüz Kurşunlu Medresesi inşa ediliyor. Medrese klasik Osmanlı mimarisinin özelliklerini taşıyor. Bu medresenin yani vakfiyenin içerisinde, medrese inşasından arta kalan paralarla resmi olarak bir kütüphane kurulması emri veriliyor ve o sene de kütüphanenin kuruluş senesi olarak alınıyor. Kütüphane 1537 senesinden 1863 senesine kadar aynı yerde kalmış, yani bahsettiğimiz medresenin bir odasında.

O dönemlerde öğrenci kütüphanesi olarak, onlara gerekli kitapları sağlamak amacıyla kurulan bir kütüphane olarak işlev gördüğünü biliyoruz. 19. yüzyılın ikinci yarısından itibaren ise genel kullanıma yönelik hizmet vermeye başlıyor.

Bir süre burada kalıyor kütüphane. Bu süreçten sonra, yaşadığımız son savaş dönemine kadar çok defa yer değiştiriyor. Genelde çarşı bölümünde gerçekleşiyor bu mekan değişiklikleri. Şu anda resmi olarak, bizim İslam Birliği ya da sizin için daha anlaşılır olması açısından, Diyanet diyebileceğimiz kurum adı altında, onun bir parçası olarak faaliyet gösteriyor kütüphanemiz. Bu kurum Bosna Hersek'te devlete bağlı olarak değil, tamamen bağımsız bir kuruluş olarak varlık gösteriyor. İslam Birliği içerisinde birçok kurum ve birkaç enstitü var, özellikle vakıflar bölümü hatta tüm vakıflar bu İslam Birliği olarak isimlendirdiğimiz kurumun bir parçası olarak faaliyet gösteriyor. Kütüphane kuruluş zamanından bugüne, özellikle komünizm zamanında dahi kültürel bir faaliyet alanı olarak işlevini sürdürüyor. Komünizm zamanında bütün medreseler kapatılmış, sadece Gazi Hüsrev Bey Medresesi ve Kütüphanesi aktif olarak varlığını sürdürmüş.

Bu kütüphaneyi özel kılan daha çok nedir?

Özellikle yazmalar noktasında önemli bir kütüphane burası. Şu anda Balkanların, hatta daha geniş bir alanı da hesaba katarak söyleyebiliriz ki, Şarkiyat yazmaları açısından bölgenin en önemli kütüphanesi. Halihazırda depolarımızda on üç bin civarında el yazma kodeksi mevcut. Bu kodeksler içerisinde sayısı yirmi bine kadar ulaşan eser bulunuyor.

Eserler arasında en öne çıkan hangisi? Genellikle muhteva bakımından hangi türden kitaplar var?

Kütüphanemizde bulunan eserler arasındaki en önemli ve eski el yazması Muhammed Gazali'nin 1106 senesinde yazılmış ünlü İhya-u Ulumiddin eseri. Bundan başka XII. ve XIII. asra ait çok sayıda önemli eser bulunuyor. Bunlar sadece dini muhteviyata sahip eserler değil, özellikle tıp, astronomi, edebiyat ve şarkiyat dillerinde yazılmış çok çeşitli konuları içeren eserler bunlar.

Kullanıcı profiliniz nasıl? Hangi şartlar altında hizmet sunuyorsunuz kendilerine?

Kullanıcılarımız daha çok yurt dışından, kataloglarımız şu anda dünyanın hemen hemen bütün önemli kütüphanelerinde bulunuyor. Araştırmacılardan, özellikle tez hazırlayan öğrencilerden her gün çok çeşitli talepler alıyoruz. Çalışmaları için gereken kopyaları kendilerine gönderiyoruz. Türkiye'den, Arap ülkelerinden ve çok sayıda Batı ülkesinden araştırmacı kullanıcımız var.

Bütün el yazmalar dijital ortama aktarıldı, hepsinin dijital kopyaları var, eserlerle direkt temas söz konusu değil. Araştırmacılar burada bulunan özel bir okuma salonunda daha verimli bir çalışma yapma fırsatı bulabiliyor. Sadece tezlerini yazan, yüksek araştırmalar yapan kişiler için burada çalışma imkanı sunuyoruz. Bu özel okuma salonunda bulunan bilgisayarlarda, dijital kopyaların daha büyütülmüş ve daha kaliteli formları eşliğinde araştırmalarını yapabiliyorlar.

Savaş döneminde nasıl bir süreçten geçti Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi?

En büyük tehdit savaş esnasında yaşandı, savaşın başlamasıyla vurulan ilk binalardan biri milli kütüphanemizdi. Onun dışında Şarkiyat Estitüsü de vuruldu ve maalesef burası tamamen yandı. Enstitünün içerisinde bulunan beş bine yakın yazma eser maalesef tamamen kaybedildi, hatta kayıtların bulunduğu defterler bile yandı. Orada ne tür eserler olduğunu bugün bilmiyoruz.

Gazi Hüsrev Bey Kütüphanesi çalışanları çok büyük gayretler gösterdiler savaş zamanı. Özellikle müdür Dr. Mustafa Yahic, gösterdiği gayretiyle sekiz defa kütüphanenin farklı yerlere taşınmasına vesile oldu. En son 1994 senesiydi, kütüphanemizin en önemli eserleri milli bankamızın deposunda korumaya alınmıştı. Çok şükür biz hiçbir eserimizi kaybetmedik o dönemde. Eserlerimiz açısından büyük tehlikelerin yaşandığı bu süreçte, dijital ortama aktarım işlemleri de yavaş yavaş başlıyor. Malum savaş zamanı Saraybosna'ya yalnızca tünel yoluyla girilebiliyordu. Tünel yoluyla, dünyada İslam kültür mirasının korumasi ile ilgilenen Al-Furqan Kültür Dernegi'nin bize hediye olarak gönderdiği mikrofilm makinaları alınıyor. Çok zor şartlar altında dijital aktarım işlemini başlatılıyor.

Bildiğiniz gibi elektrik yoktu, su yoktu o günlerde. Bu makineler elektrik ve su istiyor. Ortaya çıkan bu tür eksikleri çeşitli yollarla gidermeye çalışıyor çalışanlarımız. Arkadaşlarımız bu noktada gerçekten çok özverili bir çalışma yürüttüler, ama tabi önce Allah'ın yardımıyla kurtarılabildi eserlerimiz. Önce mikrofilm süreci tamamlanıyor, daha sonra savaşın bitmesiyle birlikte dijital ortama aktarım işlemleri başlıyor. CD ve disk üzerine aktarmalar da tamamlandıktan sonra bütün kopyalarımız her kıtada bulunabilir hale geldi. Eserlerimizin tamamı koruma altında, inşallah savaş zamanı yaşadığımız tehlikelerin tekrar yaşanması söz konusu değil. Bununla ilgili birkaç sene önce bir film de yapıldı, bizim web sitemizden görebilirsiniz, “Kitaplar Aşkı” ismiyle. Al Cazira ve BBC ortak yapımı bir film.

Kütüphanenin içerisinde başka ne tür eserler var, mekanda başka bölümler de var mı?

Geçen sene yeni binamıza taşındık, Katar devletinin hediye ettiği bir bina bu. Çok güzel koşullar altında çalışıyoruz burada. El yazma fontu dışında çok önemli arşiv fontumuz da var. Bunun içerisinde sekiz bine yakın Osmanlı zamanından kalma çeşitli dökümanlar bulunuyor; fermanlar, beratlar, vakfiyeler, hüccet... Bunlar özellikle bizim kültür tarihimiz açısından önemli bir yere sahipler. Mesela, Saraybosna şeriyye sicilleri. Sadece Saraybosna'da değil, Mostar'da, Tuzla'da ve çeşitli yerlerde de var. Bunlardan başka bin beş yüze yakın vakfiye mevcut. Ayrıca resim fontumuz var; Bosna Hersek'e dair, özellikle İslam Birliği'yle ilgili, toplamda otuz bine yakın resim bulunuyor. Bunlardan başka en büyük fontlar Avrupa dillerinde basılmış ve Şarkiyat dillerinde basılmış iki font, kitapların içerdiği.

Arapça, Türkçe, Farsça ve Boşnakça basılan kitaplardan hemen hemen yirmi beş bine yakın kitabımız var, seksen bine yakın da Avrupa dillerinde Latin harfleriyle basılmış kitabımız var. Bunlar da genelde kültürle ilgili, tarih ve din konularını kapsıyor. Yeni kütüphane binamızda ayrıca bir laboratuvarımız bulunuyor, restorasyon amaçlı çalışıyor, şu anda Balkanların en donanımlı laboratuvarı bu. Özellikle son birkaç yüzyıl içerisinde kötü koşullar altında bulunan kitaplar yavaş yavaş tamire alınıyor burada. Sadece bizim kütüpnaneden değil, başka kütüphanelerden, vakıflardan, hatta özel koleksiyonlardan kitaplar buraya getiriliyor ve tamir görüyor. Binamızda ayrıca birkaç tane konferans salonu var. Kütüphanemiz artık bir kültür merkezi haline geldi, hemen hemen her gün bir konferans, bir etkinlik yapılıyor. Sadece kütüphaneyle ilgili değil, hatta bizim Diyanet'le de ilgili değil, başka kurumlar özellikle bu koşullar altında çalışmak istedikleri için rahatlıkla kiralayıp kullanabiliyorlar mekanımızı.

Bahsettiğiniz resim koleksiyonunun nasıl oluştuğundan bahseder misiniz biraz? Nasıl temin edildi bu resimler? Kütüphaneye hem bu resimler hem kitaplar noktasında bağışta bulunan meşhur isimler var mı?

Daha önce de bahsettiğim gibi komünizm zamanında çok sayıda din, kültür ve vakıf kurumumuz kapatıldı. Onların kapatılması ile mevcut koleksiyonların çoğunluğu bizim kütüphaneye korumaya getirildi. Ayrıca ünlü Boşnak âlimlerimizin ve din adamlarımızın cok sayıda özel koleksiyonu kütuphanemize hediye olarak verildi. Bu isimlerin bazıları: Muhammed Enveri Kadic, Osman Asaf Sokolovic, Feyzullah Hacibayric, Muhammed Haciyahic...

Dünyanın başka ülkelerinde bulunan bu tarz kütüphanelerle, kurumlarla irtibat halinde misiniz?

Evet tabi, en önemli kurumlarla, özellikle Londra'da bulunan El- Furkan kurumu ile çok yakın bağlantılarımız var. Bu kurum özellikle dünyada varolan İslam mirasını korumaya yönelik çalışmalar yapıyor. Bizlere çok yardımları oldu, bütün yazmalarımızın katalogları yapıldı, on sekiz katalogdan oluşuyor bu koleksiyon. Özellikle bunların oluşturulma sürecinde bizlere çok yardımı oldu bu kurumun. Ayrıca, Katar devleti ve Türkiye ile çok yakın temaslarımız var. Süleymaniye Kütüphanesi'nin eski müdürü Nevzat Kaya Bey'in çok yardımları oldu, laboratuvar donanımı noktasında tavsiyeleri çok oldu. Kendileriyle Yunus Emre Entitüsü üzerinden de irtibat halindeyiz. Hem Batı hem Doğu ile irtibat halindeyiz, çeşitli kitap değişimleri yaptığımız da oluyor.

Çalışan personel kimlerden oluşuyor?

Personel genelde Boşnaklardan oluşuyor, bizim İlahiyat fakültemizi ve Şarkiyat Dilleri bölümlerini bitiren uzmanlar çalışıyor burada. Arşiv bölümünü yöneten Azra Kasumovic var, kendisi senelerdir özellikle siciller, vakfiyeler ve bunun gibi çeşitli dökümanlar üzerinde çalışıyor. Bu alanda Saraybosna'da bulunan en önemli uzmanlardan birisidir kendisi. Yazmalar ve katalog işleriyle uğraşan arkadaşlarımız Haso Popara ve Osman Lavic var. Müdürümüz Dr. Mustafa Yahic, kendisi aynı zamanda bir Arapça profesörü, bütün hayatı boyunca yazmalarla ilgilenmiş. Birkaç kataloğun hazırlayıcısı odur hatta. Ben de Osmanlı arşivinde çalışıyorum Azra Hanım'la birlikte. Ayrıca Kongo'dan bir arkadaşımız daha var personelde.

Geleceğe yönelik projeleriniz var mı?

Şimdiye kadar, daha çok kitabın fiziki noktada korunması ile ilgilenmek zorunda kaldık, yeni binamızın inşası yaklaşık on sene kadar sürdü. Yeni projeler üretme, varolan projeleri hayata geçirme aşamasına yeni geliyoruz denebilir. Burada çalışan uzmanların tek tek projeleri üzerinde durulmaya başlandı, Bosna Hersek özelindeki projeler bunlar. Mesela, vakfiyeler. Savaş zamanında yakılan, yıkılan vakfiye yerlerinde bulunan belgelerin çoğu kaybedildi, bunlar üzerinde yoğun çalışmalar yapılmaya başlandı. Diğer bir projemiz, dijital kütüphane. Bu proje kapsamında kütüphane içinde bulunan bütün koleksiyonların internet ortamına aktarılması söz konusu. Biliyorsunuz savaş zamanı ülkeden ayrılmak zorunda kalan çok insanımız oldu, yurt dışında çok fazla araştırmacımız var, onların isteklerine ve yabancı uyruklu araştırmalacıların isteklerine her noktada cevap vermeyi hedefliyoruz. Bu proje için gereken bilgisayar programlarını aldık ve yakın bir zaman içerisinde tamamlamayı hedefliyoruz.

Kütüphaneniz için bizim yapabileceğimiz bir şey var mı?

Biz burada varolan bütün eserleri ortak bir miras olarak görüp, öyle algılıyoruz. Ne kadar çok insan bahsettiğimiz koleksiyonlardan ve bünyemizde bulunan diğer eserlerden haberdar olursa bizim için o kadar iyi olur. Eserlerin içeriğine dair bilgilerin mümkün olan en fazla sayıdaki insan tarafından tanınması, bilinmesi bizim için çok önemli. Kütüphanemizin her türlü zemindeki tanıtımı bizi memnun eder.

Kütüphane web adresi: www.ghb.ba

Bahsi geçen “Kitaplar Aşkı” filmi:

 



Hacer Kor sordu

YORUM EKLE