“Boş işler atölyesinde işim yok!”

Bir insan yazar, şair, akademisyen, röportajcı olunca elbette sorulacak çok sorumuz oluyor.

“Boş işler atölyesinde işim yok!”

Sevgili Vural, dünyabizim sitesinde hep yazıyor, soruyor, soruştuyor, söyleşiyorsun. Biz bir de söyleşenle konuşalım bakalım dedik, istedik ve soruyoruz.Vural Kaya kimdir, diyerek başlayalım. 

1975 Konya Seydişehir doğumluyum. Hayata hep geç başlamış biriyim. İlkokuldan sonra hafızlık yaptım. Ortaokulu Konya İmam Hatip Lisesi’nde okudum. 1995’te Karaman İmam Hatip Lisesi’nden mezun oldum. Yine ara, fasıla falan derken 1998’de Selçuk İlahiyat’a girdim. 2003’te mezun oldum. Bir ara daha... Sonra Yüksek Lisansa başladım, Din Eğitimi alanında Cahit Zarifoğlu’nun çocuk kitaplarını çalıştım. Doktora çalışalım diyoruz ama yine ara var arada. Ara yoksa fasıla yoksa yokum yani. Allah kerim…  

Siz esas sizi tanıyalım derken bunları kast etmediniz biliyorum. Ama yazı sızı anlamında nerelerde bulunduğum bilenler için malum şeyler kabilinden sayılacağı için tekrara düşmeyelim istiyorum..   

Okuma ilgisi/serüveni nasıl başladı ve nasıl devam ediyor?

Okuma iyi adamların, değer üretme endişesi taşıyan ağabeylerin armağanı. Bir nevi onların yol göstermesi. Okumalar deyince içim sızlıyor. 15 ila 20 yaş arası okumalarım şimdikinden fazlaydı. İyi kapanırdım. Şimdilerde az ama daha şık okumalar oluyor. Kıyaslamıyorum. İkisinin hazzı çok farklı. Son birkaç yıldır hiç planlamadığım halde okuduğum üç kitaptan biri mutlaka hikaye oluyor. Felsefe, edebiyat kuram-eleştiri vs gibi okumaların arasına hikaye öyle iyi gidiyor ki, anlatılmaz bir şey benim için. İlk gençliğimdeki kadar klasik romanlara tahammülüm kalmadı ama. Bu kötü.  

Okuma biçimlerini, türlerini yönlendiren, destekleyenler oldu mu? Kendi halinde bir mecrada mı ilerledi? 

İlk başlarda tavsiye önemliydi. Bir süre sonra el yordamıyla keşfedilebilen bir şey oluyor okumalar. Sistemli okumalarım az olmuş geriye dönüp baktığımda. Bunu şimdi içim sızlayarak görüyorum. Sistemli okumalar derken bir şey ya da bir yazar ya da bir kavram üzerinden sürekli ilerlemeci okumaları kast ediyorum tabii. Bence okur olmayı önceleyen kişi, bir kavram üzerinde beş altı ay kadar sıkı, disiplinli bir şekilde durmalı.   

Vural Kaya, RengaOkuma yazıya ilk ne zaman nasıl dönüştü? Edebi tür olarak şiire karar vermende etkin olan neydi? 

Bunu tam bilemiyorum. Ya da etkisi oldu da ben mi hissedemedim, bunu da bilemiyorum. Okumalar şiiri besler ama şiirin kesin kaidesi midir bilemiyorum. Şiir başka bir şey yahu. Niye yazdırır kendisini. Niye söyletir ya da? Bütün kabahat şiirin. Şair masum. (Masum yani itikadi anlamda masumiyet değil ) 

İlk yazıdan ilk şiir kitabına “Renga” ya gelelim. Kitabı eline aldığında neler hissettin? Sende yankısı ne oldu? 

Renga ilk elime ulaştığında acayip sevindim tabii. Kitap kapağıyla, yazı  karakteriyle vs. falan da hoşuma gitti. Şıkır şıkırdı. Osman Özbahçe’ye teşekkür ettim –içimden- sessizce.

Ya bir de ben şiir yayınladığı dergilerin yönetim yerlerine dahi gitmemiş yoz bi adam olduğum için, kitap yayınlatma hevesi ağır basınca şaşkınlaştım tabii. Merkezlerle bağınız yoksa bir süre sonra kitap yayınlatma hevesleriniz gelip kapınızı çalınca ortada kalıyorsunuz. Ama o kadar kötü bir talih değildi bendeki yine de. Dosyamı hazırladım. İki ay sonra Ebabil dosyamı istedi.  

Vural KayaVural Kaya deyince içinde bulunduğu veya kendisinin çıkardığı dergiler geliyor aklıma. Biraz onlardan bahsedelim istiyorum.  

Bumerang talihsiz bir dergi oldu. Dergi çıkarmanın demokratik bir tutumla zenginleşeceğine inanmıştım. Yanılmışım. Bir de taşrada çıkması sıkıntı oldu. Ayrıca henüz ben iyi dergilerde görünmemiştim yeteri kadar. Yeni başlıyordu şiir serüvenim o anlamda. Ama iyi imzalar yazdı Bumerang’da. Güzeldi yine de. İlk şeyleri müzemde saklıyorum bütün zorlu geçmişiyle birlikte.   

Şiirlerini şimdi Karagöz’de yayınlıyorsun. Ama epey zamandır şiir yazıyorsun ikinci kitabın zamanı geldi mi? Dosya var mı? 

Dosyam hazır evet. İkinci kitap için sancılanıyorum habire. Feryadımı bir yayınevinin şiir editörü duysun diye söylüyorum bunları bak.

Çocuk Edebiyatı konusunda yoğun bir çalışma ve ilgin olduğunu biliyorum. Çıkarmış olduğun çocuk edebiyatı antolojilerinin dışında “Kuşların Kalbine Dokunmak” adlı bir de çocuk deneme kitabın var. Çocuk ve Edebiyat… Biraz da bundan konuşsak… 

Aslında çocuk edebiyatı olmaz. Yazdığım şeylerin yüzünün çocuklara dönük tarafı da olabiliyor bazen. Bu yani… Uğraşmak için uğraşmıyorum. Bu işle uğraşıyorsam hakkını vermeye gayret gösteriyorum. Çocuklarla ahbaplık kurabilecek bir edebiyat söz konusuysa iyi bir dil kurabilmiş olmalıyım. Lalettayin işler atölyesinde işim ne!

Vural KayaModern Şiir yazıyorsun ve çocuk edebiyatı  ile uğraşıyorsun. Birbirine biraz zıt gibi geliyor ilk bakışta. Ama bir yanda da Cahit Zarifoğlu örneği var. Ne dersin? 

Bak işte Zarifoğlu örneğini çok sevdim. Çocuklar için edebiyatla uğraşmak önceki halin lağvına, heba ve heder olmasına sebeptir diye kimi örnekler verilir hep. Ama Zarifoğlu örneği atlanır genelde. Ben de anlayamıyorum bendekini bazen. İmgesel yoğunluğu yüksek çocuk şiirlerimde falan gayet anlaşılır ve basit olandan hareketle yaklaşabiliyorum şiire. Ama modern şiir anlamında biraz sert ve yer yer karmaşık bir dil ile hem dem olduğumu kabul ediyorum. Son yayınladıklarım hariç tabii.. 

Eklemek istediğiniz başka bir şey… 

Allah var keder yok dostum!

Sohbet için teşekkürler.

Reca ederim Ümit Bey. Ben teşekkür ederim.  
 

Ümit Savaş Taşkesen Endülüs Kitap Kahve’ye gitti, sordu, yazdı…

Yayın Tarihi: 14 Ekim 2009 Çarşamba 18:03 Güncelleme Tarihi: 13 Ocak 2010, 12:01
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
murat üstübal
murat üstübal - 12 yıl Önce

Vural Kaya'yı tanımış olmaktan büyük mutluluk duyuyorum, hatta Endülüs Kitap kafe'ye onu ve Muhammed'i özlediğim için gittiğim için bile oluyor. Buradan kendisine duyurayım da alışkanlıklarını değiştirmesin!
Vural'ı Bumerang döneminden beri tanıyorum; hakikaten Bumerang'da yaptığı iş cesaret işiydi.. Bir çok kesimi o dergide buluşturmaya çalışmıştı.
Endülüs'te yeni bir enerjiyle yaptıklarını takdirle karşılıyorum. Kolay gelsin diyorum kardeşime! Biz de yanındayız elbette projelerinde.

fazıl cem
fazıl cem - 12 yıl Önce

baba, büyüksün!

yahsin
yahsin - 12 yıl Önce

çocuk edebiyatçısı ve kültür sanat organizatörlüğü ifadeleri unutulmuş bence.

selçuk oğuz
selçuk oğuz - 12 yıl Önce

"yakın yerde soluklanacak gölge bana yok
uzun yola çıkmaya hüküm giydim."
diyen şairi de..

“Boş işler atölyesinde işim yok!”
diyen şairi de..
selamlıyoruz...
uzaktan..

banner26