banner17

Bizim işimiz Dünyayı değiştirmek

Engin Noyan ile konuştuk. 'Diğer bütün kitaplar kafa tuttu bir tek mübarek Kuran kafa tutmadı.' diyor.

Bizim işimiz Dünyayı değiştirmek

Münib Engin Noyan ismi nereden geldi. Bize kısaca açıklar mısınız?

Bizim Balkanlarda adettir. Yeni doğan çocuklara göbek adı denilen iki isim verilir bu isimlerden biri dedelerinden, büyüklerinden birinin ismidir  yani o isim yürür aile içersinde.  Benim rahmetli babaannemin babasının adı  “Münib”. Babaannem öyle arzu etmiş, demiş ki: “Çocuğa babamın adını verelim.” Münib ismi böyle oluşmuştur. Ben sonra Münib ismini keşfettim. O zamanlar bilmiyordum ne kadar güzel bir isim olduğunu. Bu isim iki gerçeği ortaya koyuyor; biri benim geleneksel yapımı  diğeri  modern yapımı ortaya koyuyor. Münib geleneksel yapım Engin ise modern yapımı ortaya koymaktadır.

Öncelikle sizi ifade eden üç özelliğinizi söyleyebilir misiniz?

Beni karakterize eden özellik demek doğru değil ama karşımdaki insanın üzerinde bıraktığım intibaının ne olduğunu düşünebiliyorum, o anlamda söyleyebilirim. Birinci, üzerinde en çok durduğum şey, her şeyden önce mümin bir Müslüman olarak algılanmak. En önemli mesele benim için mümin bir Müslüman olarak algılanmaktır. İkincisi, benim elimde olmayan ama mutlaka zararlı etkilerinden kendimi ve çevremi koruyup onu hayırlara tahlil etmeye çalıştığım öfkem, ben çok öfkeli adamım, fıtratım çok celaldir. Dehşet bir seviyede. Sonuçta bu çok zarar verici bir şey hem kendi bünyeme zarar veriyor hem de etrafıma zarar veriyor. Ama orda büyük bir enerji açığa çıkıyor. O önemli bir enerji, onun için Hz Ömer efendimizi müthiş severim çok severim çünkü o da aynı problemi yaşıyor celal problemi var onun da. Bu büyük öfkeyi çok ciddi bir enerji halinde müspet şeylere kanalize etmek mümkündür. Benim belki de bazı  insanların çok çabuk yorulabildiği bitkin düşebildiği bazı  noktalarda hala enerjik davranabilmemin sebeplerinden biri budur. Üç, bütün bu öfkeye ve celale rağmen hat safhada merhametli bir adamım yani çok duygusal derin duyguları olan bir adamım. Ben kendimi tarif etsem böyle tarif ederim. Çok zeki derin bir adam da değilimdir.

Münib Engin Noyanİslamiyet’le buluşmanız nasıl gerçekleşti?

Bütün akıl ve vicdan sahibi insanların seyrettiği bir şekilde gerçekleşti. Akıl ve vicdan sahibi insanlar eğer İslami bir ortamın içinde doğmamışlarsa, mübarek Kuran’ı  ve Rasulullahı bilmiyorlarsa ama zerre kadar vicdan, hap kadar akılları varsa solcu, komünist olmaktan başka hiçbir çareleri yoktur. Kesin komünist olurlar. Çünkü zulme karşı sistemli direniş, mazlumun yanında yer alış, sömürüye karşı başkaldırı, egemen sistemlerle muhalefet, kardeşlik, insanlar arasında ırk ayrımı  yapmadan tam manasıyla kardeşlik duygusunun oluşması… İşte bunun adına sosyalist enternasyonel derler, fakat Müslümancası  ümmettir. Akıl ve vicdan sahibi insanlar böyle şeylere yönelirler. Fakat ondan sonra yine aklı ve vicdanı sağlam çalışmaya devam ediyorsa, yani kendini önyargılara ve kalıpların içine sokmamışsa, üstünde yürüdüğü yolun değer yargılarını ve ölçülerini de sorgulamaya başlar; çünkü orada bir problem var, o problemi görmemesi mümkün değil. O problemlerin üstüne ideolojiyi çıkardığı  zaman yani ideolojiyi ilahlaştırdığı zaman problemleri göremez. Fakat ideolojiyi ilahlaştırmıyorsa problemleri görür. Ve dünyanın her yerinde her zaman bir geçerliliği olabilecek ve geçerliliği insanın aklıyla ve vicdanıyla yüzde yüz örtüşebilecek bir değerler sistemine ihtiyaç duyar, akıl ve vicdan sahibi insanlar.

İşte bu arayış içinde ben etrafımda bana örnek olabilecek, beni ikna edebilecek donanıma sahip Müslümanlar olmadığı için, benim etrafımdakilerin bana sadece cehennem azabından ve benzeri dörtte üçü hurafeden ibaret hikâyeler anlattığından böyle terbiye edilmiş bir kafa bunları kafadan reddeder. Böyle bir şey olmadığı için çevremde, ben kendim bu arayışı yapmak zorunda kaldım ve sırasıyla hakikati beyan ettiklerini iddia eden bütün metinleri hiç üşenmeden okudum acaba bunların hangisidir diye. Fakat iki mesele vardır bu önemlidir. Birincisi kararlıydım. O hakikat neyse onu yakalarsam eğer, ona tabi olacaktım. Onun adı  ne olursa olsun. Zangabot da olabilir. Zangabotcu olacağım yani. İkincisi ciddiyim bu konuda. Çok ciddiyim. İşte bu ikisi çok önemli.

Kronolojik sıraya göre mübarek Kuran da son sırada yer aldığına göre biraz vakit aldı. Üç dört sene Tevrat’la uğraştım. O yüzden Yahudi zannederler bazıları. Dört sene Tevrat’la uğraşırken onun gibi konuşmaya başlarsın. Kurana geldiğinde tak bitti iş. Ben çok kavga ettim mübarek Kuran’la. Tartışa tartışa geldik yani. Adım adım fethetti. Diğer bütün kitaplar kafa tuttu bir tek mübarek Kuran kafa tutmadı. Gel gel boğuşmak mı istiyorsun bütün donanımını topla da gel dedi. 

Bugün sol görüşlü  arkadaşlar daha atılgan, aktif ve dinamik olurken kimi dindar gençler daha donuk ve pasifler. Nedeni nedir, tasfiyeleriniz nelerdir?

Bir tek tavsiye var Mübarek Kuran ve Sünnet-i Rasulullaha tabi olmak o kadar. Mübarek Kuran bugün sizin o çok doğru bir tespitle söylediğiniz o korkunç ataleti, donukluğu kabul etmez. Sünnet-i Rasulullah müthiş dinamiktir. Muhteşem bir dinamizmi getirir ama biz maalesef ana kaynaktan beslenmiyoruz. Ana kaynak değil de ana kaynaktan çıkarıldığı söylenen yalan yanlış rivayetlerden, cehennem azabı, hurafelerden besleniyoruz. Asıl sorun ana kaynağı okumamak ve bilmemektir. 

Karl Marx
Karl Marks

Sizce İslami yaşam tarzı değişti mi? (yaşam tarzı  derken kapitalist sistemin oyuncağı olmak)

Evet, başka bir tarz geldi. Marks, “din toplumun afyonudur” derken o uyuşmuşluğu görüyor onu söylüyor. O tespiti doğru herifin, çünkü onu görüyor birtakım adamlar boynunu bükmüş garibanlar mıy mıy yürüyorlar. Hani nerde dünyayı değiştireceksiniz! Bizim işimiz dünyayı değiştirmek. Biz dünyayı değiştirmek mecburiyetindeyiz. Bu bizim keyfimize kalmış bir şey değil. Solcunun keyfine kalmış olabilir yani solcu diyebilir ben dünyayı değiştirmek istemiyorum. Müslümansan sıkıysa de, ben değiştirmek istemiyorum. Ayet hükmü var mecbursun değiştirmeye. Hiç bunun şakası falan yok yani.

Sizce Karl Marks Manifestoyu yazarken dinlerden mi etkilendi?

Karl Marx, ManifestoMarks yoksa Kuran falan mı okudu? Marks okudu da söylemiyor mu? Marks dünyayı sarstı ama eğer o yıllarda Marks bu meseleleri tartışırken, toplumun gündemine taşırken Avrupa’da bir hayalet geziyor dehşet bir şey var diye başlar “komünist manifesto”. Muhteşem bir manifestodur. Eğer Marks bunları yazarken o sırada onun yanında don lastiği mi caizdir yoksa uçkur mu caizdir tartışması yapmak yerine bu konulara kafası basan akıllı bir Müslüman olsaydı  Marks’ın yanında diyecekti ki: Bak iyi söylüyorsun baba da yani bu yeni bir şey değil, zannetme ki sen çok yeni bir şey söylüyorsun. “Nasıl lan biz bu kadar uğraştık! Nasıl yani?” diyecek. Efendim bir bak bak. Zannetme ki sen yeni bir şey buldun. Yeni müthiş bir buluş  falan yaptın. Buluş falan yapmadın. Biz bunu biliyoruz. Zaten bu bize yapancı değil. Eğer Marks’ın eline sağlam bir meal vereydi, adam gibi bir tefsir vereydi ona bunu anlatacak adamlar onun yanında olaydı… Biz bugün Londra’da iğrenç bir mezarlıkta kocaman bir kabir yerine büyük bir ihtimalle ya Mekke, Halep ya da Şam’da İslam fikriyatının kutuplarından Abdullah Marks efendi hazretlerinin türbe-i şeriflerinde ziyaret eder ona bir Fatiha okurduk büyük bir ihtimalle.



Alpaslan Öngel konuştu

Güncelleme Tarihi: 07 Mart 2011, 08:13
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
abdullah haksever
abdullah haksever - 8 yıl Önce

marks "din afyondur" derken yaşadığı ortamda, yani tahrif edilmiş hıristiyanlıkta gördükleri üzerine demiştir.münib bey sanki İslamı da kapsamına dahil etmiş.hem komünizm'i bu kadar abartmanın ne gereği var?

banner8

banner19

banner20