Birlik Vakfı Bursa'da da aktif!

Birlik Vakfı Bursa Şubesi başkanı Mustafa Bayraktar ile söyleştik.

Birlik Vakfı Bursa'da da aktif!

Bursa önemli bir şehir. Bugün önemli olduğu kadar eskiden de önemli bir şehirdi. Bu önem, Osmanlı’ya payitaht olmasından da belli değil mi zaten! Eteklerine kurulduğu Uludağ, mitolojiye konu olmuş bir görkemli dağ. Yüzyıllar boyunca hep  bir çekim merkezi olmuş, bu cazibesini de sürdürmeye devam ediyor hala bu dağ ve bu şehrine eteğindeki Bursa.

Sadece görkemli dağı değil, dağ gibi görkemli insanları ve dağ gibi görkemli kurumları da var Bursa’nın. Bunlardan biri de, Sultan I. Murad Han’ın Külliyesinde, Külliyenin asli amacına uygun kullanılması için çabalayan ve asli görevini “insana yatırım yapmak” olarak tanımlayan Birlik Vakfı Bursa Şubesi.  Birlik Vakfı Bursa Şubesi, sessiz sedasız güzel çalışmalara imza atıyor. Vakfın çalışmaları hakkında Vakıf Başkanı Mustafa Bayraktar ile bir mülakat gerçekleştirdik. Ramazanın bereketinden bizleri de nasipdar etmesi dileğiyle sunuyoruz.

Mustafa BayraktarKısaca kendinizi tanıtır mısınız?  Kendinizi bir anda Birlik Vakfı Bursa Şubesinin başkanı olarak mı buldunuz yoksa zaten sosyal olayların içinde yer alan aktif biri miydiniz hep?

1992 yılında ailemle birlikte İstanbul’dan Bursa’ya gelerek buraya yerleştik. Bu tarihten sonra hem ticari hem sosyal faaliyetlerime Bursa’da devam ettim.

Gençlik yıllarımdan beri sürdürdüğüm faal bir sosyal hayatım vardı, her zaman için başkalarını kendimden çok dert edinmiş, ülkeme ve ülkemin insanlarına en ideal seviyede, samimi ve dürüstçe hizmet edebilmeyi kendime görev kabul etmişimdir. Bu sebeple vakıf başkanlığı da yakın çevremdeki dost ve kardeşlerimle yaptığım istişarelerle gündeme gelerek gerçekleşti. Ayrıca Birlik Vakfı’nın temelinin dayandığı Milli Türk Talebe Birliği’nde lise yıllarımda Malazgirt'te başkanlık yapmış olmam da, benim içinde yetiştiğim bu camiaya hizmeti öncelememe vesile olmuştur.

İçinizde yer alabileceğiniz bir sürü Sivil Toplum Kuruluşu varken neden vakıf? Vakıflar sizin için ne anlam ifade ediyor?

Vakıflar kâr amacı olmayan, her zaman hizmete odaklanmış köklü ve kalıcı kuruluşlardır. Sıfırdan yeni bir yapı oluşturmaktansa varolan güçlü bir oluşuma destekte bulunmayı daha makul buldum. Geçmişte ve günümüzde varlığını sürdüren bir çok vakfın, gelecek yıllarda da güçlenerek amaç ve hizmetlerine uygun yaşayabilmesini temenni ederim.

Birlik Vakfı Bursa Şubesi’nin üye profiline baktığımızda kimleri görüyoruz? İşadamlarını mı, esnafları mı, akademisyenleri mi? Kimleri?

Bursa,  kozmopolit sosyal yapısıyla İstanbul’dan çok da farklı değildir. Bursa, her kesimden farklı yaşam tarzına ve çeşitli dünya görüşüne sahip insanları Uludağ eteklerinde barındırdığı gibi, Birlik Vakfı Bursa Şubemizde de her yaştan, her eğitim düzeyinden katılımcı ile karşılaşmanız mümkün. İlahiyat Fakültesi başta olmak üzere Uludağ Üniversitesi’nden profesörlerimiz, Bursa’nın ileri gelen işadamları her daim yanımızda olup desteklerini esirgememişlerdir.

Bursa geneline bir bakıp hizmet veren diğer organizasyonlarla kendinizi karşılaştırdığınızda, Vakıf olarak kendinizi nereye oturtuyorsunuz?  “İyi ki biz varız, yoksa şu boşluklar doğacaktı” diyor musunuz sık sık?

Gönüllü hizmet vermek kolay bir iş değildir. Bu kurumların birbiriyle olan yeri ve farkı, bir insan vücudundaki organlar gibidir; hepsinin yeri amacı ve işlevi farkli ve hepsi birbirine bağlıdır. Birinin eksikliği, diğerinin daha fazla çalışmasına yol açar. Dolayısıyla, bizim doldurduğumuz boşluklar mevcut, biz olmasak oralar ya eksik kalacak veya bir başkaları onu da tamamlamak isterken kendi sorumluluğundan aksatacak. Hiçbir şey gereksiz değildir ve ne kadar işe yaramaz sanılsa da her şeyin mutlaka çok önemli bir işlevi vardır. Biz Bursa’da gerçekten önemli bir boşluğu doldurduğumuzu düşünüyoruz. En basitinden, düzenlediğimiz konferanslar ve konferansçılarımız, Bursa’nın kültürel-siyasi-ekonomik hayatına ciddi düşünsel katkı sağlamaktadır. Konferanslardaki bu ufuk turu sadece Bursa’yı merkeze almıyor, tüm dünyayı kuşatan bir vizyona sahip. Kısacası sadece Bursa’yı değil, tüm dünyayı kuşatan bir ufka sahip olarak çalışıyoruz.

Bursa’da asıl misyonunuzun ne olduğunu düşünüyorsunuz? Yoksullara uzanıp dertlerine deva olmak mı, öğrenci okutmak mı, tarihi eserlerin ihyası mı? Bu bağlamda, yaptığınız çalışmalarla ilgili bilgi verir misiniz?

Bursa’daki misyonumuz, öncelikle geleceğin teminatı olan insanımızın inançlı, vatansever, kültürlü, ilmi seviyesi yüksek, çağdaş bilim ve teknolojik bilgilere sahip birer şahsiyet olarak yetişmelerini sağlamak, bununla birlikte milletimizin birlik ve huzur içinde kalkınmasına ve gelişmesine katkı sağlamaktır. Bunun için sosyal ve kültürel, sportif, sağlık ve estetik yönden gelişmiş bir nesil yetiştirmeye yardımcı olmak, okul öncesi ilk, orta ve yüksek öğrenim tesisleri, çeşitli eğitim-öğretim kurumları ve enstitüler, özel yurt ve kurslar açmak, spor ve eğitim merkezleri kurmak, yurt içi ve yurt dışı eğitim bursları vermek ve bunlardan istifade etmek, yurtiçi ve yurt dışında yüksek öğrenim üssü akademik kariyer sahibi insanlar yetiştirmektir. Bu bağlamda her yıl iki yüzün üzerinde öğrencimize burs imkanı sağlamaktayız.

Bununla beraber, vakıf binamızın Murat Hüdavendigar Külliyesi dahilinde imarathane olarak yapılmış olması sebebiyle, her gün üç yüz ihtiyaç sahibine yemek ikramı gerçekleşmektedir. Vakif bünyesinde bay ve bayanlara yönelik çeşitli sosyal ve kültürel etkinlikler düzenlenmektedir. Cuma günleri misafir katılımcılarımız sohbet edip konferanslar vermekte, her cumartesi hadis tahlili çalışmaları bunlara örnek olarak verilebilir. Daha geniş kitlelerin huzurunda her yıl 29 Mayıs’ta “Yaşayan Değerlerimiz” başlığı altında düzenlediğimiz ödül Süleyman Uludağtöreni, varlığının değerinin ölümünden önce takdir edildiğini insanlara ilan etmek amacını taşımaktadır. Son 3 yıldır düzenlediğimiz bu etkinlikte ödüllendirdiğimiz değerli insanlarımız sırasıyla; birinci yıl, Prof. Dr. Süleyman Uludağ; ikinci yıl: Prof. Dr. Hamdi Döndüren ve Halil Uzunoğlu; üçüncü yıl ise, Prof. Dr. Yunus Vehbi Yavuz, Osman Yumakoğlu.

Vakıf olarak vatandaşlardan umduğunuz/beklediğiniz desteği alıyor musunuz? Buradan yola çıkarak şunu sorayım: İnsanlarımız iyilik yapmaya  meyilli mi hâlâ yoksa “Modern çağın gereği olarak “ bencilleşiyorlar mı? Bununla ilgili bir örnek olay anlatabilir misiniz?

Birlik Vakfı Bursa Şubesi Yönetim Kurulu olarak şimdiye kadar gerçekleştirilen faaliyetlerin kaynaklarını kendi imkanlarımızla sağladık. Ancak yapılan hizmetleri görüp destek olmak isteyenlerin yardımlarını da geri çevirmiyoruz. Şimdiye dek bir sıkıntımız olmadığı gibi, şimdiden sonra da bir problemle karşılaşacağımızı düşünmüyorum zira Allah için yapılanlar bu dünyada da öbür dünyada da karşılık bulacaktır.

Modernite muhakkak insanlarımızın bencilleşmesini körüklüyor ancak zaten vakıf olarak bizlerin amacı da insanlarin bencilleştiği bu çağda, milli ve manevi değerlerimizin ortaya çıkmasına vesile olan faaliyetlerde bulunmaktır. Bu konu ile alakalı Yönetim Kurulumuzda imarathaneyi devreye almak mevzuunda konuşulurken, bu iş bizim işimiz değil gibi düşünceler beyan edilmesine rağmen nihai karar Murat Hüdavendigar mirasını korumak yönünde oldu. İlginçtir, sonucunda hiç problemsiz hala devam eden faaliyetimiz de bu oldu.

28044Şöyle geriye dönüp bir baktığınızda, “Sadece şunu yapmış olmamız bile hizmet olarak yeter!” dediğiniz güzel olayları anlatabilir misiniz? İyi olayların örnek olarak anlatılması caiz çünkü.

Geleceğimiz olan gençlerimize yapılan yatırımımız en önemli hizmetimizdir, yarının Türkiye’sini oluşturacak  iki yüzden fazla öğrencimize her yıl burs imkanı sağlamaktayız. İnsana yapılan yatırımın değeri neyle ölçülebilir ki anlatayım! Biz insana yatırım yapıyor, karşılığını da Allah’tan bekliyoruz. Bu, az şey değildir.

Hizmet ederken karşılaştığınız engeller oluyor mu? Bunları aşmak için neler yapıyorsunuz?

Çağımızın bir başka hastalığı da maalesef insanların artık bu tip hayır hizmetlerini menfaat, bir makam, mevki veya siyasi ikbal karşılığı yapıyor olmalarının getirdiği yanlış algılama. Sadece Allah rızası için maddi ve manevi hizmette bulunmak eskisi gibi yaygın ve popüler değil, bu da bizi üzüyor. Oysa biz, sağ elin yaptığı hayrı sol elin bilmemesi gerektiğine inanan bir medeniyetin çocuklarıyız. Bu konuda daha hassas olunsa keşke…

Bursa’nın ve üyelerinizin “hizmet” potansiyeli göz önüne alındığında, yaptığınız çalışmaları, olması gerekenin neresinde görüyorsunuz?

Kendimizi hiçbir zaman yeterli bulmuyoruz. Bursa’da elli beş bin üniversite öğrencimiz var ve mümkün olsa da hepsinin tüm ihtiyaçlarını bizler tedarik edebilecek konumda olsak. Bursa’da bunu karşılayabilecek maddi potansiyel mevcut ancak manevi zaaflar buna engel teşkil edebiliyor. Hepimiz çevremizdeki olumsuzluklardan mesuluz ve bunun hesabını vermemiz gerekecek, insanlar da bu bilince tekrar vakıf olduklarında, o zaman hedeflerimizi gerçekleştirebiliriz.

Benim aklıma gelmeyen ama sizin söylemek istediğiniz bir şeyler varsa…

Birlik Vakfı kurucuları arasında sayın Başbakanımızın da dahil olduğu Türkiye’nin bir çok seçkin ve kaliteli insanı yer almaktadır. Geçmişte bizlerin yetişmesine vesile olan yapıların, mekteplerin, ocakların günümüzde yeterli olamayışı beni şahsen dert sahibi yapan öncelikli konulardan biridir. Yarın bır hesap günü olacağına inanıyoruz. Bizler, bize bu bayrağı devredenlere; biz de bayrağı bizden sonrakilere en iyi şekilde devredebildik diyebilecek miyiz, bunun endişe ve kaygısını taşımaktayız.

Zaman ayırdığınız için teşekkür eder, çalışmalarınızda başarılar dilerim.

 

Fikri Özçelikçi konuştu

Yayın Tarihi: 12 Ağustos 2011 Cuma 17:22 Güncelleme Tarihi: 12 Ağustos 2011, 17:39
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
b.b.oztunca
b.b.oztunca - 10 yıl Önce

bursa birlik vakfının bursiyer öğrencilerinden biri olarak mustafa hocam her burs dağıtımında samimi sohbetiyle bir kez daha kendisine hayran bırakır bizleri..
hizmete adanmış bir ömür.. tek gaye rıza-i bari'..
başta mustafa hocam ve bütün birlik vakfı gönüllülerine muhabbetler..
Allah bizlere de onlardaki gibi hizmet bilinci ve gayreti nasip etsn..

banner26