banner17

Bir müessese, bulunduğu mekana değer katmalı

Anadolu’da Kültür Sanat söyleşileri çerçevesinde Edirne’de faaliyet gösteren Edirne Hasan Sezai Teknik İlim ve İrfan Vakfı’nın başkanı Ahmed Doğan ile konuştuk.

Bir müessese, bulunduğu mekana değer katmalı

( Dünya Bizim olarak, Anadolu'da kültürel alanda neler yapılıyor, bir canlılık/ hareketlilik var mı, böyle bir canlılık varsa bu ülke sathında bir kültürel "ayaklanma"ya/ şahlanışa vesile olabilir mi, bunları masaya yatıralım istedik. Ve Anadolu'daki vakıf ve derneklerin kapılarını çaldık. (“Anadolu'da Kültür Sanat” üst başlıklı bu söyleşi dizimizin gerekçesi: http://www.dunyabizim.com/?aType=haber&ArticleID=20544 )

Anadolu’da Kültür Sanat söyleşileri çerçevesinde Edirne’de faaliyet gösteren Edirne Hasan Sezai Teknik İlim ve İrfan Vakfı’nın başkanı Ahmed Doğan ile konuştuk.

Vakfınız/ derneğiniz hangi amaçlarla, ne zaman, kimler tarafından kuruldu?

Vakfımız 1994 yılında Cenab-ı Mevla’nın kullarına hizmet maksadıyla kuruldu. Süleyman Dârânî hazretlerinin (ö. 215/830) şu sözü vakfımızın amacını gayet güzel bir şekilde açıklar: “Oğlum bu ümmete şemsiye ol. Üşüyene kaftan ol. Acıkana ekmek ol.” Vakfımız fakirin aşını, ısınmasını, tedavi görmesini ve öğrencinin tahsil görmesini sağlamaktadır. Garip ve kimsesizlerin kimsesi olmayı amaçlamaktadır. Ağabey kuruluş olarak Aziz Mahmud Hüdayi Vakfı’yla beraber faaliyet göstermekteyiz. Birçok tabib ve esnaf kardeşmizle birlikte bu vakfın kuruluşunu 1994 yılında gerçekleştirdik. Şu anda Edirne’nin merkezindeki tarihi havzaya çok yakın bir muhitte ve 5 katlı binamızda hizmet göstermekteyiz.

Kurumunuzda ne tür kültürel/ sanatsal faaliyetler yapılmakta? Sürekli faaliyetleriniz neler?

Her Pazar günü fıkıh ve hadis akademisi programımız beş yıldır devam etmektedir. Her Cumartesi günü de halka açık sohbetlerimiz bulunmaktadır. Kırk civarında üniversite öğrencisi yurdumuzda iaşe ve ibate masrafları karşılanmak suretiyle misafir edilmektedir. Ayrıca yirmi kadar da hafızlık öğrencisi aynı binada hıfzını ikmal etmektedir.

Etkinliklerinize gençlerin katılımı ne düzeyde?

Düne göre bugün çok daha iyi bir yerdeyiz.

Kurumunuzda gençlere çeşitli sorumluluklar da veriyor musunuz? Varsa, ne tür sorumluluklar alıyor gençler?

Vakfımız bünyesinde faaliyet gösteren Genç Gönüllüler, Fatih Eğitim Gençlik ve Şehbal kulüplerimiz var. İlk iki kulüp üniversite öğrencileriyle ilgili faaliyetleri deruhte etmektedir. Fatih Eğitim Gençlik Kulübü'yle üniversite öğrencilerimiz önemli isimleri Edirne’ye davet ederek ağırlamaktadır. Akademisyenlerle öğrencilerin buluşmalarını sağlamak suretiyle gençlerimizin ufkunu genişletmek ve özgüven kazanmalarını istiyoruz. Erkan Tan, Lütfi Arslan gibi isimleri geçen sene ağırlamıştık. Şehbal Kulübü'yle de 4 ilâ 14 yaş arasındaki çocuklarımıza dair projelerimizi gerçekleştirmekteyiz.

Bu memleketin yetişmiş insan gücüne hizmet etmeyi özellikle eğitim sahasında önemsiyoruz. İleride anaokulu ve kreş kurma niyetimiz de var. Kur’an-ı Kerim öncelikli bir insan yetiştirmek istiyoruz. Çocuklarımızın yüzme, masa tenisi ve güreş gibi sporlarla meşgul olmalarına gayret gösteriyoruz. Gençlerin kendi işlerini kendilerinin görmelerini ve özgüven kazanmalarını sağlayan programlar yürütmekteyiz.

Matbu yayınlarınız (aylık bülten/dergi, kitap, vs.) var mı? Varsa neler?

Vakfımızın ilk yayını Hasan Sezai Divanı’nı neşretmek olmuştur. Altınoluk, Yüzakı ve Genç dergisi gibi dergilerin okunmasını taleb ediyoruz.

İnternet siteniz var mı? Sürekli güncelleniyor mu?

Maalesef tam teşekküllü bir internet sitemiz bulunmamaktadır.

Taşrada faaliyet gösteriyor oluşunuzun artıları/eksileri neler?

Burada ikamet eden halkımız devlet din hizmetini ifa ediyor düşüncesini taşıdığından çok fazla sivil din hizmetlerine destek olmuyordu. Bundan kırk sene önce bir kaç insan bir araya zor gelirken elhamdulillah şu anda Edirne’de faaliyet gösteren yirmi civarında vakıf ve dernek mevcut. Bu durum halkımızın artık yavaş yavaş bu fikre alıştığını gösteriyor. Hayali olmayanın ümidi olmaz diyerek merhum şairimiz Necip Fazıl’ın deyişiyle “Toprağı saç, bitmezse toprak utansın! Hedefe varmayan mızrak utansın!” şiarını bütün hizmetlerimizde önemsiyoruz.

Şehrinizde kamu kurumlarıyla ortak faaliyetler de yürütüyor musunuz? Varsa neler?

Fatih Eğitim Gençlik Kulübümüz vesilesiyle Gençlik ve Spor Bakanlığı'yla beraber Çanakkale programları tertip ettik. Ayrıca Edirne İl Müftülüğü ile hafızlık kursu açmış bulunmaktayız. Ayrıca müftülük ile beraber ilköğretim öğrencilerinin zorlandıkları derslerde onlara yardımcı oluyoruz.

Şehrinize değer katma noktasında kendi kurumunuzu hangi noktada görüyorsunuz? Geliştirdiğiniz/ yürüttüğünüz projeler var mı?

Mezun ettiğimiz gençler Anadolu’nun muhtelif şehirlerinde milli eğitim müdürü, mühendis, doktor ve başhekimlik gibi mühim vazifelere geldiler.

Edirne’de Eski Camii, bir diğer adıyla da Ulu Camii’nin yapıldığı yıllarda Suskunlar Meclisi varmış. Bu meclis halka zarafet, nezaket, ahlak ve edeb tevzii edermiş. Otuz kişiden müteşekkil olan bu heyetten birisi vefat ettiği zaman yerine yeni üye seçerlermiş. Nihayet birisi vefat etmiş ve bir üyenin belirlenmesi gerekmiş. Bir kişi müracaatta bulunmuş ancak ondan önce bir kişi bu meclise kabul edilmiş. İsmini hatırlayamadığım bu zat o meclise gittiğinde kendisine bir bardak dolusu su ikram edilmiş. O da bir gül yaprağı koparmış ve bardağın üstüne bırakarak onlara cevap vermiş. Bu cevapla birlikte meclisin sayısı bir kişi daha artmış.

Bir müessese bulunduğu mekana değer katmalıdır. Biz daha ziyade gürültü çıkarmadan, reklam yapmadan mütevazı bir şekilde hizmet etmeyi önemsiyoruz. Tarihte payitaht, hâlen ise serhad şehri olan Edirne’mizde Balkanlar ve Afrika’dan yaklaşık iki bin misafiri geçen sene ağırladık.

Mesela yeni müslüman olan bir Afrika kralını ağırladık. Biz kendisine hiçbir dini telkinde bulunmadık ancak bu kral Selimiye külliyesini seyrettiği zaman “İslam medeniyeti bu kadar muhteşem miymiş?” diyerek hayretler içerisinde kaldı ve “Ben bu güzellikleri ülkeme döndüğüm zaman kabileme anlatacağım.” dedi. Arkadaşlarımızın ifade ettiğine göre bu kişi kırk bin kişilik bir kabilenin reisiymiş. Osman Nuri Topbaş hocamızın ifadesiyle yirmi birinci asır Afrika’nın asrı olacak ve bu kardeşlerimiz Bilal-ı Habeşî hazretlerinin torunları olduğu için onları çok seviyoruz.

Şu üç kavramın sizin için ne anlam ifade ettiğini birer cümleyle açıklayabilir misiniz?

Şehir: Canlılık

Kültür: Varlığının devamı için hareket.

Gençlik: Heyecan.

 

Taha Ceylan konuştu

Güncelleme Tarihi: 26 Ağustos 2015, 14:36
YORUM EKLE
YORUMLAR
talha
talha - 3 yıl Önce

Allah böyle hizmet eden Anadolu insanımızdan razı olsun. onlara güzel muamelede bulunsun.

banner19

banner13

banner20