Bir kitap okumayı özledim!

Edebiyat Mevsimi Deneme Ödülünü kazanan Beşir Ayvazoğlu'na Edebiyat Mevsimi'ni sorduk..

Bir kitap okumayı özledim!

Geçtiğimiz haftaya denk düşen tarihlerde mevsimlerin üçüncü baharını yaşamıştık. Üzerinden günler geçse de o altı günlük Edebiyat Mevsimi unutulmayacak dakikaları zihinlere kazımaya yetti. Haftaya cumartesi günü ödül töreni düzenlenmeden önce Beşir Ayvazoğlu ile konuştuk.Beşir Ayvazoğlu

Edebiyatseverler takip ettikleri, sevdikleri yazarlara şairlere hem sorularını sorma fırsatı buldular hem de onları programlardan ziyade de dinleme şansını yakaladılar.

Beşir Ayvazoğlu: “Kimse gelmez sandım”

2. Edebiyat Mevsimi’nin son gününde “2010 yılında Türk Edebiyatı” isimli açık oturum düzenlenmişti. Dışarıdaki kara, soğuğa rağmen Kızlarağası Medresesi’nde iğne atsan yere düşmez bir durumla karşılaştı katılımcılar. Kimler yoktu ki o son günde. İskender Pala’nın, Abdullah Uçman’ın, Fatih Andı’nın, Ali Ural'ın ve Baki Ayhan’ın katıldığı açık oturumu Beşir Ayvazoğlu yönetecekti. Bu kadar çok büyük isim bir arada olunca Kızlarağası Medresesi de doldu taştı. Ayvazoğlu açık oturumdan önce yaptığı konuşmada “Buraya gelirken soğuk ve tipi nedeniyle kimsenin gelemeyeceğini bu yüzden de programın iptal edileceğini düşündüm. Evime giderim ve masamın başında çalışırım diye hayal ediyordum yol boyunca.” diye ifade ettiğinde salonda onu dinleyen herkes yerini almış, birçoğu da ayaktan takip etmek üzere bekliyorlardı. İşte belki de böylesine dolu dolu geçen altı günün ruhu, katılan herkesin edebiyata olan tutkusundan geliyordu. Edebiyat Mevsimi Büyük Ödülleri’ni alan isimlerinin açıklandığı programdan sonra başlayan oturumu yöneten Ayvazoğlu ile açık oturumun ardından kısa bir sohbet ortamını da bulduk.

Açık oturum: 2010 yılında Türk Edebiyatı

2.Edebiyat Mevsimi Deneme Büyük Ödülü’nün sahibi: “Beşir Ayvazoğlu”

Beşir Ayvazoğlu, okuyucularının kitap imzalatma, fotoğraf çekilme isteklerini geri çevirmedi.  Bu yıl Edebiyat Mevsimi’nde Deneme Büyük Ödülü’nü de alan Ayvazoğlu’na bu ödül hakkında değerlendirmelerini sorduğumda değerli hocamız şu sözlerle cevap verdi: “Öncelikle böyle bir ödüle layık görüldüğüm için çok mutlu oldum. Böyle bir günde bile edebiyata gönül veren insanları karşımda görünce de oldukça duygulandım. Herkese teşekkür ediyorum.”

Daha sonra; kırk tane yazarın 2010 yılı Kültür Başkenti İstanbul programları kapsamında kaleme aldıkları İstanbul’un birer semtlerini baştan aşağı tanıtan kitaplarından ‘Beyazıt’ın da yazarı olan Beşir Ayvazoğlu’na şu soruyu yönelttim: “İstanbul deyince sizin aklınıza neler geliyor?” Ayvazoğlu, belki de herkes gibi İstanbul deyince ağzından çıkacak kelimeleri bir değil iki defa düşünürcesine cevap vermekte tereddüt etti ve şunları söyledi: “ İstanbul deyince tarihimizin ve kültürümüzün yetkin bir özeti geliyor aklıma. İstanbul benim için her şeydir. Tarihimiz, yaşama tarzımız, estetiğimiz, kültürümüz, var oluşumuz edilebilir yani her şey İstanbul ile ifade benim için.”

Açık oturum: 2010 yılında Türk Edebiyatı

“2010 yılı İstanbul için çok verimli geçti”

İstanbul’a yıllarını veren Ayvazoğlu ile sohbetimize yine İstanbul ile devam ettik. Edebiyat Mevsimi,  İstanbul 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı tarafından da desteklenen bir projeydi. Bu bağlam da İstanbul’un 2010 Avrupa Kültür Başkenti olması hasebiyle İstanbul’da gerçekleştirilen diğer etkinler hakkında düşüncelerini sorduğumuz Ayvazoğlu, şu yanıtı verdi:

“İstanbul’un kültür başkenti olmasının ardında uzun bir süreç vardı. Nihayetinde 2010 yılı İstanbul için önemli bir yıl oldu. O kadar çok program o kadar çok faaliyet gerçekleştirildi ki bunların tümünü bir kişinin takip edebilmesi ve tek başına değerlendirebilmesi mümkün değil. Benim takip edebildiklerim, görebildiklerim son derece başarılıydı. Her şeyden öte en azından kalıcı şeyler yapıldı bu yıl içerisinde. Mesela; 2010 Avrupa Kültür Başkenti sürecinde ciddi restorasyon faaliyetleri gerçekleştirildi. Bunlar kalıcı olacak faaliyetlerdir. Örneğin, Topkapı Sarayı ciddi gelişmelerde bulunuldu bu süreçte. O kadar kalıcı ve yerinde faaliyetler yapıldı ki bunlar İstanbul’un geleceği için önemli atılımlar oldu. Ayrıca Avrupa Kültür Başkentliği kapsamında gerçekleştirilen birçok etkinlik ve program kitaplaştırılarak kalıcı hale getirildi. 2010 yılı İstanbul’da birçok potansiyelin harekete geçirilmesi bakımından son derece verimli olmuştur. “Açık oturum: 2010 yılında Türk Edebiyatı

“Edebiyat Mevsimi’ni takip etme fırsatı bulamadım”

2010 yılının İstanbul adına çok kazançlı bir yıl olduğuna da değinen Beşir Ayvazoğlu, Avrupa Kültür Başkenti olunmasının şehrimize ve ülkemize kattığı değerlere de değindi. Ayrıca TYB İstanbul Şubesi’nin tertiplediği 2.Edebiyat Mevsimi de 2010 Avrupa Kültür Başkenti Ajansı tarafından desteklenen bir proje kapsamında belki de bu yılın en seçkin faaliyetlerinden biri olarak kendisini kabul ettirmiş oldu. Beşir Ayvazoğlu ile sohbetimizin bu kısmında Edebiyat Mevsimi üzerine konuştuk. 2. Edebiyat Mevsimi hakkında ne düşündüklerini ve yeterli bulup bulmadıklarını sorduğum Ayvazoğlu şunları söyledi:

“Edebiyat Mevsimi’ni başından itibaren takip edemedim; işlerim dolayısıyla bir oturumu takip edebildim. Bir hafta içerisinde üç defa geldim buraya. Her gelişimde de yoğun bir katılımcıyla karşılaştım. Daha da önemlisi dinleyicilerin genç olduğunu gördüm. Özellikle gençlerin takip ediyor olmasından dolayı Edebiyat Mevsimi kapsamında gerçekleştirilen etkinliklerin ilgi çekici olduğunu ve bir potansiyeli harekete geçirdiğini düşünüyorum. Bu bakımdan edebiyat dünyası içerisinde özellikle genç kitle üzerinde ciddi bir etki bıraktığını rahatlıkla söyleyebilirim. Ama altı gün boyunca takip etme fırsatım olmadığı için burada neler konuşulup neler tartışıldığını değerlendirmeyi Edebiyat Mevsimi’nin kitaplaştırılması işlemlerinden sonra yapabileceğiz.”

Edebiyat Mevsimi’nin gelecek yıllarda daha da başarılı programlar sunarak insanların edebiyatla daha fazla iç içe olabilmesine imkân sağlayacağına inandığını ifade eden Beşir Ayvazoğlu, gelecek yıllarda kalitenin artmasını da beklediğini dile getirdi.

“Tercih meselesi değil vakit meselesi”

Bu mahallenin veya bu muhitin gençlerinin bilhassa derin saygı ile okuduğu ve sevdiği yazarların, şairlerin varlığına da değinmek gerekiyordu. Sezai Karakoç, Mustafa Kutlu, İsmet Özel veya Rasim Özdenöeren gibi büyük isimlerin bu tür etkinliklerde her zaman karşımıza çıkmamasını Ayvazoğlu hocamız ile yaptığımız sohbetin bir bölümünde konuşma fırsatı bulduk. Yaşayan isimlerden bir kısmının okuyucuları ve sevenleri ile aralarındaki iletişim eksikliği üzerine düşüncelerini de ifade eden Beşir Ayvazoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

Beşir Ayvazoğlu“Bu değerli şahsiyetlerin etkinlerle, programlarla okuyucularının karşısına çıkmamalarının sebebini, ben yoğun olmalarını bağlıyorum. Çünkü belli bir noktaya geldiğiniz de o kadar çok meşguliyetiniz oluyor ki bu tür programlara zaman ayıramıyorsunuz. Burada görme fırsatını bulamadığımız tüm isimlerin vakitlerinin olmaması sebebiyle katılamadıklarına inanmak bana daha doğru bir inanç tercihi olarak görünüyor.”

Edebiyat dünyasının bir arada bütün halinde ete kemiğe bürünüp durmasının da zor olduğunu ifade eden Ayvazoğlu ile sohbetimize kitaplar üzerinden devam ettik. Şu sıralar hangi kitaplar üzerinde durduğunu sormaya kalmadan Beşir Ayvazoğlu sözü tamamladı: “Araştırmacı kimlikle hareket etmeye çalışınca belli birkaç kitaba bağlı kalınamıyor. O yüzden ben de gönül rahatlığıyla bir kitap okumayı özlediğimi söyleyebilirim. Şu sıralar üzerinde çalıştığım kitaplarla ilgili daha geçmişe yönelik okumalar yapıyorum genelde. Gerektiğinde kütüphanelere gidip saatlerce gazete koleksiyonlarına, arşivlere dalıyorum.

Bu tür okumalar farklı bir zaman ayırmanızı gerekli kılıyor.” Ayvazoğlu, bu araştırmalarının ve çalışmalarının meyvelerini Beşir Ayvazoğlu okuyucularının gelecek zaman içerisinde kitaplaştırılmış haliyle görebileceklerini de ifade etti.

Edebiyat Mevsimi’nin son gününü de Beşir Ayvazoğlu ile kısa zamana sığdırdığımız samimi bir sohbet ile tamamladık.

 

 

Samet Akten aktardı

Güncelleme Tarihi: 23 Aralık 2010, 09:41
banner25
YORUM EKLE
YORUMLAR
Serkan
Serkan - 10 yıl Önce

Mustafa Kutlu'ya dair
http://www.dunyabizim.com/news_detail.php?id=116

banner19

banner26