banner17

Bir ilk: Kerbela Sempozyumu!

Sivas iki önemli sempozyuma ev sahipliği yapıyor. Bu sempozyumları Âlim Yıldız'a sorduk..

Bir ilk: Kerbela Sempozyumu!

 

 

Mayıs ayında Sivas iki önemli sempozyuma ev sahipliği yapacak. Sempozyumların hikâyesi nedir?

 

Kerbela Sempozyumu
(+)

 

İlk olarak 30 Nisan-1 Mayıs tarihlerinde Kemal İbn Hümam Vakfı’nın ev sahipliğiyle “İlim ve Kültür Tarihinde Sivaslı Bir Aile: Sivâsîler ve Dönemi Ulusal Sempozyumu”nu yapıyoruz. XVI. yüzyılın çok önemli mutasavvıf ve şairlerinden Şemseddin Sivasî ve soyundan gelen Abdülmecid Sivasî, Abdülahad Nurî, Ahmed Suzî’nin ön planda olduğu bu sempozyum yaklaşık iki yıl önce planlandı.     

 

Savaşlara da katılmıştı

 

Şemseddin Sivasî, İslam dünyasının üç güneşinden (Şemsi Tebrizî, Ak Şemseddin ve Şemseddin Sivasî) biri olarak kabul edilen bir zat. Kırka yakın eser telif etmiş. Sivas’ta yaşadığı halde, o dönemin haberleşme imkânlarını düşünürseniz, kendisini Dersaadet’e duyurması ve padişahların iltifatına mazhar olması herhalde büyüklüğünü anlamamız için yeterlidir. Bugün bile “taşra” dediğimiz illerde yaşayan bir ilim adamının, bir yazar ve şairin kendisini İstanbul ve Ankara’ya tanıtması oldukça zordur.

 

Ayrıca Şemseddin Sivasî -dönemin padişahı ısrarla İstanbul’da kalmasını istemesine rağmen- Sivas’ta yaşamayı tercih etmiştir. Yetmiş küsur yaşında olmasına rağmen III. Mehmed’in daveti üzerine Sivas’tan yola çıkarak Eğri Savaşı’na katılmış, yenilmek üzere olan Osmanlı ordusunu, ordunun gerisinde olan mutfak çalışanlarını harekete geçirmek suretiyle zafere ulaştırmıştır. İstanbul’a ulaşması sırasında Aziz Mahmud Hüdayî kendisini İstanbul dışında karşılayarak elini öpmüş ve Üsküdar’da bulunan âsitânede günlerce misafir etmiştir.    

       

Âlim Yıldız

Yurtta ve dünyada ilk kez

 

İkinci olarak öğretim üyesi olarak çalıştığım Cumhuriyet Üniversitesi İlahiyat Fakültesi olarak düzenlediğimiz “Uluslararası Kerbela Sempozyumu”nu 20-22 Mayıs tarihlerinde yapacağız. Kerbela Sempozyumu, Türkiye’de ve dünyada ilk kez yapılıyor. İslam tarihinin acı bir sayfası ve aynı zamanda bir kırılma noktası olan Kerbela ile ilgili şimdiye kadar -yurt dışı da dahil- uluslararası düzeyde bir sempozyum yapılmamıştır. Bir ilke imza atıyoruz bu sempozyumla.

 

Biliyorsunuz, âlimlerimiz bu konuda hep sessiz kalmayı yeğlemişler, “elimizin karışmadığı şeye dilimiz de karışmasın” mantığıyla, içlerini yakan bu meş’um hadise hakkında sessizce ağlamayı tercih etmişlerdir. Ehl-i Sünnet ve Şia arasında da önemli bir ayrışma noktasıdır bu olay. Bu sempozyumla her iki mezhepten bilim adamlarını bir araya getiriyoruz.  

 

Hocam, Osmanlı tecrübesinde Sivasîlerin varlığı ve hareketleri önemli. Sempozyumu Sivaslıların bir vefası olarak okuyabilir miyiz?

 

Şemseddin Sivasî ile başlayan ve Sivas’ta devam eden, Abdülmecid Sivasî ve Abdülahad Nuri ile İstanbul’a taşınan Halvetî irfan öğretisi, özellikle XVII. Yüzyılda Osmanlı coğrafyasında “Kadızadeliler-Sivasîler” diye bilinen fikrî tartışmalarla çok sayıda ilmi eserin ortaya çıkmasına neden olmuştur. Bu nedenle aile önemlidir. Zahirî ilimlere karşı dinin irfanî boyutu Abdülmecid Sivasî ve Abdülahad Nurî ile savunulmuştur. Bu ailenin özelliği hem zahirî ilimlere hem de tasavvufa önem vermelerinden kaynaklanmaktadır. Kuru bir bilgi yerine ilimle aşkın mezcedildiği bir harekettir Sivasîler hareketi. Örneğin, Şemseddin Sivasî gün boyunca medresede öğrenci okutan bir müderris, geceleri ise tekkede ders veren bir mutasavvıftır.

 

Alim YıldızBu gelenek Sivas’taki Halvetî dergâhında ve İstanbul’daki Sivasî tekkelerinde devam ettirilmiştir. Bu saydığım aile üyelerinden her birinin yirmi-otuz civarında telif eseri vardır ve bu irfan önderleri aynı zamanda şairdirler de. 

 

Bir günde Sivasî ailesini anlatmak mümkün değil ama…

 

Bu özelliklerinden dolayı medrese ulemasına ve onların dinî radikalizmlerine ilim ve aşk ile karşı çıkmışlardır. O dönemde İstanbul’da yüzlerce tekke şeyhi olmasına karşı -ki bunlardan bir kısmı çok şöhretlidir- medrese ulemasının karşısına çıkma cesareti bu aileden gelmiştir.

 

Sempozyum, bu Sivasî ailesine dikkat çekme olarak okunabilir. Yoksa, bir günde ve dört oturumda yapılacak olan bir sempozyumla bu ailenin her yönünü  ortaya koymak mümkün değildir. Bundan sonra yapılacaklara bir girizgâh olarak Kemal İbn Hümam Vakfı’nın dolayısıyla da Sivaslıların bir vefa borcu olarak sayabiliriz bu sempozyumu. 

 

Sempozyumda Sivasi ailesinin hangi özellikleri üzerinde durulacak?     

 

Sempozyum açılışının gerçekleşeceği 30 Nisan akşamı, Prof. Dr. Süleyman Ateş Bey’in “İlim, Tasavvuf ve Şiir” konulu konferansı ve akabinde M. Ü. İlahiyat Fakültesi Tasavvuf Musikîsi Korosu tarafından Sivasîlerin ilahi formunda bestelenmiş eserleri seslendirilecektir.

     

Alim Yıldız
(+)

1 Mayıs’ta yapılacak olan sempozyumun ilk oturumunda, Sivasî ailesi üzerinde durulacaktır. Aile üyelerinden Dr. Fatih Güneren Bey’in aile hakkında vereceği bilgiler ve diğer ilim adamlarının ailenin çeşitli yönleri üzerinde duracakları tebliğler yer almaktadır ilk oturumda.

 

İkinci oturum Şemseddin Sivasî ağırlıklı olacak, üç ve dördüncü oturumlarda Abdülmecid Sivasî, Abdülahad Nuri, Ahmed Suzî ve Şeyh Ahmed Rindî ile ilgili tebliğler sunulacaktır. Bu oturumda Doç. Dr. Ahmet Hakkı Türabi Bey’in sunacağı “Sivasî Ailesi ve Musiki: Sivasî İlahileri” isimli bildiri oldukça önemlidir. Bildiğimiz ve severek dinlediğimiz bir çok ilahinin bu aileye ait olduğu ve aile üyelerinden bestelenen yüz elliye yakın ilahinin bulunduğu ilk kez bu bildiri ile ortaya konulacaktır.     

 

20 Mayıs’ta gerçekleştireceğiniz ikinci sempozyum ise, bir “ilk” olması bakımından önemli: Kerbela. Bu meseleyi hangi açılardan ele alacaksınız?

 

Kerbela hadisesi İslam tarihinin kara sayfalarından biridir. Hz. Peygamber’in sevgili torunu ve ailesi ile etrafında yer alan sahabe ve tabiîne karşı yapılan, kabul edilmesi mümkün olmayan bir katliam söz konusu olan. Şia’nın çok fazla üzerinde durduğu ve sünnî ulemânın sessizce ağladığı bu hadise, ilk kez, hazırlamış olduğumuz bu sempozyumla ele alınmakta.

 

Türkiye, İran, Mısır, Azerbaycan, Pakistan, Ürdün ve Balkanlar’dan katılan sünnî ve şii ilim adamlarının tebliğleriyle; tarih, edebiyat, kelam, felsefe, mezhepler tarihi, tefsir ve hadis, tasavvuf ve musikî gibi yönleriyle işlenecek bu hadise.

 

Kerbela hakkında muazzam bir birikim var

 

Bizim amacımız, bu meselenin ilmî yönüyle ele alınması ve “ayrıştırıcı” gibi görünen Kerbela hadisesinin aslında İslam dünyasını “birleştirici” olduğunu ortaya koymaktır. Sorun, bir araya gelip konuşmamaktan kaynaklanmaktadır. İslam dünyasında Hz. Hüseyin’e ağıt yakmayan hiçbir ülke yoktur. Bu zulmü alkışlayan bir müslüman da bulunmamaktadır. Gelen tebliğlerden gördüğümüz, müslümanların yaşadığı hemen her ülkede halk kültürü ve edebiyat yönüyle Kerbela hakkında muazzam bir birikimin oluştuğudur.   

 

Alim Yıldız

 

Böyle bir birikimin olması sempozyuma ilgiyi de artırmıştır sanırım…

 

Sempozyuma ilgi oldukça fazla oldu. İki yüze yakın ilim adamının katılmak üzere müracaat ettiği sempozyumumuza, zaman ve imkân kısıtlılığı nedeniyle, ancak doksan tebliğ alabildik. Her oturumda beş tebliğcinin yer aldığı on sekiz oturumlu bir sempozyum gerçekleştiriyoruz. Özellikle yurtdışından birçok ilim adamı telefon ve e-posta yoluyla, sempozyumdan geç haberdar olduklarını ve katılmak istediklerini bildiriyorlar.  Televizyonların da ilgisi büyük. İran, Mısır ve Azerbaycan televizyonlarının çekim yapmak üzere geleceklerini biliyoruz.   

 

Hocam, Kerbela Sempozyumu’nda gerçekleştirecek bir de konser var: “Çeşitli Dillerden Mersiyeler Konseri”. Sempozyumun içeriğiyle güzel bir bağ olsa gerek?

 

Aslında sempozyumumuzda iki konser var. Sempozyumun ilk günü olan 20 Mayıs akşamında Türkçe, Arapça, Farsça ve Azerice olarak mersiyeler okunacaktır. Mevlânâ’nın Mesnevî’sindeki üzüm hikâyesini hatırlarsınız. Bir Türk, bir Arap ve bir İranlının aynı şeyi istedikleri halde birbirlerini anlamadıkları için kavga etmeleri hadisesi… Müslümanların yaşadıkları coğrafyanın tamamında Hz. Hüseyin ağıtı vardır. Acının ve ağıtın tonu farklı olsa da rengi aynıdır.

 

Aynı ağıtı Türkçe, Arapça, Farsça, Urduca, Azerice ve daha birçok dilde söylüyorsak o halde kavgamız nedir? Bazen bir şiir, bir türkü, bir ağıt sayfalar dolusu bilgiden daha fazla tesir eder insanlara. Sempozyumda onlarca ülkeden ilim adamının sunacakları tebliğlerin, bir de bu ülkelerden gelen sanatçılar tarafından “gaydalı” bir şekilde ağıt formunda ifade edilmesinin “lübbü’l-lüb” (özün özü) olacağını ve sempozyuma da çok yakışacağını düşünüyorum.

 

İkinci konserimiz ise 21 Mayıs akşamı Kültür Bakanlığı sanatçılarının vereceği “Hüseynî İlahiler Konseri” olacaktır.    

 

 

 

 

Zeki Dursun düzenleyicilere teşekkürü bir borç bildi

Güncelleme Tarihi: 01 Mayıs 2010, 23:51
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
yusuf erdem
yusuf erdem - 9 yıl Önce

ama iş-güç işte... kitaplaşsa da okusak ikisini de

Murat Özer
Murat Özer - 9 yıl Önce

ilk sempozyumu dinleyemediğim için açıkçası üzüldüm umarım bu çalışma kitap haline dönüşür... bu gelişmelerden bu güzide sitenin bizi haberdar etmesini ümit ediyoruz...

ikinci kerbela sempozyumuna gelince...

bu yorumumu umarım tertib heyeti okuyacaktır...

kerbela vakıasının türk sanatı ile ilgili yansımaları hakkında bir konunun da sempozyum içinde olmasını bu konuda çalışmaları olan birisi olarak ümit ediyorum

ayrıca konser içeriği ile ilgili daha açıklayıcı bilgi arzu ediyoruz.

banner8

banner19

banner20