banner17

Bir deli sınava girerse gör başına neler gelir

Ercan Harmancı bir roman yazdı. Kitapta bir deli üniversite sınavına girmeye karar veriyor. Sonra olaylar öyle bir gelişiyor ki.. Harmancı ile kitabını konuştuk.

Bir deli sınava girerse gör başına neler gelir

 

“Deli olmadan veli olunmaz” derler. Bu, içinde bulunduğumuz zamana çok uygun düşüyor. Zira bir şeyleri elle değiştirmek için deli kuvveti gerekiyor. Doğruları söylemek için deli cesareti gerekiyor. Doğrudan yanaysanız zaten size direkt olarak deli damgası vurulur. Pek de dert değildir aslında. Ne diyordu Muhyî “zahid bize tan eyleme” nutkunda; “ko desinler bize deli/ usludan yeğdir delimiz.”

Bu bağlamda kendimi kendisine benzettiğim Ercan Harmancı’yla Bir Delinin Sınav Günlüğü kitabı üzerine bir söyleşi gerçekleştirdik. 1973 Konya doğumlu Ercan Harmancı, bilgi aktivasyon yolu ile öğrenme modeli üzerine çalışıyor. Harmancı’nın daha önce F Şıkkı Var mı isimli bir çalışması da var. Muhabbetimize geçelim.

Bir deliyi üniversite sınavına sokmak nerden aklınıza geldi?Ercan Harmancı

Evet, delilik imgesine uzak değildim. Öğrencilik hayatımda, öğretmenlik hayatımda hatta askerlikte bile çevremdeki insanlardan “sen deli misin” ya da “adam deli abi!” cümlelerini çok duydum. Bir kabul edilmiş hayatı sorgularsanız, “akıllı” olmazsanız ya da dışına çıkarsanız sizin için kullanılacak ilk kelime “deli” kelimesi olur. Buradaki akıl, Rahman’ın bize bizi hakikate götürmesi için verip sürekli kullanmamızı telkin ettiği akıl değil.

Modern dünyanın sorunlarını çözmeye cidden bilimsel akıl yeterli gelmiyor. Ciddi dertleriniz varsa biraz deli olmak lazım. Herkesin kendini dünyanın en akıllı adamı sandığı dünyada aslında akıllıca şeyler söylediğinizde sizi dinlemiyorlar. Deli imgesine uzak bir toplum değiliz. Bir topluma ciddi bir istekle giderseniz ve onlar bu isteğinizin ciddi olduğunu anlarlarsa size deli deyip o yükümlükten soyutlamak isterler kendilerini. Cümlelere müdahale edip kısaltalım isterseniz.

Aslında hem sınava hazırlananlar, hem bizim sınava hazırlanmamızı sürekli telkin edenler ne kadar akıllıca davranıyor? Hayat bir sınav ve sınavların önem ve öncelik sırasını karıştırdığınızda mutsuz olmaya başlarsınız. Bir akıllının yaptıkları, kişiyi çok fazla etkilemez ama bir deli doğru şeyleri yapıyorsa cümle şudur: “Deli bile yapıyorsa ben neden yapmayayım?” ya da “deli kadar olamadım”. Bu cümleler kişiyi kendine getiren cümlelerdir. Bunu yapmaya çalıştık. Sınavın çok abartıldığını ifade etmek için biz daha da abarttık ve bir deliyi sınava soktuk.

Sınav sistemini eleştirmek için mi bunu yaptınız?

Benim Rahmani olanın dışında her alanda kullandığım bir cümle var: “Alternatifiniz yoksa eleştiri hakkınız da yoktur!” Sınav da bir sınav. İnsanın “ben sınavlarla imtihan edilmek istemiyorum” deme hakkı yoktur. Rahman sizi ve toplumunuzu sınavla da imtihan eder. Kaçırdığımız nokta şurası… Bu kadar gündemimizde olan sınava değer verdiğimiz kadar Rahmanın bizi imtihan ettiğine değer veriyor muyuz? Kişisel, ailesel hatta toplumsal olarak sınavı kazanmalarını istediğimiz insanların cenneti kazanmalarını istiyor muyuz?

Sınav nasıl yapılır, nasıl olmalıdır, bu herkesi ilgilendirmeyen teknik bir konudur. Ama sınav olmak ise herkesi ilgilendirir. Herkes sınav olmakta… Kitaptaki mesaj herkesin sınav edildiğine bir vurgudur. Eleştiri olacaksa yapıya değil, insanlara olur. Yapıları eleştirmek insanları masumlaştırır. Sistemde sorun yok, sorun eğitimcide, anne babada ve öğrencide… Bir anne baba için çocuğunun sabah namazına kalkması, dershaneye geç kalmasından daha öncelikli değilse ki çoğumuz için acı gerçek bu… Aslında suçlu ne a, ne b, ne c, ne d ve ne de e şıkkı; suçlu bizleriz, sınava hazırlananlar ve hazırlanmamızı isteyenler.

Sizce gençlerimiz neleri kaybediyor, nelerden kopuyor bu sistemle?

Gençlerin, ilk önce bize ait olmayan “ergenlik” kavramıyla günaha alışmalarının önü açıldı. Ergenlik kavramı bizim değerler ve inanç dünyamıza ait bir kavram değildir. Biz de “Akil Baliğ” olma vardır. Yani artık istediğini yapmaması gerektiğinin bilincine varması durumudur. Ama ergenlik tam tersidir; “daha henüz erken” ve “karışmayın” mesajı verilir ailelere de… Sınavdan insanların aslında tek beklentileri var: sonu belli olmayan bir istihdam beklentisi. Sonu belli olmayan bir sınav için bu kadar hazırlanan insanlar sonu belli olan bir sınav için neden hazırlanmaz? Sınav ve dershanelerle, hatta okullarla gençler kendi inanç ve değerlerine yabancılaştırılıyor. Aileler için iyi bir sınavın başarısının meşrulaştıramayacağı yanlış yok diye düşünüyorum.

Kitabınız nasıl eleştiriler aldı?

Öncelikle kitabın isminden kaynaklanan bir çekiciliği olduğu ifade edildi. Sınav hakkında bu tarz bir çalışma -tabii yayımlanmış bir çalışma- sanırım bir ilk. Kurgu beğenildi; bunu rahatlıkla söyleyebilirim. Kitabı okuyan ve beni tanıyanların delinin yaşından da yola çıkarak “o deli sizsiniz değil mi” demeleri hem beni güldürüyor hem de cevapsız bırakıyor. Roman ironi tarzında olunca da okuyucuyu bazen Ercan Harmancıkendisine yakınlaştırdığı, bazen de uzaklaştırdığı söylendi. Edebiyat dünyasının ustalarından bir abim,  “Çırak için iyi bir çalışma ama usta olmak istiyorsan daha çok okuyup daha çok yazmalısın” dedi. Edebiyat alanına birden kendimi girmiş buldum; bunu belirtmem gerekir. Evet, iyi bir okuyucuyum ama sadece okuyordum.

Kuramcıların güdümlü edebiyat olarak belirttiği tarzda eserler vermek için çalışıyorum. Ve üslup olarak da ironik bir tarzı seviyorum. Okuyanları rahatsız etmek hoşuma gidiyor. Bir şeyin güzelliğine inanıyorsanız o güzelliğe ulaşmaları için insanları rahatsız etmek hoş bir duygu, bedeli ne olursa olsun! Ve zaman ne gösterir bilmiyorum ama bundan sonraki çalışmalarım da deli kurgusu üzerine olacak. Kitap raflarda yerini alalı iki ay olsa da kitap ve ben daha görücüye çıkmadık; sizin bu söyleşinizle görücüye çıkmış olacağız.

Bir de ödülü var kitabın değil mi?

Evet, bu çalışmam hem edebî alanda hem de roman alanında ilk çalışmam olması ve saygın bir yayınevi olan Timaş Yayınları’nın, gençlerin değerleriyle tanışmaları için geçen sene ilkini düzenlediği yarışmada İronik Roman kategorisinde değerlendirilip üçüncülük verilmişti. Tabi belki bu üçüncülük tesadüfî de olabilir. Bunu ne kadar hak ettiğimi zaman gösterecek.

Başka kitaplar var mı kafanızda?

Dediğim gibi deli kurgusu ile insanlara bir şeyler anlatmaya çalışacağım. Bu, insanların bazen çok iyi bildikleri, bazen de unutup gittikleri değerlerimiz olacak. Evet, başka kitaplar var; bazıları kafamda, bazıları da bilgisayarımda. Kurgusunu bitirdiğim ama cümleleri kurguya giydirmeye çalıştığım bir çalışmam var. Yine bir bilge deli ve onun eğittiği bir afacan… Şimdilik böyle…

Dergilerde hiç yazdınız mı? Yazmayı düşünür müsünüz?

İlk, Konya da edebiyata gönül vermiş güzel insanların çıkarmış olduğu “Mahalle Mektebi” dergisinde kısa bir öykü ile başladım. Yazıyorum ama yazdıklarımın hangileri nerelerde yayınlanır, nasiple diyelim… Ama “ne yazmak isterdiniz” derseniz gönlümde yatan aslanları bir paragraflık öykülerle anlatabilmek… Ama usta işi ve emek işi olduğunun bilincindeyim… Bize düşen kararlılıkla ve severek devam etmek…

Neler okuduğunuz için pişman değilsinizdir?

Güzel.  Soru formatını sevdim…  Bu soru “okuyuculara neler okumalarını tavsiye edersiniz?” şeklinde olsaydı, malum, tek cevabı verirdim. “Tavsiye edebileceğim tek kitap Kitabımız” derdim. Soru zekice olunca o zaman biraz zorlayayım kendimi… En çok sevdiğim yanım bir kitabın başından sonuna kadar okumak için kendimi zorlamamdır.  Epiktetos’un “Düşünce ve Sohbetleri” vardı. Son zamanda Tolstoy’un “Ateş “Kıvılcımken Söndürülmeli”yi ekledim. Okumak çoğu zaman insanın zihnine ve ruhuna yaptığı bir işkencedir. Ama rahatlıkla söylemeliyim ki ben okuduğum kitaplardan hiç işkence görmedim… Bir kitaptan kirli bir elin ruha el uzatmaya başladığını hissettiğimde onu yüz üstü orada bırakıp ardıma bakmadan uzaklaşırım.

Son cümle?

Bu söyleşi için ben teşekkür ediyorum… Rabbim razı olacağı işleri, razı olacağı mekânlarda ve razı olacağı insanlarla birlikte yapmayı sevdirsin ve kolaylaştırsın…

 

Ahmed Sadreddin konuştu

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2017, 14:28
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Ziyaretçi
Ziyaretçi - 7 yıl Önce

Peygamberler de delilikle suçlanmış değiller mi?

Nazar
Nazar - 7 yıl Önce

Delilikle ilgili bir özlü söz şöyle "akıllı olup dünyanın kahrını çekeceğine deli ol dünya senin kahrını çeksin":)

banner8

banner19

banner20