banner17

Benzine Kitab'a çağırıyor!

Fas asıllı Fransız düşünür Rachid Benzine, İslam ve Kur'an-ı Kerim üzerine çalışmalarıyla biliniyor. Aynı zamanda dinler arası diyaloga da destek veriyor..

Benzine Kitab'a çağırıyor!

Siyaset bilimci ve “yorumlama” dalında araştırmacı profesör olan Rachid Benzine 1971 Kenitra (Fas) doğumlu. Ekonomi ve politika eğitimi almış. Günümüz Fransa’sında Beşeri Bilimler Okulu’nda şekillenen müslüman entelektüelerin yeni jenerasyonundan. Spora da ilgi duyan Benzine’in boks dalında şampiyonluğu bile bulunmakta. 

Les Nouveaux Penseurs de l'islam, Rachid Benzine
(+)

Öne sürdüğü tezler eleştiriliyor

Benzine, dinler arası diyalog taraftarı. Farklı disiplinlerde eğitim almasına karşın Kur’an’a ve yorumlamaya duyduğu ilgi sonucunda Kur’an’ın çağdaş yorumu üzerine tezler yazmış. Bu tezleri neticesinde, bazı müslüman düşünürler tarafından ‘Amerika’nın çıkarlarına hizmet ediyor’ gerekçesiyle birçok eleştiriye maruz kaldığı da vâki. Kendisine yapılan eleştirilerden bir tanesi; “Benzine’in yaptığı iş, hiçbir kitabını okumaksızın Platon’un şu şu kitapları vardır demeye benzemektedir” şeklindedir.

Benzine’in eleştirilmesinin bir başka sebebi de, “Kur’an şu şekilde okunmalıdır” tarzı cümlelerin içini yeterince doldurmamasıdır. Yazar, “İnsanlar önceleri Kitab’a uyuyorlardı, sonra kitabına uydurmaya başladılar, son noktada da Kitab’ı yeniden yazıyorlar” düşüncesine binaen kendisine sorduğumuz “Kuran’ı yeniden mi yazıyorlar?” sorusunu bir başka sefere cevaplayacağına dair söz vermiş olup, Kuran’ı yeniden yorumlama noktasındaki görüşleri sıkı eleştirilerin uğrak yeri haline gelmiştir. 

Rachid BenzineFransa’da ve dünyada oldukça tanınmış biriyle böyle bir söyleşi yaptığımız için kendimizi şanslı hissetmekteyiz.

Ekonomi ve politika üzerine eğitim aldınız fakat İslamolog olarak tanınıyorsunuz. Aldığınız eğitim mi sizi İslamolog olmaya itti? İslamoloji ilgisi nereden geliyor?

Ekonomi ve politika yanında tarih üzerine de eğitim aldım. Tarihe eğilmem aracılığıyla Kur’an’ın çağa göre yorumlanması üzerine bir teze başladım. Bu tezi Nasr Hamid Abu Zayd ve Fazlur Rahman’dan hareketle yapmıştım. Temelde ise “yorumlama” merakım filozof Paul Ricoeur’in çalışmalarından etkilenerek oldu. Bu konuda “Paul Ricoeur’le Kur’an” başlıklı bir makale yayınladım. ‘Ricoeur’in yorumlama sistemi Kur’an okuması adına nasıl birtakım aydınlanmalar getirebilir’i görmeye çalıştım.

Biraz daha detaylı bilgi verir misiniz? Örneğin Fazlur Rahman’ın hangi fikirlerinden hareketle tezi yazdınız? Paul Ricoeur nasıl bir aydınlanma getirebilir?

Öncelikle, Fazlur Rahman’ın Kur’an’daki Vahiy anlayışından çok etkilendim diyebilirim. Bu nedenle tezimde Vahiy sürecinde insanî mediasyon meselesini irdeledim. Ricoeur’e gelince, dilin önemi ve Kur’an’daki yazınsal yapı ilgimi çekmişti. Buna göre Tanrı konusuna eğilmeden evvel, Tanrı’nın değişik yazınsal yapılarda İsimlerinin olması tarzıyla ilgilenilmeliydi. Yazınsal yapıda çok seslilik mevcuttur ve her yazınsal yapı Hakikat’in başka bir veçhesine bakmaktadır.

Bu ayrımların farkına varmalıyız

Buna ek olarak, Sözden Yazıya geçmenin ikili bir ayrıma neden olduğunun altı çizilmelidir: Söz-Yazı/ Yazı-Okuma. Okuma, yazmayla ilişkiliyken, Söz dinlemeyle ilişkilidir.

Bu ayrımlar dikkat edilmesi gereken ayrımlardır. Çünkü metnin tam anlamıyla yorumlanan bir ayna olmama riski vardır. Bu tür ayrımlar, üretim şartlarının ötesine geçilmesine izin verir ve bütün farklı durumlarda ona işlerlik kazandırarak metni zenginleştirir.

Rachid Benzine

Kur’an metni şu anda okunduğunda da kendi anlamını verebilir ve her yerde geçerli olan yeni kontekstiyle ya da işin ehli okuyucularıyla zenginleşebilir. Sözden yazmaya geçiş bizi başka bir semiyotik duruma sokar. Anlam üretimi farklı olacaktır ama şu da söz konusudur ki biz, derin olarak farklılıkların olduğu söylenen bütün evrelerde temel yapısal evrenin korunması bağlamında anlamın sürekliliğini sağlıyoruz. Bu nedenle anlam üretimi açısından bu ayrım temel bir ayrımdır.

Kur’an metni bir umut ufkunu yansıtır

Kur’an’a gelince, Kur’an metni her şeyden önce dildir. O halde dilin doğasını hissetmek gerekir. Söylem türünü bilmek, metni anlamak adına büyük önem taşır. Bir şiir, sokak levhasının okunduğu tarzda okunmaz veya bir arkadaş mektubu bir makinenin kullanım kılavuzundan farklı okunur. Şiirsel bir söylemi bir kanun metniymiş gibi yorumlamayı istemek, bizi şiirin söylemek istediğinin tam karşıtı anlamlar çıkarmaya sürükleyebilir.

Kur’an metninde anlatımsal olan, dinsel tören ile ilgili olan, metafiziksel olan, peygamberle ilgili olan Kur’an’ın bütünsel söyleminde birlikte var olmaktadır. Biz bu türlerin bir olayı yaratmak için nasıl birleştirildiğini öğrenmek ve öğretmek zorundayız: Çünkü bazı şeyler bazı türlerde açığa çıkarken bazı şeyler başka türlerde açığa çıkar (günlük şeyler, bilimsel şeyler, şiirle ilgili şeyler). Kur’an metni bütün okuyucularını içine alabilen bir dünyadır. Geçmiş olanı, gelecek olanı ve bilinmeyene açılan bir bilinçle birlikte metindeki mevcut imajların temel alındığı bir umut ufkunu yansıtır.

Yorumlama meselesi, bir güç meselesidir. Bu nedenle, yorumlamayı açmak isteyen herkes Kutsal’ın yöneticiliğinde zorlukla karşılaşmaktadır. Devlet tarafından para alan ulemalar, İslam’ın devletleşmesinin bir tezahürü müdürler?

Dilerseniz size çok sormak istediğimiz diğer konulara geçelim. Fransa’da dinler arası diyalog destekçisi bir İslamolog olmanızı nasıl değerlendiriyorsunuz? Müslümanlar tarafından eleştirilere maruz kalıyor musunuz?

Dinler arası diyalog benim için Hakikat meselesiyle ilişkili olduğu ölçüde önemlidir. Nasıl her gelenek hakikatle ilişkisini kurar, benim için önemli olan budur. Yahudilik Vahyi elinde bulunduranların tek kendileri olduğunu savunursa nasıl olur? Hıristiyanlık Yahudilerin vahyini aştığını varsaysa ve Yahudiliği bitirdiğini varsaysa nasıl olur? Bununla birlikte, İslam kendinden öncekileri yanlışladığını varsaysa nasıl olur? Bu, öncelikle bir müslüman bakış açısıdır, yazı ile ilişkili bir mevzudur bu.

Yazı ile ilişkili derken ne kastediyorsunuz?

Yazı ile ilişkili anlam, metne verilmiş bir anlamdır. Yani yorumlayıcı bir yapıdır. Bu yazınsal yapı harfle, kelimeyle ete kemiğe bürünmüş olmaktadır. Bu şekilde yazınsal anlamın zıttı görülmüş olur. Yani kelimeyle ya da harfle verilmiş olan bir anlam söz konusudur. Anlamın sıfır derecesinden çıkışı işte böyle gerçekleşir. Metnin okunması, yazılmış olandan esrarengiz olana, kelimeden onun alegorisine tarzı bir seyirle değişik anlam derecelerine ulaşarak yapılır. Hatırlanmalıdır ki bu şekilde yapılan yazılı kaynakların yorumlanması ve anlamın bir teorisi ifadeyi (expression) ortaya çıkarmıştır.

Göç anlatısındaki ‘kızıl’, ‘deniz’ kelimeleri natürel ve coğrafî bir gerçekliği tarif eder. Ama göç anlatısı aslında göç etmeyi başarmanın yanı sıra sınamanın aşılması ve ölümün bir anlatısı olarak da ele alınabilmektedir. Bu anlatı bir başkası için zulme karşı kazanılmış bir zafer ve ölüm olarak da değerlendirilmektedir. Evet, yazınsal bir anlam vardır kuşkusuz ama onu oluşturan bizizdir. Yazınsal etap olmaksızın yorumlama süreci olamaz. Yazınsal bir anlamın oluşturulması stratejiktir, politiktir.

Tam da bu noktadan hareketle, bu dönemi tanımlamak için “Eskiler Kitab’a uyuyorlardı, daha sonra kitabına uydurma dönemine girildi, şimdi ise Kitab’ı yeniden yazıyorlar” söylemi sizce doğru bir söylem midir? Günümüzde Kuran yeniden mi yazılıyor sizce?

Bu konudaki sorunuzu bir başka sefere geniş bir zamanda cevaplamak isterim. Zira çok acil çıkmam lazım.

 

 

 

Sümeyye Sel o sorunun peşini bırakmayacak

Güncelleme Tarihi: 19 Mayıs 2010, 20:40
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
crimson
crimson - 9 yıl Önce

Neden röportaj yarıda kesilmiş?

Azade Sel
Azade Sel - 9 yıl Önce

''Fransa da dinlerarası diyolog destekçisi bir İslamolog''a gerçekten nadir rastlayabilceğimizi düşünerekten çok yararlı bir söyleşi olduğunu düşünüyorum.
Çok teşekkür ederim.

Sümeyye Sel
Sümeyye Sel - 8 yıl Önce

Adamcağızın çıkması gerekiyordu. Nereye gittiğini bilmiyorum:)

ismail_ahmet
ismail_ahmet - 8 yıl Önce

Öncelikle farklı bölgelerde yaşayan müslüman düşünürleri bizlere tanıtan Sümeyye Hanıma teşekkür ederim. Ümmetin ifrat ve tefrit sınırları içerisinde düşünen ve üreten ilim adamlarına her zaman ihtiyacı vardır. Anlaşıldığı üzere ropörtajın ikinci bölümü de ilerleyen zamanlarda yayınlanacaktır. İkinci ropörtajda Benzine'ye sünnete bakışı ve Kur'an, sünnet ve yorumlama ilişkisi sorulursa kendisinin görüşünü daha iyi anlayabiliriz diye düşünüyorum. Saygılarımla

banner8

banner19

banner20