Bazen bir kitap bütün bir hayatı doldurabilir

Ankara'nın sıcak yüzü şair Erdal Çakır'la okuma usûlleri ve kitaplar etrafında konuştuk. Ahmed Sadreddin sordu.

Bazen bir kitap bütün bir hayatı doldurabilir

 

 

Hu”, “Hüznün Efendisine” ve “Sultana Mektuplar” isimli kitaplarıyla şiirinin naifliğine şahit olduğumuz, büyük şair, güzel ağabey Erdal Çakır'a okuduklarını ve kitaplar hakkında sorular sorduk. Yeni bir kitap müjdesiyle döndük.

Şu an hangi kitabı/kitapları okuyorsunuz?

Kendisiyle ilgili bir kitap hazırlığı içinde olmam sebebiyle, bu aralar Hz. İbn Arabî’yle hemdemim. Ne kadar sürecek bu okumalar bilmiyorum. Ama bundan memnunum, hem de çok. Otuz yılı aşkın tanışıklığımız, sanıyorum bir dostluğa dönüşecek. Hz. İbn Arabî okumaları yaparken, araya felsefi metinler ve R. Safranski’nin, Heidegger biyografisi türünde çalışmaları da aldığım oluyor tabii.

Ancak başucu kitabım Kur’an-ı Kerim’dir. Bu hiç değişmedi ve değişmeyecek. Onsuz olmaz. Rabbimle vasıtasız sohbet etmenin tadı ve kudsiyeti bambaşka; yerine koyabileceğimiz hiçbir şey yok. Burada, Hz. İbn Arabî çalışmalarından çokça yararlandığım ve yararlanacağım Ekrem Demirli’yi de anmadan geçmek, hakkı ketmetmek olur. Kendilerine yaptığı çalışmalardan dolayı gönül dolusu teşekkür ediyorum.

Kendinize ait bir kitap okuma usûlünüz var mı?

Öteden beri sistemli okumaya çalıştım. Örneğin siyer okumak istiyorsam, bir kitapla yetinmedim; bulabildiğim bütün siyer kitaplarına ulaşmak istedim ve ulaşabildiğimi okudum. Veya felsefe tarihi okumak istediysem, bir felsefe tarihi kitabıyla yetinmedim. Özellikle belirtmek istediğim hususlardan biri de, usül (metodoloji) kitaplarına olan düşkünlüğümdür. Fıkıh, tarih, hadis usûlü… Ne bulduysam okudum. Zaman zaman döner baştan okurum sözünü ettiğim çalışmaları.

Ancak önemle vurgulamak istediğim noktalardan biri kaynak eserlerdir. Alanının başyapıtlarını görmeden, evvelemirde ara kitaplara yönelmekten kaçınmak gerekir. Bununla, bir kaynak eserden sonra kaleme alınmış aynı türdeki çalışmaların, kıymetsiz olduğunu söylemek istemiyorum. Onların içinde gerçekten değerli çalışmalar olabilir ama kaynak eserin görülmesinden sonra, söz konusu kitaplara müracaat etmek gerekir.

Her insanın beyninde, okunmayı bekleyen kitaplar saklıdır. Bu kitapların kapağının açılması ve okunması yazılı olanla beyinde olanın çakışmasıyla mümkündür. O kitabı ya da kitapları bulmak gerekir. Bunu da kişinin mizacı, yeteneği, ilgisi, kapasitesi vs. belirler. Dikkatli olmak gerekir. Birimiz için çok önemli ve gerekli olan bir kitap, diğerimiz için faydadan uzak olabilir. Bundan müstağni olan tek kitap Kur’an-ı Kerim’dir.

Kitap fuarlarına gider misiniz?

Kitap fuarlarını kayda değer bir düzenlilikle takip edemedim bugüne kadar. Çünkü kitapla olan ilişkimi, çok öznel anlamda kendi arz-talep ilişkim belirlemekte. İhtiyacım olan kitabı arar, bulur ve okurum. Kitap fuarlarının önemi tartışılmazdır. Fakat kitap fuarları, bir mesire yeri değildir; hele de tekelleşmenin inisiyatif aldığı alanlar olmamalıdır asla.

Takip ettiğiniz bir süreli yayın, dergi ya da site var mı?

Ne yazık ki süreli yayınları takip konusunda da bir istikrarım yok. Uzağında da sayılmam ama böyle bir eksikliğim maalesef var. Süreli yayınları ciddi anlamda takip eden, hatta arşivleyen arkadaşlara imreniyorum.

Varlığına dikkat çekmek istediğiniz bir kitap, dergi veya yazar var mı?

Kendinde olanı keşfeden insan, kitabını ve yazarını bulacaktır. Yukarıda da belirttiğim gibi, her insanın beyninde okunmayı bekleyen kitaplar saklıdır. Okumak, kesinlikle bir tefekkürle birlikte olmalıdır. Satır arasına sızamadığımız bir kitap, bana göre okunmuş sayılmaz. Şunu okudum, bunu okudum kabilinden skorer yaklaşımlardan uzak bir bilinçle okunmalıdır kitaplar. Bazen bir kitap, kişinin bütün bir hayatını doldurabilir.

 

Ahmed Sadreddin sordu

Güncelleme Tarihi: 05 Mayıs 2017, 14:19
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13