Ayşegül Genç: “Sonsuz değil ‘tamam’ olma arzusuyla yazıyorum.”

“Öykü düşerek ulaşmak demek benim için, roman ise koşarak ulaşmak. Düşmek, bir an bir his. Koşmak ise yolun etrafını görmek, adımları hesaplamak, duyguları tartmak demek.” Emre Orhan Gökalp’in söyleşisi.

Ayşegül Genç: “Sonsuz değil ‘tamam’ olma arzusuyla yazıyorum.”

Bize biraz kendinizden, hikâyenizden, yolculuğunuzdan bahsedebilir misiniz?

Konya’da doğdum. Mühendislik ve edebiyat okudum. Çeşitli dergilerde denemeler ve öyküler yayınladım. İki romanım ödül aldı. Hâlen çeşitli türlerde yazmaya devam ediyorum.

Yazma ve okurluk maceranız nasıl başladı? Bir hikâyesi var mı? Yazarlık hayali olan biri miydiniz?

Her zaman şiir okumayı çok sevdim. Ara ara yazmayı da denedim. Ama gerçek şiir ile bir büyüğümün kollarıma bıraktığı edebiyat dergilerini karıştırdıktan sonra karşılaştım. Ona bir şiir götürmüştüm. O da artık böyle şiirler yazılmıyor diyerek dergileri vermişti. Çarpıldım. Gerçekten çok iyi yazılar ve şiirler okudum. Ben de denemeye başladım ve ilk şiirim Mustafa Uçurum’un çıkardığı “Polemik” Dergisi’nde yayınlandı. Sonrasında düz yazı, öykü ve roman yolculuğu başladı.

“Öykü düşerek ulaşmak demek benim için, roman ise koşarak ulaşmak. Düşmek, bir an bir his. Koşmak ise yolun etrafını görmek, adımları hesaplamak, duyguları tartmak demek.”

Roman ve öykü kitaplarınızın oluşum süreci nasıl gelişim gösterdi?  Okurlarıyla buluşmadan önce hangi aşamalardan geçti ve nasıl bir ön hazırlık süreci oldu?

Öykü kitabım kendiliğinden oluştu. Dergilere gönderdiğim öyküler karşılık bulunca hepsini bir araya getirme kararım katileşti. Roman yolculuğum ise öykü veya deneme ile anlatamayacağım duyguların ve durumların kendine bir mecra araması ile başladı. Öykü düşerek ulaşmak demek benim için, roman ise koşarak ulaşmak. Düşmek, bir an bir his. Koşmak ise yolun etrafını görmek, adımları hesaplamak, duyguları tartmak demek. Bu açıdan ikisinde de hedef aynı olsa da varış şekilleri farklı tecrübeler sunuyor hem yazara hem okura.

“Kuğu Boynu”, “Çile Kırgını”, “Ceylan Uykusu” gibi kitaplarınızı oluşturmanızdaki temel dinamiğiniz neydi? Bununla birlikte İz Yayıncılık ile buluşma hikâyenizden bahseder misiniz?

“Kuğu Boynu”, kusursuz yenilgilerin neden kusursuz olduğunu anlatan bir roman. Yenilirken başkalarını kendi yenilginizin içine çekmiyorsanız o yenilgi kusursuz oluyor bana göre. “Çile Kırgını” ise bir hesaplaşma romanı. Bir ucu kalbimizde bir ucu başka coğrafyada, bir ucu günümüzde, bir ucu geçmişte bir hikâye... “Ceylan Uykusu” ise kendi ülkemin yitirilmiş ama kaybolmamış, kaybolsa bile zayi olmamış çocuklarını anlatıyor. İz Yayıncılık ile o zamanlar roman editörü olan Güray Bey sayesinde tanıştım. Onun editörlüğünde kitaplarım yayınlandı.

“Ben sonsuz değil ‘tamam’ olma arzusu ile yazıyorum.”

Peki, yazmanın sizin için ifade ettikleri üzerine konuşabilir miyiz?

Yazmak üzerine pek çok şey söyleyebiliriz. Ölüme hazırlık diyebiliriz, görev ve sorumluluk bilinci, özgürlük alanı diyebiliriz, çoğaltarak veya eksilterek yeniden inşa etmek diyebiliriz. Oyun diyebiliriz. Bunun tek bir cevabı var mı bilmiyorum. Tek bildiğim insanı yerinde durdurmayan, pek çok iş arasında içeridekini dışarıya, dışarıdakini içe aktarmak isteyen bir duygu bu. Bazı yazarlar “sonsuz” olma arzusu ile yazarlar, sonsuza dek okunmak arzusu duyarlar. Ben sonsuz değil “tamam” olma arzusu ile yazıyorum.

Edebi yolculuğunuzda özellikle etkilendiğiniz, birikiminizde kilometre taşı niteliğinde diyebileceğiniz şair/yazar/düşünce adamları kimlerdir?

Beni ilk etkileyen ortaokul yıllarımda okuduğum Necip Fazıl’dı elbette. Lisede Ahmet Haşim, Sait Faik farklı kapılar açtı. Sonrasında kendi çağdaşım olan yazarlarla tanıştım. Bugünün mevzularını kendi kalplerinden geçirerek yazan yazarlarla...

Bir yazar ve okur olarak, yazarlıkta emek ve yetenek noktaları hakkında ne düşünüyorsunuz?

Meşhur bir söz vardır bilirsiniz, "Ne anlatacağımı biliyorum ama nasıl anlatacağımı bilmiyorum." diye; emek burada devreye giriyor sanırım. Yetenekli de olsa nasıl anlatacağı konusunda emek harcamayan kişi ilerleyemiyor. Telkin mi edeceksiniz, teklif mi edeceksiniz? Yoksa sadece hazırlık mı yapacaksınız? Okur ile bir buluşma anı tertip etmek veya bir karşılaşma anı için her daim hazır olmak bizi sonuca daha çabuk ulaştırır. Bu anlayış; biçimleri ve türleri aşan bir anlayış belki de. Hayatın bir parçasını almak, üzerinde düşünmek, onu kelimelerle sarmak, daha iyi bir hale taşımak için hazırlanmak belki edebiyatı da aşan bir anlayış ve çaba. Aşkın bir bakış.

Yazarlık kimliğinizin yanında nasıl bir okursunuz? Yazmak ve okumak arasındaki münasebet size göre nedir?

Çok okuyan biriyim. Ama dağınık bir okurum. Özellikle roman yazıyorsam araştırma yapmam gerekir, bu da farklı farklı türlerde kitap okumayı gerektirir. Bazen çarpıldığım, beğendiğim kitaplar hakkında da yazıyorum. Bazen de kaleme dokunmadan ruhum için okuyorum.

“Her birimiz hakikati arıyoruz. Kimi şiirle, kimi romanla, kimi öyküyle… Bu arayış kırılmayı da beraberinde getiriyor çoğu zaman. O kırık nokta insan olmaya en yakın noktadır.”

Peki, her şeyin hoyratça ve hızlıca tüketildiği günümüzde kitabı değerli kılan nedir? Neden kitaptan vazgeçmemeliyiz?

İki ucu da bir arada yaşıyoruz. Çok iyi eserler de var çok kötüleri de. Her birimiz hakikati arıyoruz. Kimi şiirle, kimi romanla, kimi öyküyle… Bu arayış kırılmayı da beraberinde getiriyor çoğu zaman. O kırık nokta, insan olmaya en yakın noktadır. Onu kelimelerle öyle bir sarar ve onarırsınız ki o zayıf nokta zamanla insanın en sağlam yeri haline gelir. Okumak, bir yönü ile iyi ve kötü arasındaki çizgiyi derinleştirmeye çalışmaktır. Kötülüğü överek ve iyiliği değersizleştirerek aradaki çizgiyi silmeye çalışan kitaplar da var. Oysa biz iyi ve kötü arasındaki çizgi silinmesin, ara açılsın, birbirlerine karışmasınlar diye çabalamak zorundayız. Dünya düz ve pürüzsüz olursa iyiye kötü, kötüye iyi denirse insan olmanın bir kalp, bir vicdan taşımanın anlamı kalmaz. Bu yüzden kitaplara sığınıyoruz ama çoğu zaman onları da ayıklamak zorunda kalıyoruz.

Son olarak yeni projelerinizle ilgili konuşmak isteriz. Masanızda neler var? Yakın zamanda hayata geçirmeyi düşündüğünüz bir projeniz veya yeni bir kitap çalışmanız var mı?

Evet, bir öykü kitabı yayınlamak istiyorum. Uzun ve kısa öykülerin belirli bir insicam ile ilerlediği bir kitap olacak.

Söyleşi: Emre Orhan Gökalp

Yayın Tarihi: 20 Eylül 2021 Pazartesi 09:30
banner25
YORUM EKLE

banner26