'Aylık Dergiye abone topluyordu'

Arif Dülger'i bilenler, onun hüznü ve acıyı nasıl içselleştirdiğini de bilirler.

'Aylık Dergiye abone topluyordu'

Hiç bıkmadan ve usanmadan sürekli yanında taşıdığı bu ahvâlini o, hep şiirlerle dile getirdi. Aynalara baktı, geçmişiyle yüzleşti, seksenli yılların ağır- tozlu yollarında yürüdü, dostlarına mektuplar yazdı, bazı geceler ise hiç kimseye belli etmeden düşlerinin al atına binip gizlice 'o acılar diyarına' gitti… 

 

Şiirinin kozasını hep sessiz ve derinden ördü, sonra da ördüğü bu kozayı kimselere belli etmeden delip baharın yemyeşil kırlarına doğru bir kelebek gibi kanat çırptı.

 

Kanatlarında 'hüzün, yalnızlık, vefa, aşk, hasret, çocukluğa özlem' gibi benekler olan bir kelebek.

İşte böyle böyle yazdığı şiirlerini “Meğer Aşk İmiş” te bir araya getirdi.

 

Biz de şairlerimize sorduk Arif Dülger'in bu oylumlu ve güzel kitabını. Güzel bir soruşturma olduğu inancındayız Soruşturmaya katılan şairlerimize teşekkür ediyoruz.  

 

HİCABİ KIRLANGIÇ: Doğal bir akışla yatağını bulmuş şiirler

Şair Arif Dülger'in daha önce kitaplaşan şiirleri Meğer Aşk İmiş başlığı altında tek kitap halinde basıldı. Şairin farklı yayınevlerince yayımlanmış beş şiir kitabı, böylece tek bir kitapta okuyucuyla buluşmuş oldu. Bir şairin bütün şiirlerini bir arada bulma imkânı az bir imkân değildir.  
Şiir üzerine beylik laflar etmeyen, sessiz sedasız şiir işçiliğini sürdüren samimi bir şair Arif Dülger. Şiiri de samimi bir şiir, ama kendisi kadar sessiz sedasız sürdürmüyor hayatını. Kendine özgü musikileri var bu şiirin. 


1980 şiiri olarak dönemin önemli temsilcilerinden biri olan Arif Dülger'in şiiri, doğal bir akışla yatağını bulmuş bir ırmak gibi birike birike, çoğala çoğala bugünlere gelen bir şiir. İçeriden dışarıya doğal bir sızışı, kaynayışı olan bir şiirdir bu. Bu doğallık içinde de kolay okunan, okuyucuyu hemencecik kavrayan bir şiir. Kolay okunan, ruhu çabuk kavrayan bir şiir olmakla birlikte kendini kolay ele vermeyen yanları var.

 

MÜRSEL SÖNMEZ: Şiirlerin şehirleri, şehirlerin şiiri

“Şiir Nöbetleri” ile geçen yıllar ve hep o nöbet noktasında bekleyen ve ayrılsa kıyamet kopacakmışcasına bir sebatla duran “mübadele yorgunu”. Merhametten yapılma bir gökkuşağıyla yeryüzünün her yanındaki “kızancıkları” sarıp sarmalamaya yönelik şiir adamı. Şehirlerin şiiri ve şiirlerin şehirlerinde dolaşan, şiir damarı ilk günkü gibi canlı atmayı sürdüren, insandaki çürümeye karşı duran ve “Gurbet, göğsünüzde yanıp sönen bir ateş midir?” diye soran Arif Dülger, Ankara-İstanbul arasında mekik dokuyor ve varoluşu oluşturan şiirden desenler çıkarıyor ortaya.

 

 

MUSTAFA ÖZÇELİK: Yüreğimize ışıklar getiriyor

“Meğer Aşk imiş”, kendi tenhasında, mütevazı bir duruşla şiir kozasını kuran ince bir şairin “toplu şiirleri”... Arif Dülger gibi, sesini, içtenliğini, heyecanını yani şiir söylemek için gerekli donanımı muhafaza eden bir şair için “toplu şiirler” biraz erken bir proje belki… Ama onun şiir serüveninin başlangıcından bugüne bütün bir hikâyesini topluca görmek adına oldukça da yararlı oldu. Bu kitaba “Meğer Aşk İmiş” adının seçilmesi ise son derece isabetli… Bu kavram, aslında onun şiir dünyasını özetliyor. Şairin, insana, tarihe, coğrafyaya kısacası yaradılan her şeye “Yaradan'dan ötürü” duyduğu sevginin terennümü olan bu şiirler aşk ekseninde, bir yandan ben'in iç derinliğine, bir yandan hayata, bir yandan tabiata açılan ve oralardan şiir adına yüreğimize ışıklar getiriyor. Tabii aşk varsa onun kardeşi hüzün olacaktır. Dolayısıyla biz Arif Dülger'i hep aşk ve hüzün sularında inciler devşiren bir şair olarak hatırlayacağız.

 

 

 

İBRAHİM ERYİĞİT: 'Meğer Aşk İmiş' üzerine dip notlar

'Şiir Nöbetleri'nde  “şiir ve ateş yakar bir beni/…/ gözlerim terler yüreğimde aşk nisan yağmurlarıyla/…/ nöbetlerin sessiz aşinalığında yanar bir ibrahim/ ezan sesleri serilmiş kuş kanatlarında” diyen Arif Dülger şiirin uç beyliklerinden esintiler taşır ruhumuza ve  'Geçmiş Zaman Düşleri'nde yorgunluğa açılan meydanların ufkunda batan güneşe dikkatimizi çeker ve yalnızlığımızı çoğaltan hüzün sarmalı üreten bir yürekle çıkar hep karşımıza geçmişe dair acılarımızı hatırlatırken: “bağrına saplanan bir kurşun gibi taşıyorum hasretini/ yitirdiğim ülkemin ağrılara bölünmüş coğrafyasında./ ağrılara bölünmüş coğrafyasında kalbimin/ yitirdikçe yaklaşıyorum cesaretime.” der  ve yürek sancımızı koyultan çaresizliğimize sonsuz umut kapıları açmaya yöneltir bizleri. 'Ses Ver Bana' der, yüreğimizin ve ruhumuzun en kırılgan perdesinden seslenirken. 'Bana Aşkı Sun' derken çaresizlik yoktur asla ve acizlik te uğramamıştır şairin gönlüne, ama ince sızı bir şeyler de yok değildir, sürekli bir dip akıntısı çağlar durur yüreğinde şairin: “Bana ateşi sun, ey aşk erbabı/ Ufukta  sükûnet, durma gülle vur!/ Zaman, soğumuş; zaman, ellerimde/ Deniz bozgunundan arta kalan bir ur.”  İnsan oluşumuzun en ince ve en kırılgan zamanlarına yürek burkan dip notlar gibi çıkar karşımıza Dülger'in şiiri ve zamana ve ömre adanmış sevgilerimizin sağlamasını yaptırmaktan asla geri durmaz; 'Sanki Bahar'dır yaşanan her daim ve ruhlarımız ölümsüzlüğe iyice kanaat getirmiştir artık: “Heyecanlı mevsim,/ Birden gelen bahar./ Sevgiden aşk doğar, / Hüzünden de şiir…”   

 

Dülger'in şiir serüvenindeki bütünlüğü ve şiir sürecinin geçirdiği evreleri ortaya koyma anlamında oldukça güzel olmuş 'Meğer Aşk İmiş'. Gerçek aşkı duyumsama ve anlamlandırma çabasında olan herkesi Dülger'in nahif ve içten duyarlılığına davet ediyorum.

 

MEHMET KURTOĞLU: Bir yeraltı çağlayanı

Arif Dülger'in şiiri bir yeraltı çağlayanı gibidir, yüzeyde görünmeyi sevmez. Sesiz, sakindir ama bir o denli güçlü damarlardan beslenerek gelir. Her sızma yapan çağlayan gibi içten içe kaynayan bir ruh saklıdır şiirlerinde… Arif Dülger'in şiirlerini okuduğunuzda dingin bir ruh haliyle söylenmiş şiirlerin ardında derin bir acının saklı olduğunu görürsünüz… Onun en güçlü yanı bence şiirini besleyen acıyı bile sessiz, sakin ve dingin bir şekilde ifade etmesidir…

 

Kişiliği gibi şiiri de popülizmden uzaktır. “Meğer Aşk İmiş” kitabı onun sesiz ve sakin şiir yolunda yürüyüşünün dışa taşan nağmeleridir… Aslında onun sessizliği de bir şiirdir sakinliği de… Doğal bir şairdir, doğadan beslenerek yazar… Bu yüzden zengin çağrışımlar yakalamıştır doğadan… Belki de kişiliği gibi şiirlerindeki dinginliği besleyen doğal olması ve doğadan beslenmesidir… Zira modern hayatın ruhsuzluğuna doğal bir tepki gibidir şiirleri… Duyguyu fikre, fikri de duyguya kurban etmeden dengeli bir söyleyişe sahiptir. Onun şiirleri aynı zamanda çağımızın ruhsuzluğuna karşı bir duruştur… 

Arif Dülger'in toplu şiirlerinin bir arada yayınlandığı “Meğer Aşk İmiş” adlı şiir kitabı, deruni boyutumuzu unuttuğumuz bugünlerde, içimize ayna tutarken dışımızı da ihmal etmeyen bir çağlayan. Daha doğrusu çağının tanığı bir şairin ruh burkuntuları… Okuyun hak vereceksiniz… 

 

 

 

MÜŞTEHİR KARAKAYA: Aylık Dergi için abone topluyordu! 

1987 yılı olsa gerek… Hacıbayram'da bir kitapçıdaydım. İki genç girdi içeri. Ben de gencim o zamanlar tabi. Aylık Dergi için abone topluyorlardı. Hatırlamıyorum, ben de abone olmuş muydum, olmamış mıydım? Onlardan biri Arif Dülger'di. İlk karşılaşmamız bu, ismi hiç unutmadım. Sonrası Cağaloğlu. Kardelen'i çıkardığımız ilk günler, ilk yıllar, yüreğiyle, kalemiyle, özverisiyle hep yanımızda oldu. Bize uzakları bile yakın eden engin hoşgörüsü ve abi duruşuyla kol kanat oldu. O günden bu yana, o hep Arif Dülger'dir benim için. (Bu ara hatırlatayım, babamın adı da Arif'tir. -Arif'i Arif olan anlar tabi, tarife gerek yok!) 

 

Adem TURAN soruşturdu

Yayın Tarihi: 16 Mayıs 2009 Cumartesi 11:57 Güncelleme Tarihi: 18 Mayıs 2009, 00:19
banner25
YORUM EKLE

banner26