banner17

Ayartılara kapılmayacak irade!

Dijital çağda edebiyatı, gençliği sorduk Cihan Aktaş'a. Üretken olabilecek bir internet kullanımının gereğine işaret etti Aktaş..

Ayartılara kapılmayacak irade!

Türkiye’de 35 milyon kişi internet kullanıyor. TÜİK, BTK, DPT, ComScore, IAB Türkiye, LSE, EU Kids Online ve bazı üniversitelerin internet kullanıcı rapor ve analizleri dikkatimizi çekti. Güvercin Tüyü Klavye’nin sahibinin fikrine başvuralım dedik ve Cihan Aktaş ile kısa bir sohbet gerçekleştirdik.  

Dunyabizim.com sitesi iki yılı geride bıraktı. Bu süre zarfında 1 milyonu aşkın kişiye ulaştı. Yaklaşık 565 bin kişi ise sitemizi düzenli olarak takip ediyor. Ya siz hangi sıklıkta sitemizi ziyaret ediyorsunuz?

Dunyabizim.com ailemizin sitesi gibi, ayrıca bir köşesinde yazı yazdığım Dunyabulteni.net’in de kardeşi.  Kızım Dünyabizim’de yazıyor, bazı öğrencilerim ara ara yazıyor; ben de gerektiğinde yazmaktan geri durmuyorum. Masa başında çalışırken ki bu normal olarak haftada  beş gün anlamına geliyor, Dunyabizim.com’u ara ara birkaç kez ziyaret ediyor ve böylelikle yazarken bir dinlenme molası vermiş gibi oluyorum.

Türkiye’nin genç nüfus yapısına göre ortanca yaşı 29’muş.  İnternet kullanım yaşı 9’a düşen ülkemizde 35 milyon internet kullanıcısı var. Bunun büyük çoğunluğunu çocuklar ve gençler oluşturuyor. Bu geleceğimizi nasıl etkiler?Cihan Aktaş

İnternetin nasıl, hangi amaçla kullanıldığına bağlı, oranları nasıl yorumlayacağımız. Üretken olmak,  öğrenerek gelişmek üzere bir kullanımdan söz edebilsek keşke! Bir açıdan toplum olarak interneti kullanmayı öğreniyoruz. İnternetten yararlanma alanında ilginç örnekler yok değil.  Orta yaşlarda bir kadın yakınım şiir yazardı bazen, internet kullanmaya başladıktan sonra şiirin önemli kaynaklarına ulaşarak kendi şiirinde bir gelişme gerçekleştirmeyi başardı.

İnternetin kadın yazarlara daha bağımsız bir varoluşla yazarlığını geliştirme şansı sunduğuna inanıyorum. Ancak bazen de internet labirentleri buna yatkınsa eğer yetenekli kişiyi kaybedebilir bir sapağında.

Çocuklarımıza internet başında geçirdikleri saatleri kendilerini, becerilerini geliştirebilecek şekilde kullanabilmenin yollarını öğretebilmeliyiz. Şu var ki genellikle çocuklar oluyor ebeveynlere internetin imkânlarını öğreten, şimdilik. Benim iki kızım da İngilizce’yi internet kanalıyla öğrendi, öyle kurslara gitmeksizin. Bense İngilizce kurslarında çok zaman harcadım. Şimdilerde bu dili internet yoluyla geliştirmeye çalışıyorum.

Sorunuza geri dönersek… Dijital çağda seçici olmak ve zamanını hesaplı kullanmayı bilmek her zamankinden çok önem kazanıyor kanımca.

Ülkemizde internet kullanıcılarının sadece %5’i sosyal paylaşım sitelerini kullanmıyor. Kullananlar ise vakitlerinin dörtte birini bu ağlarda geçiriyorlar. Bu sosyalleşme bizleri ekrana ve evlere hapsediyor. Sizce bu nasıl kurtulabiliriz?

Bilgisayar karşısında saatlerini geçiren gençlerin doğadan, toplumdan ve “hareket”ten kopuyor olması düşündürücü bir mesele. Adeta bedenler de bilgisayar/internet iletişimine bağlı olarak yeni bir biçimlenme yaşıyor. Kaslar gibi kemik yapıları da tahrip oluyor gibi geliyor bana.

Geçtiğimiz ayın sonunda İstanbul’da gerçekleşen Avrupa Yazarlar Parlamentosu’nun “Dijital Çağda Edebiyat” başlıklı komisyonuna “Güvercin Tüyü Klavye” başlıklı bir metin sundum.  Acaba bizi yazmaya çağıran dünya imgesi yeni araçların istilasından ne şekilde etkileniyor, bu sorunun cevabını aradım sunumumda… Hangi zamana yazdığımız gibi, kime yazdığımız sorusu da öne çıkıyor burada. Stephen King romanlarını, Stanley Kubrick filmlerini çağrıştıracakmış gibi buzul soğukluğu yayan, evlerin uydu mekânlarını andıracağı hissi uyandıran, sahicisi ile klonlu olanın ayırtedilemeyeceği bir hava yaratılan bir geleceğe mi yazıyoruz...

Dijital çağda edebi eserler kaleme alırken yüzyüze ilişkilerin söze ve yazıya kattığı anlamdan, sıcaklıktan yoksunlaşma bir sorun. Sanırım,  elektrik akımını düzenlemek için yapıldığına benzer şekilde  “topraklama” yı çağrıştıran bir yöntem anlamlı olacaktır bu alanda. Topraklama; yani siberuzayın varlığımıza yüklediği gerilimi toprağa akıtmak üzere harekete geçme, toprakla haşır neşir olmaya zaman ayırma… Ölçerek, biçerek, süzerek her zamankine göre daha bir titizlikle yükünü hafif tutmanın yollarını arama....  Çelik grisinin, metalik uzayın ağırlığına karşı güvercin tüyüyle yazar gibi dokunmak klavyeye… 

Cihan Aktaş

Eskiden ağzı olan konuşurdu, şimdi ise klavyesi olan yazıyor. Kolay ulaşılabilir değersiz bilgilerle bir çöplüğe dönüşen internette tespit yeteneğinden yoksun yüz binlerce genç ‘caka satıyor’. İnternetin bize kazandırdığı bu “ucuz insan” olma halinden nasıl sıyrılabiliriz?

Kişiyi bağlanmaya ve disipline yüreklendiren yüce bir amaca, bir anlam arayışı kaygısına sahip olmak her zamankinden daha fazla önem kazanıyor galiba… Özdenetim becerisi, ayartılara kapılmamayı sağlayacak bir irade, ayrıca da mahremiyet bilinci, gözleri haramdan sakınma endişesi, kendi hakikatine sadık olma konusunda bir özen, bir ihtimam… Ve bir kez daha aile yuvasının ılıman, dostane, sohbete çağıran bir atmosfere sahip olması ne kadar anlamlı görünüyor, değil mi… İnternet yazışmaları gençlere yalancı bir sosyallik kazandırıyor ve kendilerini az bir çabayla önemli hissetmelerini sağlıyor. Sahici bir üretim ve paylaşma ortamlarına sahip olmak, zamanın israf edildiği lakırdı alanlarına mesafe koymak… Çocuklarımız bizlerden bu kaygıları tevarüs edebilmeli…

Kültürün kişiliğimize kattığı süslerden arındırıldığımızda bizden geriye ne kalıyor, sorusuna verilecek cevabı çok önemli bulurum. Bu soru şöyle de sorulsa hiç fena olmaz artık: İnternet sosyalleşmesi ve yazışmalarının uzağındayken bizden geriye neler kalıyor…

 

 

Kerem Abadi konuştu 

Güncelleme Tarihi: 13 Aralık 2010, 22:20
banner12
YORUM EKLE
YORUMLAR
Üniversite Öğrencileri
Üniversite Öğrencileri - 8 yıl Önce

Zaman: 15 Aralık Çarşamba · 14:00 - 16:00

Yer :YÖK Binası Önü, Bilkent Doğu Kampüsü
Ankara

YÖK BAŞKANI GÖREVE! YASAKÇILAR CEZALANDIRILSIN

Salome
Salome - 8 yıl Önce

... Aynı resmin üç farklı ölçüde ve kesimlerde tekrarlanması fikrini çok beğendim. Bence İslamcı gazetecilik de çığır açacak bir yöntem bu.

Tüm İslamcı yazarları tek resimli olmaya davet ediyorum.

Tüluğ Gemci
Tüluğ Gemci - 8 yıl Önce

Cihan Aktaş hanımın şu sorusu çok anlam ifade ediyor: 'Kültürün kişiliğimize kattığı süslerden arındırıldığımızda bizden geriye ne kalıyor?'

Ferzan
Ferzan - 8 yıl Önce

Değerli söz sahibinde kalmamalı dolaşmalı

banner8

banner19

banner20