Arapça öğretiminde artık bir farkındalık oluştu

Özgür Kavak, '3 dil 1 fakülte' mottosu ile hareket eden Şehir Üniversitesi Arapça Programı ve Türkiye'de Arapça öğretimi hususunda Mehmet Erken'in sorularını cevapladı.

Arapça öğretiminde artık bir farkındalık oluştu

Arapça eğitimi üzerine yaptığımız söyleşilerde bu sefer Şehir Üniversitesi İslami İlimler Fakültesi Arapça birimi ile görüştük. Son senelerde ilahiyat fakültelerinin Arapça eğiitimine verdikleri önemi arttırmalarının yanında, özel üniversiteler de İslami İlimler Fakülteleri ile bu "yarışa" katıldı. İlk özel İslami ilimler fakültelerinden biri olan ve "3 dil 1 fakülte" mottosu ile hareket eden Şehir Üniversitesi Arapça Programı üzerine, Özgür Kavak ile konuştuk.

Fakülteniz üç dil 1 fakülte mottosu ile kendisini tanıtıyor. Bu söyleşide önce bu mottonuzu, ardında Arapça’nın fakültenizdeki konumunu konuşmak istiyorum.

Şehir İslami İlimler Fakültesi, kurulum aşamasında farklı arkaplanlara sahip akademisyenlerden oluşan bir komisyon marifetiyle Türkiye ve dünyadaki belli başlı ilahiyat/İslami ilimler fakültelerinin müfredatlarını ve buralarda ortaya çıkan tecrübeyi oldukça detaylı bir şekilde inceledi. Ardından Türkiye’de İslami ilimler tahsil etmenin Osmanlı’dan bu yana bu topraklarda neşvü nema bulan birikimin gözetilmesini de elzem kıldığı kabulünden hareketle, özgün bir müfredat ve dolayısıyla özgün bir fakülte oluşturma hedefiyle belli başlı noktalarda kararlar alındı. Bu açıdan müfredatta yer alan tefsir, fıkıh, hadis ve kelam gibi İslamî ilimlerin Arapça olarak, felsefe ve din bilimlerinin İngilizce, sanat tarihi, hitabet, İslami Türk edebiyatı gibi bu iki alanın dışında kalan diğer bazı derslerin ise Türkçe olarak okutulmasının mevcut şartlar altında en uygun yol olacağına karar verildi.

Yine herhangi bir dersin dili bu üç dilden birisi olsa da ders materyallerinin her üç dilin ortaya koyduğu birikimi yansıtmasına özen gösterilmesi kararlaştırıldı. Daha açık bir ifade ile söylemek gerekirse mesela Arapça olarak okutulan bir dersin (söz gelimi hadis usulü) Arapça olan ana ders kitabının dışında Türkçe ve İngilizce kitap bölümleri ve makaleler de müfredata dahil edilerek, dersin bu üç dildeki birikimi azami çerçevede kuşatması hedeflendi. Bu hedefe ulaşabilmek için öğrencilerimizin Türkçe, Arapça ve İngilizceyi dilin tüm yetileriyle birlikte en üst seviyede öğrenmeleri esas kabul edildi. Herhangi bir dilin tali bir unsur olmasına ise müsaade edilmedi.

Bu noktada konu itibariyle meseleyi Arapçaya getirelim. Arapça eğitimi ile ilgili nasıl bir yöntem izlediğinizden biraz bahsedebilir misiniz?

Ülkemizdeki Arapça eğitimi daha ziyade metin tahlili üzerinden yürüdüğünden özellikle konuşma ve yazma açısından yeterli bir yönteme ihtiyaç duyulduğu izahtan varestedir. Bu sebeple biz yukarıda değindiğim hedeflerle örtüşecek şekilde, yani öğrencilerinin akademik hayatlarında ve sonrasında ihtiyaç duyacakları Arapça bilgi ve becerilerini geliştirmeye yönelik olarak oldukça özgün özellikleriyle öne çıkan “Şehir Arapça Programı”nı dizayn ettik.

Bu çerçevede seviyeleri esas alarak hazırladığımız müfredatta muhtemelen Türkiye’de bir ilk olarak saat saat tüm dersleri, derse hazırlık aşaması, ders aşaması ve ev ödevi aşaması olmak üzere tüm öğrenim sürecini kuşatacak 840 saatlik bir müfredat hazırladık. Böylece öğrencilerimiz hangi gün hangi derste ne yapılacağını, derse gelmeden önce hangi konuları hazırlayıp hangi alıştırmaları çözeceğini, derste tam olarak hangi konuyu işleyeceklerini ve ders sonrasındaki ödevinin ne olacağını henüz program başlamadan eline alma şansı bulmaktadır. Özellikle programın “fi’l-beyt/evde” başlıklı kısmına hususi bir önem vererek öğrencileri de aktif olarak öğrenim sürecine katmayı hedefledik.

Şehir Arapça Programı öğrencilerin dilin dört yetisini aynı anda rahatlıkla kullanabilecek bir seviyeye en verimli müfredatla getirilmelerini ve böylece öğrencilerin hem klasik İslam medeniyeti birikimlerine hem de modern Arapçaya hâkim olmalarını amaçlamaktadır. Bu hedeflere yönelik olarak müfredatın ana çatısını oluşturan ders kitapları dışında Arapça Hazırlık Okulu’muzun hocaları tarafından klasik dini metinler ile basın diline dair materyaller hazırlamakta, haftalık yazı ödevleri sayesinde her hafta belli bir tema çerçevesinde Arapça yazılar yazdırılmaktadır.

Ayrıca programımızın önemli hususiyetlerinden birisi olarak öğrencilerimiz derslerine giren Arapça okutmanlarıyla birebir ders yapma imkânına da sahip olmaktadırlar. Bu “birebir ders”lerde öğrenciler kendilerine ayrılan süre zarfında derslerle ilgili her türlü konuyu hocalarıyla görüşebildikleri gibi ayrıca haftalık yazı ödevleri, video projeleri veya sözlü sunumlarıyla ilgili eksikliklerini de görüşme ve giderme imkânı bulabilmektedirler. Yine okutmanlarımız tarafından üretilen ders materyalleri arasında çağdaş Arap düşünürleriyle yapılan TV programlarından seçilen kısımlar ileri düzey dinleme derslerinde kullanılmaktadır. Böylece Arapça sadece bir dil olarak öğretilmemekte, seçilen ders materyallerinin çeşitliliği sayesinde İslam kültürü ile çağdaş Arap dünyasının entelektüel birikiminden haberdar olmak da hedeflenmektedir.

Uluslararası standartlarda dil öğretiminin temel unsurlarından birinin zengin bir materyal kütüphanesi oluşturmak olduğu bilinciyle Şehir Üniversitesi Kütüphanesi’nde Arapça Hazırlık Okulu’na ait bir özel kısım bünyesinde hemen her seviye için zengin bir materyal kitaplığı da oluşturulmuştur.

Şehir Arapça Programı’nın son halkası ise Yurtdışı Arapça Programı’dır. Hazırlık okulunun tüm kurlarını başarıyla tamamlayan İslami İlimler Fakültesi öğrencileri akademik dil becerilerini geliştirmek ve Arapça olarak görülecek fakülte derslerine ait alt yapılarını tamamlamak amacıyla iki aylık süreyle yurtdışında yoğun Arapça kursu görmektedirler. Öğrencilerimiz bir yandan dünyanın en prestijli Arapça dil öğretimi kurumlarından biri olan Qasıd Institute’de haftada beş gün öğrenim görmekte, öte yandan temel İslamî ilimler alanında yetkin Arap ilim adamlarından takviye dersler almaktadırlar. Ayrıca danışman hocalar ve dil arkadaşlarıyla birlikte katıldıkları gezi ve etkinliklerde günlük hayata ve farklı kültürlere Arapça’nın zengin dünyasını kullanarak bakma imkanı bulmaktadırlar. Şehir Arapça Programı’nın bir parçası olarak tasarlanan bu programda öğrencilerimiz Arapçanın doğal ortamında ileri düzey konuşma ve yazma becerilerini geliştirme fırsatı bulmaktadırlar.

Sizce Arapça eğitimi noktasında kabul edilmiş bir metoddan bahsedebilir miyiz? Yoksa herkes kendi fikrince bir/birkaç yöntemi uygulayarak mı bir sonuca ulaşmaya çalışıyor?

Eğer İngilizce ile mukayese edeceksek kuşkusuz hayır demeliyiz. Zira 150 yılı aşkın bir sömürge geleneği olması hasebiyle neredeyse tüm dünya milletlerine İngilizce öğretmeyi hedefleyen ve dolayısıyla dil eğitiminde köklü bir geleneğe sahip olan İngilizce ile mukayese edilecekse, Arapça’nın yerleşik uygulamalar bakımından henüz emekleme aşamasında olduğunu söylememiz gerekli. Üzerinde ittifak edilmiş dört başı mamur bir öğrenim setinin dahi olmadığı, en çok kullanılan kelime ve deyimlerin tespit edilmediği, yazı yazma konusunda ise oldukça zayıf birkaç kitaba muhtaç kalındığı gibi belli başlı problemler söz konusu.

Ancak son yıllarda başta Türkiye’de olmak üzere hemen hemen dünyanın belli başlı ülkelerinde İslam’a ve Arapçaya olan ilginin artışından söz etmek mümkün. Bu teveccüh ister istemez önemli bir piyasa oluşturmakta ve bu da bu alana yatırım yapmayı tetiklemektedir. Artık Arap dünyası da bu dili öğretmek için daha kaliteli materyallere ihtiyaç olduğunu görmekte, bu çerçevede üniversiteler ve bazı enstitüler harekete geçmektedir. Özellikle şimdiye kadar ihmal edilen bir alan olarak “ana dili Arapça olmayan yetişkinlere dil öğretimi” olgusunun iyice benimsendiği söylenebilir. Daha önceki tecrübe, özellikle yetişkinlerin zeka seviyesini bütünüyle hafife alan ve 6-7 yaşındaki çocukların seviyesini dil öğretmenin esası olarak kabul etmekteydi. Mesela Türkiyedeki birçok ilahiyat fakültesinde de uzun yıllar okutulan bir sette farklı kelimeyi bulması istenilen öğrenciler “kitap, defter, kağıt ve ağaç” gibi tuhaf seçeneklerle yüzyüze gelebiliyorlar, bu türden metin ve alıştırmalar sebebiyle ortaya vahim problemler çıkıyordu.

Eski geleneğin bir diğer handikapı ise bütünüyle “din dilini” Arapça eğitiminin hedefi haline getirmek, adeta dil eğitimini bir dinî tebliğ vasıtası olarak görmekti. Bu sebeple daha harfleri ve kelimeleri yeni yeni tanıması öngörülen başlangıç seviyesindeki öğrencilerin ilk ünitede dört, beş ve altı harfli fiillerden oluşan “uykudan uyanıp abest almak ve namaz kılmak”la ilgili (isteykaza, tevaddae, sallâ vb) metinlerle yüzyüze geldikleri kitaplar söz konusuydu. Bu türden materyaller hem öğrencileri hem de hocaları zor durumda bırakıyorlardı.

Artık yavaş yavaş Arapçanın hem hayatın tüm yönlerini kuşatan bir dil olarak hem de yetişkin ve çoğu üniversite öğrencisi olan insanların seviye ve ilgilerine uygun içerikle öğretimi noktasında bir farkındalık oluştu denilebilir. Bu yöndeki tüm bu çabaların önümüzdeki yıllarda eğitime elverişli semereler vereceğini öngörebiliriz.

Öğrencilerin klasik Arapça metodlarına aşinalık duymadan, klasik metinlerle ilişki kurmasında bir sıkıntı oluyor mu? Yahut bu noktada bir problemden bahsedebilir miyiz sizce?

Özellikle Türkiye’de Arapça tedrisatı sözkonusu olduğunda “klasik metodla eğitim” olgusu öne çıkıyor. Hemen her seviyede bu olgu adeta modern eğitime alternatif olarak öne sürülüyor. Bu sebeple biraz da Türklere yönelik olarak dizayn edilmiş klasik Arapça metodları ile eğitim yapmak hususi bir ehemmiyet arzediyor. Her ne kadar odak noktamız modern Arapça tedrisatı olsa da klasik metodların önemli olduğuna ve bu birikimin kesinlikle gözardı edilmemesi gerektiğine biz de inanıyoruz. Dahası bu metodun modern yöntemlerin özellikle gramer açısından boş bıraktığı birçok hususu doldurduğunu da biliyoruz. Bu sebeple Şehir Arapça Programı’na entegre olarak hafta sonu yapılan derslerde biz sarf ve nahivi kuşatan emsile-bina-maksud ile avamil ve izhar dersleri yapıyor, gramer eğitimine ilave olarak farklı dini ilimlerden seçme klasik metinleri de alanın uzmanı olan hocalarımız vasıtasıyla okutuyoruz.

Arapça eğitimini tamamlayıcısı, belagat meani gibi dersler var mı müfredatınızda?

Bahsini ettiğim bu sürecin sonunda yani, klasik sarf ve nahiv eğitimini bitirdikten sonra belağat derslerini de okutmayı hedefliyoruz. Malumunuz olduğu üzere iyi bir gramer alt yapısı olmadan okutulacak olan belağat dersleri daha ziyade ileri düzey nahiv dersine dönüşüyor. Belağat dersiyle hedeflenenler ise gerçekleşemiyor. Bu sebeple biz modern ve klasik müfredatımızı tamamladıktan sonra belağat okutmayı hedefliyoruz.



Mehmet Erken konuştu

Güncelleme Tarihi: 27 Haziran 2015, 11:52
banner12
YORUM EKLE

banner19

banner13