banner17

Ankara Mazlumder'i konuştuk!

Ankara Mazlumder başkanı Üstün Bol ile düşünce özgürlüğü ve Mazlumder'in tutumu üzerine konuştuk..

Ankara Mazlumder'i konuştuk!

11196Ankara Mazlumder Başkanı Üstün Bey ile Mazlumderi konuştuk.

Derneğinizin ismi ''insan hakları ve mazlumlar için dayanışma derneği'' olarak geçiyor. Mazlumder nedir? Ne zaman kuruldu. Hangi eksiklikten dolayı kuruldu.  

Şu an Türkiye'nin çoğu vilayetinde temsilcikleriniz var. Buna binaen büyük bir organizasyonunuz var. Mazlumder bu gücünü nerden alıyor ve bu güçle neler yapmayı amaçlıyor.

Mazlumder'in 23 şubesi ve 1 temsilciliği var. Özelliklerle hak ihlallerinin yoğunlaştığı illerde mazlumder şubeleri bir ihtiyaca binaen kuruldu. Kürt sorununun yaşandığı bölgeler bunlardan biri mesela. Öte yandan entelektüel bir ihtiyaçtan kurulan şubeler de mevcut. Gücünü doğrudan üyelerinden ve gönüllülerinden alan bir hareket mazlumder. Ama asıl gücünü hak temelli bakış açısına borçlu. Mazlumdere kızanlar olabilir, yaptıklarını eleştirenler olabilir ama mazlumder kimse iki yüzlü diyemez. Çünkü mazlumder haksızlıklar arasında tercih yapmaz. Bizi herkese karşı güçlü kılan, herkesin gözünde saygın yapanda bu! 

11201Düşünce özgürlüğü  bir insanın kendi genel kültürü, bilgisi, tecrübesi ve akli muhakemesi sonucu başkalarından farklı şekilde yorumladığı bir fikri, toplumun ve öteki insanların fikrini zedelemeden, onların hür yapılarına zarar vermeden, kimseye hakaret etmeden aşağılamadan ortaya koyabilme olarak geçiyor.

Mazlumder'in düşünce özgürlüğü hakkındaki çalışmaları sevindirici. Bu çalışmalarınız ne aşamada?

İfade hürriyeti konusunda hemen herkesin mutabakata vardığı hususlar var. Başkalarının haklarını gasp etmeme, başkalarının düşüncelerine hakaret etmeme gibi.

İçeriği her ne olursa olsun düşüncenin sınırsızca ifadesinden yanayız. Söylenmiş hiçbir söz, söylenmemiş hiçbir sözden daha tehlikeli değildir! Aksine söyletilmeyen her söz insanları yer altı hareketlerine iter. Hiç kimsenin düşüncelerini gizleme, saklama, söylerse başına geleceklerden yana korkma gibi endişelerinin olmadığı bir ülke tasavvur ediyoruz…

Ama henüz her şeyin yolunda olduğunu söylemek mümkün değil, umutluyuz… 
 

301 ile kevgire dönmüş düşünme özgürlüğü Türkiye'de özgür düşünce önündeki en büyük engeldir denilebilir miydi?

Mesele 301 değil sadece bundan öncede 141, 142 vardı. Onlar kalktıktan sonra başka maddeler gündeme geldi. İttihat ve terakki ile bir savaş sürüyor mesele bu! Bugün adına Ergenekon dediğimiz soruşturmada bir ittihat terakki savaşı! Ne kadarı deşifre edildi, ne kadarı açığa çıkartılabilir bilemiyoruz. Dileğimiz bu ilkel yapılanmanın kökten ortadan kaldırılması. Eğer kaldırılamazsa zaten yeni 301 lerimiz hep olacak gibi görünüyor. İttihat ve terakki'nin devlet algısı içerisinde çok iyi yapılandığını devlet kademelerini çok iyi "ele geçirdiğini" görmek, kabul etmek ve buna karşı bir temizleme yapılanmasına gitmek kaçınılmaz. Yoksa bundan önce olduğu gibi bundan sonrada çok siyasi mevta görürüz. 

Toplumsal etmenlerde Mazlumder'in bıraktığı etki nelerdir?

Bu sorunun cevabını vermek zor. Ve aslında yaptığımız ve yapacağımız işlerde kimlerin memnun olduğundan ve sevindiğinden çok mevlanın memnun olup olmadığına bakmayı tercih ederiz. Bir İslamcı, bir solcu, bir sağcı memnun olmamış olabilir bu katmanların hepsini memnun etmekte kolay değil zaten. Ama yaptığımız farklı işlerden hemen hemen her kesimin memnuniyet duyacağı kısımlar olduğunu biliyoruz. Dediğim gibi amaç doğru sözü, doğru şekilde söylemek, yoksa gerisinin çok önemi yok. 
 

11202Bu günlerde tartışmaları  süren Kürt Meselesi hakkında Mazlumder'in bu konu hakkındaki çalışmaları ve düşünceleri nelerdir?

Lafı hiç dolandırmadan ve uzatmadan söyleyeyim. İnsanların doğuştan elde ettiği hakların hepsi tesis edilinceye kadar mazlumder bu hakları savunacak. Kendi dilinde eğitim, sağlık hizmeti alınması, değiştirilen bölge ve il isimlerinin aslına döndürülmesine kadar ne varsa hepsi bizim savunma alanımızda… kürt açılımı dediğimiz açılımında bir başlangıç olmasını ve güncel politik kaygılara kurban edilmemesini diliyoruz. Her iyi adım önemlidir…

Türkiye'de son 20 yıl içinde çok büyük işler dönüyor. 28 Şubat dönemi gibi zor dönemlerden geçti. O sıralar insanların bu durumlar karşısında pek sesleri çıkmıyordu ama Türkiye'nin son 5 yılına bakacak olursak çok büyük dediğimiz gelişmelere imza atıldı. Artık acıyan taraflara bile parmak basılmakta ve sorunların üzerine az da olsa gidilmektedir. 20 yıldan beri Türkiye'de neler değişti. 10 yıl sonrasını düşünecek olursak koşullar daha iyi olacak denilebilir mi?

Şüphesiz! İyi olacağını düşünüyor ve umut ediyorum. Zorla veya seve seve çok şey değişti ve daha çok şey değişecek. Geçmişe yönelik tek üzüntüm keşke bu değişiklikler bu toplum bunları hak ettiği için yapılsaydı birileri zorladığı için değil. Ancak ne olursa olsun atılan adımları yetersiz bulsamda önemsiyorum. Önemli olan bundan sonraki adımlar. Geçmişte ödenen bedeller ödenmeden, ilerleyebilecek miyiz mesele bu. 28 şubatta İslamcılar dışında kimsenin sesi çıkmadı doğru.

Çünkü bir sınıf çatışması yaşandı ve solcular darbeleri öteden beri bizim yaptıklarımız ve bize karşı yapılan darbeler diye sınıflandırdılar. Kimi ilkel solculara göre hala bazı darbeler devrimdir. Birkaç liberal kalem ve birkaç gerçek solcu dışında 28 şubat kötü algılanmadı. Ancak işin kötü tarafı şu ki Ak Parti'nin'nin iktidar olması ile İslamcı veya sağcı kesimde kendi darbesinden yana saf tuttu. İlkesizlik konusunda kimsenin kimseye satacak bir şeyi yok!

Birinci olanlar insanları arkalarından sürükler bir inci olanlar ise yanlarında toplar o insanları. Siz bu sözden ne çıkarırsınız. Bu bir tercih meselesi… sizin için sizden daha iyi düşündüğünüzü varsaydığınız ve her şeyi bilen liderleriniz varsa gönüllü tebalığı kabul etmişseniz, rüzgarla veya konjonktürle sürüklenmede beis görmüyorsanız yapacak bişey yok. Bu sizin gelecek tasavvurunuzla da ilgili bir şey. İnsanlar nefes alarak yaşarlar ama nefes almak için yaşamazlar. Aradaki fark bu işte. Bir gelecek tasavvururnuz varsa, bir özleminiz, sizden sonrakilere bırakacağınız bir emanetiniz varsa taraftar olmazsınız…   

Biraz da kültürel etkinliklerinizden bahsederseniz seviniriz

Geçtiğimiz dönem 7 haftalık bir sinema günleri etkinliği gerçekleştirdik. 12 kızgın adam, çit, danton… eylül sonrasıda film etkinliklerimiz devam edecek. Sinema söyleşileri, çizgi dili üzerine konuşmalar, şiir geceleri şimdilik aklıma gelenler. Her hangi bir mesaj kaygısı taşımadan sadece sanatın ve kültürün en iyilerini gönüllülerimizle üyelerimizle paylaşmak istiyoruz…mesaj kaygımız yok çünkü sanat bir mesajdır zaten! 
 

 

Bilal Can konuştu

Güncelleme Tarihi: 01 Şubat 2010, 19:33
YORUM EKLE
banner8

banner19

banner20