Amacım üzerinde yaşadığımız toprakların birer hazine olduğunu aktarmak

Rana Demiriz, yeni kitabı “Sarayda Bir Yıl” romanıyla okuru günümüzden 1790’lı yıllara götüren bir zaman yolculuğunun içine sürüklüyor. Deniz Demirdağ kendisiyle kitap üzerine konuştu.

Amacım üzerinde yaşadığımız toprakların birer hazine olduğunu aktarmak

Rana Demiriz’in yeni gençlik romanı “Sarayda Bir Yıl” Genç Timaş etiketiyle Şubat ayında yayımlandı. Daha önce “Ayasofya’da Bir Gece” ve “Endülüs’te Bir Hafta” kitaplarıyla okurla buluşan, 17 yaşına kadar dört roman kaleme alarak dikkatleri üzerine çeken Rana Demiriz ile doyurucu bir söyleşi gerçekleştirdik. Türkiye’nin en genç yazarlarından birisi olan Rana Demiriz, yeni kitabı “Sarayda Bir Yıl” romanıyla okuru günümüzden 1790’lı yıllara götüren bir zaman yolculuğunun içine sürüklüyor.

Yazmaya nasıl başladınız? Bir hikâyesi var mı?

Çok küçük yaşlardan beri kitapları çok seviyorum. Kendimi bildim bileli kütüphanemiz var, yaklaşık 4000 civarı kitabımız var. Ortaokulda da çok şiir ve hikâye yazardım. İlk romanım “Gölgedeki Işıklar”ı 13 yaşında yazarken aslında ona da uzun bir hikâye olacak, diye başlamıştım. Sonradan roman oldu. Yani yazar olmayı tahmin etmiyordum, kendiliğinden gelişti.

Peki, sizin serüveninizde yazarlık, ne ifade ediyor, neye tekabül ediyor?

Yazarlık öncelikle benim için duygularımı ifade etme şekli ve daha doğrusu kafamdaki maceraları okurlarımla buluşturmak için severek yaptığım bir şey. Okurlarımın kitaplarıma ilgisini, sevgisini gördükçe de özellikle genç bir yazar olarak, çok mutlu oluyorum. Bunun haricinde kitap okumayı hiç sevmeyen genç okurlarımın “Senin sayende kitap okumayı sevdik.” demeleri esas gayem. Bu yüzden özellikle okullarda yaptığımız söyleşilerimizi çok kıymetli buluyorum. Yazarlık benim için aslında sosyal bir misyon içerisinde şekillendi diyebilirim.

Kitaplarınızı kaleme alışınızın temel dinamiği nedir? Romanlarınızın bir hedef kitlesi ve belli bir alt metni var mıdır?

Romanlarımın hedef kitlesi 10 yaş üstü olarak belirleniyor. Ama velilerimiz, öğretmenlerimiz de severek okuyor ve kitaplarımın her yaşa hitap ettiği söyleniyor. Ben de özellikle her yaştan okurumun rahatlıkla ve keyifle okuyabileceği romanlar yazmayı hedefliyorum.

Romanlarınızda yoğun bir şekilde sanat ve tarih karşımıza çıkıyor. Sanat tarihi ve tarih alanlarına özel bir ilginiz var. Bu ilginizin kaynağını oluşturan ana etken nedir?

En büyük etken küçüklükten beri ailemle beraber müze ve antik kent gezmek oldu. Üniversitede Sanat Tarihi, Arkeoloji ve Tarih bölümlerini çok severek okudum. Hem okuduklarım hem de gördüklerim benim ilham kaynağım oldu.

“Sarayda Bir Yıl”, okuru günümüzden 1790’lı yıllara götüren bir zaman yolculuğunun içine sürüklüyor. Bize “Sarayda Bir Yıl”ın hikâyesini yazarının gözünden anlatabilir misiniz?

“Sarayda Bir Yıl”da aynı anda akan iki hikâye var serüven boyunca. 1790’da Ressam Ferit ve günümüzde bir ziraat mühendisliği öğrencisi olan Mehlika. Kitap, Mehlika’nın İzmir’de ailesiyle beraber yaşadığı evin bahçesinde gömülü fırça ve boyalar bulmasıyla başlıyor, önce onları satmak istiyor ancak yaşadığı bir takım olaylar sonucu bunların Ressam Ferit’e ait olduğunu düşünüp izini sürmeye başlıyor. 1790’lardan gelen vesikalarda ise bir ressamın hem sarayda, hem İstanbul’da hem de Anadolu’nun çeşitli yerlerindeki konaklarda duvar resimleri icra ederken başına gelenleri görüyoruz. Ressamımızın bunun haricinde gizli bir görevi de var. Mehlika ve arkadaşları bu görevi ve en sonunda Ressam Ferit’in aslında kim olduğunu keşfetmeye çalışıyor.

Romanlarında tarihi unsurları sıkça kullanan bir yazar olarak tarihi romanların, genetik mirasımızı aktarmada önemi sizce nedir?

Benim asıl amacım her zaman etrafımızdaki kültürel zenginliğin, üzerinde yaşadığımız toprakların birer hazine olduğunu aktarmak, bunun bilincini uyandırmaya çalışmak oldu.

Edebi yolculuğunuzda özellikle etkilendiğiniz, birikiminizde kilometre taşı niteliğinde diyebileceğiniz şair/yazar/düşünce adamları kimlerdir?

Ben Isabel Allende’nin büyülü gerçekliğini seviyorum, bir de Ahmet Hamdi Tanpınar’ın “Saatleri Ayarlama Enstitüsü” benim için çok önemli bir kitaptır.

Kitaplarınız, özellikle genç kitleler tarafından beğeniyle okunuyor ve takip ediliyor. Bu ilgiyi sağlamayı nasıl başardınız? Bunun bir sırrı var mı? Özellikle gençlerin kitaplarınızı bu kadar severek okumalarının sizce sebebi nedir?

Ben genç bir okur olarak macera kitapları okumayı çok seviyorum. Okurlara sayfaları hızlıca çevirecekleri, maceranın birer parçası olarak okuyacakları kitapları yazmak hedefiyle yola çıkıyorum ki okurken keyif alsınlar. Güzel yorumlar alıyorum, ne mutlu bana. Bu her kitapta beni biraz daha motive ediyor.

Yakın zamanda hayata geçirmeyi düşündüğünüz yeni bir kitap çalışmanız var mı?

Şu anda yüksek lisans tezim için yoğun çalışıyorum. Ama kafamda her zaman kitap projeleri var, aynı anda not aldığım, geliştirdiğim birkaç fikrim var. Genelde benim yazma sürecim kısa sürüyor ama birikim, geliştirme sürecim yıllar alabiliyor.

Güncelleme Tarihi: 03 Temmuz 2020, 13:50
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13

banner26