Alim Yıldız: Yunus Bizim Dilimizi, Şiir Dili Haline Getiren Şairdir

‘’Başucu kitabı denildiğinde aklıma hep şiir gelir. Bunlardan ilki de Yunus Emre Divanı. Mutlaka defalarca okunması gereken bir kitap. Fuzuli Divanı da önemlidir, onu da okurum zaman zaman. Çok kitap olmasına rağmen en azından bu iki kitabın çok önemli olduğunu düşünürüm.’’ Dünyabizim Kitap Söyleşileri’nde bugün Sivas Cumhuriyet Üniversitesi Rektörü Alim Yıldız’ı ağırlıyoruz.

Alim Yıldız: Yunus Bizim Dilimizi, Şiir Dili Haline Getiren Şairdir

Dünyabizim Kitap Söyleşileri’nde bugün Sivas’a uzanıyor ve Cumhuriyet Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Alim Yıldız hocamızın misafiri oluyoruz. Uzun yıllar Türk İslam edebiyatı sahasında dersler veren Alim Yıldız, akademik kariyerinin yanında, ayrıca türkü tadında şiirler kaleme alan bir şair ve bugüne kadar 23 kitap vermiş velut bir yazar.

Akademideki vazifesine paralel olarak Muştu ve Buruciye edebiyat dergilerinde yayın yönetmenliği, Sultanşehir dergisinde sanat danışmanlığı yaptı. Ayrıca ulusal ve uluslararası toplantılarda sunduğu çok sayıda tebliği ve çeşitli dergilerde yayımlanan ilmî makaleleri de mevcut. Üveys ile Giydim Hırka, Türk İslam Edebiyatı, Sevda Nöbetleri, Geleneği İzinde, Ahmed Hamdi Divanı telif ve yayına hazırladığı kitaplarından bazıları.

Şu an başucu kitaplarınız hangileri? Döne döne okuduğunuz kitaplar var mı? Tabi niçin bunlar?

Bildiğiniz gibi ben edebiyatçıyım. Hem akademik olarak edebiyat alanında çalışıyorum hem de şiirle uğraşıyorum. Denemeler yazıyorum, bilimsel kitaplar çıkarıyorum. Başucu kitabı denildiğinde aklıma hep şiir gelir. Bunlardan ilki de Yunus Emre Divanı. Mutlaka defalarca okunması gereken bir kitap… Fuzuli Divanı da önemlidir, onu da okurum zaman zaman. Çok kitap olmasına rağmen en azından bu iki kitabın çok önemli olduğunu düşünürüm. Yunus Emre kültürümüzde, edebiyatımızda, tarihimizde, dilimizde çok önemli bir şair. Bizim dil bilimimizin kurucusu. Yunus Emre’den etkilenmeyen hiçbir şair yok. Yani 13. yüzyıldan günümüze kadar Yunus takipçileri hep olmuş. Yunus bizim dilimizi, şiir dili haline getirmiş bir şairdir. Fuzuli de bu anlamda 16. yüzyılda yaşamış olmasına rağmen etkisi hâlâ devam eden ve devam edecek olan bir şair. Bunların özellikle okunmasını, defalarca okunmasını gerektiğini düşünürüm.

Çalışırken, yolculuk yaparken veya okurken ne tür müzikler dinlersiniz?

Müzikle aramın iyi olduğunu düşünüyorum. Hatta bir ara enstrüman kullanmayı da düşünmüştüm. Udla başladık hatta birkaç ay devam ettik. Fakat hocamızın başka bir yere gitmesi ve arkadaşların dağılması sonucunda ondan vazgeçtik. Daha sonra biraz bağlama çalışmıştım fakat şunu gördüm: Hani müzik kulağı derler ya; özellikle ud öğrenirken yanımdakiler melodinin çıktığını söylüyordu ama benim kulağıma gelmiyordu. Diğer türlü bir müziği dinlerken yanlışları tespit edebilirim. Bu anlamda müzikle aram iyidir.

Özellikle Türk müziği dinlerim. Türk müziği dediğimizde kastım Türk halk müziği, türküler benim için önemlidir. Çünkü türkülerde felsefi boyut çok fazla vardır. Zaman zaman söz meclisi programlarında öğrencilerimizin icra ettiği eserleri dinliyoruz. Bir türkünün bir mısraında geçen bir kelime, cümle dikkatimi çeker ve onu söyleyen kişiye de sorarım, “Burada ne demek istiyor?” diye. Türkülerin dışında sanat müziğini severim, tasavvuf müziğini de… Bunları da dinlerim yolculuk yaparken yahut çalışırken. Radyo sürekli açıktır. Çocukluğumdan bu yana müziğe ilgim var. Çocukluğumda da çok radyo dinlerdim, türküleri özellikle dinlerdim. Onun için birçok türkü bilirim ama icra noktasında bir kabiliyetim yok.

Sevdiğim türkülere örnek; Sivas türkülerinden “Ağgül Seni Camekanda Görmüşler”. Âşık Veysel'in bazı türkülerini çok severim. Sivas yöresinden düşündüğünüzde Pir Sultan Abdal'ın ezgileri, deyişleri mesela… Diğer taraftan günümüzde yaşayan müzisyenlerin eserlerini de dinlerim.

Nasıl okumayı severseniz? Sizin için ideal bir okuma biçimi ve ortamı var mı?

Okumak önemli bir eylem… Nuri Pakdil bir kitap okuyacak olursa tıraş olurmuş, takım elbise giyer, kravat takar öyle okurmuş. Ben öyle bir zaman veya yer aramam. Önemli bir eylem olduğunu biliyorum okumanın fakat okurken özel bir ortam aramam. Herhangi bir yerde okurum ve kendimi okumaya veririm. Yani bir yandan televizyon, radyo açıkken yahut insanlar konuşurken okuduğum kitaba kendimi verebilirim.

Arayıp da ulaşamadığınız veya çok zor bulduğunuz kitaplar var mı?

Günümüzde artık kitap bulma zorluğu yok. Kitap bulma zorluğu nasıl olabilir; daha önceden baskısı yapılmış fakat günümüzde baskısı olmayan kitapları bulmakta zorlanıyorum. Bunun için kütüphanelere gidiyorduk. Bugün aradığımız kitapların birçoğunu internetten bir şekilde ya kişinin kendisinden yahut e-kitap şeklinde görebiliyoruz, bulabiliyoruz. Artık kitap bulma sorunun olmadığını düşünüyorum. Belki yabancı kitaplar, yani Türkiye'de bulunmayan kitaplar olabilir. Onu da yine internet aracılığıyla çok rahatlıkla temin edebiliyoruz.

Okurken “bunu ben yazmalıydım” ya da “tam da beni anlatıyor” dediğiniz kitaplar oldu mu?

Çok fazla var. Bir arkadaşım lisedeyken şiirle uğraşırdı, şunu söylemişti: Fuzuli niye benden önce geldi, benim söyleyeceklerimi hep o söylemiş. Şiir okurken sadece şairin tüm şiirlerini değil, ama bu şiiri ben yazmalıyım dediğim çok şiir oldu. Yine deneme kitaplarında ve romanlarda da öyledir. Ama şu kitap diye bir şey belirtmeyeceğim. Beğendiğim ya çok güzel, yani benim de düşündüğüm şey buydu dediğim çok şey var.

Filmi yapılsaydı mutlaka izlerdim dediğiniz roman, hikâye, tarihi olay ve şahsiyet var mı?

Sultanşehir Sivas’ta da var. Örneğin bizim Doğu klasikleri dediğimiz klasiklerimiz var; Ferîdüddîn-i Attâr'ın Mantıku't-Tayr’ı gibi. Sinema ile uğraşan birkaç arkadaşa da söylemişimdir, mutlaka bunun filmi yapılmalı diye. Bundan başka Sivaslı şair yazar Şemsettin Sivasî’nin bazı mesnevilerinin mutlaka filminin yapılması gerektiğini düşünüyorum. Mir'atü'l-Ahlak isimli eseri bunların başında gelir. Okuduğum tarihi romanlardan Amin Maalouf’un Semerkant kitabı örneğin... Ömer Hayyam’ı anlatan filmler olmalıydı derim. Türk tarihi ile ilgili birçok romanın da filminin yapılması gerektiğini düşünüyorum. Tarihi filmler yapılmaya başlandı. Bu da beni sevindiriyor ve tarihi filmleri de kaçırmamaya çalışıyorum.

Ailece okuduğunuz veya bilhassa çocuklarınıza okuttuğunuz kitapları soralım bir de?

Ben okumaya ilkokul yıllarında başlamıştım. Ortaokuldayken sevdiğim kitapları zaman zaman arkadaşlarda görüp okumuştum. Bu kitapları daha sonra ben de temin ettim. O yıllarda aldığım hikâyeler, romanlar, şiir kitapları kütüphanemde hâlâ durur. Çocuklarıma da bunların okunması gerektiğini söylerim. Zaman zaman “şu kitabı al oku” derim. Örneğin, Mustafa Kutlu’yu ve büyük şairimiz Necip Fazıl'ın okumalarını isterim. İsmet Özel'in okunmasını isterim. Biraz önce de bahsetmiştim, romanlardan tarihi romanlar hep ilgimi çekmiştir. Beğendiğim yerleri çocuklarla da okuruz. Şemsettin Sivas’inin Mir'atü'l-Ahlak çocuklarımızla okumuşuzdur.

Genellikle tatil nazarıyla bakılan yaz ayları başladı, siz nasıl dinlenmeyi tercih edersiniz?

İdarecilik yaptığımız için çok fazla tatil yaptığımızı söyleyemeyiz. Fakat yapılması gerektiğini düşünüyorum. Yenilenmek için 1 hafta, 10 gün, 2 hafta gibi bir süre yeterli olacaktır. Tebdil-i mekânda ferahlık vardır demiş atalarımız. Geçen yıllarda ancak bir hafta veya 10 günlük sürelerle tatil yapabildim. Bu sene de sanıyorum öyle olacak. Tatil yaparken de, diğer zamanlarda da şunun olması gerektiğini düşünüyorum: Bir alanda çalışıyorsak o alanla ilgili temel eserlerden günlük örneğin 10 sayfa okuyacağım, 20 sayfa okuyacağım dediğiniz eserlerin yanınızda olması lazım. Ve okuma yapmanız lazım.

Bir diğer taraf işin edebiyat boyutuyla ilgili kitapların okunması var. İlgilendiğiniz edebiyatın hangi alanıysa; şiir, roman, deneme vs. gibi. Bunların da sürekli okunması gerektiğini düşünüyorum. Yani okumak bir ömür boyu devam edecek bir süreçtir. Hem kendi alanınızda yenilikleri takip edeceksiniz hem de yeni kitapları takip edeceksiniz. Kendinizi yetiştirmek için bilgi dağarcığı genişleteceksiniz ki, o estetikten uzaklaşmayasınız. Öğrenciliğimden bu yana bunu yapmaya çalışırım. Marmara Üniversitesi İlahiyat Fakültesinde öğrenciyken Tecrid-i Sarih okurken diğer yandan küçük hikâyeler, şiirler, şiir kitapları okuyordum. O bittiği zaman yine temel eser dediğimiz ‘tefsir’, ‘fıkıh’ kitabı okurdum. Öğrenciliğimde bunları yapmıştım, öğrencilerime de hep bunu tavsiye ederim. Türk-İslam Edebiyatı derslerine giriyorum ilahiyat fakültesinde. Öğrencilerime mutlaka ilahiyat alanında temel eserleri okuyun fakat bunun yanında da hoşunuza giden şiirler, romanlar veya farklı alanlarda kitaplar okuyun tavsiyesinde bulunurum. Bunu ben şimdiye kadar yapmaya çalıştım.

Kitaplarınızı nereden temin edersiniz?

Kitapları satın alırım. Yani kütüphaneden alıp okumak ve geri iade etmek yerine, beğendiğim, okuduğum kitabın bende olması gerektiğini düşünürüm. Kitapçılardan temin ederim. Sivas’ta popüler kültür kitapları rahatlıkla bulunabiliyorken, bazılarını bulamıyoruz. Bu kitapları da internet yoluyla temin ediyoruz.

 

Röportaj: Munise Şimşek

 

Güncelleme Tarihi: 23 Temmuz 2018, 09:29
YORUM EKLE
SIRADAKİ HABER