Ali Nar Hoca kızmasın da ne yapsın!

Uzun dönemdir rahatsız olan Ali Nar Hakka yürüdü. Allah Rahmet eylesin, Mekanı Cennet olsun. Kendisiyle daha evvelden yaptığımız bir röportajı, vefatı dolayısıyla yeniden gündeme getiriyoruz.

Ali Nar Hoca kızmasın da ne yapsın!

Ali Nar Hoca'nın vefatı dolayısıyla, 1 Ocak 2012 tarihinde Aydın Başar kardeşimizin, Dünyabizim için, hocanın İslami Edebiyat dergisi ofisinde kendisi ile yapmış olduğu röportajı yeniden yayınlıyoruz. (Dünyabizim)

***

Beş altı ayda bir Ali Nar Hocayı İslami Edebiyat Dergisi’nde ziyaret eder, ellerinden öperim. Her gittiğimde Hocamız önce bir süzer beni, sonra da tanışırız… Fatih’te merkezi bir yerde faaliyet gösterdiği için ziyaretçisi pek çok olur. Bu nedenle bizim gibi ziyaretçileri hatırlamaması normaldir.

Konuşurken sualler sorar, imtihan eder bizi… Bu imtihanın sonucuna göre de bize anlatacağını anlatır. Kendisinin edebiyat ve Arapça bilgisi muazzamdır. Fıkhî konulara da vakıftır. Fakat sohbet esnasında araya bir çok anekdot yerleştirdiği için Hocamızı yeni tanıyanlar onun bu yönüne muttali olamayabilirler.

Hocamızın üslubu çok farklıdır... Lafını sakınmayan, doğrucu bir insandır. Bu nedenle bazı çevreler kendisini görünce yüzünü çevirirler. Bu bizim toplumuzun tipik bir karakteridir esasında… Arının iğnesi var diye balından istifade etmeyip kovanını yağmalamak gibi bir durumdur bu…Ali Nar, Uzay Çiftçileri

Ali Nar Hocamız 1986 yılından beri İslami Edebiyat Dergisi’nin Yayın Yönetmenliğini yapıyor. Onlarca eseri yayımlanmış… Bir profesörümüzün tespitine göre Uzay Çiftçileri adlı kitabı Müslüman ülkeler içerisinde ilk bilim kurgu romanı olma özelliğini taşıyor. Ali Nar Hocamızın söylediğine göre Cem Yılmaz, Gora adlı filminde bu kitaptan esinlenmiş... Ne gariptir bu kitaba kartel medya çok ilgi göstermesine rağmen bizim kesimin medyası ilgi göstermemiş...

Ali Nar Hocamıza edebiyatımıza verdiği eserlerden ve diğer yaptığı hizmetlerden dolayı teşekkür ediyor, sizleri kendisi ile yapmış olduğumuz mülakatla baş başa bırakıyoruz.

Edebiyat nedir?

Edebiyat güzel söz söyleme sanatıdır. Edebiyat dilin disiplinidir. Kelimelerin düzenlenmesiyle elde edilir. Bir söz fasih ve beliğ olursa ona edebiyat denir. Dili bozuk kullanmışsa, ne kadar sanat yaparsa yapsın o fasih olmadığı için edebiyat olmaz. Öyle bir söz söylüyorsun ki yerinde ve yerince söylenince beliğ oluyor. Dolayısıyla da ona edebi söz diyoruz.

Edebiyatın bizim için önemi nedir?

Konfüçyüs diye bilge bir kişi var. Buna diyorlar ki “Devlet başkanı olsanız ilk olarak ne yaparsınız” Bu da diyor ki: “Önce dili düzeltirdim. Çünkü dili doğru kullanamayan insanlar birbirleri ile anlaşamazlar.” Edebiyatın en önemli gayelerinden birisi de dili tekâmül ettirerek insanların birbirlerini doğru anlamalarını sağlamaktır.

Dilimizi doğru kullanıyor muyuz?

Geçenlerde bir kitap tanıtımı yazısı yazıyordum. Baktım kitapta birisinden bahsederken diyor ki: “Bu zatın manzum gazelleri var.” Kitabı tanıtmaktan vazgeçtim bu sefer tenkitini yazdım. Dedim; “manzum gazel” kadar bilgisiz ahmakça bir laf olmaz. Başka bir yerde mevkii sahibi bir zat bir yazara mektup yazıyor diyor ki: “ismet-i harimime el uzatma.” Bu da yanlış bir kullanımdır. Doğrusu nedir? Harim-i ismettir.

Dili kullanma adabı nerede öğrenilir?

Büyük ediplerin şairlerin sohbetinde bulunursunuz, oradan öğrenirsiniz. En kaliteli, en ciddi, en önemli meseleler bu sohbetlerde öğrenilir. Çok eski bir zamanda bir arkadaşımızın evine gitmiştim. Ev böyle avlusu olan geniş bir evdi. Orada birçok misafirler de vardı. Bir adam şu şiiri okuyordu:

Ali Nar

Süzme çeşmin gelmesin müjgân müjgân üstüne

Urma zahm-ı sîneme peykân peykân üstüne

 

Rîze-i elmâs eker her açtığı zahma o şûh

Lûtfu var olsun eder ihsân ihsân üstüne

 

Dilde gam var şimdilik lûtfeyle gelme ey sürûr

Olamaz bir hânede mihmân mihmân üstüne

 

Yârdan mehcûr iken düşdük diyâr-ı gurbete

Dehr gösterdi yine hicrân hicrân üstüne

 

Hem mey içmez hem güzel sevmez demişler hakkıma

Eylemişler Râsih’e bühtân bühtân üstüne

 

Bu şiiri yazan Rasih şiirin zirvelerinde dolaşan belli şairlerden bir tanesi... “Bu büyük şairin şiirini okuyan kimdi” diye sordum. Dediler ki; “esnaf arkadaşlardan biri.” Diyeceğim o ki eskiden böyle şiirlerin okunduğu meclisler olurdu; şimdi böyle bir meclis bulamazsınız. Eskiden Osmanlı Devleti devrinde ve onu takip eden yıllarda halkın içinde Osmanlı kültürü hâkimdi. Cami avlusunda, evlerde, insanların bir araya geldikleri yerlerde edebiyat zevki olan insanlar birbirlerine şiir okurlardı. Öbürü bu şiiri açıklar, ötekisi benzer bir şiirle bu sohbete dâhil olurdu… Bu sohbetlerde gençler nasıl düzgün konuşulur bunu öğrenirlerdi. Edebiyat zevki kazanırlardı.

İslami edebiyat ne demektir?

“Edebiyatın İslamcası” kitabımı sana hediye ettim. Orada bunlar var. Onları okuyacaksın… Ne demektir İslami Edebiyat? Müslümanca edebiyat yapmaktır… Müslüman hassasiyeti ile Müslümanca düşünce ve duygularla, İslam ahlakına, ahkâmına ve dünya görüşüne ters düşmeyen edebiyattır.

Edebi eserde “sütü bozuk” gibi kelimeler kullanılabilir mi?

Bu tür şeyleri kullanmamak daha güzeldir. Edebiyatta “hücneyi edebiye” diye bir terim vardır yani “edebi çirkinlik” demek. Yerinde olmadan vakitsizce çirkin bir ifade kullanıyorsun, bu hücneyi edebiyedir; yakışık almaz... Ama öyle bir adam var ki onu ancak o sözlerle ifade edebilirsin, o zaman da onu kullanırsın. Bir yerde rastlamıştım Akif bir şiirinde düpedüz sövüyor. Edebiyat böyle olur mu? Yerinde olursa oluyor…

Müslümanların şiirdeki durumu şu an ne aşamada?

Çok tehlikeli bir soru sordun. Bu konuyu biz bu mekânda bir gün tartışacağız inşallah. Şimdi adam birkaç tane satırı üst üste koyuyor sonra üstüne de başlık olarak “bilmem ne gazeli” diyor. Dört satır üst üste koymuş “Rubai” diyor. Rubainin kafiyesi belli vezni belli, bunlar olmadıktan sonra o şey rubai olmaz. Yani peki hiç mi doğru düzgün bir şey yazan yok. Var ama nadiratta…

Edebiyatçı siyaset yapar mı?

Edebiyatçı siyaset yapmazsa o zaman siyasetin kalitesi düşer. İşte böyle sokak ağzı ile konuşan siyasetçiler ortaya çıkar. O ona söver; o da ona söver. Osman Bölükbaşı edebiyatçıydı ama siyaset yapıyordu. Baştan sona her söylediği söz edebiydi. Onun yaptığı siyasi konuşmalar neşredilse siyasetçilerimiz konuşmayı öğrenirler. O siyasi konuşma yapınca herkes radyolarının başına koşar onu dinlerdi. Necip Fazıl onun mecliste yaptığı bir konuşma için “Bölükbaşı kartallaştı” diye bir yazı yazdı. Onun meclisteki sembolü kartaldı.

Bu güzel sohbet için teşekkür ederim.

 

Aydın Başar konuştu

Güncelleme Tarihi: 16 Temmuz 2015, 14:33
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner13