Aleyhinde Karar Veren AİHM'e Yıllar Sonra Hakim Seçti

28 Şubat döneminde seçilmiş bir milletvekili parlamentodan kovuluyorken bugün temsil hakkının toplumun her bireyini kapsadığını görüyoruz. Bu örneklerden biri de Ak Parti Konya Milletvekili Dr. Leyla Şahin Usta. Kendisiyle mağduriyet yılları ve yaşadığımız dönemi kıyaslayarak bir sohbet gerçekleştirdik.

Aleyhinde Karar Veren AİHM'e Yıllar Sonra Hakim Seçti

28 Şubat, Türkiye’nin hak ve özgürlükler bağlamında dönüm noktası oldu. Hukuksuzca hakları ellerinden alınan insanlar, aktif ve barışçıl yöntemlerle 10 yıldan fazla sürecek bir özgürlük mücadelesinin içine girdiler. Bu dönem, birçok travmatik duruma yol açtı fakat mağdurların ülke sorunlarıyla, insan haklarıyla temas kurmalarına ve bu konularda eğitim ve diğer yöntemlerle kendilerini geliştirmelerine vesile oldu. O günlerde üniversitenin kapısından bile sokulmayan genç kızlar, bugün akademisyen olarak aynı üniversitelerde bilim üretiyor. O günlerde ancak yurt dışında eğitimleri tamamlayabilenler bugün uluslararası politikamızda aktif rol oynuyor. O günlerde seçilmiş bir milletvekili parlamentodan kovuluyorken bugün temsil hakkının toplumun her bireyini kapsadığını görüyoruz.

Bu örneklerden biri de Ak Parti Konya Milletvekili Dr. Leyla Şahin Usta. Kendisiyle mağduriyet yılları ve yaşadığımız dönemi kıyaslayarak bir sohbet gerçekleştirdik.

28 Şubat sürecinde üniversite öğrencilerine uygulanan başörtüsü yasağı ile üniversite eğitiminizin 5. yılında karşılaştınız ve disiplin cezası aldınız. Bu haksızlığı AİHM’e taşıdınız. Heyet hakkınızda olumsuz karar verse de, mücadeleniz o dönemde gençlere umut verdi. AİHM’den o kararı bekliyor muydunuz? Şu an gelinen noktaya bakarsak 20. yılında süreci bize nasıl değerlendirirsiniz?

AİHM’den (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi) böyle bir karar beklemiyordum. Ben ve benim gibi yüzlerce dava AİHM’e gönderildi. Benimki ilk başvuru olduğu ve kabul edildiği için ayrı bir önem taşıdı. Haklı olduğuma sonuna kadar inandığım, orası da bir mahkeme, özellikle kişisel hak ve hürriyetler konusunda kararlar veren bir mahkeme olduğu için, lehimde bir karar çıkar düşüncesi ile başvurdum. Her şeyden önce yaşanan haksızlığa herkesin dikkatini çekmek ve bir kamuoyu oluşturmak da başvurumun amacı idi. AİHM geleneğini bozmadı ve siyasi bir karar verdi. Onların verdiği karar beni etkilemedi veya bağlamadı, çünkü aradan geçen zamanda ben bekleyemezdim ve bu sorunun, hukuksuzluğun alternatif çözümlerini bulmuştuk bile. Yurtdışına çıkarak eğitimimi tamamlamıştım, mahkeme kararı açıklandığında, Türkiye’de yasağın kalkması için de AİHM’den lehimde bir karar da o konjonktürde işe yaramayacaktı. Türkiye bu sorunu, kendi iç dinamikleri ile sağlam duran bir liderin arkasında, sağlam duran bir millet gücü ile çözdü.

20. yılında bu sürece baktığımızda Türkiye’nin çok yol kat ettiğini, ilerlediğini, geliştiğini, değiştiğini görüyorum. TSK’da artık isteyen kadınların başörtülü görev yapacağı günlere geldi Türkiye. AİHM’e ve Avrupa’ya bakarsak, onlar daha 28 Şubat’ını yeni yaşıyor, 20 yıl öncesine göre bizden çok gerideler.

28 Şubat postmodern darbesinde FETÖ etkileri hakkında neler söylersiniz?

28 Şubat darbecileri ile FETÖ’nün birbiriyle bağlantılı olduğunu ve 15 Temmuz’a kadar bu FETÖ terörünü beslediklerini düşünüyorum. Bizler okullardan, işlerimizden, askeriyeden, polislikten, akademik alanlardan atılırken onlara yer açıldı. Ve o örgüt üyeleri bir bir kilit noktalara, özellikle de askeriyede yerleştirilmişler. YAŞ Kararları ile atılan tek bir FETÖ mensubu gösterebilir misiniz?

Bu örgütü besleyen ve büyüten 28 Şubat darbecilerinin, 15 Temmuz Darbesi için de hesap vermeleri gerektiğini düşünüyorum.

Başörtüsü ile okula bile giremezken şu an TBMM’de başörtüsü ile görev yapıyorsunuz. Bu değişimi nasıl değerlendiriyorsunuz?

Eğitimimi yurt dışında tamamlamak kolay olmadı. Söylerken kolay geliyor ama pek çok engel ile karşılaşarak onları da aşmak ve mücadele etmek zorunda kaldık. Ama bu beni ve benim gibi arkadaşlarımı güçlendirdi, farklı yönlerimizi geliştirmemize sebep oldu, dünyaya bakışımızı farklılaştırdı. Vizyonumuz gelişti.

Mücadele dönemi, beni çok daha sosyal ve sivil toplum ile çalışan bir genç haline getirdi. Bu sosyal sorumluluk ve mücadele ruhu sanırım beni milletvekilliğine taşıdı. Ve Türkiye’de ilk defa başörtülü milletvekili adaylarından ve başörtülü milletvekillerinden biri olma onurunu yaşattı.

Başörtülü kadına seçilme hakkını 2015 yılında veren AK Parti’ye ve Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan’a teşekkür ediyorum.

“Bu kadına haddini bildirin!” söyleminden sonra yaşayabilecekleriniz sizi korkutmuş muydu?

Seçildikten sonra farklı duygular yaşadım. Tabii ki “Nereden nereye geldi Türkiye” diye “Elhamdülillah” diyerek şükrettim. Yeni bir Türkiye vardı artık. Darbe döneminde yasakları savunanların hiç biri yoktu, bu millet onlara haddini bildirmişti ve hepsine layık olduğu şekilde tarihin tozlu sayfalarına, yaptıkları haksızlıklar ile beraber göndermişti. Bu millet her zaman doğrunun ve haklının yanında olmayı bildi. Yeter ki; sağlam ve yine doğrunun, haklının yanında olan bir lideri olsun.

AİHM’in size olumsuz karar verilmesinden yıllar sonra başörtünüzle aynı mahkemeye hâkim seçtiniz. Bu size neler hissettirdi?

Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi asil üyesi olarak Türkiye’yi temsil eden bir milletvekiliyim. AİHM de bu konseye bağlı olarak çalışan bir kurum. Bu sebeple hakim seçimlerinde oy kullanıyoruz. Türkiye’nin başarısı olarak gurur duydum. Seçtiğimiz hakimlerin doğru ve hukukun üstünlüğünü koruyan, vicdanlarının sesini dinleyen kararlara imza atmasını temenni ederim. Benim hissettiğim Türkiye’nin başarısı ile onur duymaktı.

Eski Türkiye’de yaşanan zulümleri bilmeyen gençlere neler tavsiye edersiniz?

Gençlere tavsiyem, hak mücadelesi ancak hak ve doğru yoldan yapılır. Birilerinin yaptığı gibi yakıp yıkarak, çukur kazarak hak mücadelesi yapılmaz. Başkalarına, vatanına, milletine zarar vererek hak aranmaz. Engeller ile karşılaşınca yılmamalı, mücadele etmeliyiz. 98 Kuşağı olarak biz, tek bir kaldırım taşını sökmeden yıllar süren bir hak mücadelesi verdik. Hak; önünde sonunda teslim olur. Önemli olan hak ararken başkasına haksızlık yapmamak, samimiyetten ve doğru yoldan ayrılmamaktır.

Türkiye’nin güçlü ve üreten gençlere ihtiyacı var. Biz de bunun için gençlerin önünü açacak, geliştirecek, imkânlar sunacak çalışmalar ve yenilikler için çalışıyoruz. Sonuç olarak gençlere iki kelime ile “iyi insan” olmalarını tavsiye ediyorum.

 

“Aleyhimde Karar Veren AİHM’e Yıllar Sonra Hakim Seçtim”, Bilimevi Kadın dergisi, Nisan-Mayıs-Haziran 2017, sayı 1.

 

Güncelleme Tarihi: 08 Haziran 2018, 12:52
banner12
YORUM EKLE
banner8

banner7

banner6