Ahlak temelli eserlerin çevirisini yapacağız

Dünya Bizim olarak kültür sanat dünyamızın nabzını tutuyoruz. Kültür sanat söyleşileri dizimizde konuğumuz Nefes Yayınları'ndan Erman Yılmaz... Ümit Aksoy sordu.

Ahlak temelli eserlerin çevirisini yapacağız

Yayınevleri, televizyon programları, gazeteler ve belediyelerle, yürüttükleri faaliyetler üzerine konuştuğumuz soruşturmamızda, Nefes Yayınları'ndan Erman Yılmaz ile yayınevinin dününü ve bugününü konuştuk.

Nefes Yayınları hangi saiklerle ne zaman kuruldu?

Nefes Yayınları Türk kültür dünyasına tasavvuf eserlerini kazandırmak, bu alanda uzun bir tarih süresince unutulmaya yüz tutmuş, bu toprakların hikmeti ve irfanı ile mayalanmış eserlerini günümüz insanı ile buluşturarak içsel yolculuklarına katkıda bulunmak amacı ile 2007 yılında kuruldu.

Yayınevinizin bastığı kitapların önemli bir bölümünü Cemalnur Sargut Hanım’ın kitapları oluşturmakta. Cemalnur Hanım’ın yayıneviniz için ifade ettiği değer tam olarak nedir?

Cemalnur Sargut Hanımefendi bir inanç, kültür ve yaşam geleneğimizin önemli bir temsilcisi ve bire bir yaşayanı olarak bu inanç ve felsefesini bir yaşam tarzı olarak etrafındakilere yansıtabilmektedir. Bu kutsal ve kadim öğretinin değerlerini yaşamın içerisinden örnekleyerek bize bunların yaşanabilir değerler olduğunu gösterdikçe bunların toplumumuzla paylaşılması gereği hâsıl oldu. Modern devrin problemleri ve içsel huzursuzluklarıyla baş başa ve yalnız kalan insan kendisini tanıdıkça Rabbini, Rabbini tanıdıkça diğer insanları olduğu gibi sevebilmeyi ve en önemlisi olduğu haliyle kabul edebilmeyi öğrendi. Bu değerlerin yaşanabilir-tecrübe edilebilir dolduğunu, yani bu mefhumların sadece düşünce aşamasında kalmadığını, sistematik-bilişsel bir yaşam tarzı oluşturabilmek adına yaşadığımız güzelliklerin ve zorlukların nasıl karşılanması gerektiğine yönelik tespitleri sorumlu yayıncılık anlayışı ve yayın politikası oluşturma adına ufuk açıcı bir vizyondur.

Bu kitapların yanında, hem geleneksel metinlerden hem de modern tasavvufi eserlerden tercümeler yayınlıyorsunuz. Yayınevi bu noktada nasıl bir boşluğu doldurmayı hedefliyor?

Geleneksel metinler bizim içimizden, ulaşılabilir ve bu toprakların gerçek mayasını temsil eden ve en önemlisi yaşanabilir-yaşanmış değerleri ihtiva eden bir zenginlik içermekte. Bunların maddi karşılık beklenmeden Türk kültür hayatına yine-yeni-yeniden kazandırılması burada nefes almanın bize verdiği bir yükümlülüktür. Muhakkak bir boşluk doluyor ki toplumumuzun okumaya yönelik talepleri ve bize teveccühleri bu konuda doğru bir yol aldığımızı gösteriyor. Biz hayatın içerisinden örneklerle bunları okura sunduğumuz zaman herkes kendisini o eserde, o eserin içerdiği düstur ve hedefi de kendisinde bulmakta. Bir manevi ve bilişsel boşluğun modern uğraşlar ve oyalamalar ile doldurulma çabalarının insana ve toplum huzuruna bir şey katmadığını artık öğrenmiş olduk.

Nispeten yeni ve genç bir yayınevisiniz. Yayın dünyasının sorunlarını genel olarak nasıl tanımlayabilirsiniz? Siz bu sorunları aşmak noktasında ne gibi faaliyetler yapıyorsunuz?

1-Yayıncılık sektöründe kurumsal ve insani ilişkilerin geçmişte sert ve acımasız geç-kapitalist davranış ve yaklaşımla yönetilmesi sonucu tüm bileşenlerin birbirine karşı ilişkilerini “güvensizlik” üzerine inşa etmiş olduğunu görüyoruz. Bunu çalıştığımız tüm paydaşlarda yaşıyoruz. Farklı sektörlerdeki kurumsal yaklaşım ve deneyimlerimizi bu sektöre aktarırken, verilen sözlerin ve vaktin önemini betimlerken ve bu düsturu yaşamaya çalışırken çektiğimiz zorluklar başı çekmekte. Ahlaki düzlemde yazılı kurallar dâhilinde hareket ederek akdimizi yerine getirmeye çalışıyor, bu konuda yalnız da kalsak bir prensipler manzumesinin hayata geçirilmesi için doğru ve dürüst uygulamamızdan taviz vermiyoruz.

2-Yayıncıların dağıtım ağındaki bileşenlere mahkum bırakılması ve çalışma koşullarının 'güç’e ayarlı olarak keyfiyete bağlı uygulanması yani salt dağıtımcı inisiyatifinde devam eden yaptırımların devam ediyor oluşu ve bunun yanında gelen mali ve kanuni sorumluluklarımız bir misyon üstlenen yayıncıların maliyetlerini karşılamasında zorluklar yaşamasına sebebiyet vermekte. Bu konuda da kendi çalışanlarımıza, iş ve süreç ortaklarımıza uygulamalarımızda söz verilen-akdedilen vakit ve yaptırımlara riayet ediyoruz.

3-Bu çalışma prensip(sizlik)lerine bağlı olarak da “daha çok hangi tarz ‘ürün’ ile adımdan söz ettirebilirim” kaygısı, ‘kitap’ dediğimiz zenginliğin içeriğinden verilen tavize de sebebiyet verebiliyor. Bu yaklaşımdan mümkün olduğunca kaçınmaya çalışsak da bu yaklaşımın tamamen dışında kalabilmeyi başarabilmek hatta bunun bir seçenek olarak değerlendirilmesi acziyetinden uzak kalmak istiyoruz.

Yayınevinizin İbn Arabi ile ilgili eserleri de dikkat çekiyor. İbn Arabi’nin Türkiye’deki okurlar tarafından algılanma ve alımlanma biçimine dair neler söylersiniz? Türkiye’de İbn Arabi çalışmaları ne düzeyde? Siz bu çalışmalara nasıl bir katkı yapmayı hedefliyorsunuz?

Hazretin Allah (c.c)’ı bilişsel (isim ve sıfatlarıyla) tanımaya ve bu isim ve sıfatları bizzat tecrübe etmeye yönelik düşünüş ve yaşam biçimini sistematik hale getiren şerhleri ve mutasavvıfların yorumlarını ne kadar çok yaygınlaştırırsak onun düşüncesini ve anlattıklarını o kadar daha iyi tanımlar ve dediklerini idrak etmeyi başarabiliriz. Bu yöndeki okumaların artışına tanık olduğumuz bir dönemden geçiyoruz, akademik çalışmalar arasında Hazretin ilim ve tefekkür dünyasına yönelik araştırma ve çalışmaların da gittikçe arttığı bir gerçek. Biz de akademik dünya ile samimiyetimiz ve beraber proje üretme, uluslararası seminer ve sempozyumlar düzenleme noktasında sıkı ve yoğun işbirliğimizi her sene arttırarak devam ettiriyoruz. Bu yönde yurtdışında biri Amerika’da diğeri Çin’de kurulmasına ön ayak olduğumuz iki farklı İslam ilimleri araştırma enstitümüz var. Türkiye’de de akademik bir çerçevede bu eserlerin daha sistematik ve derinlikli çalışılabilmesi ve tüm farklı bilim dallarında çalışma üreten akademisyenlerin faydalanabileceği ve eser ortaya koyabileceği bir enstitü ve hatta üniversite kurulması yönünde çaba gösteriyoruz.

Nefes Yayınları’nın yanında Her Nefes isimli bir dergi yayınlıyorsunuz ve yayın dünyasına yeni giren “Tuti Kitap” mevcut. Derginizin yayın çizgisi ve yeni yayınevinizin çizgisinden kısaca bahsedebilir misiniz?

Her Nefes dergimiz, gönüllü olarak hayatlarının farklı renklerini belirli bir “kendini okuma” yöntemi ile kâğıda aktaran gönüllü kalem sahiplerinden oluşuyor. Yazım dünyasına amatör ama samimi ve herkesin kendisinden bir şey bulabildiği tatta üreten, gittikçe kalemleri sivrilen ve netleşen bu hayatın erbabı olma adayları yayın dünyasının içten ve derinlikli simalarıdır ve onların kendilerine yazdıkları yazıların paylaşılmasından dergimiz oluşmaktadır.

Tuti Kitap, yayınevi bünyemizde yeni kurmuş olduğumuz bir markadır ve bu sonbahar ile birlikte çıkışa geçerek çok renkli bir başlık çeşitliliği ve zengin bir içerik ile okuyucularıyla buluşacak. Hayatın her alanından kurgu veya kurgu olmayan seçilmiş özel eserleri (çeviri veya telif) bünyesinde barındırarak bir “meselesi” olduğunu ve bu “derdini” paylaşarak özellikle gençlere ve genç yetişkinlere hitap edecektir. Bu amaçla; “nasıl bir medeniyet tasavvuruna sahibiz?” ve “bunu hangi örnekler üzerine bina edebiliriz?” gibi Nefes çizgisindeki mana yüklü eserlerin misyonunu biraz da akıl edilebilir-müspet alanlara ve ilimlere çekerek insanımıza işaretler ve düşünsel dertler üretmeye, onları hayata dair ilim/bilimler üstünden basitçe bilgilendirerek hayatlarını ve kendilerini sorgulamaya davet edeceğiz. Bazen kendi medeniyetimizin ürünleri üzerinden, bazen de medeniyetimizin yıkıcı unsurlarını deşifre etmeye yönelik okumalar üzerinden bir seçki ile yola çıkıyoruz. Bunu da kaliteli, bilgilendirici ve sürükleyici basit okunur kurgu roman, öykü, çizgi roman gibi birbirinden farklı ve renkli kategoriler üzerinden sağlamaya çalışacağız.

Yayınevinin mutfağında neler var?

Nefes markası özelinde çizgimizden ödün vermeden aynı tarzda daha fazla bir seçki ile okurlarımızın karşısında olacağız; bu sene Chittick ile İbn Arabi’ye giriş okumaları yapacağız, sonrasında İlahi Aşk’a gireceğiz, Molla Sadra’yı derinlemesine tanıyacağız, Hz. Ali’yi erbabından okuyacağız, toplumsal ilişkilerimizin daha düzenli işlemesi için ahlak temelli eserlerin çevirisini paylaşacağız.

Tuti Kitap özelinde; kötülüğe karşı doğruluk ve haysiyetle mücadele eden herkes için prestij bir eser olacak olan uluslararası üne sahip araştırmacı Asma Afsaruddin’ın “İlk Müslümanlar” adlı eserini, Apple ve Google’ın mücadelesinden nasıl bir devrimin ortaya çıktığını analiz eden ve geleceğin öngörüsünün işlendiği gençlerin faydalanacağı bir vizyon kitabımızı, sonrasında ünlü düşünce kuruluşu CFR’ın başkanı Richard Haass’ın gelecek dönemde Amerika tarafından nasıl bir küresel liderlik stratejisi uygulanması gerektiğini anlattığı ve biz de bunu yayınlayarak Türkiye’nin uygulaması gereken stratejilerini netleştirmesine yardımcı olmasını arzuladığımız, 11.Cumhurbaşkanımızın yaptığı bir konuşmada özellikle büyükelçilerimizin bu kitabı muhakkak okuması gerektiğini ifade ettiği bir dış politika kitabımızı, başlangıç serisi tadında birkaç kitaptan oluşan, görsel ve karikatürlerle desteklenmiş farklı ilim dallarını, kadim Osmanlı-Türk masallarını, yurtdışı ödüllü ve çok satan listelerinden tarihsel bilgi de veren cinayet romanları, dram romanları, sinir-bilim alanında ün yapmış ve halkın anlayacağı dilde bu bilgileri somutlaştırıp beynimizin işleyişini ve kararlarımızın sebeplerini ele alan düşün ve ilim adamlarımızın eserlerini, çeşitli edebiyat okumaları, dünyanın kısa tarihi gibi kısaca bilgilendirici eserleri ve nicelerini şu anda mutfağımızda hazırlıyoruz.

 

Ümit Aksoy konuştu

Yayın Tarihi: 24 Eylül 2014 Çarşamba 12:29 Güncelleme Tarihi: 05 Haziran 2018, 11:06
banner25
YORUM EKLE

banner19

banner26